|
25 Nisan 2005 Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Daily Telegraph'ın iç sayfalardaki haberin başlığı, "Ermeniler, soykırımın unutulmasını reddediyor".
Dün Ermenistan'ın başkenti Erivan'da toplanan yüzbinlerce kişinin, Osmanlı İmparatorluğu döneminde öldürülen ve sayıları bir buçuk milyonu bulabilecek Ermenileri andığı belirtilmiş. Törende konuşan Ermenistan Cumhurbaşkanı Robert Koçaryan'ın şu sözleri aktarılmış: "Soykırımın tanınması ve kınanması, bugün sadece Ermenistan'ın değil, uluslararası siyasetin de gündemindedir." Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan bu ay Koçaryan'a bir mektup yazmış ve iki ülkenin, soykırım iddialarını araştımak üzere ortak komisyon oluşturmasını önermişti. Haberde, Ermeni tarafının mektuba yaklaşımıyla ilgili şu satırlar yer almış: "Koçaryan, Erdoğan'ın mektubuna resmi bir yanıt vermedi. Ancak bir Rus televizyonuna demecinde, mektubun içeriğinin, sorunlarının kısa sürede çözülebileceğine dair ümit verdiğini söyledi." Independent'ın iç sayfalarındaki haberin başlığı, "Ermeniler 90 yıl sonra Türkiye'den soykırımı tanımasını istiyor". Haberde, 400 bin Ermeninin yaşadığı Fransa dahil, sekiz Avrupa ülkesinin soykırımı resmen tanıdığı belirtilmiş. Türkiye'ye soykırımı tanıma çağrısı yapan bir karar tasarısının, Alman Parlamentosu'nun da gündeminde olduğu hatırlatılmış. Haberde, Almanya Başbakanı Gerhard Schröder'in sözcüsü Gernor Erler'in de şu sözleri yer alıyor: "Kısmen onayı, kısmen de onu önleyecek etkili önlemler almaktaki başarısızlığı nedeniyle, Almanya'nın da bu soykırımda ortak sorumluluğu vardır. Almanya Parlamentosu'nun alt kanadı Bundestag, Ermeni halkından af dilemektedir." 'Yeni Zelandalılar öfkeli' Daily Telegraph'ın iç sayfalardaki bir başka haberin başlığıysa, "Galipoli'de kivi kuşu öfkesi". Haberde bahsedilen hayvan, Yeni Zelanda'ya özgü, uçamayan bir kuş. Öfkenin nedeniyse, bugün sürecek Çanakkale Savaşı'nın 90. yıldönümü törenlerinde, Yeni Zelandalıların kendilerine özgü dansları hakanın, 'müstehcen' bulunduğu gerekçesiyle yasaklandığı yolundaki haberler. Türkiye'de başbakanlığın, 'edebe aykırı' ve 'pornografik' bulduğu için, törenlerde dansı yasaklamak istediği belirtilmişti. Ancak dün yasağın söz konusu olmadığı açıklanmıştı. Anma törenleri için Yeni Zelanda'da bulunan Hava Kuvvetleri'nden bir yetkiliyse şunları söylemiş: "Haka dansına yönelik bir duyarlılık olduğunun farkındayız." Yeni Zelanda'nın Maori Partisi'nin liderlerinden Pita Sharples ise haka dansına yönelik yorumlar nedeniyle, öfkeli görünüyor. "Dans hakkkında yapılan yorumlar, beni bir hayli gücendirdi." 'İngiltere hükümeti köşeye sıkıştı' Independent'ın manşetiyse, "Köşeye sıkışmış bir hükümet". İngiltere'de dün basına sızan belgelerde, Başsavcı Lord Goldsmith'in hükümete, Irak'ın işgalinin yasal olmayacağı yönünde uyarıda bulunduğu belirtiliyordu. Independent, Irak Savaşı'nın, İngiltere'de 5 Mayıs'taki seçimlerin gündeminde en üst sıraya çıktığı görüşünde. Gazete, Lord Goldsmith'in tavsiyesinin ardındaki altı nedeni şöyle sıralamış: "Birleşmiş Milletler kararlarının ihlali hakkında, sayın Blair değil, örgüt hüküm vermeliydi. Örgütün 1441 sayılı kararı, işgal için yasal dayanak teşkil etmeyebilirdi. Güvenlik Konseyi'nin ikinci ve açık bir kararı olmaksızın, savaş sorun olabilirdi. Önceki konsey kararlarının arkasına saklanmanın da getirdiği sorunlar vardı. Birleşmiş Milletler