BBCTurkish.com
NEWS
SPORT
WEATHER
Son güncelleme: 28 Mart, 2006 - TSİ 09:34
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
28 Mart 2006 Basın Özeti
İsrail'de halk sandık başına giderken, gazetelerin hemen hepsi, seçimi Kadima partisinin kazanacağı konusunda hemfikir görünüyor. Dikkatler ise yeni İsrail hükümetinin olası yapılanmasına yöneliyor.

İngiltere gazeteleri

Guardian konuyu başyazısında işliyor.

"Kamuoyu yoklamaları genel hatları ile bile olsa doğruysa, 1967 savaşından bu yana ilk kez, İsraillilerin çoğunluğu o yılki savaşta kazanılmış olan topraklardan elde kalanının büyük bölümünden çekilme yönünde oy verecek. Filistinlilerin onayı olsun ya da olmasın..."

"Ancak kimse kendisini kandırmasın. Ehud Olmert'in azami önerisi, Filistinlilerin asgari taleplerinin bile yanından geçmiyor. Ama şimdi Hamas'ın yeni başbakanı İsmail Hanya, 1967 sınırlarına dönüşten söz ediyor. Bu da bir çeşit ilerleme... Amerika ve Avrupa'nın bu ortamda hısımları mutlaka bir araya getirmesi gerekiyor."

Independent'ta yazan Donald MacIntyre, özellikle kararsızların durumuna dikkat çekiyor.

"Katılımın rekor düzeyde düşük çıkmasından endişe edilirken, kamuoyu yoklamaları kararsızların oranında keskin bir yükselme olduğunu gösteriyor. Haaretz yoklamasına göre 28 sandalyenin kaderini belirleyecek kararsızlar sürpriz yaratabilir."

Financial Times sonucun belirsiz olduğu kanısında. Gazete 'Kadima 36 sandalye kazansa bile, parlamentoda çoğunluğu elde etmek için başka partilerden de en az 25 sandalyelik destek alması gerek' diyor.

"Anlaşılan Ehud Olmert, 17 ila 21 sandalye kazanması beklenen İşçi Partisi ile ittifak arayacak. Daha sağ veya dinci azınlık partilerine de yönelebilir. Karmaşa içindeki Likud'un ise Olmert'in önünü kesebilecek şekilde bir blok oluşturması mümkün görünmüyor."

Fransa'da eylem günü

Fransa'da sendikalar bugün yeni çalışma yasaları aleyhinde genel greve gidiyorlar.

Financial Times, "Protestolar yoğunlaşırsa, Başbakan Villepin'in geri adım atması yolunda Cumhurbaşkanı Chirac'tan daha fazla baskı görmesi olası, çünkü Chirac "sokağın" iradesine boyun eğme geçmişi olan bir lider" diyor.

Financial Times, ülkede geleneksel olarak sendikaların parçalı bir yapı gösterdiğinden dem vuruyor. "Eğer sendikalar yek vücut olmayı başaramazsa , hem hükümetler çalışma haklarını daha da kısabilir, hem de sendikaların yeni nesil çalışanları bünyelerine katma şansı kaçmış olur" diyor.

Bugün genel greve giden bir diğer ülke İngiltere. İngiltere'deki grev sadece belediye bünyesindeki sendikalı çalışanlarla sınırlı. Gerekçe ise, hükümetin, '85 yıl kuralı' olarak adlandırılan uygulamayı kaldırma planı.

Bu uygulama ile işçiler, hizmet süreleri ile yaşlarının toplamı 85 ediyorsa 60 yaşında emekli olabiliyordu. Şimdi ise 65 yaşlarını beklemeleri isteniyor.

Financial Times, geçen yıl kamu çalışanları için benzer bir planı protestolar üzerine geri çeken hükümetin bugünkü grevden doğrudan sorumlu olduğunu savunuyor ve hükümete bu kez taviz vermeme çağrısı yapıyor.

Gazeteye göre belediye çalışanlarının sadece yarısı sendikalı. Pek çok belediye hizmeti özel şirketlere devredilmiş durumda. Bu nedenle fazla bir etkisi olmayacak.

Times ise her iki ülkedeki grevleri bir arada değerlendiriyor başyazısında ve "gerçekten barikatlarla ayrılmak" başlığını kullanıyor.

