|
26 Nisan 2005 Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Daily Telegraph gazetesinin başyazılardan birinin başlığı "Çanakkale'nin anlamı".
Dün ve önceki gün Çanakkale Savaşı'nın, 90'ncı yıldönümünde anma törenleri düzenlenmişti.Daily Telegraph, dönemin Denizcilik Bakanı Winston Churchill'in Karadeniz'e ulaşma planının, esasında başarılı olabileceğini söylüyor. "Eğer müttefikler, Gelibolu Yarımadası'nı kontrol etmeye çalışmadan önce, Çanakkale Boğazı'nı zorlasalardı, kötü korunan İstanbul'u alabilirlerdi. Ancak, Boğaz'a rastgele yerleştirilmiş bir mayın onları aldattı. Kanalın çok sıkı korunduğunu zannedip, büyük bir güçle sürpriz bir şekilde karaya çıkma şansını kaybettiler. Çok yavaşlardı. Kemal Atatürk onları yendi. Kıyıdaki kritik tepeleri ele geçirdi. Sonra da müttefikler, yokuş yukarı savaşmak zorunda kaldılar." İsrail'de kırım tartışmaları Independent'ın iç sayfalarındaki haberin başlığıysa, "İsrail'deki Ermeniler diğer soykırımı hatırlıyor". Haberde, Kudüs'te, 1915 kırımında ölenler için Ermeni mezarlığında bir tören düzenlendiği belirtiliyor. Törene katılanlar arasında, 1921'de, yazıdaki ifadeyle, etnik temizlikten kurtulduğu belirtilen 89 yaşındaki Karekin Çekmeyan da var. Çekmeyan, Independent'a, beş yaşındayken Maraş'ta yaşadıklarını şöyle anlatmış: "Davul ve zurna çalarak gelen kalabalığı gördüğümde, onların arasına karıştım. Kalabalığa, ne olduğunu sordum. Biri, bazı Ermenileri asacaklarını söyledi. Darağaçlarını ve ipleri gördüm. 19 ya da 20 yaşlarında üç erkeği, başlarına geçirilmiş kukelatalarla görebiliyordum. Orada kalmadım. Korkmuştum, eve koştum. Annem beni, kalabalığa karıştığım için dövdü." İsrail Dışişleri Bakanı Silvan Şalom, Amerika Birleşik Devletleri'ndeki Yahudi örgütlere çağrıda bulunarak, 1915'te yaşananların, Amerikan Kongresi'nce soykırım olarak tanınmasının önlenmesine yardımcı olmalarını istemişti. Ancak İsrail'de Açık Üniversite'nin profesörlerinden Yair Aroun, Ermenilerin soykırımın tanınması için çalışmalarını inanılmaz buluyor ve ekliyor: "Türkiye'nin bu konudaki politikası, Almanya'nın hala Yahudi soykırımını reddetmesine benziyor." İsrail'in eski eğitim bakanlarından Yossi Sarid de, Ermeni soykırımını tanımayan ülkesini eleştiriyor. Sarid'e göre İsrail'in bu politikasının iki nedeni var: "Bunlardan biri İsrail'in, Türkiye'yle mevcut ilişkilerini koruma arzusu. Diğeriyse, başka bir soykırımı tanıyarak, kendi soykırımının 'eşsizliğini' kaybetme korkusu." Irak'ta Savunma Bakanlığı Sünnilerin Financial Times'in iç sayfalarındaki bir haberde ise Irak'ta yeni hükümette Savunma Bakanlığı'nın Sünnilere verileceği belirtiliyor. Bu kararın gerekçesi hakkında şu yorum yapılmış: "Savunma Bakanlığı'nın Sünnilere verilmesiyle, onların en temel taleplerinden birinin yerine getirildiği düşünülüyor. Zira Sünniler, Saddam Hüseyin döneminde, ordu ve iktidardaki Baas Partisi içinde çoğunluktaydı. Şimdi de Irak'ta isyancıların önemli bir bölümünü onlar