BBCTurkish.com
NEWS
SPORT
WEATHER
Son güncelleme: 21 Mart, 2007 - TSİ 09:20
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
21 Mart 2007 Basın Özeti
Avrupa Birliği, bu Pazar 50'inci doğum gününü kutlayacak. Bu nedenle hafta başından bu yana, 50 yılın muhasebesi ve geleceğe ilişkin tahminler, geniş yer tutuyor İngiltere basınında.

İngiltere gazeteleri

Independent gazetesi bugün, "İşte 50'inci yılında Avrupa Birliği'ni sevmek için 50 neden" manşetiyle çıkmış. Birinci sırayı, Avrupa ülkeleri arasındaki savaşın sona ermesi alıyor.

Bunu, demokrasinin yayılmasından, ticaretin serbestleşmesine, tüketici haklarından, çevre bilincinin gelişmesine birçok alandaki ilerleme takip ediyor. Independent, listenin 26'ıncı maddesini ise Türkiye'ye ayırmış.

"Avrupa Birliği'ne üye olma ihtimali, Türkiye'de modernizasyonun önünü açtı. Batısında istikrarlı ve müreffeh bir bloğun varlığı, Türkiye'deki reformculara, demokratik bir değişim için ihtiyaç duydukları desteği sağladı. Bu değişim, ülkenin geleceğinin Avrupa'ya bağlanması ile mümkün oldu."

Independent konuyu başyazısında da değerlendirmiş. Avrupa Birliği'nin, 50'inci yılında da diğer ülkelere ilham kaynağı olmayı sürdürdüğünü vurgulayan gazete, şöyle devam ediyor:

"Avrupa Birliği içinde 50 yılda, bölünmeden çok uyum öne çıktı. Öyle ki buna birliğin kendisi bile şaşırdı. Avrupa Birliği bu yolla, dünyanın her yerinde hayranlık uyandıran bir uluslararası örgüt oldu."

"İçeriden bakıldığında, etkili olmaktan uzak, yeterince demokratik olmayan ve ortak bir hedeften yoksun bir birlik gibi görülebilir. Ancak çoğu zaman özeleştirilerimiz, bizi Avrupa Birliği'nin gerçek kabiliyetlerini görmekten alıkoyuyor."

"Oysa 50'inci yılında Avrupa Birliği'ni takdir etmeye devam etmek için, ona katılmak amacıyla sırada bekleyen ülkelerin sayısına bakmak yeterli."

Times gazetesi yazarlarından Rosemary Righter, konuyu Avrupa Birliği'nin Amerika Birleşik Devletleri ile ilişkileri bağlamında değerlendirmiş. "Artık büyüdün, Amerika ile dost ol" diyen Righter, Brüksel'in geleceğinin, Washington ile daha yakın ilişkiler geliştirmekten geçtiğini savunuyor.

"Birliğin Avrupa'da refahı arttırmak için yapabileceği en iyi şey, Amerika Birleşik Devletleri ile ortak bir pazar kurarak Atlantik'in iki yakasını bir araya getirmektir. Dönem başkanı Almanya'nın Başbakanı Angela Merkel, buna istekli görünüyor. Merkel, Avrupa Anayasası'nı bir kenara bırakıp, sadece buna odaklanmalı."

"Artık 50 yaşını dolduran Avrupa Birliği, Amerika'ya karşı çocukça savunmacı tavrına bir son vermelidir. Zira gerçek uluslararası potansiyeline kavuşmasının tek yolu, Amerika ve Avrupa'nın kabiliyetlerini bir araya getirmekten geçiyor."

'Irak'ı rahat bırakın'

Guardian yazarlarından Simon Jenkins, işgalin beşinci yılına girdiği Irak'taki durumu mercek altına alıyor.

"Irak'ta güvenliği sağlamanın tek yolu, silahlı çeteleri gelecek yıl içinde, bir çeşit düzenli orduya dönüştürmekten geçiyor. Zira evlerini terk etmek zorunda kalan 2 milyon Iraklıyı tekrar ekonomik faaliyetlerine döndürmek için, sokaklarının artık güvenli olduğuna inandırmak gerekiyor."

"Ancak bunu yabancılar yapamaz. Irak'ın şu andaki güvenlik güçleri de bu iş için uygun değil, çünkü bu ikiliye artık kimse güvenmiyor. Önümüzdeki süreçte, Irak'taki milis liderleri, şeyhler ve dini liderlerin aralarında uzlaşması gerekiyor."

"Dört yıllık işgalin ardından, kendi kurumlarını oluşturmaları için Iraklıların elinde kalan tek sivil insiyatif bu."

Bu satırlarla, Irak'ın kurtuluşunun yine Iraklılarda olduğunu savunan Guardian yazarı Simon Jenkins, bir de çağrı yapıyor:

"Irak'ı rahat bırakın".

"Ekonomiler, barış ortamında daha çabuk düzelirler. Şu anda Amerikan yardımı ile semiren gangsterler, eninde sonunda petrol gelirlerine göz dikecek ve bu tesisleri, altyapıyı korumanın kendilerinin de çıkarına olduğunu anlayacaklar."

