BBCTurkish.com
NEWS
SPORT
WEATHER
Son güncelleme: 10 Mayıs, 2005 - TSİ 07:58
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
10 Mayıs 2005 Basın Özeti
Blair gene görev başında ama iktidarda mı?; İngiltere'nin demokrasi çıkmazı: seçim sistemi; Fransız liderlere referandumlar dokunuyor; ve Stalin posterlerinde aşırıya kaçılan bir tören...

İngiltere'de yayımlanan gazeteler

Daily Telegraph, başyazısında, 'insanın havsalası almıyor' diyor: 'daha beş gün önceki seçimlerde İşçi Partisi'ni üst üste üç kez hükümete taşıyan lider olarak tarihe geçen kişi Tony Blair mi, değil mi?'

İşçi Partisi'nin parti liderliğine başkaldıran kanadı, seçim galibiyetine rağmen Tony Blair'den hesap vermesini istiyor. Bir önceki parlamento döneminde, muhalefetle aralarındaki sandalye farkı bir hayli şişkindi. Oysa geçen hafta sandıklarda, yaklaşık 100 sandalye fire verdiler.

Asi milletvekillerine göre Tony Blair, seçimi kazandıran değil, üstünlüklerini söndüren lider. Aralarında bazı eski kabine üyeleri de olmak üzere şimdi İşçi Partisi saflarından Tony Blair'e yükselen 'istifa' çağrıları, Daily Telegraph'a göre, açıkça tek bir şeye işaret ediyor:

'Başbakanlık makamında ama, iktidarda değil'

Peki Tony Blair'in tepkisi mi? Guardian'a göre, dün yeni kabinesine atadığı bakan yardımcılarını ve danışmanları duyuran Başbakan Blair -seçtiği isimlere bakacak olursak- meydan okuyor.

Blair'i eleştiren kesim daha ziyade partinin sol kanadını temsil eden ve Tony Blair'in özel sektör ve sermayeye ödünler verdiğini savunan kesim.

Ama Guardian'a göre Blair, dün açıkladığı atamalarda, asilerin dümen suyuna girmeyeceğini belli edercesine, bu kesimin çok tartışmalı bulduğu bazı isimleri yakın çevresine almış oldu.

Bu tartışmalı isimlerden biri, üniversitelerde harç sistemini savunan ve şimdi eğitim bakan yardımcılığına getirilmiş olan Andrew Adonis.

Oysa üniversite harçları, İşçi Partisi saflarında hayli öfke uyandıran bir politika.

Times, 'kabine kavgası' manşeti altında verdiği haberde, 'Başbakan Blair, İşçi Partisi milletvekillerinin öfkesini daha da köpürtmeyi göze aldı' diyor.

İngiltere ne kadar demokratik?

Independent'ın ön sayfasında ise başka bir kavga var. Gazete, İngiltere'nin seçim sisteminden şikayetçi; ve iri puntolarla 'Artık reform vakti geldi' diyor.

Türkiye'deki sistem, yani nispi seçim sistemi yok İngiltere'de. Bunun yerine dar bölge sistemi denen, yani her seçim bölgesinde en çok oy alan adayın -bir oy farkla da olsa- o bölgeden parlamentoya milletvekili olarak girdiği bir sistem yerleşik.

Dolayısıyla ulusal oyların yüzdesi, parlamentoda sandalye dağılımıyla tamı tamına örtüşmüyor.

Birinci gelen partinin lehine, diğerlerinin ise aleyhine işleyebilen bir sistem.

Independent, İngiltere'nin üçüncü büyük partisi Liberal Demokratlar'a yakınlığıyla bilinen bir gazete olarak, bir anlamda bu partinin yıllardır bayraktarlığını yaptığı davayı ön sayfasına taşıyor. Şu anki sandalye dağılımı ne, nispi sistemde ne olurdu; alt alta iki büyük grafikte karşılaştırılıyor.

Bu son seçimlerde İşçi Partisi'nin bütün ülkede atılan oylardaki payı, yüzde 36'dıydı.

Ama parlamentodaki milletvekillerinin yüzde 50'den fazlası, İşçi Partisi'nden.

Öte yandan Liberal Demokratlar'a bakacak olursak, halihazırda 62 milletvekili çıkartmış durumdalar.

'Oysa' diyor Independent, 'Nispi sistemde elde edecekleri sandalye sayısı, 142 olacaktı...' Gazete, 'Biz diğer ülkelere demokrasi dersi verirken, diğerleri demokrasiyi uygulamaya koyuyor' diye yazmış.

Tabii bununla kastettiği, nispi seçim sistemi.

Independent, İngiltere'de geçerli olan seçim sisteminin anormallikleri açıkça ortada' diyor. Tam iki kez -1951 yılında İşçi Partisi, ve 1974'te ise Muhafazakarlar- ulusal oylardan en çok payı alan parti olmalarına karşın, seçimin galibi olamıyorlar.