oluşturuyor. Sünnilerin Savunma Bakanlığı'nı alması, iki yıldır süren gerilla savaşına karşı uzun süredir aranan siyasi çözüme yönelik bir adım olabilir." Haberde ayrıca Sünnilerin, yeni hükümette Başbakan Yardımcılığı dahil, altı bakanlık istedikleri belirtilmiş. Sedir Devrimi, demokratik köklerine bırakılmalı Times ise bugünkü başyazısında, Suriye'nin işgalinin bugün son bulmasıyla, Lübnan'da yeni bir yaşamın başlayacağını söylüyor. Gazete, güvenlikle ilgili önemli bakanlıkları muhalefete veren Başbakan Necip Mikati'yi de övmüş. Times, Lübnan'ıdaSuriye yanlısı en üst düzey güvenlik yetkilisi Cemil es-Sayid'in istifasından memnun. "Bu iyi bir başlangıç" denilen başyazı, şöyle noktalanmış: "Herşeyden önce, Mikati görevinin, Lübnan'da genel seçimlerin planlandığı gibi 31 Mayıs'tan önce yapılması olduğunda ısrarcı. Bu, tüm Lübnanlıların, etrafında birleşmeleri gereken bir hedeftir. Zaten ülkede çeşitli partiler ve platformlar da kuruldu. Şimdi, 'Sedir Devrimi'ni demokratik köklerine bırakmanın zamanı gelmiştir." Washington'un Rusya ikilemi Guardian'da bugün yayımlanan bir yazının başlığı, "Arka bahçesindeki isyan, paranoyak Moskova'yı savunmaya çekiyor". Yazar Simon Tisdall; Ukrayna, Gürcistan, Azerbaycan ve Moldova'nın geçen hafta oluşturdukları 'Demokratik Güçler Birliği'ne dikkat çekiyor. Tisdall'a göre bu gelişme, bir zamanlar sıkı denetlenen Soyvetler Birliği'nin arka bahçesine vurulmuş bir diğer darbe. Amerika Birleşik Devletleri Başkanı George Bush'un, 9 Mayıs'ta Nazi Almanyası'nın yenilgiye uğratılmasının 60'ıncı yıldönümü törenleri için Rusya'ya gideceğini vurguluyor Simon Tisdall. Ancak Bush'un bu dönemde ziyaret edeceği iki ülkenin de, anlamlı olduğunu düşünüyor: Gürcistan ve Letonya. Bu iki ülkenin de, Soyvetler Birliği'nin eski arka bahçeleri olduğunu söyleyen Simon Tisdall, Amerika'nın içinde bulunduğu durumu şöyle yorumlamış: "Washington, 'Soyvet sonrası alan'daki demokratik devrimlerin, sonunda Rusya'ya da yayılmasını umuyor. Ancak böylesi bir dönüşümün, felaket riski taşıdığını da biliyor. Bu da, Putin dönemi sonrası durumun kötüleşmesi, ülkede sınırsız bir otoriter yönetimle, Batı karşıtı kuşatma zihniyetinin ağırlık kazanması." 'Chelsea'nin küresel hakimiyet hedefi' Independent gazetesinin spor sayfasının manşeti, "Chelsea, en büyük sponsorluk anlaşmasıyla, küresel hakimiyeti amaçlıyor". Haberde, İngiltere Premier Ligi lideri Chelsea'nin, ülkede futbol tarihinin en büyük sponsorluk anlaşmasına imza attığı belirtiliyor. Elektronik şirketi Samsung'la yapılan anlaşma karşılığı, Chelsea beş yılda tam 50 milyon sterlinin üzerinde para kazanacak. Gazete, Chelsea'nin böylece, cep telefonu şirketi Vodafone'dan dört yılda 36 milyon sterlin alan Manchester United'ı geçtiğini belirtmiş. Chelsea yöneticisi "10 yıllık bir vizyonumuz var. Bu vizyonun temeliyse, Chelsea'nin Avrupa'nın ve dünyanın en büyük futbol kulübü olması." |
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||