|
24 Mart 2006 Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
İngiltere'de haftanın son gününde tüm gazeteler farklı manşetlerle çıksa da, ağırlıklı olarak tartışılan bir konu var: Irak'ta dört aydır rehin tutulan üç Batılı'nın kurtarılması.
Guardian gazetesi İngiliz Norman Kember ve iki Kanadalı rehinenin, Başkent Bağdat'ın en tehlikeli yerlerinden birinde Amerikan İngiliz ve Irak kuvvetlerinin düzenlediği ortak bir operasyon sonucu kurtarıldığını aktarıyor. Askerler rehineleri bağlı ancak zarar görmemiş halde buldu. Kimseye ateş açılmadığı belirtildi, rehin alma eylemini düzenleyenler kaçmayı başardı. Rehinelerin dördüncüsü iki hafta önce öldürülmüştü. Konuya Daily Telegraph gibi geniş yer ayıran Independent'ta ise Irak'ta kaçırılan kardeşi, boğazı kesilerek öldürülen Paul Bigley'in görüşlerine yer verilmiş. Bigley, "Tamam kutlama zamanı ama Ken ve diğer kurbanları da unutmayalım" diyor yazısında. "Kember'in serbest bırakıldığı haberini izlerken karmaşık duygular içindeydim. Bir yandan Kember ve ailesi için mutluluktan havalara uçuyordum ama diğer yandan da bu olay, kardeşim Ken'in anılarını getirdi aklıma ister istemez. Onu kurtarmak için de SAS komandoları operasyon düzenlemiş ancak kaçarken yakalanan Ken, başı kesilerek öldürülmüştü. Cesedi asla bulunamadı, şimdi Başbakan Tony Blair ve İçişleri Bakanı Jack Straw'dan isteğimiz kardeşimin cesedini bize teslim etmeleri..." Gazetelerin pek çoğunda dikkat çeken diğer bir gelişme de, Avrupa Birliği'nin altı ülkesinin, göçmenlere bir uyum sözleşmesi imzalatma hazırlıkları. Financial Times gazetesine göre, sözleşmeyi hazırlayanlar, Almanya'da dün bir araya gelen Fransa, İngiltere, Almanya, İspanya, İtalya ve Polonya'nın içişleri bakanları. Buna göre, bu ülkeler göçmen adaylarına, yaşamak istedikleri ülkenin dilini öğrenmeleri , o ülkedeki gelenek ve değer yargılarına saygı göstermelerini gerekli kılan bir sözleşme hazırlıyorlar. Ancak bu uyum sözleşmesinin kalan 19 Avrupa Birliği ülkesiyle de tartışılması gerekecek. Almanya'da son aylarda iki eyalette vatandaşlık testi uygulaması başlatılmıştı. Hollanda'da ise benzeri bir testte göçmen adaylarına bir plajda üstsüz güneşlenen bir kadınla iki erkeği öpüşürken gösteren görüntüler izlettiriliyor ve yaşamak istiyorlarsa, bunun Hollanda kültürünün parçası olduğu anlatılıyor. "Buzullardaki depremler, küresel ısınma habercisi" Independent bir diğer önemli konuya, artık hemen her gün gazete sayfalarında görmeye alıştığımız "küresel ısınmanın etkileri"ne ilişkin tahminlerden birine dikkat çekiyor. Bilimadamları, küresel ısınmanın kutuplarda ulaştığı hızın, tahmin edilenden daha fazla miktarda buz kütlesinin erimesine yol açacağını söylüyor. Science dergisinde yayımlanan araştırmaya göre, dünyada deniz seviyesinin yükselişi, sera etkisine yol açan gazların üretimi şu anki seviyede devam edecek olursa , önümüzdeki birkaç yüzyıl içinde inanılmaz boyutlara ulaşacak. Araştırma, buzullarda meydana gelen depremlerin beklenmedik ölçüde arttığını, bu depremlerin Manhattan büyüklüğünde buz kütlelerini tetiklediğini ortaya koyuyor. Avrupa basınında ağırlıklı olarak Bask ayrılıkçı örgütü ETA'nın ateşkes ilanıyla Paris ve diğer Fransız kentlerinde yeni istihdam yasasına protestolar geniş yer tutuyor. Ama diğer önemli bir haber de Danimarka'dan. Basında, ılımlı bir Müslüman siyasetçiye, tartışmalı bir imam olan Ahmet Akkari'nin yönelttiği ölüm tehditleri alıyor olmasının sonuçlarına değiniliyor. Akkari, bu yönde açıklamalar yaparken bir Fransız kanalı için gizlice filme çekilmişti. Politiken'in yorumu şöyle: Polis inceleme başlattı ama, böyle bir suçun işlendiğine inanmak gerçekten de güç. Fakat, Ahmet Akkari'nin yorumları suçtan da öte, tam bir saçmalık! Berlingkse Tidende gazetesi de Müslümanları Akkari'den kim koruyor? "diye sormuş: Gazete, 'Danimarka'da barış içinde yaşayıp ekmek kazanmak isteyen, çocuklarının geleceğini düşünen, inancını özel olarak yaşamak isteyen müslümanlar için, Akkari ile aynı kefeye konmak giderek kabul etmesi daha da güçleşen bir durum olmalı' diyor. "Omega 3 kalp krizini önlemiyor olabilir" Guardian gazetesinin aktardığına göre doktorlar, hükümetin tavsiye ettiği gibi yağlı balıklar yemenin ya da Omega 3 tabletleri kullanmanın sağlığa yararlarını tartışmaya açtı. İngiliz Tıp Dergisi'nde yayımlanan bir değerlendirmeye göre, Omega 3 sanıldığı gibi, kalp krizini önlemiyor ya da bu rahatsızlıktan ölümlere son vermiyor. Uzmanlara göre, daha çok balık yiyenlerin daha sağlıklı olmaları gerekiyor ama aslında bunun ya da egzersizin sonuçları üzerine kapsamlı bir araştırma yapılmış değil. Times gazetesi, tüm dünyada ilgiyle izlenen ve büyüklerin çizgi filmi diye de anılan South Park'ın yapımcılarının, diziye sesini vermekten vazgeçen soul şarkıcısı Isaac Hayes'ten yine çizgi film içinde intikam aldığını aktarıyor okuyucularına... "Scientology tarikatı tartışmasında son söz South Park'ın oldu. Hayes, çizgi filmde üyesi olduğu Scientology tarikatı aşağılandığı gerekçesiyle, çocukların akıl hocası Şef karakterine sesini vermekten vazgeçtiğini açıklamıştı." "On yıldır devam eden çizgi filmin son sezonunda ise Şef, pedofil, yani çocukları cinsel açıdan çekici bulan biri olarak gösteriliyor ve bölümün sonunda da ölüyor. Çizgi filmin yaratıcılarından Matt Stone ise şöyle bir eleştiri getiriyor: On yıl boyunca yaptığımız 150 bölümde Isaac asla Hıristiyanlar, Müslümanlar, Mormonlar ya da Yahudilerle dalga geçmekten gocunmadı. Ama konu kendi dini olunca birden hassaslaşıverdi." | İlgili haberler 23 Mart 2006 Basın Özeti23 Mart, 2006 | Basın Özeti 22 Mart 2006 Basın Özeti22 Mart, 2006 | Basın Özeti 21 Mart 2006 Basın Özeti21 Mart, 2006 | Basın Özeti 20 Mart 2006 Basın Özeti20 Mart, 2006 | Basın Özeti 19 Mart 2006 Basın Özeti19 Mart, 2006 | Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||