"Bir zamanlar kamu sektöründeki cömert emeklilik koşulları, az maaş ve kötü koşulların tazmin edilmesi şeklinde savunuluyordu. Şimdi ise kamu sektöründe gelir, özel sektörden ortalama 64 sterlin daha yüksek. Bugün şikayet etmeye hakkı olan sendikalar değil. Özel sektörde çalışıp belediyelere vergi veren mükellefler."

Baybaşinlerin muhbirlik kariyeri

Guardian gazetesinin birinci sayfasında Abdullah ve Hüseyin Baybaşin kardeşlerin fotoğrafları dikkat çekiyor.

Gazete İngiltere'yi eroine boğduklarını söylediği iki kardeşin İngiliz gümrük yetkilileri ile anlaşma içinde olduğunu öne sürüyor.

Gazeteye göre, bu ilişkiler Londra'daki bir mahkemede yargılanan Abdullah Baybaşin'in davası sırasında ortaya çıktı.

"Göçmenlik temyiz mahkemesine sunulan kanıtlara bakılırsa, uluslararası bir suç çetesinin mensuplarının İngiltere'ye yerleşip ülkeyi eroine boğmasına Gümrük İdaresi adına muhbirlik yaptıkları için izin verildi. Polise göre 1990'ların ortalarında ülkeye yerleşen Kürt Baybaşin karteli İngiltere'ye giren eroinin yüzde 90'ını denetliyordu. Çete, haraç olayları ve 25 kadar cinayete de karıştı."

"İddialara göre Hüseyin Baybaşin, üst düzey Türk siyasetçilerin ve yetkililerin uluslararası eroin ticaretindeki rolü konusunda İngiliz gümrük yetkililerine bilgi vermeyi kabul edince ülkeye girişine izin verildi. 1994 sonu veya 1995 başında Cebelitarık üzerinden ülkeye girdi. Guardian'ın gördüğü kanıtlara göre, Baybaşin'e yakın pek çokları da Baybaşin'in muhbir oluşuyla Türkiye'de tehlike altında kalacakları gerekçesiyle İngiltere'ye yerleşti."

"Resmi belgeleri almaları için ailesine yardımcı olanlar arasında halihazırda göçmenlikten sorumlu bakan yardımcısı olan Tony McNulty de vardı. McNulty Baybaşin'in Hollanda'da yakalanması sonrası eşi adına çok sayıda mektup kaleme aldı."

Gazete Baybaşinlere ülkeye giriş izninin bakanlık düzeyinde onay alıp almadığının belirsiz olduğunu kaydediyor. Sözü edilen dönemde Muhafazakarların eski lideri Michael Howard İçişleri Bakanı'ydı.

Hüseyin Baybaşin'in Hollanda'da müebbet hapis cezasına çarptırılması ardından çetenin lideri olan kardeşi Abdullah Baybaşin eroin kaçakçılığı, şantaj ve adaleti engelleme gerekçesiyle suçlu bulundu. Cezası Cuma günü açıklanacak. Geçen ay çetenin 10 üyesi de 15 yıla kadar varan hapis cezalarına çarptırıldı.

Peki İngiliz gümrük yetkilileri Baybaşin'den neyi öğrenmek istiyordu?

Guardian, 2002'ye dek PKK ile yakın bağları olduğunu belirttiği Baybaşin'in, kendisini, 'Türkiye'de yönetici kademelerdeki kişilere de mali kaynak sağlamış diplomatik pasaportlu bir kişi' olarak tanıttığını anlatıyor.

Verdiği mülakatlarda Türk elçiliklerinin yardımıyla yüklü miktarlarda uyuşturucu naklettiğinden söz eden Baybaşin'in İngiltere'ye girdiği 1995 yılından itibaren, Avrupa Birliği, Türkiye'ye eroin kaçakçılığını çökertmesi için baskıyı artırdı.

Gazete hatta, İngiliz yetkililerin, Ankara'daki yetkilileri açıkça bu ticaretten çıkar sağlamakla suçladığını aktarıyor.

Guardian'ın satırlarına göre Baybaşinlerin istihbarat kaynakları ile ilişkisi bununla sınırlı değil. 7 Temmuz saldırılarından sonra da İspanya ve Hollanda istihbaratından yardım talepleri geldi, hatta Rus ajanlar İstanbul'da yaşayan iki Çeçen'in öldürülmesi için yardım istedi ama geri çevrildi.

