|
17 Mayıs 2005 Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
İngiltere'de İşçi Partisi hükümetinin önümüzdeki dönem parlamentoya getirmeyi planladığı yasaların bugün Kraliçe tarafından açıklanması öncesinde, Independent gazetesi manşetinde hükümete seçim sisteminde reform çağrısı yapıyor.
Genel seçimde seçmenin sadece yüzde 22'si Tony Blair'i destekledi. Kullanılan oyların yüzde 36'sını ve Avam Kamarasındaki sandalyelerin yüzde 55'in alan başbakan, seçim reformu diye bir talep olmadığını söylüyor. Ama seçmenin yüzde 62 si bu görüşte değil. "Independent'ın yaptırdığı kamuoyu araştırmasına göre İngiltere'de her beş seçmenden üçü, en çok oy alan partiye oy oranının çok üzerinde sandalye veren dar bölge çoğunluk sisteminin değişmesini, daha nispi temsile yakın bir sisteme geçilmesini istiyor." Savaş karşıtı Respect hareketinin lideri İngiliz milletvekili George Galloway kendisini savaş öncesinde Irak'ın petrol satışlarından kar sağlamakla suçlayan Amerikan senatosunun alt komisyonuna ifade verecek bugün. Guardian gazetesine bakılırsa, Galloway hesap vermeye değil, hesap sormaya gidiyor. Galloway'in şu sözlerini aktarıyor gazete. "Onları, Irak'ın asıl meselelerini gözlerden uzak tutma harekatının parçası olmakla suçlayacağım. Asıl mesele, Irak'ın milyarlarca dolar değerindeki servetinin Amerika Birleşik Devletleri ve onun şirketleri tarafından çalınmasıdır." Guardian manşete çektiği haberinde, Galloway senatodan hesap sormaya hazırlanadursun, bir yandan da bir başka yeni senato soruşturmasının bulgularına göre, Irak'a yönelik yaptırımların çok büyük boyutlarda delinmesine, Amerikan yönetiminin bile bile göz yumduğunu yazıyor: "Dün Demokratlar tarafından açıklanan komisyon raporu Bush yönetiminin, Amerikan şirketlerinin, Irak petrolünün yasadışı yollardan satışı ve Saddam Hüseyin yönetimine ödenen komisyonlarla bağlantısından haberdar olup, hiç bir şey yapmadığını, hatta adı karışan şirketlere güvence verdiğini belgeliyor. "Daha önce İngiliz milletvekili George Galloway ya da Fransız bakan Charles Pasqua'nın adı karıştığı öne sürülen yasadışı petrol satışların boyutları, bu raporda belgelenlerin yanında çok çok küçük kalıyor. "Hatta senatonun raporuna göre, Amerikan şirketlerinin, el altından ucuz petrol alabilmek için ödediği paralar, Saddam Hüseyin rejimine dünyada diğer herkes tarafından ödenen komisyonların toplamını aşıyor. " Guardian'a göre, Amerikan senatosunun raporunda, Bayoil ve Odin adlı Amerikan şirketlerinin adı geçiyor. Özbekistan Özbekistan'daki olaylar İngiliz gazetelerinin dış haberler sayfalarındaki en ağırlıklı konu yine. Guardian gazetesinde bizzat, olayların sıçradığı Karasu kentinden bildiren muhabir Andrei Babitsky, şunları yazıyor. "Kırgızistan sınırı boyundaki Karasu'nun tek resmi binası dün terketilmişti. Makamı harabeye çevrilen Karasu valisi dünü evinde geçirdi ve korkudan dışarıya çıkamadı. "Dün, çok sayıda Özbek askeri Karasu'nun çevresini sardı ve Andican'dan sonra burda da bir bastırma harekatına girişecekleri korkusu iyice yayıldı. Ama cumartesi günü karasu'yu yakıp yıkan militanların çoktan Kırgızistan sınırını geçerek Celalabad'a sığındıkları sanılıyor. "Karasu'da dirlik ve düzeni sağlama işini şu anda kent yaşlıları üstlenmiş durumda. İki yıl önce yetkililer tarafından ticareti engellemek için yıkılan Kırgızistan sınırındaki köprü onarılıp yeniden açıldı." Daily Telegraph, Kırgızistan'a geçen Özbeklerin, geçen hafta Andican'daki olaylarda ölenlerin sayısının