BBCTurkish.com
NEWS
SPORT
WEATHER
Son güncelleme: 29 Mart, 2006 - TSİ 10:21
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
29 Mart 2006 Basın Özeti
İsrail'de dün düzenlenen genel seçimlerin sonuçları erken baskılara yetişmediği için gazeteler genel değerlendirmeleri tercih ediyor.

İngiltere gazeteleri

İngiltere'de Financial Times, 'tarihi seçim bile seçmeni cezbedemedi' diyerek katılım oranlarına vurgu yapıyor.

Gazete yedi yılda dört genel seçim yaşayan İsraillilerin sandığa fazla ilgi göstermemesinin anlaşılır olduğunu belirtiyor.

Daily Telegraph, Kadima lideri olarak başbakanlığa hazırlanan Ehud Olmert'in tek taraflı sınır belirleme konusunda işinin sanıldığı kadar kolay olmayabileceğini savunuyor.

"Plan o kadar tartışmalıydı ki Olmert ayrıntıları kampanyası sırasında duyurmadı. Bunun yerine seçim gününe kadar bekleyip, bunun binlerce yerleşimcinin zorunlu nakli demek olduğunu bir gazete makalesiyle açıkladı."

Guardian'da yazan Jonathan Freedland ise seçimde "İsrailliler çalıntı mirasın bir kısmını iadeyi kabul etti" yorumunu yapıyor.

Sözünü ettiği çalıntı miras, 1967 savaşında işgal edilen topraklar.

"İsrailliler dün 30 yılı aşkın süredir devlete hakim olan ideolojiyi sandıkta reddettiler. 'Bu toprakların büyük bir bölümünden vazgeçmenin vakti geldi' dediler. Olmert'in planı 70 bin yerleşimcinin tahliyesi demek. Yani Şaron'un Gazze'de yaptığının 10 katı."

"Planlara karşı çıkan yerleşimciler, bir zamanlar İsrail'de çoğunluk adına konuştuklarını söylüyorlardı. Şimdi ise İsraillilerle huzurlu bir yaşam arasına giren çılgın, aşırı unsurlar olarak görülüyorlar."

"Ancak bu plan da korkunç sorunlar yaratıyor. İlki, Filistinlileri yok sayıyor. İkincisi, bazı toprakları bıraktığı gibi, geri kalanının da ilhakını ya da elde tutulmasını öngörüyor. Bu nedenle Olmert'in yakından izlenmesi gerekiyor. Ancak biraz çekilme bile hiç çekilmemeden iyidir."

Fransa ve İngiltere'de grevler

Avrupa gazetelerine geçtiğimizde ise en geniş şekilde tartışılan konu dün Fransa'da ve İngiltere'de düzenlenen grevler...

Fransa'da sol eğilimli Liberation Başbakan Dominique de Villepin'i eleştiriyor.

"İngiltere'de Margaret Thatcher 1984-85 yılında madencilerin karşısına dikilmeden önce İngiliz kamuoyunun arkasına almaya yöneldi. Villepin ise, insanları ikna etmeye zahmet etmedi. Cumhurbaşkanı Chirac'ın artık duruma el koyup hakemlik etmesi gerekiyor. Tabii anayasa mahkemesi yasayı yarın iptal etmezse."

Financial Times, Fransa'daki eyleme katılımın 1995'ye Alain Juppe hükümetinin sonunu getiren eylemlerden çok daha büyük olduğuna dikkat çekiyor.

"Yüksek katılıma rağmen Başbakan de Villepin tavize yanaşmıyor. Ancak Cumhurbaşkanı Chirac'ın devreye girmesi beklentileri yoğunlaşıyor. Bu yönde bir adım muhtemelen yarın anayasa mahkemesinin yasanın meşruiyeti konusundaki kararı ardından gelebilir. Sosyalistler yasanın gençlere yönelik ayrımcılık yaparak anayasayı ihlal ettiğini öne sürmüştü."

Almanya'da Die Tageszeitung "dört gündür katılımı gitgide artan eylemler ardından Fransa yönetiminin tek çıkış yolu yasayı geri almak" yorumunu yapıyor.

Avusturya'da Der Standard bu koşullar altında hiç bir siyasetçi reforma yanaşmayacağından, Fransa'da siyasetin 2007 cumhurbaşkanlığı seçimine kadar bloke olduğu görüşünde.

"Sadece bir yıl içinde, ülke Avrupa anayasasına hayır dedi, ekonomik milliyetçilik kisvesi altında korumacılığa yöneldi. Şimdi de sonbaharda banliyölerdeki çatışmalar sonrasında bir sosyo-politik şok yaşıyor."

Romanya'daki Cotidianul ise protestoların Fransa'nın Avrupa'nın tam tersi bir model olduğunu gösterdiğini savunuyor.

