|
11 Şubat 2005 Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
İngiltere gazetelerinde manşetler, Prens Charles ve 31 yıllık sevgilisi Camilla Parker Bowles'un 8 Nisan'da evlenme kararı var.
Guardian manşetinde Charles'ın yıllar süren 'ızdırabının' sona erdiğini belirtiyor ve ekliyor: "İkisi de 60 yaşın eşiğinde olan Prens Charles ve sevgilisi Camilla Parker Bowles sonunda devlet, kilise ve halkın gözünde ilişkilerinin adını koymaya karar verdi. Prens'in oğulları, politikacılar, dini liderler ve halk kararı onaylıyor. Kraliyet tarihinde ilk kez dul birisi, tahtın varisiyle evleniyor." Guardian başyazısında evlilik kararının, ülkenin en eski kurumu olan kraliyet sarayının, modern çağın gerçekleri karşısında köşeye sıkışmasının bir işareti olarak değerlendiriyor. Gazete, kraliyet ailesiyle ilişkilendirilen peri masalları döneminin sona erdiğini, Charles ve Parker Bowles'un da normal insanlar olduğunu belirterek şöyle devam ediyor: "Kraliçe'nin mangal başındaki görüntüleri, Prenses Margaret'in boşanması ya da Prenses Diana'nın bıraktığı izler, kraliyet ailesinin etrafındaki gizemi kaldıran aşamalar." "Charles ve Parker Bowles'un evlilik kararı kraliyet ailesini yeniden kamuoyunun gündemine oturttu. Ama bundan sonra Prens Charles, melodorama dönüşen özel hayatıyla gündemimizi işgal etmeyecek. Zaten buna izin vermememiz gerekiyor." Kraliyet ailesine halk nasıl bakıyor? Guardian'daki başka yorumda ise kamuoyunun kraliyet ailesine bakışını konu alan, farklı zamanlarda yapılmış iki ankete yer veriliyor. Gazeteye göre iki ay önce yapılan bir ankette Prens Charles ile seçilmiş bir lider arasında tercih yapmaları istenenlerin yüzde 55'i Prens'i tercih etmişti. 80'li ve 90'lı yıllarda kraliyet ailesine verilen destek yüzde 70 civarındaydı. Yeni bir ankete göre ise 30 yaşın altındakilerin sadece yüzde 3'ü kendilerini Prens Charles ile ilişkilendirebiliyorlar. Bu ankete katılanların yüzde 59'u ise, semtlerine, kasabalarına gelen kraliçeyi görmek için caddenin karşısına bile geçmeyeceğini söylüyor. Ve ankete katılanların tamamı kraliyet ailesinin artık sadece bir sarayı olmasını istiyor. Daily Telegraph gazetesi de evlilik kararından hemen sonra yaptırdığı bir ankete yer veriyor. Gazeteye göre halkın büyük bir çoğunluğu bu evliliği onaylıyor. Ancak gazeteye göre halk, Parker'ın kraliçe sıfatını taşımasını istemiyor. Daily Telegraph, Prenses Diana'nın anısına saygı olarak Parker Bowles'un da Kraliçe olarak anılmak istemediğini kaydediyor. Gazeteye göre, Parker veliaht Prens Charles'la evlendikten sonra resmi olarak "Galler Prensesi" olsa da Cornwall Düşesi olarak anılacak. Prens Charles'ın kral olmasından sonra da "eş prenses" ya da bir başka ifadeyle "Kral'ın eşi" unvanını kulacak. Kraliyet tarihinde bu sıfat nadir olarak kullanıldı, sadece Kraliçe Victoria'nın eşi böyle anıldı. Times gazetesi, Prens Charles'tan bir yaş büyük olan 57 yaşındaki Parker Bowles'un, Prenses Diana'yla evlendiğinde bile Prens'in hayatından hiç çıkmadığını belirtiyor ve Prenses Diana'nın "Evliliğimizde üç kişiydik" sözlerini anımsatıyor. Gazete, evlilik kararının aslında bir hafta sonra açıklanmasının planlandığını ancak dün, bir öğleden sonra yayımlanan bir gazeteye sızması nedeniyle apar topar ilan edildiğini belirtiyor. Times'a göre Parker Bowles, Prens'in diz çökerek kendisine evlenme teklifinde bulunduğunu söylüyor. Başbakan'dan onay aldı Financial Times gazetesi de 200 