|
7 Mart 2007 Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
İngiltere'de siyasi partilere destek sağlaması karşılığında bazı kişilere asalet unvanı ve Lordlar Kamarası üyeliği verildiği suçlamalarıyla ilgili tartışmalar devam ediyor.
Geçen hafta Başbakanlık Konutu'ndaki bir yazışmanın basına sızması ardından bu haber konusunda BBC'ye ve diğer basın kurumlarına bir yayın yasağı getirilmişti. Bu yasağın dün kaldırılması ardından haber, gazetelerde geniş yer buluyor. Konunun odağında ise, iktidardaki İşçi Partisi'nin en büyük malî destekçisi Lord Levy var. Son tartışma, Lordlar Kamarası'yla ilgili siyasî toplantılara Lord Levy'nin de katıldığı ve yönlendirmede bulunduğu iddiaları üzerine yoğunlaşıyor. Konu Times gazetesinin de başyazısında... "Para karşılığı asalet soruşturması siyasî manzarayı değiştirdi" diye yazan gazete şu değerlendirmede bulunuyor: "Adaletin uzun kolu başka şeydir, adaletin uzun zaman alması başka şey. Bu soruşturma başlayalı bir yıl oldu. Bu süre içinde soruşturma genişledi, şekil değiştirdi. Polis, tüm bu gelişmeler karşısında baskı altında. Ancak bu soruşturma şimdiki haliyle bile toplum yaşamını etkiledi. Siyasî partilere yapılan bağışlarla ilgili yasa açıkları kapatılıyor, sistem inceleniyor. Artık polis bu işi sona erdirmeli. Yasalar ve siyaset arasındaki belirsiz bölgede devam eden bu soruşturmada düşman taraflar siperlerine çekilmeli." Haber Guardian'a da "Polisin ilgisi Levy'nin unvan toplantılarına katılmasına odaklandı" manşetiyle yansıyor bu sabah. Gazete başyazısında ise kendilerine ve diğer basın yayın kurumlarına getirilen yayın yasağını eleştiriyor. "Bilgi edinme hakkına destek vermek" başlıklı yazıda şu ifadeler kullanılmış: "Bir gazete için, devam etmekte olan bir soruşturmayla ilgili haberleri, kimse suçlanmadan ya da soruşturma sona ermeden önce bildirmek hassas ancak önemli bir görevdir. Adaletin neden etkileneceği konusunda açık bir görüş bulunmadığı sürece gazetecilerden herhangi bir bilgiyi yayınlamamaları istenmemelidir. Olağanüstü durumlar dışında gazeteler haberlerini yayınlamakta özgür olmalı ve bunun getirebileceği yasal sonuçları da göğüslemeli." Kuzey İrlanda'da güç paylaşımına dayanan özerk yönetim, 2002 yılında cumhuriyetçilerin parlamentoda casusluk faaliyetleri yürüttüğü suçlamaları ardından dağılmış, özerk yönetim ve meclis faaliyetleri askıya alınmıştı. Uzun süren pazarlıkların ardından da Belfast'taki meclis için 7 Mart'ta seçime gidilmesi kararlaştırılmıştı. Ancak bu, sorunların tamamen ortadan kalktığı anlamına gelmiyor. Independent gazetesinin muhabiri David McKittrick, "Seçim Kuzey İrlanda'da önemli bir fark yaratacak mı?" sorusunu şu ifadelerle yanıtlıyor. "Evet çünkü artık ne IRA ne de İngiltere'yle birlik yanlısı aşırı uçlar faal. Evet çünkü iyileşen şartlar bundan sonra varılacak anlaşmaları daha sağlam temellere oturtacak. Evet çünkü iktidar hem birlikçilerin lideri Ian Paisley'ye hem de Sinn Fein'in lider kadrosuna çok cazip geliyor." Aynı soruya verilen yanıtlarda madalyonun bir de öteki yüzü var? "Hayır çünkü 40 yıldır devam eden şiddet, derin yaralar açtı, büyük görüş ayrılıkları yarattı. Hayır çünkü Ian Paisley ve Sinn Fein arasındaki uçurum gerçek bir işbirliği yapabilmek için çok büyük. Hayır çünkü anlaşmaya varmak bir aşamada mümkün olsa bile bunun zemini henüz hazır değil." Guardian gazetesindeyse Jonathan Freedland, seçim sonrasında tarafların bir uzlaşmaya varmaları için 26 Mart gece yarısına