"Avrupa anayasasına Hayır- 'Non', Ortak Tarım Politikası'na 'Non', enerji piyasasını açmaya 'Non'... Mon Dieu! Herşeye Non"

Almanya'da Die Welt, Avrupa genelinde çağa uyum sağlanamadığından yakınıyor. "Refah ve ömür boyu iş devri geri gelmeyecek" diyen gazete şöyle devam ediyor:

"İnsanlar uzun zamandır Avrupa'da bir kemikleşmiş sistemden yakınıyordu. Görüyoruz ki kemikleşmiş olan sistem değil geçmişe bağlı mentalite... Sağduyu ülkesi İngiltere'de bile, işçiler mümkün olmayan haklar talep ediyorlar."

Daily Telegraph bu iki grevin birbirine zıt havada geçtiğini, İngiltere'deki sakin havaya karşılık Paris'te çatışmalar yaşandığını belirtiyor.

Gazetede yazan David Rennie de Fransa'daki gençleri geri kafalılıkla suçluyor:

"Bu bir karşı devrim. Değişim değil, aksini istiyor. Öğrenciler zamanı geriye çevirip babalarının dedelerinin devrine dönmek istiyorlar. Oysa milyonlarca Amerikalı da her sabah bir gerekçe olmadan işten atılabileceklerini bilerek uyanıyor. Aynı Amerikalılar daha iyi iş, daha iyi bir yaşam için gözlerini kırpmadan ülkenin bir ucundan ötekine taşınabiliyor."

Independent başyazısında, İngiltere'de belediye çalışanlarının grevini benzer gerekçelerle eleştiriyor: "Kamu sektöründe ayrıcalıklar devri geçti" diyor.

"Dünkü eylemler emeklilik haklarındaki rahatsızlığın genel bir yansıması olarak görülebilir. Ama ayrıcalık taleplerinin de arsızca ortaya konması demekti. Özel sektör çalışanları daha uzun çalışmak ya da emeklilik için daha fazla prim ödemek durumunda kalırken, kamu çalışanları her iki seçeneği de reddediyor. Bunun çözümü hükümet açısından daha fazla kapitülasyonda bulunmak da olamaz."

İklim değişimi hedefleri

İngiltere'de hükümetin dün iklim değişikliği için belirlediği hedefleri tutturamayacağını açıklamasının yankıları sürüyor.

Gazeteler açıklamalar için Greenpeace'in 'acınası', Friends of the Earth'ün 'içler acısı' gibi hükümler verdiğini belirtiyor.

Bu konuda halka yönelik geniş katılımlı bir tartışma başlatan Independent, "İngiltere'nin iklim değişimiyle mücadelede liderlik iddiası bu açıklamayla muazzam bir darbe yedi." yorumunu yapıyor.

"Alınacak ders, karbon salımını tam gaz büyümeye odaklı bir kapitalist ekonominin kıyılarında oynamalar yaparak düşürmenin çok güç olduğu. Hedefleri tutturmak için iş dünyasına farklı bir bakış gerekiyor."

Times, iklim konusunda Başbakan Blair'in bugün açıklayacağı yeni stratejiye yöneliyor.

"Tony Blair'in iklim değişimini bağlayıcı azaltma hedefleriyle değil yeni teknoloji ile çözme önerisi Amerika Birleşik Devletleri'nin baskısına boyun eğme olarak yorumlandı. Başbakan'ın Amerika Hindistan ve Çin'i de bu alanda masaya çekme girişimi saygı değer olsa da onları eyleme geçirmeye iter mi bilinmez. İş dünyasının temiz teknolojiye daha fazla yatırım yapmak için uzun vadeli planlar konusunda daha net sinyallere ihtiyacı var."

Financial Times da Başbakan'ın "zehirli gazları belirli miktarda azaltma hedefleri yerine genel hatlarıyla 2012 sonrası hedefler ifade edilmesini istediğini ifade ediyor.

'Bush yardımcısını feda etti'

Amerika Birleşik Devletleri'nde, 11 Eylül saldırılarını Başkan'ın kulağına fısıldayan kişi olarak ünlenen Beyaz Saray idari işler sorumlusu Andrew Card'ın istifası tüm gazetelere geniş şekilde tartışılıyor.

Financial Times 'Beyaz Saray tarihinde en uzun süre görev yapan ikinci idarecinin istifası yönetimde yaşanan ve Bush'un popülerliğini en düşük düzeyine indiren bir dizi sendelemenin sonucu.' diyor.

Gazete bunları sosyal güvenlik reformunun yapılamaması, Katrina Kasırgası, Irak savaşı, limanların bir Dubai şirketine devri ve Yüksek Mahkeme'ye atamalar olarak sıralıyor.

Bill Clinton yönetiminin idari işler sorumlusu olan John Podesta gazeteye 'bir şeyler yanlış yönde gidiyor. Birisinin mızrağı yemesi gerekiyordu' yorumunu yapıyor.

Daily Telegraph ise "bir kelle, kan kokusu alanların arzusunu dindirmeyecek" öngörüsünde bulunuyor.

"Beyaz Saray'da bir kişiyi kurban etmek gelenektendir. Ama bu istifanın Bush yönetimini canlandıracağı hiç de kesin değil. Bunun için Beyaz Saray içinden bazı kaynakların da ifade ettiği gibi, adı yolsuzluk skandallarına karışan Karl Rove'un görevden alınması daha net bir sinyal olurdu. İlişkilerin onarılması yani başka kurbanlar da verilmesi çağrıları sürecektir."