yıldır yürürlükte olan ve kraliyet ailesi üyelerinin evliliklerini düzenleyen yasa gereği, damadın yani Prens Charles'ın annesi ve başbakandan evlilik için onay aldığını kaydediyor. Gazete prensin evlilik planlarından haberdar olmayan Başbakan'ın bunun üzerine genel seçimleri bir ay ileri alarak 5 Mayıs tarihinde karar kıldığını duyuruyor. Gazetlerde Parker'ın yüzüğünden, düğün törenininin yapılacağı Windsor Şatosu'nun tarihine, gelinliğin renginden kararın yarattığı anayasal tartışmalara birçok konu uzun uzun irdelenirken Independent gazetesi medyada esen fırtınaya gönderme yaparak "atlamış olabileceğiniz haberler" başlığını atmış. Bu manşetin altına Kuzey Kore'den, Filistin'e, 11 Eylül raporundan faiz oranlarına bir dizi başlık sıralayan gazete evlilik kararını "Ve diğer bir gelişme" anonsu ve küçük puntolarla alt köşeye sıkıştırmış. 'Kuzey Korelilerin dörtte biri aç' Guardian yazarı Simon Tisdall, Kuzey Kore'nin nükleer silaha sahip olduğu yolundaki açıklamasını, Kuzey Koreli liderlerin dikkatleri ülkede yaşanan diğer sorunlardan uzaklaştırmaya yönelik bir manevrası olarak niteliyor. Yazar, Birleşmiş Milletler'in yayımladığı bir rapora atıfta bulunarak 24 milyon nüfuslu ülkenin dörtte birinin açlık tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu belirtiyor. Guardian yazarı, "Yetersiz üretim, işsizlik ve enflasyon yüzünden çoğunluğu kadın, çocuk ve yaşlı 6.5 milyon Kuzey Koreli bu yıl Birleşmiş Milletler'in gıda yardımına muhtaç olacak" diyor. Irak petrollerini halk işletmeli Financial Times gazetesinde yazan Iraklı petrol yetkilisi Mussab Hassan el Duyaili, Irak'ın yeniden yapılanma sürecinde yeraltı kaynaklarının halkın malı olması gerektiğini belirtiyor. Yazar şöyle diyor: "Yeraltı kaynaklarıyla rejimini finanse edebilen bir politikacı halkına kulak vermeye gerek duymaz. Irak, uluslararası standartlarda, kendi dinamikleriyle işleyen bir ekonomiye sahip olmalı. Petrol kuyuları Iraklılara ait özel bir şirket tarafından işletilmeli. Böylece Irak'ın günlük petrol üretim kapasitesi 2 milyon varilden 6 ila 10 milyon varile çıkabilir. Böylece Irak dünyanın ekonomik istikrarına katkı yapan bir ülke olur" Guardian yazarı Jonathan Steele, Amerikan Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice'nin Avrupa turu sırasında Irak'la ilgili verdiği olumlu mesajları eleştiriyor ve "Seçimlerde Iraklılar değil biz zafer çığlıkları attık" diyor. Yazar şöyle devam ediyor: "Irak'ın gayri-meşru seçimleri işgali haklı çıkarmadı. Seçimler, Amerikan askerlerinin ülkeden çekilmesine yönelik baskıları da azaltmadı. Tüm Iraklıların bildiği gibi Irak'taki gerçek katiller direnişçiler değil, Amerika'dır. Irak Sağlık Bakanlığı'nın verilerine göre 2004'ün son altı ayında işgal birlikleri, direnişçilerin üç katı insan öldürdü." Bu yorumun hemen yanıbaşındaki sütunda da Amerika'nın Bağdat Büyükelçisi John Negroponte ve Amerika'daki çokuluslu gücün komutanı George Casey'in seçimlere övgüler yağdıran ortak imzalı yazısı yer alıyor. Negroponte ve Casey, "Korkuyu yendiğimiz gün" başlıklı yazılarında "Irak halkı tehditleri hiçe sayıp sandık başına giderek tarihi bir cesaret örneği gösterdi. Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği ve sivil toplum örgütleri seçimlerin başarıyla sonuçlanmaı için büyük çaba harcadı. Uluslararası toplumun desteğiyle Irak'ı layık olduğu yere getireceğiz" diyorlar. |
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||