BBCTurkish.com
NEWS
SPORT
WEATHER
Son güncelleme: 26 Mart, 2007 - TSİ 09:30
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
26 Mart 2007 Basın Özeti
İngiltere'de yayımlanan gazetelerde bugün Türkiye'yle ilgili birçok haber ve yorum yer alıyor.

İngiltere gazeteleri

Financial Times gazetesinin başyazılarından birinde, Türkiye'de yaklaşan cumhurbaşkanlığı seçimlerine dikkat çekiliyor ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın cumhurbaşkanlığı için adaylığını koymaması çağrısı yapılıyor.

Yazının başlığı: " 'Hayır' deyin, Sayın Erdoğan."

"Erdoğan'ın ezici bir çoğunluğa sahip olduğu parlamento cumhurbaşkanını seçeceği için, bu makama erişebileceğine kuşku yok. Ama önünde bir seçim bulunuyor.

"Ya başbakan olarak görevine devam edebilir ve AKP'yi bu yıl bir diğer seçim zaferine taşıyarak, Türkiye'nin açık farkla yenilmesi en zor siyasi gücü haline getirebilir; ya da cumhurbaşkanlığına adaylığını koyar ve ülkedeki kültürel gerilimin nasıl patladığını izler.

"Türklerin yaklaşık yüzde 70'i Erdoğan'ın cumhurbaşkanı olmaması gerektiğini düşünüyor. Türkiye'de dini özgürlüklerin genişlemesi gerek ama Erdoğan ile laik elit kesim arasındaki bir çekişme yüzünden ülkenin istikrarı tehlike altına girebilir. Bu ne Erdoğan'ın ne de Türkiye'nin göze alabileceği bir yüzleşme... Türkiye'nin ilerleyişine devam etmesi için Erdoğan'ın başbakan olarak kalması gerek."

AB anayasası gündemde

Avrupa Birliği'nin 50'inci kuruluş yıldönümü kutlamalarına dair haberler geniş yer buluyor bugünkü gazetelerde.

Almanya'nın Avrupa anayasasını canlandırma planları, Times gazetesinin başyazısında eleştiriliyor. Times, "Almanya anayasayı gündeminden atmalı" diyor.

"İtalya Başbakanı Romano Prodi, bu federalist belgeyle yola devam edilebilmesi için Avrupa'nın 'yaratıcı delilik yüklü bir dokunuşa' ihtiyacı olduğunu söyledi şaka yollu. Ama gerçekten de bunu yapmak delilik demek. Böyle düşünenler sadece İngilizler değil. Polonya ve Çek Cumhuriyeti de açıkça buna karşı olduklarını söyledi. AB'nin genişlemeyle baş edebilmek için bazı idari ve usule dair değişikliklere ihtiyacı var. Ama bu değişiklikler mütevazı olmalı."

Guardian gazetesinin başyazısında ise AB'nin doğum günü partisine çağrılmayan bir ülkeye dikkat çekiliyor: Türkiye'ye...

"Avrupa'nın kendine güven kaybının en açık ifadesi, resmen bir aday ülke olan Türkiye'nin doğum günü kutlamasında bulunmamasıydı. Türkiye'den hiçbir temsilci davet edilmedi. Hâlbuki Türkiye'nin AB adaylığı; genişleme, işgal etmeksizin komşu bir ülkeyi dönüştürebilme yeteneği ve Kıbrıs'ın birleşmesi gibi Avrupalı liderlerin göklere çıkardığı politikaların uygulanması için en büyük fırsatı temsil ediyor. Almanya ve Fransa'da iç siyaset; hem Başbakan Angela Merkel, hem de cumhurbaşkanı adayı Nicolas Sarkozy'nin Türkiye'nin katılımına karşı çıkmasına neden oluyor."

'Türkiye doğuya bakıyor'

Guardian yazarlarından Simon Tisdall da bugün köşesini aynı konuya ayırmış. Tisdall, "Kendine güvenen Türkiye, batıya değil doğuya bakıyor." diyor.

"Türkiye'nin AB'yle ilgili hayal kırıklığı, Kıbrıs üzerine çıkan bir anlaşmazlıktan dolayı Aralık ayında müzakerelerin kısmen askıya alınmasından sonra daha da derinleşti. Ancak kızgınlık ve öfke, yerini yeni ve daha iddialı bir fikre bırakıyor giderek: belki de Türkiye'nin aslında Avrupa'ya ihtiyacı olmadığı ve Türkiye, kendi yoluna giderken Avrupa Birliği'nin de bu incitici ve kendini beğenmiş şovenizminden ötürü pişman olacağı fikrine...

"Türkiye'nin Avrupa'nın ötesinde de hayat olduğu görüşü, kısmen canlanan ekonomisine dayanıyor. İstikrarlı, IMF gözetimindeki yıllık yüzde 7'lik büyüme oranı birçok büyük Avrupa ülkesini geride bırakıyor. İhracat gelirleri de artıyor."

