|
19 Mart 2007 Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
İngiltere basınında, işgalin dördüncü yıl dönümü vesilesiyle Irak ile ilgili değerlendirmeler ve Avrupa Birliği'nin yaklaşan 50'nci kuruluş yıl dönümü ile ilgili yorumlar öne çıkıyor.
Yarın, Irak'ın işgalinin dördüncü yıl dönümü ve ülkenin bu süre zarfında nereden nereye geldiği sorusuna hemen her gazetede yanıt aranıyor. "Saddam'ı deviren adamın pişmanlığı" manşetiyle çıkan Guardian bu soruyu, dört yıl öncesinden bir fotoğraf ve ona eşlik eden röportaj ile yanıtlıyor. Fotoğraftaki Iraklıyı, ismini bilmese de tüm dünya tanıyor aslında. Guardian onu şu satırlarla tanıtıyor: "Saddam Hüseyin'in Bağdat'taki heykeline balyoz darbeleri indirirken, elleri kanıyor, gözlerinden yaşlar süzülüyordu. Kadim el Cuburi o gün, heykeli deviren kalabalığın lideri olmaktan duyduğu mutluluğu dile getiriyordu. Bu görüntü, Saddam Hüseyin'in devrilişinin sembolü olmuştu tüm dünya için." "Bugün ise sadece pişmanlık duyuyor. Irak halter şampiyonu, 'Amerikalılar diktatörden daha kötü çıktı' diyor ve ekliyor; 'Tanıdığınız şeytan, tanımadığınız şeytandan daha iyidir. Artık kim dost, kim düşman ayırt edemiyoruz. Durum her geçen gün daha tehlikeli hale geliyor." Guardian, geçen ay beş bin Iraklı ile görüşülerek hazırlanmış bir ankete de yer veriyor. Buna göre halkın yüzde 49'u Saddam Hüseyin döneminin daha kötü, yüzde 26'sı ise daha iyi olduğunu düşünüyor. Ankete katılanlardan dörtte biri, son üç yılda en az bir akrabasını kaybetmiş. AB'nin 50'nci yılı İngiltere basını, bu haftaki yıldönümlerine geniş yer ayırmış. Bunlardan biri de, Pazar günü kutlanacak olan Avrupa Birliği'nin 50'nci kuruluş yıl dönümü. Financial Times'ta yayımlanan ve Avrupa Birliği'nin en büyük beş üyesinde yapılan bir ankete göre, Avrupalıların sadece dörtte biri, üyelik sonrası ülkelerinde işlerin daha iyiye gittiğine inanıyor. "Ankete katılanların yüzde 44'ü, Avrupa Birliği üyeliğinin ülkeleri için kötü sonuçlar doğurduğunu düşünüyor. Ancak birlikten birçok şikayetleri olmasına rağmen, ki bunların başında aşırı bürokrasi geliyor, sadece küçük bir azınlık, ülkesinin Avrupa Birliği'nden ayrılması gerektiğine inanıyor." "İngiltere, Fransa, Almanya, İtalya ve İspanya'da üyelikten ayrılmaya destek yüzde 22 civarında. Yüzde 40 ise bunun kötü sonuçlar doğuracağı görüşünde. Avrupa Anayasası'nın ülkelerine yarar getireceğini düşünenlerin oranı yüzde 35'lerde seyrederken, anayasaya olumsuz bakanların oranı yüzde 27." Konu Independent yazarlarından Johann Hari'nin de gündeminde. Avrupa Birliği'nin 50 yıldaki en büyük başarısının, kıtaya barış getirmek olduğunu belirten yazar, ancak artık bunun yeterli olmayacağını, yeni hedefler belirlemek gerektiğini vurguluyor. Hari'ye göre bu görevler şunlar olmalı: "Görev 1: Küresel ısınmayı yenmek. İnsanoğlunun geleceğine yönelik bu en büyük tehdidi bir tek Avrupa Birliği ciddiye alıyor. Geçen hafta alınan, 2020'ye kadar enerji ihtiyacının beşte birini yenilenebilir kaynaklardan elde eder hale gelme kararı, Avrupa Birliği'nin bu konudaki cesaretini gösteriyor." "Görev 2: Sosyal demokrasiyi kurtarmak. Amerikan hükümetleri 1980'lerden bu yana, şirketleri ve zenginleri besleyen ve koruyan, ancak orta ve alt sınıfları gözardı eden bir ekonomik modeli savunuyor. Avrupa ise farklı bir modele inanıyor. Avrupa bu modeli koruma ve yayma görevini üstlenmeli." "Görev 3: Farklı bir dış politika. Avrupa ile