BBCTurkish.com
NEWS
SPORT
WEATHER
Son güncelleme: 23 Mart, 2006 - TSİ 06:46
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
23 Mart 2006 Basın Özeti
İngiltere gazetelerinde bu sabah manşetleri Maliye Bakanı Gordon Brown'ın açıkladığı onuncu bütçe planı süslüyor.

İngiltere gazeteleri

Hemen hepsi, Brown'ın şu sıralarda Lordlar Kamarası'na adaylık karşılığında işadamlarının İşçi Partisi'ne verdikleri milyonlarca sterlinlik kredilerden dolayı başı ağrıyan Başbakan Tony Blair'in halefi olmaya hazırlandığına dikkat çekerek başlıklarında, 10 numaralı Başbakanlık konutuna göndermede bulunuyor:

Independent gazetesi, 'Brown'ın 10 numaralı bütçesi' başlığını atarken Daily Telegraph'ın manşeti 'Brown 10 numaralı kapıyı tıkırdatıyor'.

Bu başlığın hemen altında da yeni bütçeye kısaca göz atıyor Daily Telegraph:

"Araçlardan vergi kesintisi geliyor, çevreci otomobillerden kesinti yapılmayacak ama en fazla kirletenlerin cezası 210 sterline çıkıyor. Tekel ürünlerine zam geliyor. Emekli ve özürlülere ücretsiz ulaşım 2008 yılında... Çocuk sahibi olanlara yapılan ödemeler artıyor. Eğitimde farklılıkları gidermek üzere 34 milyar sterlin. 30 milyar sterline dek hükümet hisselerinin satışı."

Daily Telegraph böyle derken, Guardian "Eğitim ve çevreye yatırım var ama ya sağlık hizmetleri ne olacak?" diye soruyor.

"Brown'ın bütçesinde eğitim geniş yer tutuyor ama sağlıktan pek bahsedilmiyor. Bununla beraber ulusal sağlık hizmeti sistemi kurulduğundan bu yana en cömert katkıları içeren sağlık programının uygulandığını ve bunun 2008'e dek devam edeceğini de unutmamak gerek."

Terör hedefleri

İngiltere gazetelerinde öne çıkan bir diğer önemli konu, terörle ilgili suçlardan yargılanan yedi kişinin mahkemesinde, Londra'daki gece kulüpleri ve büyük alışveriş merkezlerinin saldırı hedefi olduklarının ortaya çıkması.

Financial Times, "İngiltere'nin terörle bağlantılı en büyük davasında, savcılık makamı ayrıca zanlılardan bazılarının El Kaide üyesi olduklarını iddia etti. Pek çoğunun Pakistan'la bağlantısı bulunduğu belirlenen zanlılar haklarındaki suçlamaları reddediyor" diye yazmış.

Independent gazetesi ise aynı davanın bu kez Rusya bağlantısına dikkat çekmiş:

"İngiltere'de faaliyet gösteren bir hücrenin üyesi ve El Kaide için çalıştığı söylenen bir kişinin, radyoaktif bomba alma hazırlığında olduğu iddia edildi. Tümü İngiliz vatandaşı olan yedi kişi, ülkede çeşitli terör saldırıları planladıkları suçlamasıyla İngiliz istihbarat ajansı MI5 tarafından gözaltına alınmışlardı."

"Örneğin, zanlılardan Cevat Akbar'ın, iki yıl önce kaydedilmiş bir ses kaydında "Londra'da bir gece kulübüne saldıralım. Kimse bu dans edip duran insanların masum olduğunu söyleyemez" dediği belirtiliyor."

Silahlara veda mı?

İngiltere ve Avrupa gazetelerinin diğer bir manşet haberi İspanya'da ayrılıkçı Bask örgütü ETA'nın hükümete uzattığı zeytin dalı. Alman Süddeutsche Zeitung gazetesi, ETA'nın bu sessiz sedasız ateşkes ilanı ardından gelecek hassas görüşmelerin, İspanya'nın asıl sınavı olacağını yazmış.

Gazete, İspanya hükümetiyle örgüt arasındaki 'ateşkes' görüşmelerinin son 30 yıl boyunca 'tek bir tarafın tehditleri ve işlediği cinayetler yüzünden' yanlış yöne saptığı yorumunu yapıyor.

Gazeteye göre, başka bir yüzyıldan kalma korku çemberinin kalıntısı olan ETA'nın bu açıklaması, yine de İspanyolların gönüllerine su serpti.

Yine Alman gazetelerinden Die Welt manşetin hemen altında, "ETA'ya güven olmaz" ara başlığını kullanarak Zapatero hükümetinin açıklamayı bir başarıymışçasına kutlamıyor olmasına hak veriyor.

Die Welt'e göre ETA silahlı mücadeleye temelli son verdiği sözünü etmiyor, hatta silahsızlanmanın da hemen başladığından bahsedilmiyor.

