|
14 Mart 2007 Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
İngiltere gazeteleri bu sabah; İşçi Partisi hükümetinin ''nükleer silah programının yenilenmesi'' planı nedeniyle güçlü bir parti içi muhalefetle karşı karşıya olduğunu yazıyor.
Hükümet, 17 yıl içinde miyadını dolduracağını öne sürdüğü, 200 nükleer başlık ve bunları kullanma kapasitesine sahip dört adet nükleer denizaltıyı yenilemek istiyor. Ancak İşçi Partili milletvekilleri gerekçeler konusunda ikna olmuş değil. Independent'a göre, Başbakan Tony Blair, parti içinde Irak savaşına gidilen süreçte yaşanandan bu yana en güçlü muhalefetle karşı karşıya. Gazetenin İşçi Partili milletvekilleri arasında yaptığı ankete göre, vekillerin yarısından azı Blair'in planını destekliyor. Bu durum ise Başbakan'ı Irak Savaşı kararında olduğu gibi ana muhalefetteki Muhafazakar Parti'nin desteğine muhtaç bırakıyor. Zira aynı ankette, muhafazakar milletvekillerinin büyük çoğunluğu, yaklaşık yüzde 90'dan fazlası İngiltere'nin nükleer caydırıcılığa sahip olması gerektiği görüşünde. Parlamentodaki görüş ayrılığı gazetelerin başyazılarına da yansıyor. Financial Times gazetesi başyazısında, nükleer cephanenin yeni kuşak nükleer silahlarla yenilenmesi kararının hemen alınmasına gerek olmadığı iddiasında. ''Neden şimdi? Hükümet, yeni denizaltının 2024 yılına kadar faaliyete geçmesi gerektiğini söylüyor.Çünkü dört denizaltıdan ikisi ömrünü o tarihlerde dolduracak.'' ''Yeni denizaltıları tasarlayıp inşa etmenin 17 yıl süreceği iddiasında hükümet. Ama ilk ihalelerin 2016'dan önce yapılmasına da gerek olmadığını savunuyor. Varolan denizaltıların ömrünü uzatmak maliyet tasarrufu sağlayacaktır.'' ''Eğer bu olanak dışıysa, o zaman en azından karar; nükleer silahların yayılmasının önlenmesi anlaşmasının gözden geçirileceği 2010 yılından sonraya bırakılabilir.'' Muhafazakar eğilimli Daily Telegraph gazetesi ise hükümete ''nükleer silah programının yenilenmesi'' konusunda tam destek veriyor. ''Önerinin karşıtları, 11 Eylül sonrası dönemde karşı karşıya kaldığımız tehdidin kökünden değiştiğini, dehşet dengesi olarak tanımlanan 'karşılıklı kesin yıkım' kavramının terör grupları için geçerli olmadığını savunuyor'' görüşünü dile getiren Daily Telegraph, şöyle devam ediyor: ''Bu aşırı iyimser bir görüş. Başbakan, uzun dönemde hayati çıkarlarımıza karşı bir tehdidin çıkmayacağından emin olamayacağımızı söyledi. Haklıdır. Kuzey Kore nükleer savaş başlığı üretti, İran üretim sürecinde.'' ''Gelecek 10 yıl içinde 183 milyar dolarlık silah harcaması yapmaya niyetli olan Rusya da, geçmiştekine benzer bir tehdit oluşturabilir. Sağı sollu belli olmayan bir dünyada, nükleer savunmamızı korumak her sorumlu hükümetin görevidir.'' Guardian ise hükümetin zaten nükleer programının kapasitesini arttırmak için gizli bir çalışma başlattığını bu sabah manşetinden duyuruyor okurlarına. Habere göre İngiltere Savunma Bakanlığı Amerika Birleşik Devletleri tarafından geliştirilen ateşleme mekanizmasını ülkenin nükleer silahlarına monte etme aşamasında. 'Gonzales'in istifa zamanı geldi' Bu sabah gazetelerde geniş şekilde irdelenen bir başka gelişme ise, Amerika Birleşik Devletleri'nde Adalet Bakanı Alberto Gonzales'e yönelik istifa baskısı. Bush yönetiminin insan haklarına aykırı uygulamalarına olur vermekle geçmişte de eleştirilen Gonzales, Daily Telegraph'ın haberine göre, Amerika'da bazı eyaletlerde savcıların Beyaz Saray'ın da müdahalesiyle azledilmesi skandalından sorumlu tutuluyor. Kongre'deki Demokratlar Gonzales'in istifa etmesi çağrısını dile getirdi. Financial Times bu çağrının yerinde olduğu görüşünde: ''Gonzales siyasilerce atanan savcıları görevden alma hakkına sahiptir. Ancak Kongre'yi gerekçeleri konusunda yanıltmaya hakkı yok.'' ''Atandığı andan itibaren Alberto Gonzales, Kongre'ye ve Amerikalıların haklarına tepeden bakan bir tavır izlemiş; Bush'un, emperyal başkanlığının avukatından başkası olmayacağını fazlasıyla kanıtlamıştır.'' ''Skandal Adalet Bakanlığı'nda bir yetkiliyi koltuğundan etti. Gonzales'in de istifa etme zamanı gelmiştir.'' 