|
11 Nisan 2005 Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Papa'nın ölümü ve Prens Charles'ın Camilla Parker Bowles'la dünyaevine girmesinden sonra gazetelerin, İngiltere'nin gerçek gündemine, 5 Mayıs'taki seçimlere döndüğü anlaşılıyor.
Zira tüm gazetelerin manşetleri seçimle ilgili haber ve yorumlara ayrılmış. Times iktidardaki İşçi Partisi'nin postayla oy kullanımında hile yapılmasını engellemek için seçimlerden sonra yasal düzenlemeye gideceğini yazıyor. Gazeteye göre aslında bu karar, postayla oy kullanmanın güvenli olduğu konusunda defalarca güvence veren hükümetin, gerçekleri itiraf etmesi, yani uygulamanın hileye açık olduğunu kabul etmesi anlamına geliyor. Son yerel seçimlerde İşçi Partisi'nden altı belediye meclis üyesinin postayla kullanılan oylarda hile yaptığının ortaya çıktığını anımsatan gazete, bu seçimlerde seçmenlerin yüzde 15'inin oyunu postayla kullanacağına dikkat çekiyor. "Göçmenlik: Howard fitili ateşliyor" manşetini atan Independent gazetesi ise, göçmen haklarını savunan grupların, ülkeye gelecek göçmen sayısının sınırlandırılması vaadini seçim kampanyasının merkezine oturtan Muhafazakar Parti lideri Michael Howard'a yönelik uyarılarına yer veriyor. Söz konusu gruplara göre, Muhafazakarların bu konuyu öne çıkararak halkın korkularından yararlanmaya dönük bir kampanya yürütmesi, ülkedeki yabancılara yönelik saldırıların ve ırkçılığın artmasına neden olacak. Guardian gazetesi de Howard'ın dün Telford'da bir seçim gezisi sırasında sarfettiği şu sözleri aktarıyor: "Yoksul ülkelerde imkanları olsa, hemen İngiltere'ye yerleşmek isteyen milyonlarca kişi var. Hükümetin kendi tahminlerine göre 30 yıl sonra İngiltere'nin nüfusu altı milyon artacak. Bunların beş milyonu göçmenler olacak." Guardian, bu sözleri yorumlarken, Howard'ın gerçekleri ve istatistikleri çarpıttığını ima ediyor, hükümetin 30 yıl içinde ülkeye gelecek göçmen sayısı hakkında resmi bir projeksiyon yapmadığını yazıyor. 'Muhafazakarlar arayı kapatıyor' Daily Telegraph gazetesi ise Muhafazakar Parti'nin göçmenlik konusundaki politikaları nedeniyle ırkçılık suçlamalarına hedef olmasına rağmen İşçi Partisi'yle aradaki farkı kapattığını vurguluyor. Gazetenin YouGov adlı şirkete yaptırdığı ankete göre İşçi Partisi ve Muhafazakarlar yüzde 36'şar, Liberal Demokratlar ise yüzde 20 civarında oy alacak. Bununla birlikte, ankette Muhafazakar Parti'ye oy vereceğini söyleyenlerin büyük bir çoğunluğu parti lideri Micheal Howard'ın iyi bir başbakan olamayacağı görüşünde. Financial Times gazetesi de seçimlerle ilgili olarak 200 büyük şirketin yöneticisiyle yaptığı bir ankete yer veriyor. Financial Times'ın anketine katılan yöneticilerin yarıdan fazlası tercihlerini Muhafazakar Parti'den yana kullanacaklarını söylüyorlar. Ankete göre, büyük şirketler, Muhafazakar Parti'nin ekonomi politikalarının İşçi Partisi'ninkinden daha iyi olduğuna inanıyor. Times gazetesi yazarı William Rees-Mogg, II. Jean Paul'ün yerini alacak papanın bir-iki hafta içinde belirleneceğine dikkat çekerek bu makama gelecek kişiye İskoçyalı ünlü ekonomist ve liberal akımın öncülerinden Adam Smith'i okumalarını tavsiye ediyor. Yazar özetle şöyle