BBCTurkish.com
NEWS
SPORT
WEATHER
Son güncelleme: 05 Nisan, 2006 - TSİ 10:39
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
5 Nisan 2006 Basın Özeti
Guardian gazetesi, Irak'ta, Amerika Birleşik Devletleri ve İngiltere'nin müdahalesiyle içinden çıkılmaz duruma gelen hükümet görüşmelerini manşetine taşıyor.

İngiltere gazeteleri

Gazete konuyu, tartışmaların odağındaki isim Irak Başbakanı İbrahim el-Caferi'yle yaptığı özel mülakatla aktarıyor okurlarına. "Amerika Birleşik Devletleri ve İngiltere gitmeye zorlayamaz" başlıklı haber-röportajda Irak Başbakanı, ABD ve İngiltere'nin demokrasiye saygılı olması gerektiğini ifade ediyor.

"İbrahim el-Caferi, Aralık ayında yapılan seçimlerin ardından, Şiî blok içinde, bir oy farkla başbakan adayı olarak ortaya çıktı. Ancak Şiîler, parlamentodaki sandalyelerin yarıdan azına sahip. Sünniler ve Kürtler el-Caferi'yi reddettikleri sürece Irak'taki siyasî boşluk sürecek. El-Caferi, Washington ve Londra'nın, adaylıktan çekilmesi yolundaki telkinlerine yanıt olarak, "Bu, demokrasi mekanizmasının işlemesiyle ulaşılan bir sonuç. Ben de bunu savunuyorum. Irak'ta demokrasiyi korumakla görevliyim. Irak'ı kimin yöneteceğine de demokrasi karar vermeli. Irak halkının kararına saygı göstermeliyiz" dedi."

Independent gazetesi ise, Amerikan Merkezi Haber Alma Teşkilatı CIA'e yönelik 'zorunlu nakil' uçuşları ve gizli hapishaneler iddialarını bir kez daha gündeme getiriyor.

Gazete, "Yemenli tutsaklar, gizli CIA operasyonlarına ışık tuttu" başlıklı haberinde, Uluslararası Af Örgütü'nün bugün yayımlayacağı raporda ifadeleri bulunan üç tutsağın sözlerine dayanarak, CIA'in gizli operasyonları konusunda kanıtların arttığını belirtiyor. Independent haberinde, 18 ay boyunca CIA tarafından tutsak alınan üç Yemenli'nin ifadelerine de yer veriyor.

"Üç Yemenli'den hiçbiri daha önce terörle bağlantılı bir suçlamayla karşılaşmamışlar. Ancak 2003 yılında yakalandıktan sonra, siyah maskeli Amerikalı ajanlar tarafından gizli yerlerde alıkonulmuşlar. Amerikalı ajanlar, tutsakların nerede olduklarını anlamamaları için büyük çaba sarfetmiş."

"Af Örgütü'nün raporunda, Amerikalı muhafızların, tüm yiyecek ve içecek maddelerinden etiketleri çıkardıkları belirtiliyor. Nereye götürüldükleri kesin olarak belli olmasa da, serbest bırakılan tutsaklarla konuşan insan hakları savunucuları, bu kişilerin Cibuti, Afganistan ve Doğu Avrupa'da bir ülkeye götürüldüklerine inanıyor. İnsan hakları savunucuları, bu kişilerin uçaklarda geçirdikleri zamana, ibadet etmek için dışarı çıktıklarında güneşin konumuna ve hava sıcaklığına göre olası yerleri belirlemeye çalışmış."

"Raporda, "Tutsaklara, Meksika malı olan battaniyeler ve tişörtler verildi. Su bardakları ise, Çin'de yapılmış olmakla birlikte, bir Amerikan şirketinin adını ve telefon numarasını taşıyordu" saptamasına da yer veriliyor."

Türkiye'de Finansbank'ın Yunanistan Ulusal Bankası NBG tarafından satın alınmasıyla ilgili değerlendirmeler bugün Times gazetesiyle sürüyor.

Gazete ekonomi sayfalarında, Carl Mortished imzalı haberde "Yunanlılar Türkiye'yi büyük ödül olarak görüyor" manşetiyle, Yunan sermayesinin Türkiye pazarını dikkatle izlediğini aktarıyor. Yazı özetle şöyle:

"IMF endişelendi, Avrupa Komisyonu ürktü, Türk lirası sersemledi. Ancak bu, bir grup Yunanlı bankacıyı etkilemedi. Finansbank'ın satışı, Türkiye'nin potansiyelini göstermek açısından küçük bir örnek belki ama Ankara'da Merkez Bankası Başkanlığı konusunda olup bitenlere bakıldığında oldukça önemli."

"Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın önerdiği aday Adnan Büyükdeniz Cumhurbaşkanı tarafından reddedildi. Kimileri, hükümetin IMF'nin dayattığı politikalardan yorulduğunu, Büyükdeniz'in IMF karşıtı görüşleri nedeniyle Erdoğan tarafından aday gösterildiğini iddia etti. Diğerleri ise, Büyükdeniz'in önerilmesinin laik ve muhafazakâr kesimler arasındaki güç mücadelesinden başka birşey olmadığını belirtti."

