|
29 Nisan 2005 Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Daily Telegraph'ın iç sayfalarındaki bir haberde, Amerikalıların deyimiyle 'İran tarafından Irak'a sızdırılan Şiilerin', Irak'ta polisin kontrolünü ele aldıkları belirtiliyor.
Gazete, Irak'ta yeni hükümette içişleri bakanlığına, Irak İslam Devrimi Yüksek Konseyi'nden bir siyasetçinin getirildiğini bildirip ekliyor: "Bu durum, isyancıların yenilmeleri için destekleri hayati önem taşıyan Sünni Arapları soğutma riski taşıyor." Daily Telepraph, Sünni Arapların, yeni içişleri bakanına yönelik şüphelerinin nedenlerini şöyle açıklıyor: "Çünkü Irak İslam Devrimi Yüksek Konseyi'nin liderleri, 20 yıl boyunca İran'da sürgündelerdi. Konseyin 10 bin üyesi olan silahlı gücü Bedir Tugayları, İran-Irak Savaşı'nda, Irak'a karşı savaşmıştı." 'Makul tavsiye mi, yanlış hüküm mü?' İngiltere'de, hükümetin hukuk işlerinden sorumlu Devlet Bakanı Lord Goldsmith'in Irak Savaşı'yla ilgili tavsiyesi hala gündemde. Goldsmith'in, savaştan kısa süre önce, 7 Mart 2003'te, askeri operasyonun yasallığı hakkında kaygıları olduğunu gösteren belge basına sızmıştı. Times, başyazısında "Makul bir durum" deyip, uluslararası hukuk ve uluslararası politikayı ayırmanın zorluklarından bahsediyor ve Başbakan Tony Blair'e de destek veriyor: "Savaş karşıtı cephenin, mutlak uluslararası hukuk gibi bir kavram olduğu ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin, bu kapsamda muhakeme yapacak en üst mahkeme olduğu yolundaki iddiası son derece yanlış bir savdır. Konsey, yasal bir mahkeme değildir. Çin ve Rusya gibi demokrasi modellerini temsil eden siyasetçiler ve bürokratlardan oluşur. Konsey üyeleri bazen eylemleriyle, hukukun üstünlüğü prensibiyle dalga geçerler. Lord Goldsmith, savaşın 'makul bir durum' olduğunu ısrarda haklıydı. Bay Blair'i, o dönem yalan söylemek ve ülkeyi yasa dışı olduğunu bildiği bir savaşa sürüklemekle suçlamak, akla uygun değil." Independent ise başyazısında Times'ın tam tersi bir görüşü savunuyor. Gazeteye göre, Irak Savaşı'nın yasallığı konusundaki tartışmalar, 'Korkunç sonuçlara yol açan çok derin bir yanlış hükmü' gösteriyor. Independent, bu duruma yol açtığını söylediği faktörleri de şöyle sıralıyor: ''Aldatma kültürü, prosedürlerin gevşetilmesi ve en üst düzeyde hesap verme eksikliği.'' Financial Times başyazısında Başbakan Tony Blair hakkında "Artık kaderi, onun elinde değil" demiş. Gazeteye göre Irak'ı işgali kararı, Blair'in başbakanlığı için bir zorluk. "Tony Blair, bir yıldan uzun süredir etkisini yitirmiş bir başbakan. Seçimi kazanıp üçüncü dönemine başlasa bile, artan güvensizlik bu dönemi kötü etkileyecek. Yeni Avrupa Birliği Anayasası'na yönelik referandumu kazanmasını daha da zorlaştıracak. Zaten Blair, Irak savaşı sonrası siyaseten zayıf konumda olması Daily Telegraph'ın manşeti "Irak'ın hayaletinin işgal ettiği Blair". Gazete, yaptırdığı kamuoyu araştırmasında İngiliz halkına, "Sizce kim perşembe günkü genel seçimi kazanmak için yalan söylüyor?" diye sormuş. İngilizlerin yüzde 58'i, Başbakan Blair'in yalan söylediği görüşünde. Ancak ana muhalefetteki Muhafazakar Parti'nin lideri Michael Howard için de bu oran, yüzde 51. Araştırmaya göre bugün seçim olsa oyların iktidardaki İşçi Partisi yüzde 36'sını, muhafazakarlar yüzde 32'sini, Liberal Demokratlarsa yüzde 24'ünü alacak. 