BBCTurkish.com
NEWS
SPORT
WEATHER
Son güncelleme: 27 Mart, 2006 - TSİ 08:12
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
27 Mart 2006 Basın Özeti
Avrupa basınında bu sabah Ukrayna ve Belarus'ta yapılan seçimin yankıları ve Fransa'da yeni çalışma yasaları hakkında süregelen tartışmalar öne çıkıyor.

İngiltere gazeteleri

Financial Times, Ukrayna'da Turuncu Devrim liderlerinin sandıkta yenilgi aldığını gösteren ilk sonuçlar için "Ukrayna'da seçim şoku" diye manşet atıyor.

Cumhurbaşkanı Yuşçenko'nun durumunu 'küçük düşürücü bir yenilgi' olarak ifade eden gazeteye göre, "Moskova yanlısı eski tüfekler, ülke içinde batı ve doğu arasındaki bölünmüşlük haline son vermeyi vadediyor."

Times "Ukrayna lideri başbakanlık için ya görevden aldığı kadını, ya iktidardan indirdiği adamı seçmek zorunda" diyor.

Gazeteye göre koalisyon için bu seçeneklerin her ikisi de hoş değil. Gazete başyazısında da 'sonuçlar iki gerçeği ortaya koyuyor' diyor:

"Öncelikle çok şey vadeden Turuncu Devrim, umutları karşılayamadı. İkinci olarak parlamentodaki nihai dağılım ne olursa olsun, Ukrayna hizip çekişmelerinin ve dış baskıların hakimiyetinde kalacak."

Belarus için Rusya'ya baskı

Belarus'ta muhalefetin geçen haftaki cumhurbaşkanlığı seçimi sonuçları aleyhindeki eylemleri sürüyor.

İspanya'da El Mundo "Olaylarda kan dökülmeden ve muhalefete baskı daha da ağırlaşmadan Brüksel ve Washington'un Avrupa'nın son diktatörü üzerinde seçimleri yenilemesi için baskıyı artırması gerek" diyor.

Çek Cumhuriyeti'nden Prava ise burada anahtarın Rusya'nın elinde olduğunu belirtiyor.

"Avrupa demokrasileri muhalefete yardımcı olmak istiyorsa baskıyı sadece Lukaşenko'ya değil, Putin'e yönlendirmeliler ama bu çok daha zor."

Independent başyazısında 'Brüksel Rusya'ya uzun vadede Avrupa ile ilişkilerin Lukaşenko'nun minnettarlığından daha kıymetli olduğunu anımsatmalı' görüşünü dile getiriyor.

Guardian'da yazan Neil Clark ise 'ciddi olamazsınız' diyerek başlıyor yazısına:

"Belarus'ta yaşananlar batının insan hakları ve demokrasiye desteğinin ne denli boş olduğunu gösteriyor. Batı ne zaman bir seçimin adil olmadığını düşünüyor? Yanıt, dış politikasını Brüksel veya Washington ekseninde yönlendirmeyi reddeden bir yönetim zafer kazandığında."

"Pekçokları Belarus'a yaptırımların haklı olduğunu düşünebilir. Ama buradaki demokratik eksiklikler başka yerlerdekilerin yanında önemsiz kalıyor. Kimse muhalefet adaylarını sıkı kısıtlamalara tabi tutan Mısır'a yaptırımdan söz etmiyor. Türkmenistan'a da..."

"Lukaşenko'ya verilen yüzde 83'lük desteğin ciddi olamayacak kadar yüksek olduğundan söz ediliyor. Ama kimse Gürcistan'da Mihail Saakaşvili oyların yüzde 97'sini aldığında ses çıkarmamıştı. Demokrasiyi yayma sözlerine rağmen, bağımsız insanların istedikleri toplumsal ve ekonomik yapıyı seçmesi batının istediği son şey..."

İsrail'de seçim yaklaşıyor

İsrailliler de Salı günü sandık başına gidiliyor. Guardian'a göre, bu seçim bir anlamda Başbakan Ariel Şaron'un mirası hakkında bir oylama.

Gazete, 'Kadima, kurucusu Şaron'un sınırları barıştan önce belirleme planı üzerine oynayarak zafere gidiyor" diye yazmış.

"Likud lideri Binyamin Netanyahu yarınki seçimi Kadima'nın tek taraflı sınır çizme planı hakkında referandum olarak görüyor. Netanyahu ise sınırları çizerken toprak bırakmaya karşı. Likud'un peşinde sınırları daha da radikal biçimde çizip 500 bin İsrailli Arap'ı vatandaşlıklarından etmeyi savunan Yisrael Beytenu var."

"Sonuçta solda Kadima'ya sağda Yisrael Beytenu'ya seçmen kaptıran Likud, İşçi Partisi'nin de gerisinde."

