|
31 Mart 2006 Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
İngiltere basınında İran'ın nükleer programı hakkında, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin 30 gün içinde uranyum zenginleştirmeye son verme talebi geniş şekilde değerlendiriliyor.
Times'ın dış haber editörü Bronwen Maddox, 'herkes atıp tutuyor ama tehditlerin içi boş' diyerek, İran'a somut yaptırım uygulanmasının olası olmadığını savunuyor. "Yapılan açıklamanın altında Birleşmiş Milletler imzası olsa da karar bağlayıcı değil. Rusya ve Çin, güç kullanmak bir yana, yaptırımlara bile karşı olduklarını metinde yapılan değişikliklerle açıkça ortaya koydu. 30 gün Tahran'dan bir hamle gelmeden geçerse, Güvenlik Konseyi olsa olsa ekonomik olmayan yaptırımlara yönelebilir. Mesela İran, futbolda Dünya Kupası'ndan çıkarılabilir. Ama bu hala İngiliz Dışişleri Bakanı Straw'un tehditlerinden çok uzak bir adım. Zaten Rusya ve Çin'in desteği olmadan tehditler hiç bir anlam taşımıyor." Daily Telegraph da "süper güçlerin İran konusunda birlik girişimleri darmadağın durumda" yorumunu yapıyor... Amerikan yönetiminin İran'daki rejime baskıyı televizyon ve internetle artırmayı hedeflediğini belirten gazete, Washington'un İran'a yönelik televizyon yayınlarını desteklemek üzere 45 milyon dolar kaynak aktardığına dikkat çekiyor. Guardian'da yazan Simon Tisdall'a göre, Amerika Birleşik Devletleri Tahran'ın içindeki düşmana, yani farklı etnik gruplara güveniyor. "Amerika İran'da istikrarsızlık yaratıp, mümkünse Ahmedinecad yönetimini devirme girişimlerine hız verirken, İran'daki çok sayıda etnik ve dini gruba yönelik artan baskı Washington'a yeni fıratlar sunuyor." "Kürt kaynakları batıdaki yaklaşık 6 milyon Kürde yönelik baskının Ahmedinecad göreve geleli yoğunlaştığından söz ediyor. Araplar ve Türkmenler de huzursuz. Bahailere yönelik baskı artıyor." "Ancak Amerika İran halkını baskıcı rejime karşı 'ayağa kalkmaya' çağırırken, yönetim Irak tarzı bir parçalanmadan korkanlarla, bu yolun mollalardan kurtulmak için askeri tehditler ve diplomasiden daha etkili olduğunu düşünenler arasında bölünmüş durumda." Tisdall, İran'ın bugün başlattığı kapsamlı bir askeri tatbikatta fırlatacağı Şahap-2 füzelerinin de bir İranlı amiralin belirttiğinin aksine 'barış ve dostluk' mesajı değil 'uzak durun' mesajı vermeye yönelik olduğunu savunuyor. Independent, Patrick Cockburn'ün haberinde Irak'ın kuzeyindeki Musul'un kontrolden çıktığını öne sürüyor. 'Irak ordusu ancak geceleri dışarı çıkıp devriye gezebiliyor' diyen yazar, yakın zamana dek kentteki Kürdistan Yurtsever Cephesi lideri olan Saadi Pire'nin kentteki 12 bin polisin 'gündüz polis gece terörist olduğu' suçlamalarını aktarıyor. Bölgedeki ilk Amerikalı komutanların Kürt kuvvetleri kente sokmama eğiliminin 2004 sonundan itibaren değiştiğini bu durumun da Arapların tepkisini çektiğini belirten Cockburn, geçen hafta 43 kişinin öldüğü bir bombalı saldırı ardından kentte yeni çatışmalar yaşanabileceği uyarısında bulunuyor. Hanya: Irkçılık yapılıyor Filistin yönetiminin yeni Başbakanı İsmail Hanya bugün Guardian gazetesi için bir makale kaleme almış. Hanya "İsrail'in tek taraflılık düşüncesi de, batının Filistinlileri eşit olarak görmemekten kaynaklanan ırkçı yaklaşımı da olayları alevlendirmek için birebir" diyor. "Washington veya Avrupa'daki siyasetçiler hiç skandal niteliğindeki çifte standartlarından utanmıyorlar mı? Seçimlerin öncesinden beri, Hamas'tan belli taleplerde bulunuyorlar. Buna karşılık kimilerinin Filistinlileri topraklarından tamamen çıkarmayı savunmasına rağmen, İsrail seçimlerine giren partilere yönelik tek bir talep bile duymadık." Hanya bu nedenle, Batı'dan İsrail'den, Doğu Kudüs dahil 1967'de işgal edilen tüm topraklardan çekilme, mahkumların bırakılması, mültecilerin dönüşü ve yerleşimlerin tahliyesi gibi belli garantiler almasını istiyor. "Kadima lideri Olmert'in tek taraflılığı çatışma için birebir. Oysa sorun