"Tüm bu tartışmalar arasında, başarılı bir Türk bankasının Yunanlı yatırımcılar tarafından alınmasının sorun yaratacağını düşünebilirsiniz. Ama hayır. Ankara'da olup bitenlerin tersine İstanbul'da hava farklı. İstanbul'da Yunan sermayesi memnunlukla karşılanıyor. Yunanlılar ise, Türkiye'yi güneydoğu Avrupa'da bankacılık konusunda kilit noktada görüyor. NBG Sırbistan ve Bulgaristan piyasasına zaten girmişti. Ama büyüyen nüfusu ve ekonomisiyle Türkiye onlar için büyük ödül."

Filistin'de Hamas'ın iktidara gelmesiyle girilen yeni süreçte Orta Doğu barışının geleceği konusu tartışılmaya devam ediliyor.

İsrail'in Londra Büyükelçisi Zvi Heifetz, Guardian gazetesinde yayımlanan yazısında, Hamas'ın tüm barış söylemine rağmen, yeni Filistin hükümetinin, Orta Doğu sorununu on yıllarca geriye götürdüğü görüşünü savunuyor.

Büyükelçi'nin Guardian'daki yazısından alıntılayarak aktarıyoruz.

"Yeni Filistin Başbakanı İsmail Hanya'nın geçtiğimiz günlerde bu sayfalarda yayımlanan yazısı, Batılı okurlar için özenle tasarlanmıştı. Haniya, Hamas'ı, barış elçisi olarak tanıtıyordu. Ancak Hamas'ın kuruluş bildirgesi, 'Filistin'in kurtuluşu için İsrail'in ortadan kaldırılması gerektiğini' belirtiyor. Örgütün en üst düzey lideri Halid Meşal ise, seçimlerden sonra Suriye'de yaptığı bir konuşmada, "Allah'ın izniyle, ölmeden önce hepsi, her gün aşağılamaya maruz kalacaklar" dedi. Bunlardan hangisi Hamas'ı dürüst bir şekilde anlatıyor sizce? Tatlı sözlerle bezenmiş bir İngilizce makale mi, yoksa bir Şam camiinde yapılan Arapça konuşma mı?

İsmail Haniya'nın, tartışılması mümkün olmayan taleplerini sıralarken, tüm Filistinli mültecilerin yeni bir Filistin devletine değil İsrail'e geri dönme hakkından söz ettiğini belirten Büyükelçi Heifetz "Bu sözler, iki devletli bir çözümün habercisi olamaz" diyor ve yazısını şöyle noktalıyor.

"Bu talepleriyle, Orta Doğu'da durumu on yıllar öncesine, İsrail ve Filistinliler'in iki devletli çözüm çabalarını kabul etmesinden önceki yıllara döndürüyor. Hamas, görüşmeyi, tavizi, tek taraflı geri çekilmeleri ve İsrail'i tanımayı reddediyor. Görünüşe göre Filistinliler, daha önce olduğu gibi, "bir fırsatı kaçırma fırsatını, sakın kaçırma" politikasına devam ediyorlar.

Times gazetesinin Dış Haberler Editörü Bronwen Maddox bugünkü yazısında İtalya'da hafta sonunda yapılacak seçimi konu ediyor.

Sandıkta yarışacak başlıca isimlerden Romano Prodi'nin, Başbakan Silvio Berlusconi'nin az farkla önünde olduğunu belirten Times yazarı, genel durumu şöyle değerlendiriyor:

"Prodi'nin önde olması şaşırtıcı değil. Sonuçta, bu seçim, İtalya'nın hasta ekonomisine çare bulma seçimi. İtalyanlar, Berlusconi'yi beş yıl önce bu umutla ikinci kez seçmişti, ancak Berlusconi hiçbir başarı elde edemedi. Bununla beraber, İtalya'nın derdine çare Romano Prodi de değil. Eğer, seçmenler daha iyi bir alternatif bulamazlarsa, bu seçim biri birinden kötü iki "kendini imha etme" politikasının mücadelesi olarak geçecek."

İlgili haberler
4 Nisan 2006 Basın Özeti
04 Nisan, 2006 | Basın Özeti
3 Nisan 2006 Basın Özeti
03 Nisan, 2006 | Basın Özeti
2 Nisan 2006 Basın Özeti
02 Nisan, 2006 | Basın Özeti
31 Mart 2006 Basın Özeti
31 Mart, 2006 | Basın Özeti
30 Mart 2006 Basın Özeti
30 Mart, 2006 | Basın Özeti
29 Mart 2006 Basın Özeti
29 Mart, 2006 | Basın Özeti
28 Mart 2006 Basın Özeti
28 Mart, 2006 | Basın Özeti
27 Mart 2006 Basın Özeti
27 Mart, 2006 | Basın Özeti
BAŞLICA HABERLER
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
Programlarımız|Frekanslarımız|Türkçe Bölümü hakkında|İşbirliği|Bize ulaşın
BBC Copyright Logo^^ Başa dön
Haberler | Basın Özeti | Dünyaya Açılan Pencere | Özel Dosyalar | Haberlerle İngilizce
BBC News >> | BBC Sport >> | BBC Weather >> | BBC World Service >> | BBC Languages >>
Yardım|Görüşleriniz|Gizlilik