|
15 Mart 2007 Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
İngiltere gazetelerinde bu sabah Başbakan Tony Blair'in İngiltere'nin nükleer programını yenileme planlarına parlamentodan onay alması geniş yer buluyor.
Ancak Blair'in partili isyancı milletvekillerinin karşı çıktığı planı, muhafazakarların desteğiyle geçirebilmiş olması haber ve yorumlarda öne çıkan gelişme. Guardian, muhazafarların sağladığı desteğin İşçi Partisi'ne bir maliyeti olacağı görüşünde: ''İşçi Partili milletvekillerinin başkaldırısı 1997 yılından bu yana iç politika gündemindeki en büyük isyan oldu. Bu durum ise, hükümetin muhafazakarların desteğine yaslanmasına yol açtı.'' ''Muhafazakarlar da, nükleer caydırıcılık konusunda İşçi Partisi içinde yaşanan bölünmeyi, kendi yararları doğrultusunda kullanmaya hazırlanıyor.'' ''İşçi Partili bakanların endişesi, muhafazakarların 'ulusal güvenlik'' konusuna odaklanması beklenen gelecek seçimde, 'İngiltere muhafazakarlar nükleer silahların yenilenmesine destek olduğu için güvenli' savını kullanması.'' Guardian İşçi Partisi liderine karşı çıkanların sayısının 90 civarında kaldığına dikkat çekerken, bu rakamın Irak Savaşı'na ilişkin oylamada 139 olduğunu anımsatıyor. Financial Times ise Blair'in oylamayı şimdi yaptırarak, kendisinden sonra parti liderliği için en güçlü aday olarak görülen Gordon Brown'a iyilik yaptığı görüşünde. ''İsyan hareketi, Blair'in parti liderliği ve başbakanlıktaki son aylarında yaşandı. Acısı başbakanın ayrılacağı döneme kadar geçecektir. Bir açıdan bazılarına göre aslında Blair, nadiren de görülse halefi Gordon Brown'a siyasi bir iyilik yapmış oldu.'' ''Eğer, başbakanlığının ilk aylarında nükleer programını yenileme gündemini öne sürmek zorunda kalsaydı Brown'ın İşçi Partisi içinde karşı karşıya kalacağı başkaldırı hareketi ciddi hasar verici olacaktı.'' Özgürlüğün bedeli Independent, manşetinden ''Bedelsiz özgürlük olmaz'' başlığıyla Zimbabve'de muhalefet liderinin pazar gününden bu yana yaşadığı acıları şöyle aktarıyor. ''Pazar günü düzenlenen mitingden sonra dövülerek gözaltına alınan muhalefet lideri Morgan Tsvangirai, Robert Mugabe liderliğindeki hükümete karşı halk hareketi çağrısında bulundu.'' ''Aldığı yaraların halkına ilham oluşturması gerektiğini vurgulayan muhalefet lideri, polisin kafasına, dizlerine ve sırtına vurduğunu anlattı. Ancak Devlet Başkanı Mugabe, muhaliflerine 'iktidarına karşı çıktıkları için ağır bedel ödeyecekleri' tehdidinde bulunuyor.'' ''Zimbabve'nin karşı karşıya kaldığı ekonomik kriz ise derinleşiyor. Enflasyon oranı yüzde 1700'ler düzeyinde, işsizlik oranı ise yüzde 80. Ülkede gıda, benzin ve döviz sıkıntısı var.'' İnternet yasaklarında yayılma eğilimi Financial Times'ın birinci sayfasında dikkat çeken bir haberde ise internette sansürün yayılmakta olduğuna işaret ediliyor. Gazete, bu konuda görüntü paylaşım sitesi YouTube'un kısa süreliğine de olsa Türkiye'de yasaklanmış olmasına dikkat çekiyor. Amerika, Kanada ve İngiltere'de önde gelen üniversiteler tarafından yürütülen Açık Ağ Projesi kapsamında hazırlanan rapora atıfta bulunan Financial Times, Atatürk'e yönelik hakaret içeren ifadeler nedeniyle YouTube'a Türkiye'den erişilmesini yasaklayan mahkeme kararını örnek olarak gösteriyor. Haber, 40 ülkede yapılan incelemelere dayanılarak hazırlanan rapora ilişkin şu bulguları içeriyor: ''Yeni sansür teknikleri, bazı internet sitelerine erişimlerin dönemsel olarak engellenmesinden, ki burada Çin'in Wikipedia'ya erişimi engellemesi, Pakistan'ın Google'ı yasaklaması örnek olarak gösterilebilir, anahtar sözcüklerin filtrelenmesine kadar farklı yöntemleri içeriyor.'' ''Bu yöntemlerde internet sansürü konusunda deneyimsiz ülkeler daha tecrübelileri örnek alıyor. Bazı uzmanlar, özellikle Çin'in internet sansürü konusunda en deneyimli ülke