|
24 Nisan 2005 Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
İngiliz pazar gazetelerinde bugün manşetlere taşınan konu, Irak savaşı öncesinde başsavcı Lord Goldsmith'in 'savaşa gitmenin yasal olup olmayacağı hakkında' hükümete yaptığı tavsiye..
Basına yeni sızan belgelere göre, Lord Goldsmith, hükümete, Irak'ın işgalinin yasal olmayacağı yönünde uyarıda bulunmuş. 13 sayfalık hukuki tavsiyelerinde, Lord Goldsmith, Başbakan Tony Blair'in Irak'ı işgal etmesi halinde, Birleşmiş Milletler'in ikinci bir karar çıkarmaması, silah denetçisi Hans Blix'in kitle imha silahları hakkındaki araştırmalarının sonuçlanmamış olması gibi altı ayrı nedenle uluslararası hukuku ihlal edeceğini belirtmiş. 7 Mart 2003 tarihli belgelerde, Irak'ın silahsızlanması yönündeki uyarılara uyup uymadığına karar verme hakkının Blair'e değil, Birleşmiş Milletler'e ait olduğu da ifade edilmiş. İngiliz pazar gazeteleri, seçimlere iki hafta kala yaşanan bu gelişmenin, seçim sonuçlarına da etkisi olacağını yazıyor. Independent on Sunday gazetesinin "Çatışma burada başlar" başlıklı başyazısında yer alan satırlar şöyle: "Karanlıkta kaldığı en aşikar olan konu Irak savaşı. Başbakan, iki yıl önce gerçekleşen Amerikan işgaline katılma konusundaki kararın defalarca tartışıldığını söyleyecektir, teatral bir bezginlikle. Ancak başsavcının, savaşın yasal olup olmadığı hakkındaki uyarısı hakkında, dün akşam basına sızan iddiaların ardından, bunu yapması zor olacak. Savaş enine boyuna tartışıldı, ancak yasal olup olmadığı hakkında konuşulmadı. Muhafazakar lider Michael Howard'ın 'savaş hakkında söylenen yalanlar'la ilgili dünkü saldırısı hariç tutulursa, muhalefetin silahlarının namluları savaşa kendilerinin de destek vermeleri nedeniyle tıkalı kaldı. Bu durum da, dikkatleri - hükümetin bu konudaki zayıflığına yeterince yüklenmemekle suçlanan - Liberal Demokratların lideri Charles Kennedy üzerine yöneltiyor. Kennedy açısından, Irak konusuna yüklenmeye başlayacağı konuşmasına saatler kala bu iddiaların ortaya atılması daha iyi bir zamanlamayla gerçekleşemezdi." Guantanamo'da yine işkence iddiaları Independent on Sunday gazetesinde yer alan Severin Campbell imzalı haberde, Guantanamo Üssü'nde tutulan bir İngiliz vatandaşının, Ömer Deghayes'in ifadelerine yer veriliyor. Deghayes, üste tutulduğu üç yıl boyunca kendisini sorgulayan Amerikalı ve Pakistanlıların kendisine, elektrik vermekten cinsel tacize kadar uzanan bir dizi kötü muamelede bulunduklarını iddia ediyor. Hatta bir saldırı sonucu tek gözünün göremez duruma geldiği de, Ömer Deghayes'in iddiaları arasında. "Guantanamo'dan gelen en rahatsız edici iddialardan biri bu. Deghayes, üç yıl önce gözaltına alınmasından bu yana sürekli dövüldüğünü, yüzüne insan dışkısı sürüldüğünü, kendisine yiyecek, ışık ve kıyafet verilmediğini de söylüyor. Deghayes'in iddiaları şöyle devam ediyor: Pakistanlı sorgucular kendisini cam kutularda zehirli yılanların tutulduğu bir bir odaya sokarak itirafta bulunmasını istemiş ve kendisine elektrik şoku vermişler; Guantanamo Üssü'ndeki Amerikan 'aşırı tepki gücü' üyeleri göz yaşartıcı gaz sıkmak ve parmaklarıyla deşmek suretiyle zaten zayıf olan bir gözünü kör etmişler; Afganistan'daki Bagram hava üssünde, Amerikan