Amerika Birleşik Devletleri'nin komşuları ile ilişkilerini nasıl düzenlediğine bakarsanız, dünyayı algılayışta iki farklı yöntem görürsünüz." "Amerika Kolombiya'ya saldırdı, zehirli gaz kullandı ve iç savaşta taraflardan birine mali destek sağladı. Avrupa ise Türkiye'nin gönlünü yaparak ikna etti. Bunu, daha demokratik ve özgür bir ülke olması karşılığında üyelik perspektifi sunarak yaptı. Sonuçta Türkiye, çoğunluğu Müslüman olan en özgürlükçü ülke." Fransa'da Bayrou sürprizi İngiltere basınında geniş yer bulan bir başka konu, Fransa'da yaklaşan Cumhurbaşkanlığı seçimleri. Anketlere göre, hem sağın adayı Nicolas Sarkozy hem de sosyalist aday Segolene Royal, yarışa sonradan sürpriz bir şekilde katılan orta yolcu aday Francois Bayrou'nun nefesini ensesinde hissediyor. Guardian, doğduğu köydeki mütevazı evinde röportaj yaptığı Bayrou'dan şöyle bahsediyor: "Francois Bayrou ani yükselişini, traktör kullanan toprak çocuğu imajına borçlu. İktidarın cumhurbaşkanından tekrar parlamentoya geçeceği, ayrıcalıklı sınıfların kontrolündeki kast sisteminin son bulacağı sözü verdiği kitabı Umut Projesi, geçen hafta en çok satanlar listesinde yer aldı." "Fransız halkının birliğe ihtiyacı olduğunu, aksi takdirde toplumsal patlamanın yakın olduğunu savunan Bayrou, ülkenin bir elektroşok tedavisine ihtiyacı olduğunu dile getiriyor. Ancak Fransa'nın ihtiyacının yeni bir Thatcher da olmadığının altını çiziyor." Financial Times yazarlarından Quentin Peel de, Bayrou'nun yükselişine dikkat çekenlerden. Peel, Nicolas Sarkozy'nin Bayrou'dan, aşırı sağ aday Jean-Marie Le Pen'den bile daha fazla korkar hale geldiğini aktarıyor. "Le Pen'e desteğin gerçek boyutları genelde gözardı edilir. Bunun nedeni, insanların ona oy vereceklerini açıklamaktan hoşlanmamalarıdır. Ancak Le Pen'in yüzde 20 gibi bir oyla, ikinci turda yarışma hakkını elde etmesi ihtimal dahilinde." "Le Pen'in varlığı, Sarkozy'i şimdiden söyleminde bazı değişiklikler yapmaya itti. Artık ulusal kimlikten daha fazla bahsediyor. Ancak Sarkozy'nin birinci turda sağın oyları için mücadele edeceği rakibi Le Pen olsa da, ikinci turda en korktuğu isim Bayrou. İnternet ekibine şimdiden, 'Segolene Royal'i değil, Bayrou'yu hedef alın' talimatını verdi." Financial Times yazarı Quentin Peel böyle derken, Independent gazetesi, Bayrou'nun puan kaybetmeye başladığını ve geçen hafta yarışı başa baş götürdüğü sosyalist aday Segolene Royal'in ivme kazandığını aktarıyor. Independent'a göre Bayrou'nun gerilemesinin nedeni şu: "Bayrou, gerek Royal'i, gerekse Sarkozy'i aşağı çeken, siyaset karşıtı, medya karşıtı atmosferden zarar görmüş gibi. Bayrou konuştukça, seçmenin onunla ilgili şüpheleri de artıyor." "Aslında bu ülkedeki genel atmosferi yansıtıyor. Cumhurbaşkanlığı yarışını ilgiyle izleyen Fransızlar, adayların hiçbirinden etkilenmişe benzemiyor. Geçen haftaki bir kamuoyu yoklamasına göre halkın yüzde 65'i, hiçbir adaya güvenmediğini dile getiriyor." | İlgili haberler 15 Mart 2007 Basın Özeti15 Mart, 2007 | Basın Özeti 14 Mart 2007 Basın Özeti14 Mart, 2007 | Basın Özeti 13 Mart 2007 Basın Özeti13 Mart, 2007 | Basın Özeti 12 Mart 2007 Basın Özeti12 Mart, 2007 | Basın Özeti 11 Mart 2007 Basın Özeti11 Mart, 2007 | Basın Özeti 9 Mart 2007 Basın Özeti09 Mart, 2007 | Basın Özeti 8 Mart 2007 Basın Özeti08 Mart, 2007 | Basın Özeti 7 Mart 2007 Basın Özeti07 Mart, 2007 | Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||