|
23 Mart 2007 Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Guardian yazarlarından Simon Tisdall, Ankara'ya gitmiş, Türk siyasetçiler, gazeteciler ve akademisyenler ile görüşerek, Türkiye'nin Kuzey Irak politikasını irdelemiş.
Simon Tisdall, "ABD, Türkiye'nin Kuzey Irak'a müdahale etmesini engellemekte zorlanıyor" başlıklı yazısında, Türk özel harekat birliklerinin sıcak takip yöntemiyle Kuzey Irak'a girmekte olduğunu bildiriyor. "Amerika Birleşik Devletleri, Türkiye'nin Kürtlerin kontrolundaki Kuzey Irak'a, felaketle sonuçlanabileceğini düşündüğü bir müdahalesini önlemek için telaş içinde çabalıyor. Bu tür bir müdahalenin, Bağdat'ta başlatılan güvenlik hamlesini rayından çıkarabileceğinden ve Irak'ın parçalanmasını engelleme çabalarında üçüncü bir cephe açabileceğinden korkuluyor." "Bush yönetiminin önde gelen isimleri geçenlerde, Irak, İran, Türkiye sınırındaki Kandil Dağı'nda barınan PKK militanlarına karşı çabalarını arttırma sözü verdi. Ancak Türk Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, komutanlar ve diplomatlar, 3.800 PKK militanının, Türkiye'nin Güneydoğusunda saldırı hazırlığında olduğunu dile getiriyorlar." "Ankara, eğer Washington bir şeyler yapmazsa, gerekeni kendisinin yapacağını dile söylüyor. Türk kaynakları, özel harekat birliklerinin Kuzey Irak'ın Haftanin ve Kanimasi bölgelerine yönelik sıcak takip harekatlarının da devam ettiğini belirtiyor." Kürtlerin petrol atağı Kuzey Irak ile ilgili bir haber de Financial Times'ta. Gazete, Iraklı Kürtlerin petrol anlaşmaları konusunda kendi başlarına hareket etmeye başladığını belirtiyor ve şöyle devam ediyor: "Kürdistan bölgesel yönetimi, Kuzey Irak'taki yabancı petrol şirketi sayısını bu yılın sonuna kadar üçe katlamayı hedefliyor. Yetkililer bunu yapmak için, Irak Parlamentosu'nun yeni petrol yasasını çıkarmasını beklemeye gerek olmadığını dile getiriyor." "Kürt Enerji Bakanı Ashti Hawrami, Kürdistan'ın, güvenlik kaygıları nedeniyle Irak'ın başka bölgelerine yatırım yapmaya hazır olmayan şirketler için önemli bir merkez olacağını belirtiyor. Hawrami, petrol yasası geçmemiş olsa da, elde ettikleri geliri Irak'ın geri kalanı ile paylaşmaya hazır olduklarını da vurguluyor." "Kürtlerin bu hedefine Bağdat'ın ne tepki vereceği henüz net değil. Geçmişte Kürtlerin kendi anlaşmalarını yapmalarına karşı çıkmıştı. Ancak şimdi, petrol yasası müzakerelerini tehlikeye atmamak için daha dikkatli davranabilir." 7 Temmuz şüphelileri yakalandı Times gazetesi, 7 Temmuz 2005'te Londra metrosunu hedef alan ve 52 kişinin ölümüyle sonuçlanan intihar saldırılarına karıştığından şüphelenilen 3 kişinin yakalandığını duyuruyor. Bunun yaklaşık iki yıldır devam eden soruşturmadaki en önemli aşama olduğunu dile getiren Times şöyle devam ediyor: "Scotland Yard dedektifleri, Asya kökenli üç şüphelinin, saldırıyı gerçekleştiren dört intihar bombacısına yardım etmiş olabileceğini düşünüyor. Tutuklanan şüphelilerin bir süredir polis takibinde olduğu anlaşılıyor. Ancak bunlardan ikisinin, dün Manchester'dan Pakistan'ın İslamabad kentine gitmeye kalkışması, terörle mücadele ekiplerini erken davranmaya zorladı. Bunun üzerine üçüncü kişi de Leeds kentinde tutuklandı." Zimbabve'de siyasi kriz Times, Zimbabve'de Devlet Başkanı Mugabe liderliğindeki yönetimin, muhalefeti şiddete başvurarak bastırma politikasını da mercek altına almış. Amerikalı ve İngiliz yetkililerin Zimbabve'deki krize ilişkin analizlerini aktaran Dış Haberler Editörü Bronwen Maddox, Mugabe'nin büyük ihtimalle, muhalefet tarafından değil kendi partisinden isimlerce devirileceğini yazıyor. "Mugabe'nin partisi kendisine ilk kez karşı çıktı ve görev süresini üç yıl uzatma teklifini reddetti. Ancak Devlet Başkanı'nın bu blöfü görüp, 2008'deki seçimde tekrar aday olabileceği belirtiliyor." "Mugabe'yi eleştirmekten uzun zamandır kaçınan Güney Afrika da, ülkedeki ekonomik krizden kaçarak kendisine sığınan mültecilerin sayısının giderek artmasından rahatsız." "Mugabe