silah denetçilerinin, faaliyetleri sürüyordu. Amerika Birleşik Devletleri'nin, savaşın yasallığına dair tezleri, İngiltere'ye uygulanabilir değildi." Avrupa'da Fransa korkusu Times'ın iç sayfalarındaki haberin başlığı, "Fransa'nın 'hayır' kararı halinde, Avrupa Birliği geleceğinden endişe ediyor" şeklinde. Bahsedilen korku, Fransa'da, 29 Mayıs'ta yapılacak Avrupa Anayasası Referandumu'ndan 'hayır' sonucu çıkması. Gazete, Avrupa Birliği üyelerinin dışişleri bakanlarının bugün Lüksemburg'daki toplantılarında konunun gündemde olmadığını söylüyor. Ancak gazeteye göre, konunun 'gayriresmi olarak' tartışılması kaçınılmaz. Times, eski Avrupa Komisyonu Başkanı Romano Prodi'nin, Fransa'daki referandumla ilgili şu yorumlarını taşımış sayfalarına: "Eğer Fransa anayasayı reddederse, artık ortada Avrupa olmaz. Bu durumda sorun sadece Fransa'nın felaketi olmayacak. Avrupa da çökecek. Herkes, Fransasız bir Avrupa olmayacağını biliyor." 'Chirac ve Schröder'ın önceliği, siyasi gelecekleri olabilir' Financial Times yazarı Wolfgang Munchau da, Avrupa'yı zor günlerin bekleyebileceği görüşünde. Munchau bu duruma gerekçe olarak Fransa ve Almanya'daki muhtemel siyasi gelişmeleri gösteriyor: "Fransa'da, 29 Mayıs'ta Avrupa Anayasası'nın referandumda reddedilmesi, Cumhurbaşkanı Jacques Chirac'ı, 'başarısız ve işlevini yitirmiş' bir lidere çevirecektir. Almanya'da da kamuoyu araştırmaları, Başbakan Schröder'in Sosyal Demokrat Partisi'nin, önümüzdeki ay Kuzey-Ren Vestfalya eyaletinde yapılacak seçimleri, kaybetme riski olduğunu gösteriyor. 30 Mayıs'ta Bay Chirac ve Bay Schröder, muhtemelen, Avrupa'nın bütünleşmesinde gelecek süreç yerine, kendi siyasal yaşamlarını sürdürmenin peşinde koşacaklardır." 'İsrail üniversitlerine boykot zamansız' Times'ın başyazısının başlığı "At gözlüklü ve zamansız". Yazıda, İngiltere Öğretim Görevlileri Birliği'nin, iki İsrail üniversitesini boykot kararının, 'akademik özgürlüğe ters düştüğü' belirtiliyor. Birlik, 40 bin üyesinin, Filistinlilere yapılan muamele nedeniyle, Haifa ve Bar-İlan Üniversitelerini ziyaretlerini yasaklamıştı. Times, üniversitelere yönelik iddiaları, 'gülünç ve yanlış' bulmuş. "Bu iki üniversitede de, Yahudi ve Arap öğrenciler birlikte öğrenim görüyor. Özellikle Haifa'da, önemli sayıda Arap öğretim görevlisi ve öğrenci var. Dahası, eğer Filistinli öğrenciler boykot çağrısı yapmıyorsa, İngiltere Öğretim Görevlileri Birliği'nin bu sembolik davranışının anlamı nedir?" Birlik üyeleri, iki İsrail üniversitesiyle, mümkün olan en kısa sürede her türlü teması kurmaya çalışarak, bu tehlikeli yasağı yenmelidir." İngiltere'de fakirlerin işi daha zor Bugünkü son haberimizse Guardian gazetesinden. Gazetenin iç sayfalarındaki haberde, İngiltere'nin önde gelen üniversitelerinden London School of Economics tarafından gerçekleştirilen bir araştırmanın sonuçlarına yer veriliyor. Araştırmaya göre İngiltere'de, fakir ailelerin çocuklarının, toplumun üst kesimlerine tırmanması, kalkınmış diğer ülkelere oranla daha zor. Ülkede son 25 yılda, toplumun en fakir beşte birlik diliminde, üniversite mezunlarının oranının, yüzde 6'dan sadece yüzde 9'a çıktığı belirtiliyor. Oysa, aynı süreçte, en zengin beşte birlik dilimde, bu oran, yüzde 20'den yüzde 47'ye çıkmış. Guardian ise başyazısında bu gelişmeyle ilgili olarak şu yorumu yapmış: "Daha iyisini yapmalıyız." |
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||