|
7 Nisan 2006 Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Tüm gazetelerde öne çıkan ortak konu, İskoçya'da ortaya çıkan kuş gribi vakası.
Bir hafta kadar önce ölü bulunan bir kuğu üzerinde yapılan testlerin ardından, kuşun ölüm sebebinin H5N1 virüsü olduğu dün açıklanmıştı. Bölgede gerekli önlemler alınırken, hastalığın yayılma olasılığına karşı bir acil durum planı da yürürlüğe sokuldu. Daily Telegraph gazetesi, "Britanya'nın ilk kuş gribi bölgesi" başlığıyla yaklaşık üç milyon kümes hayvanı ve kuşun risk bölgesi içinde yer aldığını yazıyor. Guardian, "Kuş gribi: Yabanî kuşlar, evcil hayvanlar ve kümes hayvanları risk altında" manşetiyle çıkıyor bugün. Times'ın başlığı ise, "Ölümcül kuş gribi virüsü Britanya'ya kondu." Financial Times, iç sayfalarında yer verdiği habere "Virüs alarmı" başlığını atmış. Independent gazetesi ise, "Kuş gribi gerçekte ne demek" manşetiyle, hastalıkla ilgili başlıca bulguları ve bilgileri aktarıyor. Independent, başyazısını da bu konuya ayırıyor. "Bu salgınla başa çıkmak için başkalarından ders çıkarabiliriz" diye yazan gazete, ülkede herhangi bir paniğe gerek olmadığını vurguluyor ancak gereken önlemleri almanın da önemli olduğuna dikkat çekiyor. "Aylardır yapılan uyarıların ardından sonunda kuş gribi İngiltere'ye geldi. Ancak hastalığın olası etkilerini azaltmak için, kuş gribinin görüldüğü diğer ülkelerin aldığı önlemlerden ders çıkarmalıyız. Hastalığın görüldüğü bölgede, geciktirmeden itlafa başlamak en uygun karar. Önemli olan yabanî hayvanlarla, üretim çiftliklerindeki hayvanların temasını önlemek. Halk dikkatli ve temkinli olmalı. Sağlık yetkililerine düşen görev ise, bu hoş gelmeyen misafirin, Britanya Adası'ndan mümkün olduğunca kısa sürede gitmesini sağlamak." Guardian gazetesi, 11 Eylül saldırılarının tek sanığı olarak yargılanan Fas asıllı Fransız vatandaşı Zekeriya Musavi'nin duruşmasını bir yorum yazısıyla değerlendiriyor. "Arzu ettiği şehitliği ona vermeyin" başlıklı yazıda Guardian, "Musavi kimsenin kahramanı da şehidi de olmamalı. Ama yine de daha usturuplu bir yargılamayı hak ediyor" yorumunu yapıyor. "Önümüzdeki haftalarda savcılar, olabilecek tüm duygusal silahları kullanarak jüriyi Musavi'nin ölmesi gerektiğine ikna etmeye çalışacaklar. 11 Eylül saldırılarında ölenlerin adları okunacak, fotoğrafları gösterilecek. Yakınlarını kaybeden aileler acılarını anlatacaklar. İkiz Kuleler'in ve Pentagon'un maketleri mahkeme salonuna getirilecek. Saldırıların görüntüleri izlenecek, Dünya Ticaret Merkezi'nde mahsur kalan kişilerin yaptıkları son telefon konuşmaları dinlenecek." "Bu acı ve kayıp sahneleri, Zekeriya Musavi'nin saldırılarla ilgisi olup olmadığını göstermeyi değil 11 Eylül'ün ne kadar büyük olduğunu ifade etmeyi amaçlıyor. Bu ne doğru bir yargılamaya ne de akıllı bir siyasete benziyor. Öç alma duygularıyla hareket eder ve Musavi'ye hak etmediği bir şehitlik unvanı verirlerse bunun Amerika'ya fazla bir iyilik getirmeyeceği ortada." Times gazetesi, Filistin'de iktidara gelen Hamas hükümetinin Dışişleri Bakanı Mahmud ez Zahar'la yapılan mülakatı yayınlıyor. "Hamas iki devletli çözümü kabul etme sinyali verdi" başlıklı haberinde gazete, Dışişleri Bakanı ez-Zahar'ın, bu konuda bir referanduma gidilmesi olasılığını göz ardı etmediğini belirtiyor. Yazı özetle şöyle: "Militan örgüt Hamas, hiçbir zaman İsrail'in var olma hakkını tanımadı. Ancak şimdi iktidara gelince, uluslararası kamuoyunun baskısı altına girdiler. Mahmud ez-Zahar, her zamanki katı tutumunu bıraktı ve İsrail'le Filistin'in birlikte var olabilmesi konusunda görüşmeler yapılabileceğinin işaretini verdi." "Ancak ez-Zahar, bunun karşılığında ne alacaklarını da bilmek istediklerini ve gerekirse bu konuda