|
11 Mayıs 2005 Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Tony Blair diktatör mü?; Mısır'da sözde reform; siyasetin inişleri ve çıkışları: Ahmet Çelebi; Berlin'in göbeğinde 2711 taş blok ve eski çamlar bardak olmadı: Wollemi filizlerinden buyurun.
İngiltere bir demokrasi değil! Independent, dün başlattığı kampanyayı bugün de ön sayfasından sürdürüyor. Kampanyanın amacı -gazetenin satırlarından aynen okuyoruz- İngiltere'ye gerçek demokrasiyi getirmek... Çünkü Independent'a göre, İngiltere'de uygulanan dar bölge seçim sistemi, halkın iradesini parlamentoya yansıtan bir sistem değil. İşçi Partisi, geçen haftaki seçimlerde, aldığı ulusal oylara kıyasla çok daha fazla sayıda milletvekili çıkarmayı bu sistemle başardı. İşte bu yüzden Independent, Türkiye dahil birçok ülkede uygulanan nispi seçim sistemine acilen geçilmesi gerektiği inancında. Dün okurlarından aldığı çok sayıda mektuptan bir kısmını bugün birinci sayfaya basan gazete, Başbakan Tony Blair'e, 'halkın sesini duy' diyor. İşte Independent'ın kampanyasına destek veren bir İngiliz: 'Bu memlekette varolan, diktatörlüğe eşit' diyor: 'Oyların yüzde 36'sını alan bir parti, katılım oranı yüzde 64 olan bir halkı yönetiyor; sonra da kalkıp Orta Doğu'ya demokrasi dersleri veriyoruz'... Diğer bir mektupta, bir itiraf var: 'Biz eskiden karı koca nispi sisteme kesinkes karşı çıkardık' diye başlıyor: 'Ülkeyi İtalyan usulü başarısız koalisyonlara, hiçbir partinin çoğunluğu bulamadığı meclis aritmetiklerine, sürekli seçim yapılan bir karmaşaya sürükleyeceğinden korkardık'. 'Ama' diye devam ediyor mektup, 'son sekiz yıldır Tony Blair'in liderliği altında, adı konmamış bir diktatörlükte yaşadığımızı anladık; İngiltere'de demokrasi, krizde.' Bu mektupların ve Independent'ın kampanyasının, genelde kamuoyunun eğilimini yansıtıp yansıtmadığını bilmiyoruz. Ama 6 gün önceki seçimlerden bu yana, birşey kesin; bu yeni hükümet, İngiltere tarihinde ulusal oylardan aldığı pay en düşük hükümet olarak bir rekor kırdı. Ve halihazırdaki sistemden en olumsuz etkilenen parti ise Independent'ın yakın durduğu Liberal Demokrat parti... Reform mu, değil mi? Geçelim bir başka seçim sistemi tartışmasına ve Guardian'ın sayfalarına. 'Adı reform, ama seçmenler için değişen pek bir şey yok' diyor Guardian'ın Mısır'dan bildiren muhabiri: Mısır'ı 24 yıldır yöneten Hüsnü Mübarek, gelecek cumhurbaşkanlığı seçimlerinde karşısına ilk defa muhalefet adaylarının da çıkabilmesine yeşil ışık yaktı fakat, Guardian'a göre, aday çıkarmak için şart koşulan kurallar öylesine sert ki, şimdilik bu reform adımını sadece sembolik bir jest olarak algılamak mümkün. Guardian'ın Kahire muhabiri, 'Mısır'da demokrasi ince bir ciladan ibaret' diyor: 'Muhalefet partileri sıkı denetim altında, yeterli kaynaklardan yoksun ve sandıklara hile karışması adetten'. Fakat Mısır'da son zamanlarda ister sokak gösterileri, ister basın organları olsun, sistemi eleştirenlerin sesini giderek yükselttiğine işaret eden Guardian, 'Mübarek'in iktidarında çatlaklar görünmüyor değil' diyor. Ahmet Çelebi'nin inişli çıkışlı seyri Hüsnü Mübarek'in Mısır'ında siyasi değişim belki zaman alıyor ama, tekrar Independent'a dönecek olursak, 'Ahmet Çelebi'nin Irak'ında siyasi sahneye bir girip bir çıkmak gayet kolaya benziyor'. Ahmet Çelebi, savaşın başlarında Amerika'yla arası gayet yakın olan Saddam sonrası Iraklı siyasetçilerin başında geliyordu; geleceğin Bağdat'ında