|
21 Nisan 2005 Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
İngiltere'de genel seçime sadece iki hafta kala, gazeteler iç siyasi haberlere ağırlık veriyorlar.
İşçi Partisi'ne yakın Guardian'ın yaptırdığı son kamuoyu yoklamasına göre, Başbakan Blair'in partisi, yüzde 39 ile hala ana muhalefet muhafazakarlardan altı puan önde görünüyor. Sol liberal Independent gazetesi de, Başbakan Blair'le yaptığı özel bir mülakattan şu sözleri manşete çıkarmış: "Seçimi kazanırsam, bundan seçmenin Irak savaşını onayladığı sonucunu çıkarmayacağım." Independent, Blair ile yaptığı mülakatı, başyazısında da şöyle değerlendiriyor. "Başbakan, Irak'la savaş konusundaki soruları yanıtlamaktan kaçmadı, hakkını vermeli. Bu konuda kendilerine inanıp inanmamakta herkesin serbest olduğunu söylüyor ama diğer konulardaki icraatından çok daha emin. 'Diğer bütün sözlerimizi yerine getirdik' diyor. Blair'in en çok şikayetçi olduğu şey, savaşa gidişe zemin hazırlamak için Irak'ın elindeki silahlar hakkında halka yalan söylediği konusundaki inanç. Dürüstlüğüne inanılmasını istiyor. Bizim için önemli olan ise, başından beri, başbakanın dürüst olup olmadığı değil, verdiği kararın isabetsizliğiydi. Dürüstçe de verilmiş olsa yanlış karar, yanlış karardır. Üstelik yanlış bir karar neticesinde savaşa gitmek de muhtemelen bir ulusal liderin düşebileceği hataların en büyüğü." 'Fransa'da referandum paniği' İngiltere iç politikasının dışında basında dikkat çeken konular arasında, Avrupa'daki iki potansiyel siyasi kriz; Fransa'da Mayıs ayında yapılacak Avrupa Anayasası referandumunda ''hayır'' oyu çıkması ihtimali ve İtalya'da Başbakan Berlusconi'yi istifaya zorlayan hükümet bunalımı var. Liberation gazetesi referandumda anayasaya ''hayır'' çıkması ihtimalinin, ''evet'' kampanyası yürüten iktidardaki muhafazakarlar ve ana muhalefetteki sosyalistlerin saflarında panik yarattığını yazıyor. Le Nouvel Observateur, muhalefetteki Sosyalist Parti'nin lideri Francois Hollande'ın parti çizgisine karşı gelerek 'hayır' oyu kullanmaya niyetlenen üyelere, şu şekilde uyarıda bulunduğunu yazıyor: "Parti içinde konuyla ilgili oylama istediler. Yaptık. Kaybettiler. Şimdi oylama sonucunu saymıyorlar. Parti kurallarının bu şekilde ihlal edilmesine rağmen 29 Mayıs'a kadar birliğimizi korumaya çalışacağız. Ama ilerde bazı kararlar almak kaçınılmaz olacak." İngiliz gazetelerinden Times konuyu başyazısında işliyor. ''Fransızlar bu anayasayı sevmedi'' diyen Times, bunun ardındaki çok farklı iç ve dış faktörlerin ''hayır'' kampanyasına da yansıdığını yazıyor. Gazete şöyle devam ediyor: "Sağdaki 'hayır'cılar seçmene, Türkiye'yi Avrupa Birliği'nin dışında tutmak istiyorlarsa anayasayı reddetmeleri gerektiğini anlatıyor. Soldaki 'hayır'cılar ise bu anayasanın Avrupa'da sosyal devleti ortadan kaldırmayı amaçlıyan bir komplo olduğunu. Avrupa Anayasası tartışmasını asıl anlaşılmaz hale getiren ise, Avrupa Birliği'nin kolay anlaşılır bir şey olmaması. Politikacıların Avrupa Birliği'ni herkesin anlayabileceği bir yapı haline getirememesi anayasanın da en büyük açığını oluşturuyor. Fransız seçmen artık Brüksel'de ne olup