|
30 Mart 2006 Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
İngiliz basınında en geniş şekilde işlenen konu İsrail'deki genel seçimi Kadima partisinin kazanması.
Financial Times sonucu "Richter ölçeğine göre 4,5'lik, küçük bir deprem" olarak yorumluyor. Guardian, Kadima'nın "mutlak olmayan bir zafer" kazandığını belirtiyor. Times ise seçimle "eski tüfeklerin çağı kapandı" hükmünü veriyor. "Yaser Arafat öldü, Ariel Şaron komada, Şimon Peres etkisini kaybetti, El Fetih ve Likud yenilgiye uğradı. Salı günkü seçim, İsrail siyasetine yıllar yılı hakim olmuş parti ve bireylerin yok olma sürecini tamamladı." Gazete özellikle, 7 sandalye kazanan emekliler partisinin sürpriz çıkışının iç siyaset konularının aslında sanıldığı kadar geri planda kalmadığının göstergesi olduğunu vurguluyor. Daily Telegraph, "sağın hezimeti" manşetini atarken, "hem İsrail hem Filistin'deki demokratik seçimler, dış dünyanın üzerinde etki sağlayamayacağı bir açmaz yarattı" diyor. Independent "Zafer, Ehud Olmert'e sınırı yeniden çizip Filistin topraklarını ilhak yetkisi veriyor." diyor. Fakat seçimi kazanmasına rağmen sonucun Kadima için hayalkırıklığı olduğu görüşünde: "Kadima en büyük parti olacak, ama Şaron'un ve yeni taraftarlarının beklediği milletvekili çoğunluğunun yanından bile geçemiyor." Independent 20 milletvekilliği kazanan İşçi Partisi'nin, Kadima lideri Ehud Olmert'i müzakerelere ikna etmek için önemli nüfuz uygulayabileceğini savunuyor. Kabul görmeyecek sınır nasıl kalıcı olacak? Gazetenin yazarı Donald McIntyre, "karşı taraf kabul etmediği sürece sınırın neresi kalıcı olacak?" sorusunu ortaya atıyor. Yazar, Filistinlilerle müzakere olmadan belirlenecek bir sınırın, bölgede zaten çok büyük olan sorunlara yenilerini ekleyeceğini belirtiyor. Financial Times da benzer görüşte: "Olmert'in planı Filistinlilerin kendi devletlerinin parçası olmasını istediği, halen işgal altındaki toprakların yarısının ilhakını öngörüyor. Bu Filistinlileri birbirinden kopuk üç kantonla başbaşa bırakmak demek. Ki bu düpedüz çökmüş bir devlet yapısının tanımı..." "Müzakereler barışçıl bir geleceğe giden tek yol. Uzun vadede İsrail'in güvenliği yerleşimleri elde tutmakla değil, sorunu çözmeye çalışmakla mümkün." Peki ne yapılmalı? Guardian'da yazan ve İsrailli Barış Şimdi adlı hareketin kurucularından Amos Oz Filistin yönetimini devralan Hamas hükümetinin, İsrail'deki yeni hükümetin Araplarla işbirliğine yönelmesi için fırsat yarattığını savunuyor. "İsrail'in varolma hakkını tanımaya isteksiz olan Hamas'ın yükselişi, İsrail barış hareketini bir krize sürükledi. Peki Hamas İsrail ile barış istemediği sürece yeni hükümetin yapabileceği bir şey yok mu? Var... Konuyu, yaramaz çocuğun ebeveynlerine, yani Arap Birliği'ne taşıyabilir." "Arap Birliği'nin 2000'de kabul ettiği plan, 1967'de işgal edilen topraklardan çekilme karşılığı Arap ülkeleriyle barışı öngörüyor. Neden Mısır ve Suudi Arabistan'ın başını çekeceği bir Arap heyetiyle bu planın genel hatları müzakere edilmesin? Arap hükümetleri de Hamas'tan İsrail kadar endişe duyuyor." "Tek taraflı kopuş ardından pek çok konuyu ortada ve sorunlu bırakacağımıza, Mısır ve Suudi Arabistan ile kalıcı bir barış için çalışabiliriz" Times'ta yazan Amerikan Dışişleri Bakanlığı'nın eski sözcüsü James Rubin, siyasi anlamda barış sürecinin bittiğini vurguluyor. "Şimdi en iyimser beklentimiz, müzakerelerin yerini tek taraflılığın değil paralelliğin alması olabilir. İsrailliler yeni sınırlar belirlemeye yönelirken, Hamas terörden sakınıp Filistinlilerin yaşamını iyiye götürecek işler bir yönetim kurabileceğini göstermeye yönelebilir. Dünyaya en azından biraz ılımlı bir çehre sunabilir. Uluslararası toplum artık kalıcı barışı sağlamak için enerjisini tüketmemeli. Her iki tarafta da itidali desteklemeli." Rubin, Filistin yönetimine halkın temel ihtiyaçları için mutlaka yardım sevk edilmesi gerektiğinin de altını çiziyor. Filistinlileri kendi hallerine bırakalım Daily Telegraph, eski Mossad başkanı Efraim Halevy'nin görüşünü almış. 