|
8 Mayıs 2005 Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Pazar gazetelerinde, tarihinde ilk defa, üst üste üçüncü kez iktidara gelen, ancak çoğunluğu ciddi oranda eriyen İşçi Partisi'nden, Başbakan Blair'in görevi devretmesi için yükselen çağrılar öne çıkıyor.
Sunday Times, "Milletvekillerinden Blair'e istifa çağrısı" manşetiyle çıkmış. Habere göre, partinin 100 milletvekilinden 30'u, Blair'in bir an önce, mümkünse bir yıl içinde görevi bırakmasını istiyor. Blair'in yerine geçmesi beklenen isim ise belli. Partideki en büyük rakibi Maliye Bakanı Gordon Brown. Sunday Telegraph'a göre, görevi devretmesi için yapılan çağrılara, Brown'un temsil ettiği sol kanadın yanı sıra, Blair'e yakın isimler de katılıyor. Koltuğunu kaybeden birçok milletvekilinin, bu sonuçtan Başbakan'ı sorumlu tuttuğunu yazıyor gazete. Observer da, savaş baltalarını seçim nedeniyle, kısa bir süreliğine toprağa gömen Blair ile Brown arasındaki balayının kısa sürdüğünü belirtiyor. 'Anlaşmazlık görünürde, yeni dönemde yapılacak kabine değişikliği ve kimin hangi göreve getirileceği konusunda olsa da, asıl mesele, Başbakan'ın koltuğu ne zaman bırakacağı' diyor gazete. Blair'in yakın çevresine dayandırılan haberlere göre, Blair'in görevi rakibine devretmek için düşündüğü tarih, 2008'deki parti kongresi. Ancak bu denli güçlü bir muhalefet karşısında, Blair'in koltuğunu üç yıl daha korumasının zor olduğu yorumuna yer veriyor Observer. "Blair koltuğu ne zaman bıracak?" tartışması manşetlerle sınırlı değil. Yorum sayfaları da çarşaf çarşaf bu konuya ayrılmış. Birçok köşe yazarının yaptığı espriyi, Independent on Sunday bir karikatürle taşımış sayfalarına. Ofisinin percerisinden dışarı bakan Blair, şöyle diyor kendi kendine; "Üçüncü kez iktidardayım. Tarihe geçtim." Hemen arkasında duran Maliye Bakanı Gordon Brown ise şöyle geçiriyor içinden; "Artık tarih oldun". Bu karikatürün hemen yanındaki başyazısında ise şöyle diyor Independent on Sunday; "Daha sonraya bırakmayıp, mümkün olduğu kadar erken ayrılması, hem Blair için, hem de ülke için daha iyi olacaktır. "En iyi tarih, gelecek yıl yapılması öngörülen Avrupa Anayasası referandumu. Sonucu ne olursa olsun, referandum ertesi görevi bırakmalı. Seçim sonuçları açıkladıktan sonra yaptığı, "Kulak verdim ve öğrendim" açıklaması, eğer eyleme geçmezse, kimseyi ikna etmeyecektir. "Zaten bunun üzerine, Irak'ın işgali ile ilgili söyledikleri, birşeyler öğrendiği konusunda soru işaretleri yarattı. Eminiz ki Başbakan, "Irak konusunu geride bırakıp yolumuza devam edelim" derken, birçok kişi televizyonları başında zıplayıp, "Asıl sen yoluna git" demiştir. Seçim sonuçlarını diğer partiler açısından da değerlendiren Sunday Times başyazısında, ortaya çıkan tabloyu son derece umut verici olarak değerlendiriyor. Partilerin bundan sonra atması gereken adımlar ise şöyle özetlenmiş. "Bundan bir hafta önce, seçimin sonucunun üç aşağı beş yukarı şöyle bir tabloya işaret etmesini umduğumuzu yazmıştık. "İşçi Partisi'nin törpülendiği, ana muhalefetteki Muhafazakarların ise, gerçek bir alternatif oluşturabilecekleri daha güçlü bir parlamento aritmetiği. Seçmenin istediği de tam olarak bu muydu bilinmez