Ama gazeteye göre, bu sistemin neden değiştirilemediği de ortada...

Independent, 'Tam bir çıkmaz' diyor: 'Seçim sistemini değiştirebilecek çoğunluğu parlamentoda hangi parti yakalarsa yakalasın, elde ettiği bu çoğunluğa karşı bir hamlede bulunmayı canı elbette hiç çekmiyor.'

Yokluğuyla faydalı bir lider

Fransız basını da şu sıralarda bir oylamayla meşgul; tam 19 gün sonra yapılacak olan ve yalnız Fransa'nın değil bütün Avrupa Birliği'nin geleceğini ilgilendiren halkoylaması bu.

Fransızlar, yeni Avrupa Anayasasına ya 'Evet' diyecek, ya da 'Hayır'.

29 Mayıs'a doğru günler sayılırken, referandumdan hangi sonucun çıkacağı anketlerde belirsiz görünüyor.

Ama 'Hayır' cephesinin yakın zaman öncesine kadar önde gittiğini hatırlatalım.

Liberation, espirili bir dilde Başbakan Jean-Pierre Raffarin'i tiye alıyor.

Gazete, daha yeni safra kesesinden ameliyat olan Raffarin'ın sağlık problemleri acaba Fransız liderlerin bir yazgısı mı diye sormuş.

Liberation hatırlatıyor: Avrupa Birliği'nin Maastricht Anlaşması Fransa'da referanduma sunulduğu yıl da zamanın Cumhurbaşkanı Mitterand prostat problemleri ile boğuşuyordu.

'Referandumların üzerine' diye yazıyor Liberation: 'Sigaralarda olduğu gibi uyarı notu düşmeli; dikkat sağlığa zararlıdır'.

'En azından' diye devam ediyor Fransız gazetesi, 'Başbakanın yatağa düşmesi evet cephesindekilerin kalbine biraz olsun su serpecektir'.

Liberation'a göre, kamuoyunun hiç tutmadığı bir liderin ortalarda görünmemesi, hükümetin evet kampanyasını olsa olsa güçlendirecektir.

Çek basınından Lidove Noviny, Fransa'daki referandum tartışmasını değerlendirirken, Çeklerin 'hayretlere düştüğünü' yazıyor.

Fransa'da yeni anayasaya karşı çıkanların, liberal ekonomiye fazla ağırlık verilmesinin sosyal devlet anlayışını zedelemesinden ve genişleyen bir Avrupa Birliği'nin zayıf bir birlik olmasından korku duyduklarını yazan Çek gazetesi, 'halbuki' demiş, 'Bizim ülkenin Avrupa kurumlarına şüpheyle bakanları ise bunun tam tersinin olacağını iddia ederek isyan ediyor'.

Stalin posterlerinde aşırıya mı kaçıldı?

İkinci Dünya Savaşı'nın Avrupa'da sona erişinin 60'ıncı yıldönümü için 50'yi aşkın lider Moskova'da bir araya gelirken, Alman basınından Die Welt, Nazilerin yenilgisinin kutlandığı bu büyük buluşmanın 'karışık' duygular uyandırdığını söylüyor.

Die Welt, savaşı ve Berlin Duvarı'nı geride bırakan Rusya ve Almanya'nın şu anki dostluğunun insanı duygulandırdığını söylüyor ama, 'dün Moskova'da dört bir yana asılıydı' diye yazdığı Stalin posterleri için 'nereden baksanız garip' diye ekliyor.

Die Welt'e göre, Stalin posterleri ile verilmeye çalışılan yüce bir geçmiş mesajı, Rus elitinin ve nüfusun büyük bir bölümünün halen boğuşmakta olduğu 'zihinsel krizin' bir göstergesi.

Gazete, 'Putin geçmişi onurlandırmaya çalışırken gerçeklere sırt çeviriyor' diye düşünüyor.

Bir başka Alman gazetesi, Die Tageszeitung ise, 'dün Moskova'daki törenlerde Çeçenistan konusu da gündeme getirilmeliydi' diye eleştiriyor.

'Avrupa'nın unuttuğu bir savaş Çeçenistan'da halen sürerken' diyor Tageszeitung, 'Başkomutan Vladimir Putin'e bu savaş hakkında sorular sorulmalıydı; tarihi anarken, tarihten dersler çıkarmasını da bilmek gerek'.

İlgili haberler
BAŞLICA HABERLER
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
Programlarımız|Frekanslarımız|Türkçe Bölümü hakkında|İşbirliği|Bize ulaşın
BBC Copyright Logo^^ Başa dön
Haberler | Basın Özeti | Dünyaya Açılan Pencere | Özel Dosyalar | Haberlerle İngilizce
BBC News >> | BBC Sport >> | BBC Weather >> | BBC World Service >> | BBC Languages >>
Yardım|Görüşleriniz|Gizlilik