ETA'nın ateşkes ilanı hakkında Fransız Liberation gazetesi ise "Madrid'in temkinli yaklaşımına rağmen, İspanya'da barış umudu doğdu" yorumunu yapmış.

'Türkiye'ye baskıyı artırmalı'

Avrupa basınında bugünün önemli konularından biri de Brüksel'deki Avrupa Birliği zirvesi. Financial Times gazetesinin yorum sayfalarında, Avrupa Birliği zirvelerinin önemli bir ilerleme kaydedilmediği durumlarda, nakit ve vakit kaybı olarak görüldüklerine dikkat çekiyor ancak bu zirvenin normal koşullar altında yapılmadığını belirtiyor.

Gazeteye göre, 'hükümetlerin desteğinde yabancı sermayeye karşı korumacı yaklaşımlarının Avrupa Birliği'nin ortak pazar anlayışının altını kazıdığı bu ortamda, Avrupalı liderlerin birbirleriyle iyi ilişki içinde olmaları ilerleme olacaktır.'

Financial Times gazetesinin iç sayfalarında Türkiye'ye ilişkin bir haber göze çarpıyor.

Habere göre Fransa, Türkiye'ye insan hakları konusunda daha sert tutum takınılması için Avrupa'yla gerginlik riskini göze almış durumda.

Avrupa Komisyonu, Fransa'nın Türkiye'yle müzakerelerde insan hakları maddelerinin sıkılaştırılması çağrısının, Ankara'yla ilişkileri gerebileceği görüşünde.

Avrupalı liderler ayrıca Fransa'nın, bu akşamki zirvede dışişleri bakanlarının genişlemeye ilişkin yeni ve titizlikle hazırlanmış bir stratejinin tartışılarak karara bağlanması yolundaki çağrısıyla karşı karşıya.

Türkiye'de geçen hafta yapılan bir kamuoyu yoklaması halkın yüzde 66'sının, Avrupa Birliği'ne girmekten yana olduğunu gösteriyor ama eğilim baş aşağı görünüyor.

ABD'de soykırım tartışması

Independent gazetesindeki Ermeni meselesine ilişkin haberin başlığında, "Amerika Birleşik Devletleri'nin Ermenistan temsilcisinin soykırım ifadeleri nedeniyle kendini bir tartışmanın ortasında buldu" deniyor.

"1915 olaylarını soykırım olarak ifade eden Amerikalı temsilcinin geri çekilmesi yolundaki protestolar büyüyor.

John Marshall Evans geri çekildiği takdirde, bu durum Türkiye'nin baskılarına boyun eğmek şeklinde algılanabilir.

Evans şu anda Amerika'nın Erivan'daki resmi temsilcisi.

Amerikan Dışişleri Bakanlığı'nın bunun altını çizen açıklamaları ise ne Amerika'daki Ermeni toplumunu ne de kongredeki Ermenilerin yoğun yaşadığı güney eyaletleri temsil eden üyeleri tatmin etmişe benziyor.

Evans geçen Şubat ayındaki açıklaması ardından, soykırım ifadesini resmen kullanan ilk Amerikalı yetkili olmuştu."

Avrupa'nın en kötümser halkı

Guardian gazetesinin araştırmasına göre, "Seks yaşamları renkli, yeterli paraları ve çevreleri de var. Ama Almanlar bir türlü mutlu olamıyor".

"Yeni bir araştırmaya göre, Almanlar Avrupa'nın en kötümser halkı. 50 yaşın üzerindekiler açısından koşullar giderek daha da kötüleşiyor.

Emnid firması, İngiltere, Fransa, Almanya, İspanya ve İtalya ve Polonya'da 50 yaşın üzerinde yaklaşık 500'er deneğe çeşitli sorular yöneltti.

Buna göre Almanlar en olumsuz halk olarak çıkarken, İngiliz ve İspanyollar en neşeliler olarak görünüyor. Bu sorunun yöneltildiği 50 yaşın üzerindeki Almanların yüzde 73'ünün ise seks yaşamı son derece hareketli."

İlgili haberler
22 Mart 2006 Basın Özeti
22 Mart, 2006 | Basın Özeti
21 Mart 2006 Basın Özeti
21 Mart, 2006 | Basın Özeti
20 Mart 2006 Basın Özeti
20 Mart, 2006 | Basın Özeti
19 Mart 2006 Basın Özeti
19 Mart, 2006 | Basın Özeti
BAŞLICA HABERLER
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
Programlarımız|Frekanslarımız|Türkçe Bölümü hakkında|İşbirliği|Bize ulaşın
BBC Copyright Logo^^ Başa dön
Haberler | Basın Özeti | Dünyaya Açılan Pencere | Özel Dosyalar | Haberlerle İngilizce
BBC News >> | BBC Sport >> | BBC Weather >> | BBC World Service >> | BBC Languages >>
Yardım|Görüşleriniz|Gizlilik