bittiğini anlamadığı gibi, oradaki iktidar üzerinde hiç bir denetimi de olmadığını düşünüyor. Halbuki bir zamanlar Avrupa Birliği'nin, Fransa'nın genişlemiş hali olduğuna inanırdı. " 'Almanya rahat' Financial Times ise, "Bakın Almanya'ya, ne rahat" diyerek, Avrupa Anayasası konusunda referanduma gitmemekle gayet akıllıca davrandığı anlaşılan Almanya Başbakanı Gerhard Schroeder'in "Sükut altındır" diyerek konuya hiç girmediğini yazıyor. "Ne referandum var, ne de tartışma. Hiç bir sorun yok. Fransa, Avrupa anayasası konusundaki hararetli tartışmalarla çalkalanırken, Almanya'da konu kimsenin umurunda değil. Basın da hiç ilgilenmiyor konuyla. Almanya, anayasayı Mayıs başında parlamentosunda sessizce onaylayıp kabul ediverecek. Bütün önde gelen partiler destek verdiğinden anlaşmanın onaylanması da kesin görünüyor. Evet ama, Avrupa'nın bütünleşmesinin motoru olarak görülen Fransa-Almanya ittifakına ne olacak, eğer Fransa anayasaya hayır derse?'' Financial Times bu soruya Almanya Dış İlişkiler Konseyi'nin Fransa-Almanya Projesi Başkanı Martin Koopmann'ın yanıtını aktarıyor. ''Hayır oyu, Avrupa'nın bütünleşmesine ilk direnişin Fransa'dan gelmesi demektir. Bu durumda, Fransa-Almanya ittifakı da, bütünleşmenin motoru olmaktan çıkar. O zaman, en azından Fransızlar nasıl bir Avrupa istediklerine karar verene kadar, bizim, bu ittifakı sürdürmenin doğru olup olmadığına karar vermemiz gerekir." Berlusconi için sonun başlangıcı mı? Ve İtalya'daki hükümet krizi. İsviçre'de yayımlanan Le Temps komşusu İtalya'da, Başbakan Silvio Berlusconi'nin, yeni bir koalisyon hükümeti oluşturmak üzere istifa etmek zorunda kalmasını şöyle değerlendiriyor. "Bir yasama dönemi içinde kabinesini değiştirmeyen ilk başbakan olarak İtalya tarihine geçmek isteyen Berlusconi için istifaya zorlanmak, büyük darbe oldu. İtalya'nın en zengin adamı ve medya patronu Berlusconi, bir zamanlar ayrılıkçı Kuzey Birliği, Hristiyan Demokratlar ve eski faşist Ulusal İttifakı birarada tutabilecek tek kişi olarak görülüyordu. Ama bir dizi seçim yenilgisi bu ittifakı fena halde sarstı. Berlusconi'nun kuracağı yeni hükümetin parlamentoda güven oyu alamaması bile mümkün. İtalyanlara gelince, onlar, Berlusconi'nin 2001 yılında seçildikten sonra, televizyon kameraları önünde halkla imzaladığı kontratı çoktan çöpe atmaya hazır görünüyor." İngiltere'de ise üç gazete birden Daily Telegraph, Guardian ve Times Berlusconi için, bu krizi atlatsa dahi sonun başlangıcının başlamış olabileceği yorumunu yapıyorlar. İngiltere'de yılın kitabı Son olarak, İngiliz gazetelerinden ortak bir habere dikkat çekelim. "İngiltere'de yılın kitabı ünvanı dün Londra'da yapılan törenle sahibini buldu" diyor Guardian. Dan Brown'un Türkçe'ye Da Vinci Şifresi diye çevrilen kitabı bir yıl içinde İngiltere'de tam iki milyon dört yüzbin adet satmış. "Yılın kitabı, gelecek yılın da filmi olabilir" diye hatırlatıyor gazete. Çünkü Da Vinci Şifresi filminin çekimi Haziran ayında başlıyor. Gelecek yılın Mayıs ayında gösterime girmesi planlanan filmde Tom Hanks de oynayacak Guardian'ın haberine göre. |
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||