"Haaretz gazetesi yorumcularından Gideon Levy, İsrailli seçmenlere göre amacın herşeyin başında Filistinlilerden kurtulmak olduğunu belirtiyor."

"Bir sonraki parlamentoda üyelerin çoğunluğu bir yalan üzerine seçimi kazanmış olacak' diyor Levy: "İsrail'in barış yolunda ortağı yoktur. Çoğunluk oyunu Filistinlileri yok sayan ırkçı bir düzenleme lehinde verecek, Kadima da Likud da, bir ölçüde İşçi Partisi de bunu savunuyor. Hiç biri adil bir barış önermiyor."

Tek taraflı sınır önerilerini eleştiren Arap Birliği Salı günü Sudan'da liderler zirvesi için toplanıyor. Financial Times, İsrail Filistin sorununun gündemdeki zorlu maddelerden olacağını belirtiyor.

"İlginç bir rastlantı sonucu, Arap Birliği 1967 yenilgisinin hemen ardından yine Hartum'da toplanmış, o zaman ünlü 'üç hayır'ı açıklamışlardı: İsrail'le barışa, İsrail'le müzakerelere, İsrail'i tanımaya hayır..."

"Şimdi ise Arap liderleri Hamas'ı barışa, müzakerelere ve tanımaya evet demeye ikna etmeye çalışacak. Ayrıca Beyrut girişimine bağlılık ifade edilecek. 2002'de açıklanan bu girişim, 1967 sınırlarına çekilirse İsrail ile barış öngörüyordu. Arap liderleri, Hamas'ın hiç değilse bu girişime destek vererek uluslararası baskıyı hafifletmesini istiyor ama Hamas bu planı benimsemeye isteksiz..."

Financial Times, birliğin her zamankinden fazla sorunla karşı karşıya olduğunu, zaten etkin olamamakla eleştirilen örgütün, birbirine bağlı bu sorunlar altından sonuca yönelik adımlarla çıkmasının zor olduğunu belirtiyor.

Guardian İran'da Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinecad'ın öğrenci hareketlerini sindirmek üzere üniversitelere yöneldiğini yazıyor. Gazeteye göre, öğrenci liderlerinin tutuklandığı, öğretim görevlilerinin sindirildiği hareket içinde son adım ölen askerleri kampüsler içine defnetme uygulaması:

"Öğrenci liderleri bunun şehit anma törenleri düzenlemek kisvesi altında aşırı dincileri üniversiteye sokmaya yönelik olduğunu söylüyorlar. Yakınlarda yaşanan bir örneğinde, Şerif Üniversitesi içinde İran-Irak savaşında ölen üç askerin defni sırasında bunu engellemek isteyen öğrenciler, sivil giysili Besiç milislerinin saldırısına uğradı."

Fransa'da grev hazırlığı

Fransa Salı günü, gençlere yönelik yeni çalışma yasasına tepki olarak genel greve hazırlanıyor.

Fransa'da Le Monde Başbakan'ın geçen Cuma sendikalarla yaptığı görüşmeyi gecikmiş buluyor ve zaman kazanma manevrası olarak yorumluyor. Le Monde'a göre başbakan "ateşle oynuyor".

Liberation ise durumu bir karikatürle tasvir etmiş.

Başbakan Villepin, grev yapan işçiler ve eylemciler tarafından iki yana çekilip parçalanırken başında Chirac'ı taşımaya çalışıyor, İçişleri Bakanı Nicolas Sarkozy ise bacağını kapmış, ısırıyor.

Gazete başyazısında Başbakan'ın uzun vadeli bir zafer peşinde olduğunu söylüyor.

"Villepin tavizsiz bir tavrı benimseyerek iş akdi aleyhtarı ekibin zamanla yorulacağına ya da isyancılarla bir tutulup desteğini kaybedeceğine oynuyor. Amacı sol kanat kurumlarını sembolik bir yenilgiye uğratmaya... Onlar da duruma böyle bakıyorlar zaten. Öte yandan yarınki grevin uzatılması uzun süredir görülmemiş bir toplumsal eziyet yaratacaktır. Sendikalar buna da hazır görünmüyor."

Financial Times'ta yazan Wolfgang Munchau ise Villepin'i eleştiriyor:

'Villepin siyasi kariyerini toplumun iyiliği için feda eden trajik bir kahraman değil. Modern Fransa siyasetinde en önemli reformlardan birini allak bullak etmiş bir siyasetçi' diyor. Munchau şöyle açıklıyor bu görüşünü:

"Fransa'daki sorun zaten sözleşmelerin tiplerinden kaynaklanıyor. Standart, sürekli sözleşmeler absürd denecek kadar fazla iş güvencesi sağlarken, diğer, sabit süreli kontratlarda hemen hiç güvence yok. Villepin'in yeni 'iş akdi' de ilk iki senede sıfır koruma, daha sonra tam koruma ilkesi getiriyor."

