|
15 Mayıs 2005 Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
İngiliz Pazar gazetelerinde, Özbekistan'daki olaylar, Ebu Musab ez Zarkavi'nin Irak'ta yaralandığı iddiaları ve Blair hükümetinin 'Kukuletalı' gençler için düşündüğü önlem var.
Özbekistan'ın Andican kentinde Cuma günü patlak veren olaylar, gazetelerde geniş yer bulmuş. Ordunun, göstericilerin üzerine ateş açması sonucu, yüzlerce kişinin öldüğünü hatırlatan Observer, olayların diğer kentlere de sıçrama tehlikesine dikkat çekiyor. Amerika Birleşik Devletleri ve Özbekistan yönetiminin, olaylar ile ilgili benzer saptamalar yaptığının da altı çizilmiş. Beyaz Saray'ın, ayaklanmanın arkasında terörist örgütlerin olabileceği şeklindeki yorumunun, Devlet Başkanı İslam Kerimov tarafından hemen sahiplenildiğini hatırlatan Observer, buradan yola çıkarak, Washington'ın Özbekistan konusunda çifte standart uygulamakla suçlandığını, şu satırlarla anlatıyor; "Özbekistan 2001 Kasım'ında, Amerika'nın teröre karşı savaş olarak adlandırdığı mücadelesindeki müttefiklerinden biri ilan edildi. Washington o tarihten bu yana, ülkedeki insan hakları ihlalleleri konusunda sesiz kalmakla suçlanıyor. "Özbekistan ayrıca, Amerika'nın bir süredir yürüttüğü iddia edilen son derece gizli bir sorgulama ağının da parçası. Buna göre CIA, yakaladığı terör zanlılarını, işkence yöntemi kullanarak sorgulanmaları daha kolay olan Mısır, Suudi Arabistan, Ürdün, Suriye gibi ülkelere gönderiyor. Amerikan basınına göre, Özbekistan'a da onlarca zanlı gönderildi. Çifte standart, Amerikan Dışişleri Bakanlığı'nın web sitesinde de açıkça göze çarpıyor. Özbek güvenlik güçleri işkence ile suçlanırken, aynı sayfada, söz konusu kurumlara, 2002 yılında 79, 2004'te ise 10 milyon dolarlık yardım yapıldığı yazıyor." Sunday Times, Amerika tarafından, Irak'taki isyan hareketinin ve adam kaçırma olaylarının planlayıcısı olarak suçlanan, Ürdünlü militan Ebu Musab ez Zarkavi'nin yaralandığını yazıyor. Haber, geçen hafta kendisini tedavi ettiğini söyleyen Iraklı bir doktora dayandırılmış. Amerikan güçleri geçen hafta, direnişin en güçlü olduğu yerlerden, batıdaki Ramadi kentine yönelik bir harekat düzenlemiş, çok sayıda militanın öldürüldüğü iddia edilmişti. Sunday Times'ın haberinde ifadelerine yer verilen doktor, Zarqavi'nin Çarşamba günü Ramadi'deki hastaneye getirilişini şöyle anlatıyor; "Kanlar içindeydi. Yaralarını sardım ve tedavinin devamı için hastanede kalmasını istedim. Kayıt yaptırmak için ismini almamız gerektiğini söyleyince öfkelendi. Yanındaki iyi giyimli adamlar, hastaneyi terk etmesine izin vermemi ve gerekli ilaçların bir listesini yapmamı istediler. Kalmaya ikna etmek için araçlarına kadar peşlerinden geldim. Ancak silahlarını göstererek, Zarqavi'yi gördüğümü söylersem, beni öldüreceklerini söylediler." 