1994'te Ürdün ile barış anlaşmasının gizli mimarı olarak tanınan Halevy, Filistinlileri kendi yağlarında kavrulmaya bırakalım diyor. Halevy'nin İsrail'in yeni liderine tavsiyesi hiç bir şey yapmamak. "Filistinlilere para vermeyin, hizmet sağlamayın, ve sakın toprak vermeyin" diyor. "Çünkü bize ihtiyaçları var. Bizim onlara ihtiyacımız yok." Halevy bunu 'Hamas tavrını yumuşatmazsa Filistinlilere daha iyi bir hayat sözünü gerçekleştiremez, ve Filistin yönetimi çöker' sözleriyle açıklıyor. Ehud Olmert'in tek taraflı çekilme planının da hiç bir şeyi çözmeyeceğini belirtiyor. "Tek başıma sınır çizmezdim, çünkü çizgiyi her geçtiğinizde öteki tarafın egemenliğini ihlal etmiş oluyorsunuz." diyor. İngiltere'de tecavüz tartışması İngiltere'de iç gündemde en çok öne çıkan konulardan birisi tecavüz olayları nedeniyle mahkumiyetlerin azlığı. Hükümet dün, yılda 100 bin kadını hedef aldığı düşünülen tecavüzler karşısında yargı uygulamalarını gözden geçirmeye yönelik öneriler açıklamıştı. Konunun en tartışmalı yönü kurbanın sarhoş olduğu durumlarda da genelde hukuken cinsel ilişki için rıza gösterdiği hükmüne varılması. Times halihazırdaki durumu "adalete ihanet" olarak ifade ediyor, 'sistem çökmüş' diyor. "Tecavüz iddialarının ancak yüzde 5'i mahkumiyetle sonuçlanıyor. Pek çok vaka zaten polise bildirilmiyor. Bildirilse de kovuşturma aşamasına gelmiyor. Bunların sadece yüzde 15'i mesnetsiz veya kanıtlanması güç iddialar." "Polisin ilk sorgusunun video bantlarının mahkemeye sunulması bu açıdan önemli bir adım olabilir. Ayrıca mahkemede kurbanın ifadesinin video bağlantısıyla alınması da göz önünde tutulmalı. Sarhoşluk hali konusunda müphem olan cinsel ilişki için rıza tanımı açıklığa kavuşturulmalı." "Kadınlar suçlamada bulunurlarsa inanmama yaklaşımı görmeyeceklerini bilmeli. Erkekler de ihbar edilirlerse, yargılanıp hüküm giyeceklerini... Aksi bir durum adalet için yetersiz" Kimlik kartlarına onay Yine iç siyasette, iki yıldır gündemdeki kimlik kartlarının sonunda yasalaşması öne çıkan bir diğer konu. Independent bu tartışmalar sonunda gelinen noktayı şu satırlarla aktarıyor: "Yarım yüzyılı aşkın aradan sonra ilk ulusal kimlik kartları 3 yıl içinde çıkarılıyor. Planları beş kez reddeden Lordlar Kamarası, kart çıkarmanın 2010 yılına kadar isteğe bağlı olması ilkesine karşılık, direnişten vazgeçti. Böylece 2010'a kadar yeni pasaport için başvuranlar istemezlerse kimlik kartı almayacaklar. Ama kartlar için oluşturulan veri bankasına bilgilerini sunmak durumunda kalacaklar. Plana sadece Liberal Demokratlar muhalefet etti, Muhafazakarlar ise 2010 olarak belirlenen tarihin, kendilerine konuyu 2009'daki seçimlerde tartışma ortamı yarattığını savundu. Daily Telegraph ise, varılan uzlaşma planın yanlış olduğu gerçeğini değiştirmiyor diyor. Gazete başta gönüllülük esasında kullanılacağı söylenen kartların en azından 2010 yılından itibaren pasaport çıkarmak isteyen herkese verileceğini, bunun gönüllülük demek olmadığını vurguluyor. Apple Apple'a karşı Bilgisayar devi Apple ile Beatles grubu ve mirasçılarını karşı karşıya getiren bir patent davası da en geniş yer bulan konulardan... Financial Times davanın iki Apple şirketini üçüncü kez mahkemede karşı karşıya getirdiğini vurguluyor. Beatles grubunun kurduğu Apple adlı şirket iPod'ların üreticisi Amerikan Apple'ı elma şeklindeki logosu ve marka isminin paylaşımı konusundaki anlaşmalarını ihlal etmekle suçluyor. "1991'de varılan son uzlaşmaya göre, isim haklarının kullanılabileceği sektörler paylaşılmıştı. Beatles'ın avukatı bu planı "biz müzik yapacaktık, siz bilgisayar" diye özetledi. Beatles’ın Apple'ı, iPod'larda kullanılan elma logosunun bu durumun ihlal olduğunu savunuyor. Bilgisayar şirketi Apple ise iTunes programının nihayetinde bir bilgisayar yazılımı olduğunu savunuyor." Gözlemciler, sulh çözümü için 15 yıl önce 26,5 milyon dolar ödeyen Apple'ın bu kez daha yüksek bedel ödemek durumunda kalabileceği tahmininde bulunuyorlar. Independent ise ilginç bir detaya dikkat çekiyor. İpod'dan yayılan disko müziğiyle açılan davanın yargıcı, kendisi de cihazın kullanıcılarından olduğu için bu durumun çıkar çatışması yaratıp yaratmayacağını davadan önce yetkililere danışmış. | İlgili haberler 29 Mart 2006 Basın Özeti29 Mart, 2006 | Basın Özeti 28 Mart 2006 Basın Özeti28 Mart, 2006 | Basın Özeti 27 Mart 2006 Basın Özeti27 Mart, 2006 | Basın Özeti 26 Mart 2006 Basın Özeti26 Mart, 2006 | Basın Özeti 24 Mart 2006 Basın Özeti24 Mart, 2006 | Basın Özeti 23 Mart 2006 Basın Özeti23 Mart, 2006 | Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||