"Ama sorun da zaten geçiş noktasında başlıyor. Yani iki senelik kontrat bittiğinde, işverenin çalışana sürekli kontrat vermekten hiç bir kazancı yok. Sonuç bu nedenle sürekli kontrat değil, işten çıkarma oluyor."

"Villepin yeni bir sözleşme daha yaratacağına var olan sözleşmelerdeki güvenceleri reformdan geçirmeliydi. Örneğin Massachusetts Teknoloji Enstitüsü'nden Olivier Blanchard bunun için genel geçer bir sözleşme yapılmasını ve çalışma süresi uzadıkça güvencenin aşamalı olarak artmasını öngörüyor."

Blair: Hata yaptım

İngiliz basınında en öne çıkan konulardan birisi Başbakan Tony Blair'in dün Avustralya'da görevden ayrılma planlarına dair yaptığı açıklamalar.

Guardian, Blair'in 'bu planı açıklamam belki de bir hataydı' sözlerini manşetten veriyor:

"Blair 18 ay evvel görevde dördüncü bir dönem geçirmeyeceğini ilan ederek belki de hata yapmış olduğunu itiraf etti. Başbakan'ın görevi halefine ne zaman devredeceği söylentileri almış yürümüşken, anlaşılan Blair de kafasında bir tarih belirlemiş. Bu konuda ayrıntıları en yakın danışmanlarından bile gizliyor ama anlaşılan ayrılma tarihi, partisi içindeki isyancıların umduğu kadar erken değil."

Gazetede yazan Jackie Ashley ise bu açıklamanın özellikle başbakanlık için sabırla bekleyen Maliye Bakanı Gordon Brown'a yönelik bir savaş ilanı olduğunu belirtiyor:

"Başbakan bu açıklamayla mümkün olduğu kadar uzun süre görevde kalmayı istediğinin işaretini verdi. 'Görevden ayrılma söylentileri hep olur, kanmayın' demeye getirdi. Aklındaki tarih anlaşıldığına göre en erken 2008. Zaten sağlık sistemi reformu bitene dek beklemek istiyormuş- topu bundan daha uzağa atamazdı. Brown şimdi hamle yapamazsa, fırsatı kaçırabilir."

Deli dana yok olmadı

İngiltere'de Times, 1990'larda ülkeye korku salan deli dana hastalığından kurtulmanın sanıldığı kadar kolay olmayabileceğini belirtiyor.

"Lancet Neurology dergisinde yapılan çalışmaya göre, beyni etkileyen bu hastalıktan sanıldığından çok daha fazla insan etkilenmiş olabilir.

Yani bilinen 161 vakaya karşılık Creutzfeld Jacobs olarak adlandırılan deli dana virüsü yaklaşık 14 bin kişide bulunabilir.

Ancak bu kişiler taşıyıcı durumunda. Bu nedenle İngiltere'de havanlardaki deli dana hastalığının kökü tamamen kurutulmuş olsa da hastalığın insanlar arasında yok olması nesillerce sürebilir.

Yine Times, İngiltere'nin FBI'ı olarak adlandırılan geniş yetkili bir polis biriminin yakında faaliyete geçeceğini belirtiyor.

Başbakan Blair'in bugün tanıtacağı Ciddi Organize Suçlar Birimi (Soca), ülke çapında 46 adet gizli merkezden faaliyet gösterecek. Tam kapasiteye geçtiğinde dört bin mensubu olacak. Arama, el koyma, tutuklama ve sorgu alanlarında geniş yetkileri olan birimin hedefi uyuşturucu ve insan kaçakçılığı ve para aklama gibi faaliyetlerle mücadele.

Birim 1 Nisan'da göreve başlıyor.

İlgili haberler
26 Mart 2006 Basın Özeti
26 Mart, 2006 | Basın Özeti
24 Mart 2006 Basın Özeti
24 Mart, 2006 | Basın Özeti
23 Mart 2006 Basın Özeti
23 Mart, 2006 | Basın Özeti
22 Mart 2006 Basın Özeti
22 Mart, 2006 | Basın Özeti
21 Mart 2006 Basın Özeti
21 Mart, 2006 | Basın Özeti
BAŞLICA HABERLER
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
Programlarımız|Frekanslarımız|Türkçe Bölümü hakkında|İşbirliği|Bize ulaşın
BBC Copyright Logo^^ Başa dön
Haberler | Basın Özeti | Dünyaya Açılan Pencere | Özel Dosyalar | Haberlerle İngilizce
BBC News >> | BBC Sport >> | BBC Weather >> | BBC World Service >> | BBC Languages >>
Yardım|Görüşleriniz|Gizlilik