'Irak Savaşı'nın günah keçileri' Independent, ''Irak'ta işkence davası altı askerin aklanmasıyla sonuçlandı'' başlığıyla duyurduğu haberde, Irak savaşına ilişkin en kapsamlı yargı dosyasının kapandığını yazıyor. 2003 yılının son aylarında Basra'da bir otelde çalışan Baha Musa, baskın düzenleyen İngiliz askerleri tarafından gözaltına alınmış, 36 saat sonra da vücudunda 93 yara izi ve kırıkla hayatını kaybetmişti. Olayla ilgili soruşturma sonunda yedi İngiliz askeri hakkında dava açılmış, askerlerden yalnızca biri, tutsaklara insanlık dışı muamelede bulunduğunu itiraf etmiş, dördü de önceki duruşmalarda aklanmışlardı. Son iki askerin dün görülen davası da beraatle sonuçlandı. Ancak karar tartışma yarattı. Independent'in haberi özetle şöyle: ''Yaklaşık altı ay süren ve 20 milyon sterline malolan dava sonunda Baha Musa'nın öldürülmesi nedeniyle kimse cezaya çarptırılmadı. Babası Davud Musa, ihanete uğramış hissettiğini, bu kararın Basra'da büyük öfke yaratacağını söylüyor.'' ''Dava süreci silahlı kuvvetlerde de öfke yarattı. Bazıları, verdiği hukuki görüşle Irak savaşına İngiltere'nin de katılmasının önünü açan hukuk işlerinden sorumlu devlet bakanı Lord Goldmith'i suçluyor ve davanın siyasi gerekçelerle açıldığını öne sürüyor.'' ''Kimilerine göreyse, yargılanan askerler, 'nefret edilen savaşın günah keçileri' haline getirildi.'' 'Mağdurundan özür dilemeli' Times gazetesine göre, Başbakan Blair'in avukat eşi Cherie Blair, bugün yapacağı bir açıklamayla, suç işledikleri gerekçesiyle mahkum edilen kişilerin mağduriyetine yol açtıkları kişilerden özür de dilemesi önerisini gündeme getirecek. Ayrıntılar şöyle: ''Cherie Blair, 'İnsanları cezaevine göndermek uzun dönemli tutum ve davranışlarında değişikliğe yol açmıyor. Yalnızca sorunun rafa kaldırılmasına neden oluyor' görüşünde.'' ''Cezaya çarptırılan kişinin işlediği suçtan pişmanlık duyup duymadığını sık sık merak ederim'' diyen Blair, ne yargı sürecinin ne de cezaevine atmanın suçluların davranışlarıyla ve bu davranışlarının sonuçlarıyla yüzleşmesine yardımcı olmadığını savunuyor. Seçim kampanyasında YouTube faktörü Amerika Birleşik Devletleri'nde 2008 yılı başkanlık seçimleri için aday adaylarının kampanyaları sürüyor. Daily Telegraph'ın haberine göre, internette görüntü paylaşım sitesi YouTube da, bu süreçte kampanya yöneticilerin etkili araçlarından biri haline gelmiş. Amatör kameralarla çekilmiş olan ya da televizyondan bilgisayar ortamına aktarılan görüntüler, adayların iki yüzlülüklerini, gaflarını, ''U dönüşleri''ni ya da tartışmalı konularda mesela kürtaj konusunda, geçmişte yaptıkları açıklamalarla şimdikiler arasındaki çelişkileri ortaya koyuyor. Cumhuriyetçilerin aday adaylarından Rudolp Giuliani, New York kentinin belediye başkanı olduğu dönemde, kürtajdan yana tavır almış bir isimdi. Hatta, 1989'daki seçim kampanyasında yoksul kadınların ücretsiz kürtaj yapabilmeleri gerektiğini savunmuştu. Şimdi ülkenin tamamına, özellikle muhafazakar cumhuriyetçilere hitap eden Giuliani, ''kürtajdan nefret ettiğini'' söyleyince, rakip cephe zaman geçirmeden eski kayıtları internete aktardı. | İlgili haberler 13 Mart 2007 Basın Özeti13 Mart, 2007 | Basın Özeti 12 Mart 2007 Basın Özeti12 Mart, 2007 | Basın Özeti 11 Mart 2007 Basın Özeti11 Mart, 2007 | Basın Özeti 9 Mart 2007 Basın Özeti09 Mart, 2007 | Basın Özeti 8 Mart 2007 Basın Özeti08 Mart, 2007 | Basın Özeti 7 Mart 2007 Basın Özeti07 Mart, 2007 | Basın Özeti 6 Mart 2007 Basın Özeti06 Mart, 2007 | Basın Özeti 5 Mart 2007 Basın Özeti05 Mart, 2007 | Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||