|
3 Nisan 2006 Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Amerika Birleşik Devletleri Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice ve İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw'un Bağdat'a yaptıkları ziyaret çerçevesinde, Irak'la ilgili tartışmalar yine gündemde.
Bugün, "Seçmenler Blair'e Irak'tan çekilme vakti geldi dedi" manşetiyle çıkan Daily Telegraph gazetesi, yaptırdığı bir anketin sonuçlarını açıklıyor. "Saddam Hüseyin rejiminin devrilmesinden üç yıl sonra, İngiliz halkı, İngiliz askerlerin Irak'ta bulunmasının hiçbir amaca hizmet etmediğini düşünüyor" diye yazan Daily Telegraph, anket sonuçlarını değerlendirdiği başyazısına şu sözlerle başlıyor: "Tartışılan konu, İngiliz askerlerinin Irak'tan çekilip çekilmemesi değil. Herkes, askerlerin çekilmesi konusunda hemfikir. Tartışılan konu bunun ne zaman olacağı." Yaptırdığı ankete göre, İngiliz seçmenlerin yüzde 24'ünün, askerlerin derhal, yüzde 31'inin ise, Irak'taki durum ne olursa olsun, önümüzdeki 12 ay içinde Irak'tan çekilmesini istediğini belirten Daily Telegraph işgalin üçüncü yılında, savaşa destek verenlerin durumu bir kez daha gözden geçirmesi gerektiğini belirtip şunları ekliyor: "Üç yıl, yeni bir güvenlik gücü oluşturmak için gereğinden uzun bir süre. Irak'taki direnişle süren çatışma, 'düşmanı temizleme' ya da 'askerî operasyonların uzatılması' olarak açıklanamaz. Kendimize sormamız gereken soru şu: Askerlerimiz, kaçınılmaz bir iç savaşı geciktiriyorlar mı yoksa varlıklarıyla durumu daha da kızıştırıyorlar mı? Bu sorunun en dürüst yanıtı 'her ikisi de' olmalı. Tarafsız, güvenilir bir güvenlik gücü oluşturma amacı takdir edilecek bir girişim. Ancak sırf bu savı doğru çıkarmak için Irak'ta kalmaya devam etmek büyük bir hata." Independent gazetesi, "Demokrasiyi zayıflatmak" başlıklı yorum yazısında, Amerika Birleşik Devletleri ve İngiltere dışişleri bakanlarının Bağdat gezisinde, görevinden ayrılması için baskı altında olan Irak Başbakanı İbrahim el Caferi'yle ilgili tartışmaların gündemde olduğunu belirtiyor. Rice ve Straw'un Bağdat'ta Başkan George Bush'un görüşlerini bir kez daha tekrarladıklarına şüphe olmadığını belirten Independent, yazısını şöyle sürdürüyor: "Geçen hafta, Başkan Bush'un İbrahim el-Caferi'nin görevini sürdürmesini "istemediğini, desteklemediğini ve kabul etmediğini" öğrendik. El-Caferi, bu tür 'zorlama ve telkinlerin' Amerika Birleşik Devletleri ve İngiltere'nin Irak'a demokrasiyi yerleştirme kararlılığına gölge düşürdüğünü söylüyor. Haklı da. Irak'ta hükümet kurma çalışmaları sırasında bu tür müdahaleler, halkın zaten bir 'kukla yönetime' sahip oldukları şüphelerini arttırır nitelikte. Eğer Başkan Bush'un, bir Irak başbakanını 'veto etmesi' sözkonusu olursa, bu müdahale, halkın şüphelerini haklı çıkarmaktan başka hiçbir şeye hizmet etmeyecektir." Times gazetesinin "Bağdat blokajı" başlıklı yorum yazısında ise, İbrahim el-Caferi'nin gelen çağrılara uyarak görevinden ayrılmasının Irak'taki hükümet tıkanıklığını çözeceği belirtiliyor. "El-Caferi, görevinden ayrılmaz, ya da radikal oluşumların esiri olmadığını göstermezse, Irak'ta bir uzlaşma sağlanması oldukça güç. Özellikle, içişleri, savunma ve petrol bakanlıklarının, siyaseti mezhep ya da etnik ayrılık temeline oturtmayan kişilere verilmesi çok önemli. Irak'taki Şiî, Sünnî ve Kürt toplumlar arasında tüm bu görevler için uygun isimler var. İdeal çözüm, İbrahim el-Caferi'nin görevini bırakarak daha az tartışmalı bir isme yolu açması olacaktır. Irak ancak böylece geleceğini kendi kontrolü altına alabilir." Financial Times gazetesinde yayınlanan, Avrupa Birliği'nin genişlemeden sorumlu yetkilisi Olli Rehn'in kaleme aldığı makale "Brüksel Balkanlar'a inanılır bir gelecek önermeli" başlığını taşıyor. Bu akşam, Avrupa Parlamentosu'na Bulgaristan ve Romanya'nın üyelik süreciyle ilgili değerlendirme raporunu sunacak olan Rehn, yazısında, genişlemenin 'yumuşak güç' politikasının en başarılı örneği olduğunu belirtiyor. Rehn'in yazısı özetle şöyle: "Genişleme politikasının en önemli özelliği 'şartlara bağlı' olmasıdır. Bu şartlar ve kriterler ancak inanılır olurlarsa işe yarar. Ülkeler, kısa sürede olmasa da, Avrupa Birliği'ne üye olmak için gerçekten bir şansları olduğunu görmeliler. Avrupa Birliği, verdiği sözlerden geri adım atarsa, ülkeler