ama, sonuç tam da böyle oldu. "İşçi Partisi'ne destek eridi. Muhafazakarların henüz iktidara hazır olmadığı ama cesaretlendirilmeleri gerektiği kabul gördü. Liberal Demokratlar da bir miktar ilerleme kaydetti. Ancak partiler açısından asıl zorluk şimdi başlıyor. "Bu sonucu nasıl değerlendirecekler? İlk doğru adımı, Muhafazakarlar attı. Michael Howard'ın parti liderliğini bırakacağını açıklaması doğru bir hareketti. Zira bu sonucu iyi değerlendirmesi gereken partinin, geçmişinin külfetinden kurtulup ileriye bakması gerekiyor. "Peki Başbakan Tony Blair nasıl değerlendirecek bu seçim sonucunu. Öncelikle bakması gereken tabloyu çizelim. Yüzde 36 oy aldı ki, şimdiye kadar hiçbir parti, iktidara bu kadar küçük bir çoğunluk ile gelmemişti. "Buna yüzde 61'lik katılımı da eklersek, İngiltere seçmeninin sadece yüzde 22'sinin desteğine sahip olduğu gerçeği ortaya çıkar. Daha da özetle, İşçi Partisi artık, seçmenin sadece beşte birini temsil ediyor. "Blair bu tablodan ders alacağını söylüyor. Ancak tablonun yanlış yüzüne bakma riski de var. Ağar, bu tabloya bakıp, "Güzel, bir daha tartışmalı bir savaşa girmezsem, herşey eskisi gibi olur" diye düşünüyorsa yanılıyor. "Seçmenin hükümete ilişkin sıkıntısı bundan çok daha derin. İngiltere seçmeni, yasa dışı göçün önlenmesinden, vergilerinin karşılığında doğru dürüst kamu hizmeti almaya, başka şeyler de talep ediyor. "Blair bu sefer şanslıydı, zira muhalfet yeterince güçlü değildi. Ama bir dahaki sefere öyle olmayacağı kesin." Observer, seçin sonrası İşçi Partisi içinde giderek büyüyen muhalefetin, gelecek yıl yapılması öngörülen Avrupa Anayasası referandumunda da, Blair'e zorluk çıkarabileceğini yazıyor ve şöyle devam ediyor; "Parti içindeki muhalif milletvekileri, referandumu, Blair'e duyulan öfkeyi yansıtmak için kullanmaya hazırlanıyor. Üstelik yürütecekleri hayır kampanyasının da, hükümet tarafından finanse edilmesini istiyorlar. "Hükümet Avrupa Anayasası konusunda kendisini bağlamış olsa da, partinin tabanında bölünmüşlük hakim olduğunu savunan milletvekilleri, tüm paranın evet kampanyasına harcanmasının bu nedenle doğru olmayacağını dile getiriyor. "Aslında bu karşıt görüşler, seçim kampanyası sırasında bir kenara bırakılmıştı. Yeniden seçilmek adına, farklı görüşteki milletvekilleri, hükümetin çizgisine yaklaşmıştı. "Ancak bazıları, kampanya sırasında da ödün vermedi. O kadar ki, seçmene dağıttıkları broşürlere, Avrupa Anayasası'na karşı olduklarını iri puntolarla yazmaktan çekinmediler. Ancak kavga asıl bundan sonra sertleşecek. "Hayır"cı kampın başını çeken milletvekillerinden Ian Davidson, referandumun bir an önce yapılmasını istiyor ve uyarıyor; "Bu seçimdeki tepki oyları gösterdi ki, hükümetin referandumdan evet sonucu çıkartması hiç de kolay olmayacak. "Referandum bir anlamda, Blair'in siyasi geleceği ile ilişkilendirilecek ve seçmen, bunu Blair'e dersini bir kez daha vermek için bir fırsat olarak görecek." "Parti içindeki hayır kanadi o kadar kararlı ki, Avrupa Anayasası'nı reddi için, Liberal Demokratlar, Yeşiller ve İşçi sendikaları ile ittifaka bile hazır olduklarını gizlemiyorlar. |
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||