|
13 Şubat 2005 Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Sunday Telegraph gazetesi iç sayfalarında, Amerikan Merkezi Haber Alma Teşkilatı CIA için çalışan İran'daki 50'ye yakın yerel ajanın infaz edildiğine ya da cezaevine konulduğuna ilişkin bir haber yer alıyor.
''Tahran, CIA'in casus ağını 10 yıl önce infaz etti'' başlığıyla aktarılan, Philip Sherwell imzalı haberde, eski bir CIA ajanının anlatımlarına da yer veriliyor. Habere göre, aralarında üst düzey askeri yetkililerin de bulunduğu İranlı CIA casusları, görünmez mürekkeple yazdıkları mektupları, CIA'nın Frankfurt'taki bürosuna gönderiyorlardı. Frankfurt'taki CIA yetkilileri de, İran'daki yerel ajanlara talimatlarını, yine aynı ''gizli yazışma'' yöntemini kullanarak iletiyorlardı. Habere göre, yazışmalar için sınırlı sayıda adresin kullanılması İranlıların kuşkulanmasına yol açtı. Haberde anlatımlarına yer verilen Ortadoğu'da görev yapmış olan eski CIA ajanı, ''İranlı karşı istihbarat ajanları bir CIA casusunu deşifre ettikten ve mektupları ele geçirdikten sonra, aynı şablona uyan, aynı adresleri kullanan diğer kişileri de ortaya çıkardılar'' diyor. Habere göre, son başarısız operasyon, Washington'da CIA'nin rolü konusunda yaşanan mücadelenin bir parçası olarak gündeme geldi. Konuyu gündeme getiren isim ise Washington'daki yeni muhafazakarların önde gelen isimlerinden Richard Perle. Perle, geçen ay Kongre'de verdiği ifadede, bu olaya ayrıntısına girmeden değinerek, yerel ajanlarının deşifre edilmesinden, kendi ifadesiyle, ''ajanlarına yoğun olarak istihbarat göndermeleri yönünde baskılar kuran, ancak iletişim olanaklarını geliştirilmesini sağlamayan CIA'nin inanılmaz derecede umursamaz yönetim anlayışı''nı sorumlu tuttu. CIA, iddialar hakkında herhangi bir açıklama yapmazken, Perle'in iddialarını reddediyor. Bu arada yine Sunday Telegraph'ın haberine göre, George Bush, istihbarat birimlerinden İran konusundaki istihbaratlarını gözden geçirmelerini ve güncel değerlendirmelerini gelecek ayın sonuna kadar hazırlamalarını istedi. Telefon dinlemeler kanıt oluyor Sunday Times'in ilk sayfasındaki bir haber, İngiltere'de İçişleri Bakanlığı'nın ''terörle mücadele kapsamında telefon dinlemelerden elde edilen bilgilerin kanıt olarak kullanılmasına ilişkin bir plan üzerinde çalıştığını'' aktarıyor. Habere göre, İçişleri Bakanı Charles Clarke'ın gündeme getirmeye hazırlandığı plan, İngiliz gizli servisi MI5, polis ve muhafazakar parti tarafından da destekleniyor. İngiltere ve İrlanda telefon dinlemelerden elde edilen kanıtların yargı soruşturması sırasında kullanılmasını yasaklayan iki ülke. Habere göre, bazı sivil gruplar da bu adımı destekliyor. Geçen ay, telefon dinlemeleriyle elde edilen kanıtların mahkemelerde kullanılmasına karşı çıkmış olan İçişleri Bakanı Charles Clarke, Sunday Times gazetesine göre, şimdi bir U dönüşü yaparak plana ilişkin hazırlıklar yürütüyor. Clarke'ın gündemindeki bir konu da, terör zanlılarının ev hapsinde tutulmasıyla ilgili plan. Geçen yıl, yüksek yargıçlardan oluşan bir kurul, terör zanlısı yabancıların süresiz olarak cezaevinde tutulmasının yasalara aykırı olduğuna hükmetmişti. İçişleri Bakanlığı'nın planı, bu zanlıları ev hapsinde tutmaktı, ancak güvenlik ve istihbarat yetkilileri, bu planın, zanlıların tutulduğu evlerin dikkatlerin odağına yerleşerek, radikal İslamcılar için eleman kazanma merkezleri haline geleceği riski olduğunu savunuyor. İstihbarat örgütlerinin bu konuda gösterdikleri örnek ise, geçmişte benzer bir yöntemle IRA örgütünün de eleman sayısını arttırmış olması. Sunday Times'a göre Charles Clarke'in gündemindeki çözüm, ev hapsinden vazgeçerek, hem yabancı hem de İngiliz