BBCTurkish.com
NEWS
SPORT
WEATHER
Son güncelleme: 05 Mayıs, 2005 - TSİ 05:44
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
5 Mayıs 2005 Basın Özeti
İngiltere, bugün Avam Kamarası'na girecek 646 yeni milletvekilini belirlemek üzere sandık başına gidiyor.

İngiltere'de yayımlanan gazeteler

Gazetelerin manşetlerinde yapılan son kamuoyu yoklamalarına yer veriliyor.

Guardian gazetesi, "Kamuoyu yoklamalarına göre, İşçi Partisi tarihi üçüncü dönemi de kazanacak" diyor manşetinde.

Gazete, kendileri için yapılan kamuoyu yoklamasının sonuçlarını şöyle aktarıyor:

"Dün gece mülakatları tamamlanan son kamuoyu yoklamasına göre, İşçi Partisi oyların yüzde 38'ini alacak; Muhafazakar parti'nin oylarıysa 2001 seçimlerinde aldıklarının biraz altında, yüzde 32'de kalacak.

Liberal Demokratlar da yüzde 22 oranında bir oyu garantileyecek gibi görünüyor.
Bu, Liberallerin 1983 yılından bu yana alacakları en fazla oy olacak.

Bu oranlara göre, İşçi Partisi'nin çoğunluğu 130'u aşacağı tahmin ediliyor. Ancak marjinal seçim bölgelerinde yaşanacak kıyasıya çekişme nedeniyle Tony Blair'in çoğunluğunun 90 ila 110'a, belki de daha aşağılara inmesi beklenebilir.

Ama İşçi Partisi seçimlerden yüzde 6 oy farkıyla birinci çıkacak"

Bugün manşetlerine seçim sonuçları hakkında tahminleri taşıyan üç gazete daha var.

Tüm bu gazetelerde İşçi Partisi'nin ipi göğüsleyeceği belirtiliyor. Değişen ise zaferin yüzde kaç oy farkıyla kazanılacağı...

Times gazetesinde yapılan kamuoyu yoklaması, İşçi Partisi'nin yüzde altı oranında bir fark atacağı tahmininde bulunuyor.

Daily Telegraph'a göre ise bu oran yüzde beşte kalacak.

Independent'ta yer alan tahminler ise İşçi Partisi açısından biraz daha karamsar.

Independent sadece yüzde üç oy farkı olacağını yazıyor.

Financial Times'ta yazan James Blitz, Blair'in yeni parlamentoda ne kadar çoğunluğu olacağının, seçimi kazanması kadar önemli olduğunu savunuyor.

Şöyle diyor Blitz: "Kamuoyu yoklamalarının çoğuna göre, 90 ile 100 arasında bir çoğunluğun sağlanması bekleniyor. Ancak bu durumda bile, İşçi Partisi sonucu cilalamak için yoğun çaba sarfetmek zorunda kalacak.

Zira, 100 vekillik bir çoğunluk İşçi Partisi'nin yaklaşık 30 sandalye kaybetmesi anlamına gelecek. Parti, 1983 yılından bu yana bu denli büyük bir kayıp yaşamadı.

Ancak Muhafazakarların oy oranları da büyük dikkatle izlenecek. Eğer Muhafazakarlar yüzde 30'larda kalırsa, gelecek seçimleri de kazanma şansları olmayacak."

Blair gidecek, ama ne zaman?

Gazetelerde en az seçimler kadar tartışılan bir konu da, Tony Blair'in artık neredeyse kesin gözüyle bakılan zaferinin ardından, koltuğunu ne zaman terkedeceği...

Independent gazetesi, seçim kampanyaları sırasında, her karede Tony Blair'in yanında yer alan Gordon Brown'ın İşçi Partisi'nin yeni lideri olmaya namzet olduğunun kesin gibi göründüğünü, ancak bunun zamanının bilinmediğini yazıyor. Ayrıntılar şöyle:

"Kampanya boyunca Blair ve Brown sadece ayrılmaz değil, aynı zamanda ayırt edilemez bir ikili oluşturdular. Bir yabancı, dışarıdan baktığında hangisinin başbakan olduğunu anlamayabilir.

Bir İşçi Partisi yetkilisi; 'Gözlerinizin önünde bir yetki devrinin gerçekleştiğini hissediyorsunuz. Ağırlık merkezi hareket halinde. Gordon artık durdurulamaz. Tek sorun bunun ne zaman gerçekleşeceği' diyor.

Gordon Brown, sonuç ne olursa olsun, kazananın kendisi olacağını biliyor. Maliye Bakanı, çok yakında, belki de bir yıl içinde tahta oturmuş olacak."