yüzlerce değil binlerce olduğunu anlattıklarını yazıyor. Financial Times ise 'değişim rüzgarı Orta Asya'yı sardı' diyor başyazısında. "Bush yönetiminin demokrasiyi yaygınlaştırma misyonunun er geç kendi demokratik olmayan müttefiklerini de etkileyeceği belliydi. Şayet Amerika demokrasi ve özgürlüğü yaymak istiyorsa, müttefiklerinin bundan muaf olmasını bekleyemez. " Özbek basını Özbekistan'daki gelişmeler hakkında İngiltere basınının çok az somut haber alabildiği dikkat çekerken, BBC dinleme servisinin verdiği bilgiye göre, Özbek radyoları normal müzik ve haber programlarını sürdürüyor ama ülkenin doğusunda Fergana vadisini saran olaylardan hiç söz edilmiyor. Ülkedeki iki ana televizyon kanalında da durum aynı. Pazar günü BBC World ve CNN'in kablolu yayınları Taşkent'te izlenemedi. Rus televizyon kanallarının haber bültenleri ise reklamlar veya başka programlarla değiştiriliyor. Rus gazeteleri Özbekistan'daki olayların Rus basınına nasıl yansıdığına kısaca bakalım. Komünist Sovyetskaya Rossiya yorumunda batılı müttefiklere çatıyor. "Sovyetler Birliğinin çöküşü ve cumhuriyetler arasındaki ekonomik bağların kopması kitleleri yoksulluk ve çaresizlik ve isyana sürüklüyor. İşte bu ortam batılı sözde 'müttefiklerimiz' tarafından desteklenenler de dahil her türlü aşırılığın zeminini hazırlıyor. " Hükümete yakın Rossiyskaya Gazeta ise Kerimov yönetimini eleştirmiş. "Cumhurbaşkanı Kerimov, aşırı islamcılık tehdidini, her türlü muhalefeti bastırmanın bahanesi olarak kullanmakla, ılımlı vatandaşları karşısına alıyor, ve Özbekistan İslami Hareketi gibi gerçekten aşırı görüşlü örgütlerin güçlenmesini sağlıyor." İşadamı Boris Berezovski'nin denetimindeki önde gelen gazetelerden Nezavisimaya Gazeta ise Rusya'nın Özbekistan'daki olayların şiddetle bastırılmasını onaylamakla dünyaya yanlış bir mesaj verdiğini yazıyor. Fransız gazeteleri Fransa'da Avrupa Anayasası referandumuna yalnızca 12 gün kala Le Figaro, kamuoyu yoklamalarına göre 'hayır' oylarının yüzde 51 ile yine öne geçtiğini yazıyor. Le Monde, Türkiye'nin özel havayolu şirketlerinden Onur Air'in uçuşlarının geçen hafta güvenlik kaygıları nedeniyle Fransa, Hollanda, Almanya ve İsviçre tarafından yasaklanmasını memnuniyetle karşılamış, "ama yasak tek tek ülkelerden değil Avrupa Birliği'nden gelmeliydi" diyor. Le Monde, konuyu Türkiye ile Avrupa Birliği ilişkilerine bağlamış. "Bu olay Türkiye'nin Avrupa standartlarına uymak için daha çok yol katetmesi gerektiğini gösteriyor. Birliğe üye olacak bir ülkeden, doğru düzgün bir açıklama ve gerçek bir soruşturma yapmasını beklemek kadar doğal bir şey olamaz. Bu Türkiye'ye yönelik bir hakaret de değil komplo da. Türkiye, yasağın tamamen siyasi bir karar olduğu yolundaki ilk tepkisinde ısrar etmemeli." İspanyol gazeteleri İspanya'da Başbakan Rodriguez Zapatero'nun, Bask ayrılıkçı örgütü ETA ile, silahlı mücadeleden vazgeçmesi halinde görüşme masasına oturulması önerisi, bugün parlamentoda oylanıyor. El Mundo gazetesi şu yorumu yapmış. "Eğer parlamento ETA ile diyaloğu siyasi bir amaç olarak benimserse, bu teröristleri daha da cesaretlendirmekten başka bir işe yaramıyacak." ABC ve La Razon gazeteleri de Başbakan Zapatero'nun önerisinden rahatsız. Fakat Katalonya bölgesinin merkezi Barselona'da yayımlanan La Varguardia da daha yumuşak bir tutum gösteriyor ve ETA'nın son zamanlarda çok zayıflamış olmasının, barış girişiminin şansını artırdığını savunuyor. |
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||