olduğunu, örneğin Zimbabve'nin Çin'in kullandığı teknolojiden yararlandığını söylüyor.'' ''İnternete erişimi düzenli olarak engelleyen diğer ülkeler arasında ise, İran, Suudi Arabistan, Birmanya, Tunus ve Özbekistan öne çıkıyor.'' Leeds'te akademik özgürlük tartışması Times gazetesinde de düşünce özgürlüğü tartışmalarına ilişkin bir haber dikkat çekiyor. Ayrıntılar özetle şöyle: Leeds Üniversitesi'nde 'Hitler'in Mirası: Orta Doğu'da İslamcı Yahudi Düşmanlığı' başlıklı bir konferans vermek üzere İngiltere'ye gelen Alman akademisyen Matthias Küntzel'e etkinliğin 'güvenlik nedeniyle' iptal edildiği söylendi. Müslüman öğrencilerin şikayeti ardından harekete geçen üniversite yönetimi, akademik özgürlüğe müdahale ettiği suçlamalarını reddederken, etkinliğe ilişkin düzenlemelerin uygun şekilde yapılmadığı görüşünde. Alman akademisyen, bu konuda çok sayıda üniversitede konferans verdiğini, benzer bir uygulamayla karşılaşmadığını belirtip, kararı sansür olarak nitelerken; ''Bu çok önemli bir konu. Üniversite ortamında tartışılmazsa o zaman üniversiteler neden var'' diyor. Üniversite'de öğrencilerin oluşturduğu İslam Topluluğu Başkanı ise konuşmanın başlığını kışkırtıcı bulduklarını, üniversite yönetimine yakınmalarını ilettiklerini, ama iptal edilmesinin kendi talepleri olmadığını söylüyor.'' Nüfus hareketleri raporu Daily Telegraph'ın aktardığına göre, Birleşmiş Milletler, 2050 yılına kadar dünyanın doğusu ve güneyinden Batı'ya, zengin ülkelere dev boyutlarda göçmen akını yaşanacak. Ancak bu akın yalnızca yoksul olan asya ve afrika ülkelerinden değil, Avrupa'nın güneyi ve doğusundan da yine batıya, zengin ülkelere doğru gerçekleşecek: ''2050 yılına kadar her yıl 2.2 milyon göçmen zengin ülkelere göç edecek. Afrika, Asya ve Orta Doğu'da şimdikinden milyarlarca daha fazla insan yaşıyor olacak. Ancak bunların on milyonlarcası da Batı'ya göç edecek.'' ''Dünya nüfusunun 2050 yılında 9 milyarın biraz üzerinde olacak. Birleşmiş Milletler'in tahminleri İngiltere'nin nüfusunun yüzde 15, İspanya'nın yüzde 5, Fransa'nın da yüzde 10 artmasını öngörüyor.'' ''Birleşmiş Milletler'e göre, Avrupa'nın en kalabalık ülkesi olan Almanya'nın nüfusu ise yüzde 10 oranında azalacak. Avrupa Birliği'nin yeni üyeleri Polonya için yüzde 20, Romanya için yüzde 25, BUlgaristan içinse yüzde 35 civarında nüfus azalması öngörülüyor.'' Abramovich ne kadar tazminat ödedi? İngiltere'de Chelsea Futbol Kulübü'nün sahibi Rus işadamı Roman Abramovich'in önceki akşam açıklanan eşinden boşanma kararı da gazetelerde geniş yer buluyor. Özellikle eşine ödeyeceği tazminatın gizli tutulması üzerinde odaklanan gazeteler, Abramovich'in Londra yerine Rusya'da boşanmış olmasının Rus işadamını tazminat konusunda en azından rahatlatmış olacağının altını çiziyor. Times'ın haberindeki ayrıntılar şöyle: ''1991 yılında, Roman Abramovich sahip olduğu zenginliğe henüz ulaşmadan evlenmiş olması nedeniyle Bayan Abramovich, malvarlığından hatırı sayılır bir miktarı talep etme hakkına sahip olacaktı.'' ''Mahkemelerde eşlerin malvarlığının yüzde 50'ye varan oranında boşanma tazminatına hükmedilmesi, Londra'yı ünlü boşanma davaları için popüler bir kent haline getirdi.'' ''İrina Abramovich'in alacağı tazminat miktarı gizlilik anlaşması altında. Ancak söylentilere göre bu miktar 1.5 milyar sterlin, yaklaşık 3 milyar dolar civarında.'' | İlgili haberler 14 Mart 2007 Basın Özeti14 Mart, 2007 | Basın Özeti 13 Mart 2007 Basın Özeti13 Mart, 2007 | Basın Özeti 12 Mart 2007 Basın Özeti12 Mart, 2007 | Basın Özeti 11 Mart 2007 Basın Özeti11 Mart, 2007 | Basın Özeti 9 Mart 2007 Basın Özeti09 Mart, 2007 | Basın Özeti 8 Mart 2007 Basın Özeti08 Mart, 2007 | Basın Özeti 7 Mart 2007 Basın Özeti07 Mart, 2007 | Basın Özeti 6 Mart 2007 Basın Özeti06 Mart, 2007 | Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||