BBCTurkish.com
NEWS
SPORT
WEATHER
Son güncelleme: 17 Nisan, 2005 - TSİ 17:13
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
17 Nisan 2005 Basın Özeti
İngiliz pazar gazetelerinde bu hafta öne çıkan konulardan biri, yaklaşan seçimler öncesinde yapılan bir kamuoyu yoklaması.

İngiltere'de yayimlanan gazeteler

The Sunday Telegraph gazetesinin manşetine yerleşen haberde, bu kamuoyu yoklamasına göre, Tony Blair liderliğindeki İşçi Partisi'nin 5 Mayıs'ta yapılacak seçimlerde, en yakın rakibi olan Muhafazakar Parti'ye en az yüzde 10 oy farkı atacağı belirtiliyor.

İşçi Partisi'nin seçimlerden yüzde 40 oyla çıkacağı, Muhafazakar Parti'nin yüzde 30'da kalacağı, Liberal Demokratların ise yüzde 22 oy alacağı kamuoyu yoklamasının tahminleri...

Patrick Hennessy imzalı haberde, İşçi Partisi'yle Muhafazakar Parti arasındaki farkın son iki yıldaki en yüksek noktasına ulaştığı da belirtiliyor ve oy farkının açılmasının başlıca nedenleri olarak Maliye Bakanı Gordon Brown'ın seçim kampanyasında ön saflara geri dönmesi ve İşçi Partisi'nin ekonomiyi kampanyasının merkezine oturtması gösteriliyor.

The Sunday Telegraph'ın başyazısındaysa şu ifadeler var: "İşçi Partisi'nin ekonomiyi idare ediş şeklinin gayet iyi olduğu yönünde bir algılayış söz konusu. Dolayısıyla son bir hafta içinde Gordon Brown'ın Tony Blair'in hemen yanı başında görünmesi, Başbakan'ın da hükümetin gücünün nerede yattığını ve kamuoyunun kime güvendiğini anladığını ve kabul ettiğini gösteriyor."

The Independent on Sunday gazetesinin manşetinde de, Blair'in parti liderliğini Brown'a devretmeye hazırlandığı yazılıyor.

Blair'in kamuoyu önünde seçimleri kazanması halinde, üçüncü bir dönemi daha sonuna kadar götüreceğini söylediği, ancak perde arkasında en yakın danışmanlarının dahi kendisine görevi bırakması gerekeceğini söyledikleri belirtiliyor.

Blair'in, olası bir seçim zaferini aslında Brown'a borçlu olacağı, bu nedenle parti üzerinde kişisel bir hakimiyet kuramayacağı ve iki yıl içinde parti liderliğinden ayrılacağı ifade edliyor.

Haber yoksa, bu iyi haber midir?

The Independent on Sunday'de yer alan bir diğer haberdeyse, Irak'taki gelişmelere yer veriliyor.

Hafta sonunda dokuz kişinin öldürüldüğü, Şiilerin rehin alındığı Irak'ta durumun Amerikalıların iddialarının aksine 'normalleşmekten uzak' olduğu ifade ediliyor.

Haberi kaleme alan Patrick Cockburn'a göre, Washington'un 'Irak'ta durum normale dönüyor' iddialarının kabul görmesinin nedenini, Irak'ın gazetecilerin çalışmaı için çok tehlikeli bir yer olması.

Cockburn'ün Musul'dan gönderdiği haberin satırlarına göz atalım: "Irak'taki birçok şiddet olayının haberi yapılmıyor. Burada büyük bir intihar saldırısı gördük. Havaya duman ve toz bulutları doluştu. Bundan sonraki bir saat içinde de bir diğer patlama sesi duyduk. Resmi haberlerde, bunların hiçbirine değinilmedi.

Amerikalı askerler, geçen yıl, kayıpları olmadığı takdirde kendilerine yapılan saldırılar hakkında üstlerini bilgilendirmediklerini söylemişti. Bunun bürokratik tartışmaları engellediğinibelirtmiş ve 'Generallerimiz artan değil azalan saldırıları öğrenmek istiyorlar' demişlerdi.

Dolayısıyla da Pentagon, Ocak ayında gün başına düşen saldırıların sayısı 140 iken, bu ay bu sayının 40'a düştüğünü iddia edebiliyor. Amerikan televizyonları kaçırılma korkusuyla büyük oranda otellerinden dışarı adım atamazken, halka 'haber yoksa, bu iyi haberdir' fikrinin satılması da mümkün oluyor."