rejimine karşı tavrını değiştirebileceği sinyalleri veren bir başka ülke ise Çin. Zimbabve'yi hem doğal kaynak deposu hem de Güney Afrika'ya gönderdiği malların depolanabildiği bir yer olarak gören Pekin, istikrarsızlıktan hoşlanmadığını belli ediyor ve Harare yönetimi üzerindeki baskısını arttırıyor." Konu, Independent'ın da gündeminde. Gazete İngiltere'nin, sorunsuz bir yönetim değişikliğini destelemek için Devlet Başkanı Mugabe'nin parti içindeki muhalifleri ile temas kurmaya hazır olduğunu aktarıyor. Ancak Londra'nın bunun için bazı şartları var: Partiden Mugabe'nin yerini alacak bir isim çıkması, bu ismin hür ve adil bir seçim yapmaya ikna olması. Independent manşetine ise, İngiltere'nin Zimbabve'ye bakışı ile ilgili bir tezatı taşımış. Gazetenin ilk sayfasında Başbakan Tony Blair'in iki gün önceki şu açıklaması var: "Zimbabve'de olanlar korkunç, utanç verici ve Zimbabve halkı için son derece trajiktir." "Peki hükümetimiz bu adamı, onu öldürmek isteyen bir rejime neden geri gönderiyor" diye soruyor Independent ve Tendayi Goneso adlı Zimbabveli'nin hikayesini fotoğrafı eşliğinde şöyle anlatıyor: Goneso, Mugabe rejimince öldürülme korkusuyla ülkeden kaçmış. İngiltere'nin, Zimbabve'yi parçalayan şiddetten kendisini koruyacağını düşünmüş. O İngiltere'deyken, eşi rejim tarafından öldürülmüş ve 4 yıldır Zimbabve'deki çocuklarını görmemiş." "Kendisi de akçiğer kanseri olan Goneso, sürgündeki muhalefetin sesi haline gelmiş. Ancak ülkedeki siyasi durumun kontrolden çıktığı bugünlerde, İngiltere hükümeti Goneso'ya yaptığı yardımı kesmeye karar verdi ve onu ülkesine geri gönderilme riski ile karşı karşıya bıraktı." AB 50 yaşında Avrupa Birliği, bu Pazar 50'inci doğum gününü kutlayacak. Bu nedenle hafta başından bu yana, 50 yılın muhasebesi ve geleceğe ilişkin tahminler geniş yer tutuyor İngiltere basınında. Financial Times da başyazısında, Avrupa Birliği'nin geleceğinin, içe değil dışa dönük bir yaklaşımda olduğunu vurguluyor. "Avrupa Birliği 50 yılda daha çok kendi içine odaklandı. Avrupalı liderler mesailerinin büyük kısmını, Avrupa'nın bağımsız kurumlarını, ortak pazarı ve ortak para birimini gerçekleştirmeye harcadı." "Ancak Avrupa Birliği eğer önümüzdeki 50 yılda da etkisini sürdürmek istiyorsa, ortak dikkatini dışarıya vermeli. Çağımızın en büyük sorunları, küreselleşme, iklim değişikliği, enerji bağımlılığı, göç, terör, Orta Doğu'da istikrar ve Afrika'nın kalkındırılması." "Bu sorunlar Avrupa Birliği sınırları içerisinde çözülemez. Brüksel bu konulardaki tartışmalara daha fazla katkıda bulunmalı ve sözlerini etkili eylemle destekleyecek kabiliyete kavuşmalıdır." Konu Daily Telegraph'ın da gündeminde. Ancak gazete Avrupalı liderlerin önümüzdeki 50 yılda ne konuşup ne yapacağına değil, bu hafta sonu ne içeceğine odaklanmış. Habere göre Pazar günü 50'inci yıl kutlamalarına ev sahipliği yapacak olan dönem başkanı Almanya'nın Başbakanı Angela Merkel, liderlere Alman şaraplarının rüşdünü ispatlamaya çalışacak. Bu etkileme çabasının hedefindeki isim de Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac olacak. "Angela Merkel, Berlin'deki zirvede tüketilecek şarapları bizzat seçti. Hedefi, zor beğenen Chirac'ın damak zevkini tatmin etmek. Chirac bu konuda bir hayli şöhretli." "2005'teki zirvede İngiltere'yi kasteredek, 'Yemekleri bu kadar kötü olan bir millete güvenemezsiniz' demişti. Merkel şimdi Pazar günkü zirvede, ülkesinin de benzer bir eleştiriye hedef olmaması için çaba gösteriyor." | İlgili haberler 22 Mart 2007 Basın Özeti22 Mart, 2007 | Basın Özeti 21 Mart 2007 Basın Özeti21 Mart, 2007 | Basın Özeti 20 Mart 2007 Basın Özeti20 Mart, 2007 | Basın Özeti 19 Mart 2007 Basın Özeti19 Mart, 2007 | Basın Özeti 16 Mart 2007 Basın Özeti16 Mart, 2007 | Basın Özeti 15 Mart 2007 Basın Özeti15 Mart, 2007 | Basın Özeti 14 Mart 2007 Basın Özeti14 Mart, 2007 | Basın Özeti 13 Mart 2007 Basın Özeti13 Mart, 2007 | Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||