herhangi bir Filistinli grup değil. İsrail'in temel haklarımızı yadsıması." "Biz Hamas olarak barıştan yanayız, dökülen kanı sona erdirmekten yanayız. İsrail tarafından karşılık görmememize rağmen bir yılı aşkın süredir ateşkes uyguluyoruz." "Hamas ve Filistin yönetiminin dünyaya mesajı şu: İsraillilerden topraklarımızdan çekilme ve haklarımızı tanıma konusunda taahhüt almadan, bize İsrail'in var olma hakkını tanımaktan söz etmeyin. Olmert'in planı Filistinliler için bir şey değiştirmeyecek. Topraklarımız hala işgal altında, halkımız köle ve işgalcilerin baskısı altında olacak." "Bu nedenle topraklarımızı ve özgürlüğümüzü kazanma mücadelesini sürdürmeye kararlıyız. Eğer dünya, bize ve İsraillilere eşit davranacağı yapıcı bir sürece istekliyse, bu yolda barışçıl adımlar atmamız yeterli olur. Çünkü artık Filistinlilerin aşağı görüldüğü ırkçı yaklaşımdan bıktık ve bezdik." "Kurban biz olsak da elimizi barış için uzatıyoruz. Ama ancak 'adil bir barış' için. İsrail saldırılarını sürdürürse, biz de elimizdeki tüm imkanlarla karşılık verme hakkına sahibiz." 'Türkiye'nin üyelik hayallerine gölge' Financial Times, Katoliklerin dini lideri Papa 16. Benediktus'un Hıristiyan değerlerini Avrupa'nın merkezine oturtmak için muhafazakar partilerle el ele verdiğini yazıyor. Gazeteye göre girişim Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne üyelik hayallerine gölge düşürüyor. "Çoğu ülkede iktidarda olan merkez sağ eğilimli partileri Roma'da bir araya getiren Avrupa Halk Partisi yıllık toplantısında gelecek sınırların belirlenmesi çağrıları ve Türkiye'nin dışarıda bırakılması yolunda güçlü imalar vardı." "Grubun başkanı Hans Gert Pöttering, Avrupa Halk Partisi'nin tüm inançları kucakladığını belirtmekle beraber, Vatikan'da Papa ile görüşmesinde Türkiye'nin üye olmayı beklememesi yolunda şifreli bir mesaj gönderdi. 'Hıristiyanlar ve Müslümanlar ayrıcalıklı ortaklar da olabilir' diye konuştu." Gözler Chirac'da Fransa'daki yeni çalışma yasasının dün anayasa uygun olduğunun ilanı ardından gözler imzasıyla yasayı yürürlüğe sokacak olan Cumhurbaşkanı Jacques Chirac'a çevrildi. Chirac bu akşam televizyondan bir konuşma yapacak. Guardian Cumhurbaşkanı'nın sendikalarla kafa kafaya bir çarpışmaya doğru gittiğini belirtiyor. "Tartışmalı çalışma yasası, iktidardaki son aylarını yutup, yerini almak üzere kendi seçtiği halefi olan Başbakan Villepin'i batırmaya doğru gidiyor. Salı günü yeni grevler düzenlenecek. Gerginlik ise eğitim bakanının polisin okulları işgal edenleri zor kullanarak tahliyesinden söz etmesi sonrası, iyice tırmanmış durumda." Financial Times'a göre, Chirac yasayı imzalamaya hazır: "Yasayı eleştirenler hükümet ve sokakların sonunda her iki tarafa da zarar verecek bir savaşa gittiği uyarısında bulunuyor. Siyasi gözlemciler Chirac'ın Nisan ortasındaki Paskalya tatilinin protestoların hızını keseceğine umut bağladığını savunuyor." "Cumhurbaşkanı'nın istenmeyen yasayı destekleme kararı alışıldık tavrından bir kopuş. İktidarının sonuna yaklaşan 73 yaşındaki lider, bu kez tavrını değiştirmemekte kararlı görünüyor." Independent ise Chirac'ın tüm tarafları bir araya getirecek bir konferans önereceğini savunuyor ve bu adımı 'ters tepebilecek bir kumar' diye niteliyor. Schröder'in yeni işi Eski Almanya Başbakanı Gerhard Schröder'in yeni işi hemen her gazetede gülümseyen bir fotoğrafıyla beraber yayımlanıyor. Times, bu ifadenin "yılda 250 bin euro kazanıyorum" diyen birine ait olduğunu belirtiyor. "Gerhard Schröder Baltık Denizi altından bir boru hattı inşa eden Alman Rus konsorsiyumunun başkanı olarak, yılda 250 bin euro maaş alacağını ilan edince tartışmaların kapısını araladı." "Bir Alman mahkemesi bugün Schröder'in yeni görevinin yarattığı siyasi tartışmalarla ilgili davayı görüşecek. Schröder ise projenin Almanya'nın çıkarına olduğunu belirterek usulsüzlük iddialarını reddetti." Yasadışı göçmenlere af önerisi Independent ilk sayfasını bugün