Guardian'da yazan Jackie Ashley de, "Bu gece İşçi Partisi'nin kaybettiği her sandalye, Tony Blair yüzünden kaybedilmiş olacak" diyor ve ekliyor:

"İşçi Partisi'nin zaferini, Blair'in kişisel zaferi olarak değerlendirmek sadece hüzünlü bir fantezi olabilir. Devir teslimin; bu yıl yapılacak olan parti konferansında, Avrupa Birliği'nin dönem başkanlığının ve G-8 liderliğinin başarısını arkasına almış Blair'in sahneden inmeyi değerlendirdiğini belirteceği bir duyuruyla başlatılması uygun olacaktır.

Üçüncü bir seçim zaferi kazanmak ve partiyi dördüncüsünü garantileyecek birine teslim etmek sizce de tarih kitaplarına geçecek birşey olmaz mı?"

Financial Times yazarı Quentin Peel ise, seçim sonrası İşçi Partisi'nin yapması gerekenlere yer veriyor bugün satırlarında.

Peel'e göre, 'İngiltere'nin Avrupa'ya karşı sorumluluğu var'.

"Eğer Fransa, Avrupa Anayasası'na 'hayır' derse, bu bir İngiltere başbakanının üstlendiği en zor Avrupa Birliği dönem başkanlığı olacak.

Fransa Cumhurbaşkanı Chirac'ın zarar görmüş olacağı ve savunmaya çekileceği bu durumda, Türkiye'yle üyelik müzakerelerini başlatmak mümkün olacak mı? Sanmıyorum.

Doha ticaret görüşmeleri felce uğrayacak. Ekonomik inisiyatifleri liberalleştirme konusu gündemden kalkacak. Ortak dış politikalar askıya alınacak.

Eğer Fransa 'evet' derse, Blair geçen yıl kaldığı yerden devam edecek. Avrupa Birliği'nin en yalnız lideri olarak, kendi seçmenlerini 'evet' demelerine ikna etmek için zorlu koşusuna başlayacak."

Referandum mu, propagandum mu?

Fransa'nın ay sonunda yapacağı referandum, Avrupa gazetelerinin de sayfalarında yer alan başlıca konular arasında.

Cumhurbaşkanı Chirac'ın Salı günü televizyona çıkarak halka yaptığı 'evet' çağrısı hakkında yorumlar bugün de sürüyor.

Le Nouvel Observateur, "Chirac, Anayasa'nın sosyal yanlarını vurgulayarak sol seçmenleri; Fransızlaştırılmış bir Avrupa portresi çizerek de milliyetçi seçmenleri rahatlatmaya çalıştı" diye yazıyor.

Le Figaro ise, eski başbakan ve 'hayır' cephesinin öncüsü Laurent Fabius'un Chirac'a yönelik eleştirilerini sayfalarına taşıyor.

Şöyle diyor Fabius: " 'Evet' kampanyasının lideri, inanılmaz bir kendine güvenle yalan söylüyor. 'Hem Avrupalı olup, hem de 'hayır' oyu kullanamazsınız' demek, kendinizden farklı düşünenleri şeytanlaştırmak ve geçersiz kılmak anlamına gelir. Bu artık bir referandumdan ziyade, bir 'propagandum'. "

Sinatra hakkında yeni iddialar

Ünlü şarkıcı ve film yıldızı Frank Sinatra hakkında yazılan yeni bir kitap, Sinatra'nın esrarlı geçmişi hakkında yeni iddialar ortaya attı.

Vanity Fair dergisinde bazı bölümleri yayımlanan kitaba göre, Sinatra mafya için havaalanı gümrüğünden milyonarlarca dolar geçirmiş.

Independent gazetesinin haberi şöyle:

"Sinatra'nın yakın arkadaşı Jerry Lewis'e göre, Sinatra New York havaalanında, yanında 50'lik banknotlar halinde üç buçuk milyon dolarla birlikte gümrük kontrolünden geçmek üzereyken neredeyse tutuklanıyordu.

Gümrük yetkilileri, bavulu açtılar ancak şarkıcıyı görebilmeye çalışan hayran kalabalığı nedeniyle aramalarına son vermek zorunda kaldılar.

Lewis, "Aksi takdirde, Frank Sinatra'nın sesini bir daha duyamazdık" diyor.

Sinatra'nın mafya bağlantıları yıllardır kuşku uyandıran bir konu.

The Godfather-Baba filmindeki Johnny Fontane karakterinin, Sinatra esas alınarak yazıldığına inanılıyor."

İlgili haberler
BAŞLICA HABERLER
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
Programlarımız|Frekanslarımız|Türkçe Bölümü hakkında|İşbirliği|Bize ulaşın
BBC Copyright Logo^^ Başa dön
Haberler | Basın Özeti | Dünyaya Açılan Pencere | Özel Dosyalar | Haberlerle İngilizce
BBC News >> | BBC Sport >> | BBC Weather >> | BBC World Service >> | BBC Languages >>
Yardım|Görüşleriniz|Gizlilik