Filistinliler'e danışacaklarını vurguladı. Öte yandan, Filistin Dışişleri bakanı ez-Zahar, İslamî Cihad ve El Aksa Şehitleri Tugayı gibi diğer örgütlerin eylemlerini engellemeyeceklerini ifade etti. Times'a açıklama yapan İslamî Cihad savaşçıları ise, Hamas'ın iktidarın hevesiyle çürümeye başladığını, kendi mücadelelerinin, İsrail sona erene kadar süreceğini söylediler." Financial Times yazarı Philip Stephens ise, "Yol haritası olmadan barış süreci yok olur" başlıklı yazısında, Orta Doğu sorunuyla ilgili olarak, pekçok kişinin, hatta arabuluculuk yapan Orta Doğu Dörtlüsü'nün bile hâlâ Oslo Anlaşması'na saplanıp kaldığını ancak bölgedeki gelişmelerin bu anlaşmayı çok gerilerde bıraktığını vurguluyor. Stephens'ın yazısı özetle şöyle: "İsrail'in barış sürecine bağlılığı ikinci intifadayla son buldu. İsrail şiddetin sona ereceğine inanmıyor. Filistinliler'in barış görüşmelerinden çıkardığı sonuç ise bunun işe yaramadığı, görüşmelerle İsrail'in 1967'de işgal ettiği topraklardan çıkmasının mümkün olmadığı." "Filistin'de Ocak ayında yapılan seçimlerden Hamas'ın galip çıkması İsrailliler'i, geçen haftaki İsrail seçimlerini de Ehud Olmert'in kazanması Filistinliler'i doğrular nitelikte. Barış görüşmelerinin üçüncü önemli aktörü Amerika Birleşik Devletleri, Hamas'la görüşmeyi reddediyor. Washington'un tercih ettiği taktik 'bekleyip görmek'. Ancak ne İsrailliler, ne Filistinliler ne de Amerikalılar gerçekleri görmezden gelebilir." "İsrail Filistin sorunu çözülmedikçe, Başkan George Bush'un Orta Doğu'ya demokrasi getirme planları sadece aşırı uçtaki gruplara güç kazandıracak. Batı ve İslam dünyası arasında bir anlayış oluşturma çabaları sadece sözden ibaret kalacak. Olaylar Oslo Anlaşması'nı çoktan geride bıraktı. Her iki taraf alternatif bir çözüm de getiremiyor. Aslında her iki taraf da görüşmelerin tek seçenek olduğunu biliyor." Daily Telegraph yaz aylarının yaklaşmasıyla birlikte, Avrupa'daki motorlu araç derneklerinin bir araştırma yaptırdıklarını belirtiyor ve pekçok gözde tatil merkezlerinde hizmete sunulan kiralık arabaların, gereken güvenlik standartlarına sahip olmadığını aktarıyor. Araştırmanın yapıldığı ülkeler arasında Türkiye de var. Ayrıntılar şöyle. "Bodrum'da kiralanan bir araba, 210 bin kilometreden fazla yol yapmış olmasına rağmen, arabayı kiralayan kişi 700 sterlin depozito bırakmak zorunda kaldı. Bu, arabanın değerinden daha yüksek bir fiyat. Avrupa'daki motorlu araç derneklerinin bir müfettişinin kredi kartından, kiraladığı otomobilde daha önceden oluşmuş bir hasar için 200 sterlin para alındı." "Türkiye'de kiralanan bir başka araba, 1992 model bir Suzuki ise, ancak hurdalığa yakışır cinstendi. Yetkililer, genel olarak büyük şirketlerde bir sorun yaşanmadığını belirtiyor ve tatilcileri dikkatli olmaları konusunda uyarıyor." "Türkiye, Yunanistan, İtalya, İspanya ve Portekiz'de yapılan araştırma sonucunda en kötü otomobillerin Türkiye'de olduğu belirtiliyor. Türkiye'de kiralanan 12 otomobilden 7'sinin, kötü ya da çok kötü şartlarda olduğu belirlenmiş. Araştırma sonuçları Türkiye'de kiralanan 12 otomobilden 11'inde ilk yardım çantası olmadığını, yasal zorunluluk olmasına rağmen hiçbir araçta reflektör bulunmadığını da ortaya koymuş." | İlgili haberler 6 Nisan 2006 Basın Özeti06 Nisan, 2006 | Basın Özeti 5 Nisan 2006 Basın Özeti05 Nisan, 2006 | Basın Özeti 4 Nisan 2006 Basın Özeti04 Nisan, 2006 | Basın Özeti 3 Nisan 2006 Basın Özeti03 Nisan, 2006 | Basın Özeti 2 Nisan 2006 Basın Özeti02 Nisan, 2006 | Basın Özeti 31 Mart 2006 Basın Özeti31 Mart, 2006 | Basın Özeti 30 Mart 2006 Basın Özeti30 Mart, 2006 | Basın Özeti 29 Mart 2006 Basın Özeti29 Mart, 2006 | Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||