"Mezhep temelinde bölünmesi tamamlanan mahalleler, nisbeten daha güvenli hale gelecek. Ekonomik faaliyet, aşağıdan yukarıya doğru harekete geçecek. Amman ve Şam'a kaçan doktorlar, öğretmenler, tüccarlar, eski mahallelerinin artık güvenli olduğunu, Mehdi Ordusu ve Bedir Tugayları'nın kışlaya çekildiğini duyunca ülkelerine geri dönecekler."

"Bu süreci hızlandıracak tek şey ise, tüm ülkelerin Irak'ı rahat bırakmalarıdır."

ABD'nin tarihi fırsatı

Financial Times başyazısında, Amerika Birleşik Devletleri'ne bir çağrı yapıyor ve İsrail'i, Suudi Arabistan'ın barış planına destek vermesi için ikna etmesi gerektiğini savunuyor.

"1991'den bu yana ilk kez, Amerika ve İsrail arasında, Orta Doğu sorunu konusunda küçük de olsa bir bakış açısı farkı doğdu. Bu, aslında bölge için tam bir felaket olan Bush yönetimine, ilk kez yapıcı bir adım atma fırsatı sunuyor."

"Bunun ilk örneği, Amerika'nın, Filistin'de kurulan yeni ulusal birlik hükümeti ile temas kurmaya istekli görünmesi oldu. Washington, Hamas üyesi olmayan Filistinli yetkililerle görüşeceğini, ama daha öteye gitmeyeceğini duyurdu."

"Şimdi Arap Birliği gelecek hafta, Suudi Arabistan'ın 2002 yılında reddedilen barış planını tekrar masaya getirecek. Plan, İsrail'in işgal ettiği Arap topraklarının tümünden çekilmesini ve Filistinli mülteciler için de adil bir çözüm bulunmasını öngörüyor."

"İsrail ise, 'Mültecilere geri dönüş hakkı verilmesi, Yahudi devletinin sonu olur' diyor. Ancak Suudilerin formülü aslında, geri dönüşü değil, evlerini terk edenlere tazminat ödenmesini öngörüyor. İsrail de bunu gayet iyi biliyor. Hatta 7 yıl önce, Suriye ile benzer bir tazminat müzakeresi de yaptı."

"Hal böyleyken, bu şartı anlaşmanın önündeki bir engel olarak göstermesi dürüst olmaz. İsrail ve dostları, barışı reddetmenin sadece savaş getireceğini artık görmeli."

Mübarek oğluna mı devredecek?

Financial Times, Mısır'da parlamentodan onay alan anayasa reformunun, muhalefetin protestosuna neden olduğunu duyuruyor.

"Cumhurbaşkanı Hüsnü Mübarek'in gündeme getirdiği anayasa reformu, din temelinde siyaset yapan parti kurulmasını yasaklıyor ve seçim yasasında da değişiklik öngörüyor."

"Bu iki adım da, en güçlü muhalefet grubu olan Müslüman Kardeşler'i hedef aldığı izlenimi doğuruyor. Diğer değişikliklerin ise, seçimlerde usulsüzlüğün ve bireysel hak ihlallerinin önünü açmasından, düşünce özgürlüğünü sınırlamasından korkuluyor."

"Uluslararası Af Örgütü de, anayasa değişikliklerinin, son 26 yılda Mısır'da gerçekleşen en büyük hak ihlali olduğunu savunuyor."

"Birçok gözlemci, değişikliklerin zamanlamasına da dikkat çekiyor. Mısır'ı bölgedeki en önemli müttefiklerinden biri olarak gören Amerika Birleşik Devletleri, bir süredir Orta Doğu'da demokratik reform çağrılarını yumuşatmış durumda."

"Mısır'da aynı zamanda, ülkeyi 26 yıldır yöneten Hüsnü Mübarek'in yerini kimin alacağı konusunda da belirsizlik yaşanıyor. Muhaliflerine göre bu anayasa değişiklikleri kısmen, yönetimi yumuşak bir şekilde oğluna devretmek için Mübarek tarafından tasarlandı."

İlgili haberler
20 Mart 2007 Basın Özeti
20 Mart, 2007 | Basın Özeti
19 Mart 2007 Basın Özeti
19 Mart, 2007 | Basın Özeti
16 Mart 2007 Basın Özeti
16 Mart, 2007 | Basın Özeti
15 Mart 2007 Basın Özeti
15 Mart, 2007 | Basın Özeti
14 Mart 2007 Basın Özeti
14 Mart, 2007 | Basın Özeti
13 Mart 2007 Basın Özeti
13 Mart, 2007 | Basın Özeti
12 Mart 2007 Basın Özeti
12 Mart, 2007 | Basın Özeti
11 Mart 2007 Basın Özeti
11 Mart, 2007 | Basın Özeti
BAŞLICA HABERLER
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
Programlarımız|Frekanslarımız|Türkçe Bölümü hakkında|İşbirliği|Bize ulaşın
BBC Copyright Logo^^ Başa dön
Haberler | Basın Özeti | Dünyaya Açılan Pencere | Özel Dosyalar | Haberlerle İngilizce
BBC News >> | BBC Sport >> | BBC Weather >> | BBC World Service >> | BBC Languages >>
Yardım|Görüşleriniz|Gizlilik