AB Ukrayna seçiminden sorumlu mu?

Ukrayna'da seçimin sonuçları bugün de tartışılmaya devam ediyor. Financial Times, Turuncu devrimin lideri Viktor Yuşçenko'nun üçüncü sırada tamamladığı seçim sonucundan Ukraynalılara geleceğe dair umut vermeyen Avrupa Birliği'nin de sorumlu olduğunu savunuyor.

"Yuşçenko, Avrupa yanlısı tavrının somut getirilere dönüştüremedi. Ukraynalılar ne kadar zayıf olursa olsun, Avrupa Birliği üyeliği yolunda bir sinyal görmek istiyor. Bu imkansızsa Brüksel en azından ticaret ve vize rejimlerini gevşetmeli."

Indepenedent'ta yazan Mary Dejevsky'ye göre ise, sonuçta şaşıracak pek bir şey yok...

""Yaygın efsanelerin aksine, Yuşçenko 2004 Aralık'ında ezici çoğunlukla iktidara gelmedi. Oyların yüzde 52'sini kazandı. Rakibi Viktor Yanukoviç'in ise oyu yüzde 44'tü."

"Pazar günkü seçimin sonucu, eğer Yuşçenko ve Timoşenko seçime cumhurbaşkanlığı seçiminde olduğu gibi bir blok olarak girseydi, hala en büyük güç olacaklarını gösteriyor. Turuncu Devrim'in yenildiğini söylemek doğru değil. Gerçek şu ki devrimin zaferi zaten Bağımsızlık Meydanı'nda bayrak sallayan kalabalıkların düşündürdüğü kadar büyük değildi."

Şiiler ihanetten kaygılı

Irak'ta Amerikan askerlerinin bir Şii camiine baskın düzenlediği suçlamaları ülkede siyasi gerginliği yeni bir boyuta taşıdı.

Guardian rakip Şii grupların Amerika aleyhinde birleştiğini belirtiyor.

Gazete, "Gerginlik Washington'un İçişleri Bakanı Beyan Cebr'in görevden alınması ve İbrahim Caferi'nin başbakan olmaması için baskıya başlamasından bu yana zaten yükseliyordu" diyor.

Daily Telegraph'a göre Şiiler gelişmeleri "Amerika'nın ikinci ihaneti olarak görüyorlar."

"İlk ihanet, 1991'deki Körfez Savaşı sonrası Saddam Hüseyin aleyhindeki Şii isyanının kendi kaderine terkedilmesiydi. Şimdi Şiiler, ikinci ihanette Amerika'nın Sünni isyanını sona erdirmek ve İran'ın etkisini sınırlamak için Sünnilerle ittifaka yöneldiğine inanıyor."

Yine Guardian'da yer alan bir habere göre, Amerikan kara kuvvetlerinden yüzlerce asker, Irak'ta görev yapmamak için sınırı geçip Kanada'ya kaçıyor.

"Askerler, Irak'ta savaş kurallarının ihlal ediliyor olmasının kendilerine siyasi sığınma hakkı yarattığını savunuyor. 2003'te savaşın başından bu yana ordudan firar eden 9 bin askerden 400'ünün Kanada'da olduğu tahmin ediliyor. Sığınma isteyen iki askerin emsal olacak davasında karar bir kaç hafta içinde çıkacak. Başvurunun reddi halinde bile temyiz sürecinin yıllar süreceği belirtiliyor. Ancak ordudan firar eden herkes FBI'ın arananlar listesine tutuklama istemiyle giriyor."

Independent Guantanamo Üssü'nde yaşanan ihlallerden İngiltere'nin de sorumlu olduğu iddialarına yer veriyor.

"Kafesteki Tutsaklar" adlı bir insan hakları grubunun hazırladığı rapora göre, İngiltere buraya nakillere ve kamptaki insan hakları ihlallerine göz yumdu.

Guantanamo'da tutulan ya da tutulmuş olan 13 tutsak ile görüşmelere dayanan raporda, İngiliz makamlarının işkence riski bulunduğunu bildiği hallerde bile zanlıların Guantanamo'ya nakline izin verdiği belirtiliyor.