reformları sürdüremezler." "Balkan ülkeleri geçen yıl Avrupa Birliği'ne doğru önemli bir adım daha attı. Pekçok ülke için üyelik süreci daha çok uzun yıllar alacak. Ancak her küçük adım, o ülkelerin halkını, reformları sürdürmek için teşvik edecek, atılan adımların sürdürülmesinin önemini ortaya koyacak. Balkan ülkeleri, yıllardır süren 'milliyetçilik' akımından sıyrılıp ait oldukları Avrupa ailesine doğru ilerleme yolundalar. Bunun sağlanabilmesi için bölgeyi kucaklamalı, demokratik güçlere destek vermeliyiz." "Avrupa Birliği'nin geleceği için, birlik içindeki tıkanıklığı çözmeli, Avrupa Anayasası'ndaki sorunları aşmalı, ekonomiyi geliştirmeliyiz. Bu sorunların hiçbiri genişlemeyi durdurarak çözülemez. Avrupa Birliği'nin iç sorunlarını çözmek için bir sonraki büyük genişleme hareketini de bekleyemeyiz. Çünkü Bulgaristan ve Romanya'nın ardından, birliğe yeni üyelerin katılımı hâlâ çok uzakta." Guardian gazetesinin günlük eki G2 dergisinin bugünkü kapak konusu, yazar Orhan Pamuk. G2 kapağına, "Edebiyat, yurtseverlik... hıyanet - Orhan Pamuk'la bir röportaj" başlığını atmış. Dergi, röportajı "Ülkesini aşağılamak suçlamasıyla yargılanan Orhan Pamuk, İngiliz basınına verdiği bu ilk mülakatta, en iyi yaptığı işe, kitap yazmaya geri dönmek istediğini söyledi" ifadesiyle aktarıyor okurlarına. Aida Edemariam'ın kaleminden Guardian'a yansıyan mülakatı kısaca aktaralım. "Son zamanlarda yaşadıklarını konuşma konusunda biraz çekingen. "Daha önce yaşadığım hayata devam etmek istiyorum" diyor, "yazarlığa, yayıncılığa, kitaplara." Ardından, Türkiye'de yazar olmanın çoğunlukla bir 'siyasî paratoner' olmak anlamına geldiğini ekliyor." "Türkiye'de ifade özgürlüğü konusunu konuşurken ise, "Bak" diyor, "Kitap yazdığım için başım hiç derde girmedi. Bunu, tek siyasî kitabım Kar'ı yazarken yayıncımla konuştum. Ama hiçbir şey olmadı." Ardından da bana doğru parmağını sallayarak, "Başıma dert açan verdiğim mülakatlar oldu, hanımefendi" diye şaka yollu uyarıyor." "Peki, tüm yaşadıklarının ardından bu aralar en mutlu olduğu anlar hangileri. "Fiziksel, cinsel arzuları, iyi bir yemeği, iyi bir uykuyu bir yana bırakırsanız, en mutlu olduğum an iki üç sayfa iyi birşeyler yazabildiğim an. Yazdıklarımın iyi olduğunu biliyorum ama onaya ihtiyacım var. Kız arkadaşıma yazdıklarımı okuyup onayını aldığım an harika bir duygu." "Peki ya Türkiye'deki 'kendine düşman olmanın' bir kurbanı olduğunu düşünüyor mu? "Kendine düşman olmanın bir sakıncası yok. Bu bende de var. Sorun bunu kontrol etmeyi becerememek" diyor ve ekliyor "Sistemin nasıl işlediğini anladığınızda, bu başkalarını anlamanıza da yardımcı oluyor." Financial Times gazetesi, Yunanistan Ulusal Bankası'nın, Citibank grubu tarafından daha önce yapılan teklifi geride bırakacak şekilde iki milyar 700 milyon dolar ödeyerek Türkiye'de Finansbank'ın kontrolünü ele geçirecek hisseyi almak üzere olduğunu yazıyor. Financial Times, anlaşmanın bugün açıklanabileceğini duyuruyor. Haberde, bir Yunan şirketi tarafından yapılan bu en büyük dış yatırımda Banka'nın, Finansbank'ın yüzde 46'sını satın alacağı, diğer küçük ortaklara da hisselerini satmaları için bir öneri götürüleceği belirtiliyor. Times gazetesinde yer alan bir habere göre İngiltere'de ilk kez bir sigorta şirketi, terör saldırılarını da kapsayan bir seyahat sigortası satmaya başladı. Gazete, "Olası terör eylemleri sonucunda meydana gelebilecek masraflar, seyahat sigortaları kapsamı dışında bırakılırdı. Ancak WorldAssure adlı sigorta şirketi bu sistemi bozdu" diye yazıyor ve ekliyor: "Şirketin hazırladığı poliçeler, seyahat ederken, terör eylemlerinde yaşamını yitiren kişilerin cenazelerinin ülkelerine geri getirilmesinden doğan masrafları da içerecek. Nükleer, kimyasal ve biyolojik terör eylemleri ise poliçe kapsamı dışında bırakılıyor. Şirket yetkilileri, bu tür eylemlerin sigortalanmasının mümkün olmadığını belirtiyorlar." | İlgili haberler 2 Nisan 2006 Basın Özeti02 Nisan, 2006 | Basın Özeti 31 Mart 2006 Basın Özeti31 Mart, 2006 | Basın Özeti 30 Mart 2006 Basın Özeti30 Mart, 2006 | Basın Özeti 29 Mart 2006 Basın Özeti29 Mart, 2006 | Basın Özeti 28 Mart 2006 Basın Özeti28 Mart, 2006 | Basın Özeti 27 Mart 2006 Basın Özeti27 Mart, 2006 | Basın Özeti 26 Mart 2006 Basın Özeti26 Mart, 2006 | Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||