|
28 Nisan 2005 Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Financial Times gazetesinde "Erdoğan, Avrupa Birliği üyeliği için yapılan reformları eleştirenlere yanıt veriyor" başlıklı bir haber var.
Haberde, Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'ın dün parti grubundaki konuşmasına değinilmiş. Financial Times'a göre konuşmayla Erdoğan ilk kez, 17 Aralık zirvesi sonrası açıkça Avrupa Birliği politikasını savundu. "Erdoğan'ın 4 aydır Avrupa Birliği fikrini Türkiye çapında satmaktaki başarısızlığı, reformların değerine ve Türk milliyetçileri için sıcak bir konu olan Kıbrıs'ta tavize yönelik inisiyatifi kaybetmesine mal oldu. Türkiye'nin Avrupa Birliği arzusunu destekleyenler, özellikle de İstanbul'da iş çevrelerinin güçlü lobisi ve orta sınıf, Erdoğan'ın İslami köklere dayanan Adalet ve Kalkınma Partisi'nin, ülkeyi üyeliğe taşıyacağı konusunda şüpheli. Bazı diplomatlarsa, Erdoğan'ın konuşmasıyla, tartışmalarda inisiyatifi Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök'ten almaya çalıştığını söyledi." İngiltere'de savaşa yönelik yeni şüpheler İngiltere'de erken baskılar hariç tüm gazetelerin manşetlerinde, hükümetin hukuk işlerinden sorumlu Devlet Bakanı Lord Goldsmith var. Goldsmith'in, Irak'a askeri müdahalenin yasallığı hakkında kaygıları olduğunu gösteren belge basına sızmıştı. Belge, savaşın başlamasından yaklaşık iki hafta kadar önce 7 Mart 2003'te, Başbakan Tony Blair'e gönderilmiş. Daily Telegraph'ın manşeti, "Blair asla yalan söylemem derken, savaşa yönelik yeni şüpheler belirdi". Gazete, Lord Goldsmith'in, İngiliz askerlerinin Uluslararası Ceza Mahkemesi'nde yargılanabilecekleri yolunda uyarıda bulunduğunu söylüyor. Guardian ise Lord Goldsmith'in tavsiyesinin belli olması sonrası, Birleşmiş Milletler silah denetçilerinin eski başkanı Hans Blix'le görüşmüş. Hans Blix, "Dinlemeliydiler" diyor: "Biz tutarlı bir şekilde Irak'ta kitle imha silahı bulmadığımızı bildirdik. Ben şahsen, Amerikan ve İngiliz istihbaratınca bize verilen listede yer alan tesisleri denetledim ve hiçbir şey bulamadım." Guardian bu yorumlar sonrası başyazısında "Karanlıkta demokrasi" demiş. Gazeteye göre yaşananlar, İngiltere hükümetinin niçin Lord Goldsmith'in 7 Mart 2003 tarihli tavsiyesini gizli tutmaya çalıştığını gösteriyor. İngiltere hükümetinin 17 Mart'ta savaşı onayladığını vurgulayan Guardian, "Halkın bu 10 günde neyin niçin değiştiğini bilme hakkı var" diyor. "Bugün gazetemizde yayımlanan bir kamuoyu araştırmasına göre, seçmenlerin sadece azınlığı Tony Blair'i 'güvenilir' buluyor. Büyük bir çoğunluk ise onu hem kaypak hem de yalancı biri olarak görüyor. Savaşın yasallığı sorunu çözülene dek, Bay Blair'in itibarı, kamuoyu araştırmasında açığa çıkan şüphelerin derin gölgesinde kalacaktır." Ebu Gureyb Skandalı'nın yıldönümü Amerikan CBS Televizyonu'nda, Irak'ta Ebu Gureyb cezaevinden şok edici resimlerin gösterilmesinin birinci yıldönümü bugün. Independent, başyazısında bu olayı hatırlamış ve "Bir cezaevi, bir sembol ve sona ermesi gereken bir kültür" demiş. Gazete, cezaevindeki işkence ve taciz skandalıyla ilgili olarak şu ana kadar sadece yedi Amerikan askerinin suçlu bulunduğunu hatırlatıyor. "Amerika Birleşik Devletleri'nin sürdürdüğü 'terörle savaş', çok özel bir güç, korku ve güvensizlik kültürünü beslemiş görünüyor. Bu kültür içinde, sadece 'terörle savaşa' hizmet edeceği düşünülen herşey sürebiliyor. Ebu Gureyb'teki suistimalin kökenleri de burada. Şu ana kadar bu suistimalin tamamen reddedildiğini de görmedik." 