Simon Tisdall, Türkiye'nin bölgesel liderlik rolünün de giderek daha çok önem kazandığını ve bunun da AB'yle ilgili görüşleri değiştirdiğini yazıyor.

"Hazar havzasından, Rusya'dan ve Orta Asya'daki Türkî cumhuriyetlerden Avrupa'ya petrol ve doğalgaz akışının büyük bölümünü, önemli bir transit geçiş noktası olarak Türkiye sağlıyor.

"Bu Moskova'yla daha yakın bir işbirliği yolunu açarken, Azerbaycan'dan Kazakistan'a bir 'Türkî ülkeler topluluğu' fikrini de canlandırıyor. Ankara'daki 'reformcu İslamcı' hükümet de Arap ve Müslüman dünyalarının dostluğunu kazanıyor. Bu hafta Mısır'la yeni bir stratejik ilişkinin işaretlerini verdiler. Geçtiğimiz yıl Lübnan'a asker gönderdiler. Birçokları İran'la konuşmaz, ya da konuşamazken, onlar konuşuyor. İsrail'le yakın ilişkileri Hamas ve Filistin yönetimiyle görüşmelerini engellemedi. Ve Kürtlerle aralarındaki gerginliğe karşın, Türkiye Kuzey Irak'ın başlıca ekonomik ortaklarından biri.

"Artan aşırı milliyetçilik ve yeni Osmanlıcı düşünce biçimi; aşırı İslamcılık ve siyasi istikrarsızlık, Türkiye'nin yükselişinin önündeki bilinen tehlikeler. Ama gücü 70 milyonluk nüfusunun verdiği enerjide gizli. Ve bu dinamik kaynak; gevşek, orta yaşlı Batı Avrupa'da olmayan bir şey."

Royal'den Türkiye'ye destek

Financial Times gazetesi, Fransa'da cumhurbaşkanlığına aday olan isimlerden Segolene Royal'in Türkiye'ye destek verdiğini açıkladığını yazıyor:

"Sosyalist partinin cumhurbaşkanı adayı, yeni bir kitabında, 'Türkiye'nin üyelik kriterlerini karşılaması halinde Avrupa Birliği'ne katılma hakkı vardır.' dedi. 'Türkiye aleyhinde coğrafi tezler öne sürmememiz gerekir: Avrupa bir toprak parçası değil, siyasi bir projedir.' ifadelerini kullanan Segolene Royal, Avrupa Birliği üyeliği hedefinin 'Türk demokratların Ermeni soykırımını tanımayı reddeden resmi görüşlere karşı mücadelesine de yardımcı olacağını' savundu."

Kuzey İrlanda için büyük gün

Kuzey İrlanda'da taraflara, iktidar paylaşımına dayanan bir hükümetin kurulması üzerine anlaşmaya varılması için tanınan süre, bugün doluyordu. Ancak Demokratik Birlik Partisi'nin talebi üzerine altı hafta daha süre tanındı.

Bugün bölge barışı için önemli bir adım atılacak: Demokratik Birlik Partisi'nin lideri Ian Paisley ile IRA'nın siyasi kanadı olarak görülen Sinn Fein'in lideri Gerry Adams ilk kez aynı masaya oturacak.

Independent, başyazılarından birini bu konuya ayırıyor:

"Kuzey İrlanda'nın en muhafazakâr partisi tarihinin en radikal adımını atmaya karar verdi.

İngiltere hükümeti bir tarihin daha ileri atılıyor olmasından belki biraz utanç duyuyor olabilir. Ancak gerek Londra, gerekse cumhuriyetçiler Mayıs ayında iktidar paylaşımına dayalı hükümetin kurulması vaadine gözlerini dikecek. Arada geçecek zaman karışık olabilir, hatta parlamento bir süreliğine kapatılabilir bile.

Ama Kuzey İrlanda kendi siyasi hızında ilerliyor. Altı hafta siyasette kısa bir zaman..."

İlgili haberler
25 Mart 2007 Basın Özeti
25 Mart, 2007 | Basın Özeti
23 Mart 2007 Basın Özeti
23 Mart, 2007 | Basın Özeti
22 Mart 2007 Basın Özeti
22 Mart, 2007 | Basın Özeti
21 Mart 2007 Basın Özeti
21 Mart, 2007 | Basın Özeti
20 Mart 2007 Basın Özeti
20 Mart, 2007 | Basın Özeti
19 Mart 2007 Basın Özeti
19 Mart, 2007 | Basın Özeti
16 Mart 2007 Basın Özeti
16 Mart, 2007 | Basın Özeti
15 Mart 2007 Basın Özeti
15 Mart, 2007 | Basın Özeti
BAŞLICA HABERLER
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
Programlarımız|Frekanslarımız|Türkçe Bölümü hakkında|İşbirliği|Bize ulaşın
BBC Copyright Logo^^ Başa dön
Haberler | Basın Özeti | Dünyaya Açılan Pencere | Özel Dosyalar | Haberlerle İngilizce
BBC News >> | BBC Sport >> | BBC Weather >> | BBC World Service >> | BBC Languages >>
Yardım|Görüşleriniz|Gizlilik