kadar zamanı bulunduğunu hatırlatıyor ve bu uzlaşma için zeminin hazır olduğunu düşünüyor. "Birlik yanlıları hiç beklemedikleri bir durumla karşılaştılar. IRA savaşı sona erdirdiğini ilan etti ve silahlarını bıraktığını açıkladı. Ocak ayında da Sinn Fein, iktidar paylaşımını öngören özerk yönetime dönülmesinin ön koşulu olan 'polis ve yargı birimlerine yönelik boykotun kaldırılmasını' kabul ettiğini duyurdu. Artık Ian Paisley'nin daha fazla alabileceği bir şey yok. Bir İngiliz yetkili durumu "Eğer Ian Paisley uzlaşmacı davranıp hükümeti kurmaya yanaşmazsa şaşırmış demektir" diye değerlendiriyor." Guardian yazarı, İrlanda Cumhuriyeti'nin ekonomik refahının Kuzey İrlanda'da uzlaşmayı destekleyen başlıca güç olduğunu yazıyor ve birleşik bir İrlanda fikrinin her geçen gün pekiştiğini savunuyor. Yazı şöyle noktalanıyor. "Normalleşme süreci Kuzey İrlanda'ya geliyor. Ama çok garip bir güzergâh izleyerek." Elizabeth Davies'in Independent gazetesinde "Susturuldular: Milliyetçilerin Türkiye'nin entellektüellerine açtığı savaş" başlıklı yazısında, Hrant Dink'in öldürülmesi ardından başlayan tartışmalar, 301'inci madde ve ifade özgürlüğü değerlendiriliyor. Gazetenin iki tam sayfa ayırdığı yazıyı özetle şöyle: "Türkiye'nin entellektüelleri korku içinde yaşıyor. Tehditler alan, korumaları olmadan sokağa çıkamayan, haklarında davalar açılan Perihan Mağden, İsmet Berkan, Baskın Oran ve ordu ve yargıyı, 'Türklük' kavramını biraz fazla eleştirdikleri için işlerini kaybedenler... Sadece 2006 yılında, aralarında 92 yaşındaki bir arkeolog ve Nobel Ödüllü Orhan Pamuk'un da bulunduğu en az 50 kişi 301'inci maddeden yargılandı. Bu davaların pekçoğunu Hukukçular Birliği'nden avukat Kemal Kerinçsiz açtı. Kerinçsiz, 'İfade özgürlüğü suistimal edilmemeli. 301 gibi maddeler ifade özgürlüğünü güvence altına alıyor' diyor ve ürkütücü bir mantıkla ekliyor: 'Eğer bu maddeler olmasaydı ulusun aleyhinde konuşanlar vurulurdu.' Ülkedeki liberaller, milliyetçileri 'gürültücü bir azınlık' diye gözardı etse de görünen o ki bu azınlık sıkletinin üzerinde yumruklar atabiliyor." Independent gazetesi yazarı Davies, yapılan son kamuoyu yoklamalarının Milliyetçi Hareket Partisi'ne verilen desteğin 2003 yılındaki yüzde 8,4 oranından yüzde 14,1'e çıktığını belirtiyor. Yazı şöyle noktalanıyor: "Bağımsız düşünce kuruluşu Tesev'den Volkan Aytar, 'Bir linç toplumuna dönüştük' diyor ve hükümetin gidişe dur diyememesi nedeniyle aşırı sağ kesimlerin, susturmak istedikleri kişilere saldırabildiklerini belirtiyor. Perihan Mağden ise, 'Durum Nazi Almanyası gibi, patlamaya hazır bir bomba. Bu topraklar milliyetçi akımların güçlenmesi için şu anda çok verimli' diyor. Türkiye'nin geleceği kendi elinde. Ülkenin geliştiğini görmek isteyenler, kendilerini en iyi şekilde ifade edebilecek temsilcilerinin bu mücadeleyi devam ettirmesine ihtiyaç duyuyorlar. Aşırı sağ, niyetini açık ve yüksek sesle dile getirdi. Zaman, bu niyete karşı çıkanların susması zamanı değildir." | İlgili haberler 6 Mart 2007 Basın Özeti06 Mart, 2007 | Basın Özeti 5 Mart 2007 Basın Özeti05 Mart, 2007 | Basın Özeti 4 Mart 2007 Basın Özeti04 Mart, 2007 | Basın Özeti 2 Mart 2007 Basın Özeti02 Mart, 2007 | Basın Özeti 1 Mart 2007 Basın Özeti01 Mart, 2007 | Basın Özeti 28 Şubat 2007 Basın Özeti28 Şubat, 2007 | Basın Özeti 27 Şubat 2007 Basın Özeti27 Şubat, 2007 | Basın Özeti 26 Şubat 2007 Basın Özeti26 Şubat, 2007 | Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||