askerleri gözaltında tuıtulan beş kişiye tecavüz etmişler ve diğer kişilerin de anüslerine benzin ve petrol dökmüşler, Pakistan'da kendisine tecavüz tehdidinde bulunmuşlar... Deghayes'in ifadeleri, Guantanamo Üssü'nde Amerikalı avukatı Clive Stafford Smith tarafından Ocak ve Mart aylarında alındı ancak daha yeni Amerikan adaletinin sansüründen geçti. Avukat Stafford Smith, Deghayes'in ifadelerinin tamamen güvenilir olduğunu belirtti ve ekledi: 'Guantanamo'da karşılaştığım herkesten daha kötü muameleler görmüş. Hukuk eğitimine sahip, dolayısıyla diğer insanlara yardım etmeye çalışıyor. Amerikalılar tarafından ise sorun yaratan biri olarak görülüyor. İstediği tek şey ise, evine ve ailesine geri dönmek." 'Papa adaleti engelledi' Bugün papalık yüzüğünü takarak, resmen Katolik Kilisesi'nin başına geçen Papa 16'ncı Benediktus hakkında çok sayıda haber yer alıyor İngiliz pazar gazetelerinde. Bunlardan biri ise, yeni Papa'nın geçmişte yaptığı bir yazışmaya dair. Observer gazetesinde yer alan habere göre, Papa 16'ncı Benediktus, ya da o dönemki adıyla Kardinal Ratzinger, Mayıs 2001'de tüm katolik piskoposlara gizli bir mektup göndermiş. Observer'ın da elinde olduğunu yazdığı mektupta, Ratzinger'in kiliselerde çocuk istismarları hakkında yapılan soruşturmaların gizli yürütülmesi emri verdiği belirtiliyor. Mektup, kiliseye bu tür sıruşturmaları kapalı kapılar ardında yapmanın yanısıra, istismar kurbanlarının yetişkin olmaları üzerinden 10 yıl geçene kadar da bu yöndeki kanıtları gizli tutma hakkı da veriyor. 10 yıl geçmeden bu iddiaları afişe etmenin suçu da Katolik Kilisesi'nden afaroz edilmeye kadar varabiliyor. Kilise istismarının kurbanları, bu mektubun iddiaların kamuoyu tarafından bilinmesini ve polisin iddiaları araştırmasını engellemek üzere kaleme alındığını belirtiyor ve Ratzinger'i 'adaletin yerine bulmasını engellemekle' suçluyor. Sir John Mills'e veda İngiliz pazar gazetelerinin tümünde, dün hayatını kaybeden aktör Sir John Mills'e veda satırları da yer alıyor. 'Ryan'ın Kızı' adlı filmdeki performansıyla Oscar kazanan, son günlerine kadar tiyatro sahnesinden uzak kalmayan ve dün gece 97 yaşında Buckinghamshire'daki evinde hayata gözlerini yuman Mills hakkında aktör Stephen Fry, Sunday Telegraph gazetesi için şöyle yazıyor: "John Mills'in, dünyadan ayrılmak için William Shakespeare'in doğum ve ölüm günü olan 23 Nisan'ı seçmesi çok tipik. Çünkü zamanlaması her zaman kusursuzdu. İngiliz centilmenlerinin sonuncularından biriydi: son derece mütevazı, gururlu, kendi kibiri ya da egosuyla ilgisiz... Çok müthiş bir yeteneğe sahipti. Ama hayatındaki en sıradışı başarısı ailesiydi. 1996 ya da 1997 yılında bir film festivalinde rastlamıştım kendisine. Bana yaklaşık 60 yıldır ilk kez eşi Mary'den uzakta bir gece geçirdiğini söylemişti. Bir keresinde Mary'yle ayrı ayrı oturdukları büyük bir parti sırasında, üzerinde "Bu gece benimle gelmek ister misin?" cümlesi olan bir not yazmış ve garsona, bu notu odanın diğer tarafındaki masada bulunan çekici hanıma vermesini söylemiş. Garson da notu Mary'ye değil, Prenses Diana'ya vermiş. Ona kesinlikle hayrandım. İlham verici, fevkalade bir insandı." |
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||