göçmenlik sorununa aktarıyor. Gazete Kamu Siyaseti Araştırmaları Enstitüsü (IPPR) adlı bir düşünce kuruluşunun raporundan hareketle, ülkede yasadışı olarak bulunan 310 ila 570 bin kaçak göçmenin ülke ekonomisine büyük katkı sağladığını, "istenmeyen" olarak ifade ettiği işleri yaptığını belirtiyor. Gazete yasal statü verilse bu kişilerin yılda 1 milyar sterlin vergi ödüyor olacağını savunuyor. İspanya'da kaçakların yasal statüye kavuşturulmasının hazineye olumlu yansıdığını vurgulayan Independent, İngiltere'deki kaçaklar için de af çıkarılması çağrısı yapıyor. Raporda İngiltere'de çalışıyor olduğunu belgeleyen kaçaklara 3 yıllık geçici çalışma izni verilmesinin önerildiğini ekleyen Daily Telegraph ise önerilerin siyasi olarak uygulanması imkansız olduğu yorumunu aktarıyor. Gazeteye göre hükümet yetkilileri de böyle bir stratejiyi desteklemediklerini ifade ediyor. Straw'un konuğu İngiliz gazeteleri bugün dışişleri bakanı Jack Straw'un konuğu olarak seçim bölgesi Blackburn'e giden Amerikan Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice'ın ziyaretini değerlendiriyor. Independent planlanan protestoların ziyareti bir fiyasko noktasına getirdiğini savunuyor. Times Irak savaşı aleyhtarları Rice'ın Blackburn ve Liverpool ziyaretlerinin her adımında karşısına çıkma tehdidinde bulunurken, Blackburn'de bir camiye ziyaretinin iptal edildiğine dikkat çekiyor. Times yazarlarından Gerard Baker, Amerika'nın ülkenin sunduğu fırsatları temsil eden Rice gibi bir elçiye ihtiyacı var diyor, ancak Rice'ı tutarsızlıkla eleştiriyor. Baker'a göre Rice son yıllarda dört farklı kimlik sergiledi. "Sovyetlerdeki demokrasi hareketlerinden rahatsızlık duyan, Clinton yönetimini ulus inşa etme hedefleri nedeniyle eleştiren, ardından 'Irak savaşı için Fransa'yı cezalandırıp Almanya'yı yok sayalım Rusya'yı affedelim diyen' ve günümüzde demokrasiyi yayma idealinin başlıca savunucusu olan Rice." 7 Temmuz zanlısı elden kaçırıldı mı? Independent İngiliz iç istihbarat servisi MI5'ın 7 Temmuz saldırıları öncesi kritik bir hata yaparak, saldırganların elebaşı olarak nitelenen Muhammed Sıddık Han'ı takip etmekten vazgeçtiğini belirtiyor. "Sıddık Han'ın adı İslamcı unsurların bir saldırı komplosu içinde geçiyordu ancak Londra Emniyet Teşkilatı ve MI5 bir noktada Han'ın takip edilmeye değmeyecek çok ufak bir oyuncu olduğuna karar verdi." Gazeteye göre bu durum eleman sıkıntısından kaynaklanan bir karardı. "Milletvekillerinin hazırladığı bir raporda, Sıddık Han'ın istihbaratın ağından kaçtığının anlaşılması ardından Tony Blair, bu konuda tam bir bağımsız soruşturma açma çağrıları ile karşı karşıya" diyor Independent. BBC'nin planları BBC'nin geleceğe yönelik stratejileri de basında geniş şekilde tartışılıyor ve eleştiriliyor. Daily Telegraph gazetesi de saldırgan ve iddialı diye tanımladığı planların adil olmayan bir rekabet ortamı yaratacağını vurguluyor. BBC'nin film, belgesel ve dizilerinin dağıtımını yapan, kitap ve dergiler çıkaran kolu BBC Worldwide'ın iddialı büyüme hedefleri koyduğunu belirten Financial Times, bu genişlemenin bir yanda BBC'yi dünyanın en büyük medya kuruluşları ile rekabet eder hale getireceğini, öte yandan İngiltere içindeki medya kuruluşlarını boğacağını savunuyor. BBC'nin planları arasında, yurtdışına hizmet veren internet sayfasına reklam almak ve bazı televizyon yapımlarını internette izleme imkanı vermek var. Financial Times, İngiltere'deki finansmanı televizyon kullanıcılarından toplanan lisans ücretleri ile yapılan BBC'nin böylesi bir hamlesinin önlenmesi ve Worldwide kolunun özel sektöre satılması gerektiğini savunuyor. | İlgili haberler 30 Mart 2006 Basın Özeti30 Mart, 2006 | Basın Özeti 29 Mart 2006 Basın Özeti29 Mart, 2006 | Basın Özeti 28 Mart 2006 Basın Özeti28 Mart, 2006 | Basın Özeti 27 Mart 2006 Basın Özeti27 Mart, 2006 | Basın Özeti 26 Mart 2006 Basın Özeti26 Mart, 2006 | Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||