'Iraklı bakanlar konularına hakim olmalı' Daily Telegraph da başyazısında "Irak'ı unutmayın" demiş. Gazete, Irak'taki hükümet pazarlıklarının son bulmuş görünmesinden memnun. Ancak Daily Telegraph'ın, bazı Iraklı bakanlara bir çağrısı var: "Partiler arasında uzayan sıkı pazarlıkların, onların aralarındaki sorunların çoğunu çözdüğü umuluyor. Böylece Irak'ta Geçici Meclis, yakında anayasa hazırlama görevini tamamlayabilir. Bu arada yeni bakanlar özellikle de Savunma, İçişleri ve Petrol bakanlarının, derhal konularına hakim olmaları gerekiyor. Zira aylar süren durgunluk sonucu yolsuzluğun artmasına, ancak böyle yanıt verilebilir. Irak'ın sabırlı ve cesur seçmeni de bunu hak ediyor." 'Hollanda Avrupa Anayasası'nı reddetmeli' Times'ın başyazılarından biriyse, "Hollandalı kalma" başlığını taşıyor. Gazete Hollanda halkının, Avrupa Anayasası için yapılacak referandumda, 'hayır' oylarının çoğunlukta olabileceğini belirtiyor. Times'a göre Avrupa Birliği yolunda ilk adım olan Kömür Çelik Birliği'nin altı kurucusundan biri olan Hollanda için artık Avrupa cazibesini yitirdi. Gazetenin Hollandalılara bir çağrısı var. "Hollandalılar, öncelikle kendi içlerindeki sorunlar üzerinde yoğunlaşmak istiyorlar. Sevmedikleri, Avrupa Anayasası değil, sorumsuz bir Brüksel'e daha fazla yetki verme fikri. Hollanda, Avrupa için konuşma şansına sahip. Hollandalılar referandumda, 'nee' yani 'hayır' oyu kullanmalı.’’ 'Yeni Çernobil' uyarısı Independent'ın iç sayfalarındaki bir haberdeyse, 'Yeni bir Çernobil felaketi' uyarısı yapılmış. Uyarıyı yapan kişi, Rusya'nın önde gelen bilim adamlarından Profesör Alexei Yablokov. Yablokov, 20 yıl önce infilak eden Çernobil'deki nükleer santralın üzerindeki beton kabuğun aşındığını tehlikeli şekilde aşındığını öne söylüyor. Rus bilim adamına göre, bu kabuğun çökmesi, hemen hemen 20 yıl önceki düzeyde bir faciaya yol açabilir. "Eğer kabuk çökerse, bu bir bomba olmadığından patlama olmayacak. Ancak bir toz bulutu, yaklaşık 1 buçuk kilometre yükselecek ve rüzgarla çevreye yayılacak.'' Rus bilim adamı, santralın bulunduğu Ukrayna'nın yanı sıra, Rusya ve Belarus'un da bu toz bulutundan olumsuz etkilenebileceğini söylüyor 'Ajan dediğin dedektif Clouseau gibidir' Guardian gazetesi bugün Londra sokaklarında yıllarca fark edilmeden çalıştığını iddia eden eski bir Fransız ajanın kitabını, sayfalarına taşımış. Fransız yayımcılar, Fransa Dış İstihbarat Servisi'nde görevli Pierre Martinet'in anılarının, türünün ilk örneği olduğunu söylüyor. Pierre Martinet ise kitapta, İngiliz ajanların James Bond imajıyla dalga geçip ekliyor: "Gerçek bir ajanın yaşamı, daha çok dedektif Clouseau'ninkine benzer." "James Bond, bir ajanın nasıl olamayacağını gösteren en güzel örnektir. Smokin giyer, Aston Martin kullanır, kızları kapar. Bizse ucuz Renault arabalar kiralarız. Kokteylerden kaçınırız. Asla kendimizi belli etmeyiz." |
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||