'Artık Almanlar da Gastarbeiter ' Guardian'ın iç sayfalarındaki bir haberin başlığı, "İşsiz Almanlar, Avusturya'ya akın ediyor". Gazete, Avusturya'da çalışan Almanların sayısının son beş yılda iki katına çıktığını yazıyor. Guardian'a göre kısa süre içinde, Avusturya'daki göçmen işçiler klasmanında Almanlar Türkleri geçecek. "Gastarbeiter yani 'misafir işçi' sözcüğünü sözlüklere kazandıranlar, 1960 ve 70'li yıllarda ülkeye gelen Türkleri, böyle nitelendiren Almanlardı. Türkler, Almanların yapmakta tereddüt ettiği işlerde çalışıyordu. Şimdiyse Alman İş Bulma Kurumu, genç Almanlara yurt dışında iş bulmalarında yardımcı olmak amacıyla bir 'Avrupa Servisi' kurdu. Kurum, işsiz Almanların, Avusturya firmalarıyla temas kurmalarını sağlıyor. Tıpkı Alman şirketlerinin 40 yıl önce Türkiye'de yaptıkları gibi." Fransa'da 'hayır'cıların internet becerisi Financial Times, Fransa'da 29 Mayıs'taki Avrupa Anayasası referandumu öncesi, 'hayır' oylarının çoğunlukta görünmesinde, internetin de etkili olduğunu söylüyor. Fransa'da 'hayır' kampanyasını yürütenler arasında küreselleşme karşıtları, sendikalar ve radikal sol görüşlü kesimler de var. Fransız bir halka ilişkiler şirketinin yöneticisi Stanislas Magniet, bu kesimlerin şu ana kadarki başarılarını şöyle yorumlamış: "Marjinal partiler, interneti kullanmakta daima daha başarılı olmuştur. Çünkü kaynakları yoktur, en çok izlenen saatlerde medyaya erişim imkanları azdır, büyük siyasi partilerin mali imkanlarına sahip değillerdir. Gece poster asarlar, gündüz de mesajlarını internetten yayarlar. İnternette militanlığın gerçek köklerini görmeye başlıyoruz." 'Chavez ABD'nin burnunu çimdikliyor' Daily Telegraph ise başyazısında, Venezuela Cumhurbaşkanı Hugo Chavez'in Küba'yla serbest ticaret anlaşması imzalamasını, 'Amerika'nın burnunu çimdiklemek' olarak yorumlamış. Gazete, Washington'ın Chavez karşısında işinin niçin zor olduğunuysa, üç nedene bağlıyor: "Birincisi, Hugo Chavez demokratik bir şekilde iş başına gelmiş bir lider. İkincisi, Amerika Birleşik Devletleri, toplam petrol ihtiyacının yüzde 14'ünü karşılayan Venezuela'ya bağımlı. Son olarak da Arjantin, Brezilya, Şili ve Uruguay gibi ülkelerde Latin Amerikalı seçmenlerin sola kayması, bölgede Venezuela karşıtı bir ittifakın oluşturulmasını zorlaştırıyor." Almanya'nın Eurovision temsilcisinin başı dertte Independent, seçmelerdeki rakiplerinin Almanya'yı Eurovision Şarkı Yarışması'nda temsil edilecek Gracia Baur'a, yarışmadan çekilmesi yolunda çağrı yaptıklarını yazıyor. Çağrının nedeni, yapımcısı David Brandes'in, Baur'un 'Run and Hide', yani 'Koş ve Saklan' adlı şarkısının albumünden 2000 tanesini satın alması. Böylece, şarkının müzik listelerinde üst sıralara çıktığı belirtiliyor. Gracia Baur'un müzik kariyeriyse iki yıl önce bir şarkı yarışmasında finale çıkmasıyla başlamış ancak albümünün satışları fiyasko olarak yorumlanmıştı. Baur, aksi tüm çağrılara rağmen, Eurovision'da yarışacak ancak şu sözleri, bugünlerde ne kadar dertli olduğunun göstergesi: "Ben yanlış birşey yapmadım ama üzerimde bir uğursuzluk var. Ne zaman benim için işler iyi gitmeye başlasa, birisi kızarmış bir tavayla geliyor ve onu kafama geçiriyor." |
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||