diyor: 'Yeni Papa da sosyalist olacak' "Şüphesiz daha öncekiler gibi yeni papa da bir sosyalist olacak. Katolik Kilisesi'ndeki tüm papalar demokratik sosyalist, Anglikan Kilisesi'ndeki tüm kardinal ve piskoposlar da sosyalisttir. Ama Tony Blair, Schröder, Chirac ve Clinton gibi sosyalistler... Sosyalistler, çünkü liberalizmi hiç çalışmadıkları için sosyalistler. Yeni seçilecek papa, Smith'in, üretim ve gelir dağılımı teorisini içeren Ulusların Zenginliği kitabını okumalı. Smith, liberalizm tezini ekonomiye uyarlayarak bugünkü modern ekonomik düşünceyi oluşturmuştur. Smith'e göre, herkes, hiçbir cesaretlendirme ya da sınırlama olmaksızın kendi çıkarlarının peşine düşebilmelidir. Özetle liberalizm eşitlik, özgürlük ve adaleti temsil etmektedir. Eksiklikleri olabilir ama liberalizm kültürümüzün temelini oluşturmaktadır." 'Direnişçiler bölünüyor' Independent gazetesi, Irak'ta sivilleri hedef alan saldırılar nedeniyle direnişçi gruplar arasında bölünmeler başladığını yazıyor. Gazeteye göre, bazı gruplar, sivillere yapılan saldırıların direniş hareketine zarar verdiğini düşünüyor. Independent'a göre direnişçilerin saldırılarında özellikle son iki ay içinde gözle görülür bir düşüş meydana geldi, ancak Iraklılar arasında Amerikan karşıtlığı son iki yılın en üst seviyesine çıktı. Şii Arapların üçte ikisi, Sünnilerin büyük bir çoğunluğu Amerikan birliklerinin ülkeyi derhal terk etmesini istiyor. Amerika'nın Irak'taki askeri varlığını firesiz tek destekleyen toplum Kürtler. 'Talabani'nin cumhurbaşkanlığı Türkiye'yi rahatlatacak' Independent başyazısında ise, işgal güçlerinin geçiş döneminde geçici hükümete şans vermesi gerektiğini belirtiyor. Başyazıdan kısaca aktaralım: "Cumhurbaşkanlığına bir Kürt, başbakanlığa bir Şii seçildi. Cumhurbaşkanı Talabani'nin yardımcılarından biri Şii, biri Sünni Arap. Bu atamalar, şimdilik Irak'ın toprak bütünlüğünü ve çok etnik yapılı kimliğini koruyacağını gösteriyor. Saddam Hüseyin döneminde baskı gören etnik gruplar şimdi iktidarda. Yeni dönemde Kürtler'in geniş bir özerkliğe sahip olacakları ve bağımsızlık talebini gündeme getirmeyecekleri anlaşılıyor. Bu Irak için, özellikle de Türkiye'yi rahatlatacak bir durum. Bu yüzden yeni yönetime işleri yoluna koyması için bir şans verilmeli ve işgal güçleri için bir çekilme takvimi belirlenmeli." 'Saddam Hüseyin darağacından kurtulabilir' Financial Times gazetesi, Şii din adamı Mukteda es Sadr'ın Amerikan askerlerinin ülkeden ayrılmasını sağlamak için Bağdat'ta büyük gösteriler düzenlemeyi planladığını yazıyor. Cumartesi günü Bağdat'ta binlerce kişinin katıldığı bir gösteri düzenleyen Sadr yanlıları Amerika'nın çekilme takvimi ilan etmesini, hapisteki iki bine yakın Sadr taraftarını serbest bırakmasını ve 'Amerikan ajanı' olarak niteledikleri Saddam Hüseyin'in bir an önce yargılanmasını istiyorlar. Daily Telegraph gazetesi ise "Saddam darağacından kurtulabilir" başlıklı bir haberinde, Irak Hükümeti'nin direnişi kontrol altına alabilmek için Sünni gruplarla müzakareler yaptığını, bu pazarlıklar çerçevesinde devrik liderin asılmaması güvencesini verebileceğini yazıyor. |
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||