29 Mayıs'ta Fransa'da yapılacak Avrupa Anayasası referandumunun İngiltere açısından sonuçlarına değinen Independent on Sunday, "Blair Frnaszıların arkasına saklanmamalı" diyor. Gazetenin başyazısı şöyle devam ediyor; "İngiltere hükümeti, Fransa'daki referandumdan "Hayır" çıkması durumunda, İngiltere'deki referandumdan vazgeçme eğiliminde. "Eğer İngiliz halkı da hayır derse, Avrupa'nın iki önemli ülkesi tarafından reddedilen Anayasa tarih olacak. Hükümet böylesi bir sonuç yeterince kötüyken, buna bir de, içerde referandum kaybetmenin olumsuz imajını eklemek istemiyor. "Blair cephesindeki sessizliğe bakılırsa, Fransa'nın "Hayır" demesini ve kendisini bu riskten kurtarmasını ister gibi görünüyor. Bu büyük bir hata olur. Zira Anayasa reddedilirse, yerine yenisi yapılması gerekecek ve bu sefer, Avrupa ülkelerinin daha fazla entegrasyonunu öngören bir metin çıkacak ortaya. "Böyle bir Anayasa'yı, konuya zaten şüpheyle yaklaşan İngiliz kamuoyuna kabul ettirmek çok daha zor olacaktır. Kaldı ki, şu andaki Anayasa, bazı zayıf yanları olsa da, İngiltere gibi byük ülkelere, belli konularda veto hakkı veriyor." Sunday Times, İngiltere'de 5 Mayıs seçimlerinin ardından kurulan yeni kabinede Savunma Bakanlığı'na getirilen Lord Drayson'ın 3 milyon sterlin kadar vergi kaçırdığını öne sürüyor. Haberde, Drayson'ın ilaç sanayiinden edindiği servetin bir kısmını, vergi cenneti olarak nitelenen adalardaki off-shore bankalara yatırdığı, böylece İngiltere'de ödemesi gereken vergilerden kurtulduğu belirtiliyor. Sunday Times, Savunma Bakanlığı'na getirilen Lord Drayson'ın, İşçi Partisi'ne bir milyon sterlinden fazla bağış yaptığını da hatırlatıyor. İngiliz Pazar gazetelerinin hemen hepsinde geniş yer bulan bir konu da kukuleta. Evet yanlış duymadınız, kukuleta. Ancak burada kastedilen, hırsızlık, taciz, kap-kaç gibi suçlara karışan gençlerin sembolü olarak görülen, eşofman kapişonları. Gündeme gelmelerinin nedeni, bir alışveriş merkezince yasaklanmaları. Gerekçe ise, kukuletalı hırsızların yüzlerinin, güvenlik kameraları tarafından saptanamaması. "Kukuletalılar" olarak genellenen sorun, yani gençlerin karıştıkları hafif suçlar ya da çevreye verdikleri rahatsızlık, İngiltere'de giderek artan bir sıkıntı. Öyle ki hükümet soruna el atmaya hazırlanıyor. Önerilen son çözümü Sunday Telegraph şöyle aktarıyor; "İçişleri Bakanlığı yetkililerinin kafasındaki, yere tükürme, yüksek sesle müzik dinleme gibi eylemlerle, halkı rahatsız etmekten suçlu bulunan gençlerin, zorunlu kamu hizmeti cezası sırasında, Amerika'da prangalı tutuklulara giydirilen turuncu renktekilere benzer üniformalar giymeleri. "Bakan yardımcısı Hazel Blears bunu, insanlara suçun cezalandırıldığını açıkça gösterme çabası olarak açıklıyor. Başbakan Tony Blair de, konunun üçüncü döneminin önceliklerinden biri olacağının sinyallerini veriyor. " Independent on Sunday, ülkede bir süredir devam eden nükleer enerji tartışmasına değinmiş. Haberin başlığı; "Hükümet raporunda yeşil enerjiye destek." Sanayi ve Ticaret Bakanlığı'nca yaptırılan çalışmanın, yenilenebilir enerji kaynaklarının, özellikle de rüzgar enerjisinin, nükleer enerjiye oranla daha ucuz ve küresel ısınmayı önlemede daha etkili olduğuna dikkat çekiyor. Raporun Başbakan'a hafta içinde sunulacağını belirten Independent on Sunday, ancak sonuçların, nükleer enerjiden yana olan Tony Blair'in keyfini kaçıracağını söylüyor. Zira İngiltere hükümeti, ülkede 10 yeni nükleer santrali hizmete sokmayı planlıyor. |
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||