yönetici koltuğunda oturacağını tahmin eden çok sayıda yorumcu vardı. Ancak hızla yükseldiği gibi, hızla da gözden düştü... Fakat hikayenin burada sona erdiğini sananlar, yanıldıklarını bir kez daha anlıyor. Çünkü Ahmet Çelebi, yeni Irak hükümetinde başbakan yardımcılığına getirilirken, üzerindeki ağır bir yükün de bir çırpıda kaldırıldığını aktarıyor Independent: 'Ahmet Çelebi'nin 300 milyon dolarlık banka yolsuzluğuna Ürdün Kralı Abdullah'tan af' Iraklı siyasetçinin bu suçlamayı başından beri reddettiğini hatırlatalım. Ama Ürdünlü yetkililer böyle düşünmüyordu. Yöneticisi olduğu Ürdün bankasını soyduğu gerekçesiyle Ürdün'de 22 yıl hapis cezasına çarptırılmıştı. Gerisi, Independent'ın satırlarından: Irak Cumhurbaşkanı Celal Talabani'nin bu hafta Amman'ı ziyaret ettiğini yazan Independent, Bağdat'ta Şii koalisyonun üyesi olarak yeni Irak hükümetine giren Ahmet Çelebi'ye yönelik suçlamaları geri çekmesi için Ürdün Kralı Abdullah'a bir talepte bulunduğunu aktarıyor. Gazeteye göre, Kral Abdullah'ın buna yanıtı olumluydu ve af kararını yakın zaman içinde açıklaması bekleniyor. 2711 taş blok Dün Berlin'de açılışı yapılan, Nazi kurbanı Yahudiler için dikilen dev anıt, hemen hemen bütün gazetelerde yer alan bir haber. Farklı yüksekliklerde kutu şeklinde tam 2 bin 711 taş blok... Berlin'in tam göbeğinde, Daily Telegraph'a göre, üç futbol sahası büyüklüğünde bir alanı kaplıyor. Hitler ve Göbbels'in intihar ettikleri sığınağın üzerine kurulu. Fikir babası, New Yorklu mimar Peter Eisenmann. Independent, 'Almanların ulusal utancının anıtı' diyor. Times ise, taş blokların arasında yürüyen bir adamın fotoğrafını basarak, anıtı bir labirente benzetiyor: 'Ahlak anlayışının sorgulanışını temsil eden, çıkışı olmayan bir labirent'. Daily Telegraph'a göre açılıştan önce gayet sıkı korunmasına karşın, açılışta anıtın taşlarından birinin üzerine gamalı bir haç çizildiği farkedilmiş. Fakat anıtın mimarı, 'bu vandallık da bir dışavurumdur; bu anıt, Berlin'in bir parçası olarak yaşam sürecinin içinde yer alıyor' diye yanıt vermiş. Mimar Eisenmann, 'yüzyıllarca bu kentin göbeğinde sessizce hep duracak bir anıt yaptım' diyor. Eski çamlar bardak olmadı Daily Telegraph'ın önsayfasına yerleştirdiği fotoğraf ise yüzyılara değil, milyonlarca yıla karşın dimdik ayakta duran, zamana karşı direncin simgesi bir ağacın fotoğrafı. Avustralya'da keşfedilen bir ağaç bu. Adı, Wollemi çamı. Daily Telegraph'a göre, son yüzyılın en önemli botanik keşfi. Dinozorlar hala ayaktayken, yani 200 milyon yıl öncesinden günümüze değin, Avustralya'nın insan eli değmemiş bir köşesinde, hiç değişmeden yaşamını sürdürmüş. Daily Telegraph, İngilizlere müjdeyi yetiştiriyor: 'Wollemi çamı filizleri İngiltere'ye getirilip çoktan dikildi bile'. Gazete, hemen hemen bir yıl içinde, herhangi birinin bu ağaçtan satın alıp evinde, bahçesinde yetiştirebileceğini yazıyor. Cannes çelişkisi Son olarak, Independent'ın sayfalarından bir sanat haberi. Gazetenin deyimiyle, 'Avrupa'nın kalbur üstü kültür ürünleriyle, ucuz Amerikan tüketimini buluşturan' bir festivalin haberi bu. Cannes film festivalinin başladığını böyle duyuruyor Independent. Gazete, Cannes'da film göstermenin ne kadar zor olduğunu bildiriyor. Kimisi sanat filmi, kimisi pazarlamalık sinema, ama sonuçta, 97 ülkeden 1500 filmin gösterimi için yapılan başvurulardan, topu topu 53 tanesi seçilmiş. |
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||