Risin gazı davası

İngiltere'de risin gazıyla kimyasal saldırı hazırlığı yaptığı öne sürülen El Kaide zanlısı Cezayir vatandaşı Kamil Burgas, geçtiğimiz hafta 17 yıl hapis cezasına çarptırılmıştı.

Pazar gazetelerinde bu hafta öne çıkan konulardan biri de bu dava...

Independent on Sunday gazetesinin başyazısında, 2003'te kendisini yakalamaya çalışan bir polis memurunu öldürmek suçundan halen hapiste bulunan Kamil Burgas'ın davasıyla ilgili şu yorumda bulunuluyor: "Ortada risin gazı falan yoktu. Burgas'ın değişik zehirler için bzaı reçeteleri ve fikirleri vardı. Risin, idare etmesi öyle zor bir gaz ki, kitle imhasından ziyade bir intihar silahı olarak nitelenebilir. Ortada hiçbir plan da yoktu.

Burgas'ın yanlış yola girmiş, tehlikeli bir adam olduğu kuşku götürmez ancak kent halkına yönelik kimyasal ya da biyolojik bir terör saldırısının parçası olduğunu söylemenin kendisi başlı başına yanlış. Bu dava, kesinlikle baskıcı yasaların çıkarılmasına zemin yaratan bir korku atmosferinin oluşması için kullanılmamalıydı."

Japonya-Çin gerilimi

Çin ve Japonya arasında son iki haftadır devam eden gerginlik de İngiliz pazar gazetelerinin ilgi gösterdiği konulardan biri.

Japonya'nın okullarda okutulmasını onayladığı bir tarih kitabına karşı Çin'in muhalefetiyle başlayan protesto gösterileri şiddetini arttırarak devam ediyor ve protesto gösterileri dün Şangay'a kadar sıçradı.

Observer gazetesinde Jonathan Watts imzalı haberde artan tansiyonla ilgili satırlar şöyle: "Dün Şangay'da sokaklara dökülen on binlerce Japonya karşıtı göstericinin çoğu için, bu 'katıldıkları' bir yana, 'gördükleri' ilk toplu gösteriydi. 35 yaşın üstündekilerden pek azı 1989 yılındaki demokrasi yanlısı gösterileri hatırlıyordu. İçlerinden sadece bir avuç kadarı 1999 yılındaki Amerika karşıtı gösterilerde yer almıştı. Ancak neredeyse koskoca bir kuşak için, bu gösteri, bir amaç için yürümek yolunda ilk şanslarıydı.

Bu en şiddetli gösterilerden biriydi. Japonya konsolosluğunun önüne gelindiğinde, göstericiler "Japon domuzlar, dışarı çıkın" diye bağırmaya başladı. Protestocular arasında "Japon ürünlerini boykot edin" yazılı pankartlar taşıyan üç 11 yaşında kız vardı. Çin'in her yerinde yürüyüşler yapılıyordu.

Japonya karşıtı gösterilerin üçüncü haftasına girildi ve gösteriler giderek daha da büyüyor. Gösterilerin kısa vadedeki ilk etkisi, iki ülke ilişkilerini son 33 yılın en kötü seviyesine indirmek oldu. Ancak uzun vadede, milliyetçilik dalgasını başlatan komünist hükümete karşı da bir tehdit oluşturabilir.

Dengeler Çin'in yükselişi ve Japonya'nın düşüşüyle değişiyor. Fin Uluslararası İlişkiler Enstitüsü'nden Linda Jakobson, 'Çin'de her zaman Japonya karşıtı bir azınlık vardı ancak şimdi bu görüşler ılımlılara ve kendilerini apolitik olarak nitelendiren kesimlere de sıçradı. Çin-Japonya ilişkileri uzun vadede, Doğu Asya için başlıca endişe kaynağı olabilir' dedi.

Göstericilerden biri de tepkilerinin sönmeyeceğini söyledi ve 'neden Japonya karşıtı gösterilerin geçmişte değil de şimdi yapıldığı' sorusuna karşılık olarak, 'Belki de Çin daha güçlü olmaya başladığındandır' dedi."

İlgili haberler
BAŞLICA HABERLER
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
Programlarımız|Frekanslarımız|Türkçe Bölümü hakkında|İşbirliği|Bize ulaşın
BBC Copyright Logo^^ Başa dön
Haberler | Basın Özeti | Dünyaya Açılan Pencere | Özel Dosyalar | Haberlerle İngilizce
BBC News >> | BBC Sport >> | BBC Weather >> | BBC World Service >> | BBC Languages >>
Yardım|Görüşleriniz|Gizlilik