İngiltere'de parti kredileri

İngiltere'de partilerin kredi karşılığı işadamlarına çıkar özellikle de unvan sağladığı suçlamaları gündemdeki yerini koruyor.

Daily Telegraph ilk sayfadan verdiği haberinde, İşçi Partisi'nin kredi karşılığı Lordlar Kamarası üyeliği sağladığı iddiaları konusunda polisin soruşturma açması ihtimalinin gündeme geldiğini belirtiyor.

"Londra Emniyet Teşkilatı'nın en üt düzey yetkililerinden John Yates, araştırmanın genişleyip cezai soruşturmaya dönüşebileceğini söyledi. Bir kaynak da, adı soruşturmaya karışan bazı kişilerin önümüzdeki haftalarda gözaltına alınabileceğini öne sürdü."

Daily Telegraph'ın haberinde bulunmayan bir unsur; yani Muhafazakarların verdiği krediler konusu ise Guardian'ın ilk sayfasında yer alıyor.

Gazete, araştırmada sırada muhafazakarların geçen yıl aldığı belirtilen 24 milyon sterlinlik kredilerin olduğunu iddia ediyor. Partinin bu kişilerden adlarını kendiliklerinden açıklamalarını istediği öne sürülüyor.

"Araştırmalarını genişleten polis yetkilileri Başbakanlıktan ve Lordlar Atama Komisyonu'ndan belge ve elektronik posta kayıtlarını talep etti. Kimlerle görüşüleceği belli değil, ama Tony Blair ile görüşülmesi ihtimal dahilinde."

Nükleer tesislerin bedeli

İngiltere'de nükleer tesislerin geleceği bir diğer tartışmalı konu. Financial Times nükleer tesislerin atıklarını temizlemenin sanılandan 9 milyar sterlin daha fazlasına yani 65 milyar sterline mal olacağını belirtiyor.

"Nükleer tesisleri devredışı bırakmadan sorumlu idare, Sellafield tesisinin altında sanılandan çok daha tehlikeli atıklar belirlediğini, bunun da maliyete yansıdığını belirtiyor."

Artan maliyetin de sonucu olarak tesislerin kapatılması ve temizlenmesi etkinlikleri özel şirketlere devredilecek. Guardian bunun Sellafield'in 2007'de özel sektör denetimine geçeceği anlamına geldiğini belirtiyor.

Lordlar Kamarası kimlik kartları çıkarılması tasarılarını dün akşam beşinci kez reddetti. Independent hükümetin bu noktada Lordlar'a karşı hamle yapabileceğini savunuyor.

"Hükümetin üst düzey üyeleri, Lordlar'ın meydan okuma tavrına karşı, hükümetin seçim bildirgesinde yer alan hükümleri veto etmelerini engelleyecek bir yasa çıkarma tehdidinde bulundu. Avam Kamarası'nda grup başkanı olan Geoff Hoon, Lordların yetkilerinin kısıtlanması fikrini gündeme getirdi. Kimlik kartları tasarısı ise bugün yeniden Avam Kamarası'nda ele alınacak."

Irak'ta kitle imha silahlarını kendiniz arayın

Guardian'da Julian Borger, "Irak'taki kitle imha silahlarını aramak istiyorsanız işte fırsat" diyor.

"Amerikan yönetimi savaş öncesine ait yüzbinlerce Arapça belgeyi internete yüklüyor, böylece halkın belgeleri tercüme edip ipuçları ortaya çıkarmasını umuyor. Ülkedeki internet meraklıları sonuçtan memnun. Bu belgelerden birisi şimdiden Rusya ile saldırı planlarının Irak'a sızdırıldığı gerekçesiyle tartışma yarattı."

"Eski bir CIA uzmanı ise bu durumu istihbaratçıların kendi mahkumiyetlerini ilanı olarak ifade ediyor. 'Ellerinde tüm bu bilgileri inceleyecek kaynak, işgücü ve zaman yok' diyor."

Guardian ilgileniyorsanız, belgeleri aşağıdaki adreste bulabileceğinizi ekliyor:

İlgili haberler
28 Mart 2006 Basın Özeti
28 Mart, 2006 | Basın Özeti
27 Mart 2006 Basın Özeti
27 Mart, 2006 | Basın Özeti
26 Mart 2006 Basın Özeti
26 Mart, 2006 | Basın Özeti
24 Mart 2006 Basın Özeti
24 Mart, 2006 | Basın Özeti
23 Mart 2006 Basın Özeti
23 Mart, 2006 | Basın Özeti
BAŞLICA HABERLER
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
Programlarımız|Frekanslarımız|Türkçe Bölümü hakkında|İşbirliği|Bize ulaşın
BBC Copyright Logo^^ Başa dön
Haberler | Basın Özeti | Dünyaya Açılan Pencere | Özel Dosyalar | Haberlerle İngilizce
BBC News >> | BBC Sport >> | BBC Weather >> | BBC World Service >> | BBC Languages >>
Yardım|Görüşleriniz|Gizlilik