Independent manşet haberi için ise iklim değişikliğini seçmiş.

"İngiltere'de bugün hükümet yetkilileri, atmosfere salınan karbondioksit miktarının 2010'a dek 1990'a göre yüzde 20 azaltılması hedefinin tutturulamadığını ilan edecekler."

Gazete bu durumla mücadele için seferberlik çağrısı yapıyor.

"Parlamento partiler arası iklim değişimi grubundan milletvekilleri tek çözüm olarak yeni bir alternatif ortaya koyuyor. Bu, ekonomik yaşam ilkelerinin başaşağı edilmesi demek. Herkesin fedakarlık yapması demek. Bunun için de sorunun siyasi çerçeveden çıkarılması gerek."

"Grubun başkanı İşçi Partili milletvekili Colin Challen, ekonomik büyümeye yönelik bildik hedeflerin terkedilmesini savunuyor: 'Çünkü iklim değişimi, sonunda zaten iş dünyasında tüm kuralların değişmesine yol açacak' diyor. Milletvekilleri sorunla mücadele için karbonun karneye bağlanmasını öneriyor. Yani bireyler, şirketler ve ülkeler için karbon kotaları veya bütçeleri belirlenmeli ve herkes her ölçekte buna uymaya çalışmalı."

Guardian'da yer alan bir habere göre, İngiltere Dışişleri Bakanlığı, önceliklerini değiştiriyor. Bakanlığın tüm temsilcilerinin bugün başlayan toplantısında ağırlık Çin ve Hindistan'a kayacak.

200 büyükelçi ve üst düzey temsilcinin katılacağı toplantıda, diplomasinin alacağı yöne dair 60 sayfalık bir beyaz kitap yayımlanacak.

ABD de bu yıl, çok sayıda diplomatın Avrupa'dan Asya ve Orta Doğu'ya kaydırılması kararı almıştı.

Birmanya'nın yeni başkenti

Birmanya'nın, dünkü silahlı kuvvetler bayramı dolayısıyla 12 bin askerin katıldığı bir geçit töreniyle, tüm dünyaya ilk kez tanıtılan yeni başkenti, bugün tüm gazetelerde yer bulan bir diğer konu.

Daily Telegraph, başkentin dört ay önce bir sabah ansızın, tüm memurları ve ailelerini otobüslere bindirerek, tam 6.37'de taşınmasının gözlemcileri şaşkına çevirdiğini, kararın muhtemelen astrologlara danışılarak alındığını hatırlatıyor.

Guardian, ülkedeki askeri yöneticilerin daha kolay yönetim imkanı vereceğini savunduğu komuta kontrol merkezinde, hala doğru düzgün telefon hattı bile olmadığını belirtiyor.

Times Birmanya’nın 250 yıllık başkentini, Rangoon'dan, cangılın ortasındaki ücra Pyinmana'da kurulan yeni kente taşımasını, "batıl inançlar ve paranoya"nın yönettiğini söylediği ülke standartlarında bile 'tuhaf' diye niteliyor.

Sivil toplum kuruluşlarına göre, yeni başkentin güvenliğini sağlamak üzere askerler onbinlerce sivili bölgeden sürdü. Birleşmiş Milletler'e göre Tayland'a geçen mülteci sayısı 15 kat arttı.

İlgili haberler
27 Mart 2006 Basın Özeti
27 Mart, 2006 | Basın Özeti
26 Mart 2006 Basın Özeti
26 Mart, 2006 | Basın Özeti
24 Mart 2006 Basın Özeti
24 Mart, 2006 | Basın Özeti
23 Mart 2006 Basın Özeti
23 Mart, 2006 | Basın Özeti
22 Mart 2006 Basın Özeti
22 Mart, 2006 | Basın Özeti
21 Mart 2006 Basın Özeti
21 Mart, 2006 | Basın Özeti
BAŞLICA HABERLER
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
Programlarımız|Frekanslarımız|Türkçe Bölümü hakkında|İşbirliği|Bize ulaşın
BBC Copyright Logo^^ Başa dön
Haberler | Basın Özeti | Dünyaya Açılan Pencere | Özel Dosyalar | Haberlerle İngilizce
BBC News >> | BBC Sport >> | BBC Weather >> | BBC World Service >> | BBC Languages >>
Yardım|Görüşleriniz|Gizlilik