terör zanlılarının elektronik cihazlar aracılığıyla izlenmeleri. Tsunami yardımlarının dağıtımı tartışmaları ''Küresel düzeyde gerçekleştirilen en büyük insani yardım kampanyasına karşın Sri Lanka'daki binlerce tsunami mağduruna hala yardım eli uzanmadı'' diyor Observer gazetesinin muhabiri Jason Burke. Gazetenin iç sayfalarında yer alan habere göre, devletteki bürokrasi, yolsuzluk ve yardım kuruluşları arasındaki eşgüdüm eksiklikleri nedeniyle felaketzedeler, yardımlardan düzensiz ve parça parça yararlanıyor. Burke, ülkenin başkenti Colombo'nun yaklaşık 25 kilometre uzağında Galle kentinde yaşayan henüz yardım alamamış bir felaketzedeyle görüşmüş. Sirimal Rohita adlı felaketzede, kimsenin gidip kendileriyle nelere ihtiyaçları olduğunu sormadıklarını aktarıyor ve ailesiyle birlikte sığındıkları yakındaki tapınağı göstererek, ''Barınaktan başka bir şeyimiz yok. Eğer çalışabileceğimiz bir yer ve malzeme verseler biz de hayatımızı yeniden kurmaya başlayabiliriz'' diyor. Yetkililer, bu tür durumların çok az yaşandığını öne sürüyor. Muhabirin görüştüğü bazı kent yöneticileriyse, yakınlarını kaybedenlerin almaya hak kazandıkları tazminatları, hakedenlerin ancak yüzde 25'inin alabildiklerini kabul ediyor. Yaklaşık 80 pound tutarındaki bu tazminatların hak sahiplerine ödenememesinin nedeni ise, yakınlarının öldüğüne ilişkin tutanakları getirememeleri. Bu tutanakları edinmek ise zor. Habere göre, bölgedeki bir endişe de, yardım paralarının bir bölümünün yolsuzluk yapan yetkililerce suistimal edilmesi. Şu ana kadar iki yetkili, yardım paralarının kötü kullanımı nedeniyle görevden alınmış. Bazılarıysa, ölüm tutanaklarını vermek için rüşvet istedikleri iddiasıyla soruşturma geçiriyor. Sri Lanka hükümetinin hazinesine milyonlarca poundu bulan tutarda yardım parasının aktarıldığına dikkat çeken muhabir, yardım kuruluşlarının, felaketin ilk günlerinde yaşanan kaosla birlikte yaşanan eşgüdüm sorununun büyük ölçüde aşıldığı görüşlerine de haberinde yer veriyor. Prens Charles, Camilla'yla neden evleniyor Independet on Sunday gazetesinde, öne çıkan konuların başında İngiliz tahtının varisi Prens Charles'in yıllardır birlikte olduğu Camilla Parker Bowles'la evlenme kararına ilişkin açıklamasının yankıları yer alıyor. Independent on Sunday gazetesi, Prens Charles'ı evlilik kararına yönelten nedenleri irdeliyor. Bu nedenlerin başında Prens Harry'nin ''giderek artan haşarı tavırları'' yer alıyor. Gazeteye bilgi veren, çifte yakın kaynaklara göre, Prens Charles, kendi düzensiz ilişkisi bu kadar tartışmalara yol açarken, oğlunu hizaya getirmesinin mümkün olmadığına inanıyor. Saraya yakın kaynaklara göre ise, monarşinin zarar görmesinden endişe eden Kraliçe de, Charles'ın bu kararı almasında etkili oldu. Prens Charles'in bir arkadaşı gazeteye, ''Kendileri kontrol altında olana kadar Harry'yı kontrol altında tutmalarının pek mümkün olmadığını anlamaya başladılar'' diyor. Camilla Parker Bowles ayrıca, kamuoyu yoklamalarında kendisine karşı ciddi bir reaksiyon olmasına karşın televizyon röportajları vermeyi reddediyor. Bir arkadaşına göre, bunun nedeni, Camilla Parker Bowles'un bu noktaya gelmesini ''sessiz kalmasına borçlu olduğunu düşünmesi''. Aynı araştırmalara göre, kamuoyu Prenses Diana'nın boşanmasından hala Camilla Parker Bowles'i sorumlu tutuyor. Bu arada aynı haberde açıklamalarına yer verilen Hıristiyanlığın muhafazakar kanadından evangelistler, hem Prens Charles hem de Camilla Parker'dan özür talep ediyor. Evangelistlere göre, Prens Charles ve Camilla Parker Bowles geçmişteki ''sadakatsizlikleri'' nedeniyle kamuoyu önünde özür dilemeli. |
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||