|
3 Şubat 2005 Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Bugünkü Guardian gazetesinin yorum sayfasında, Amerika Birleşik Devletleri'nin eski başkanı Bill Clinton'ın danışmanı Sidney Blumenthal'ın bir yazısı var.
Yazı, Başkan Bush'un 'ulusa sesleniş' konuşması öncesi kaleme alınmış. Eleştirel yazının başlığı "Ütopik çıkmaz". "Konuşma, başkanın ütopyalarına bir de coşku ekliyor. Ancak Irak'ta devlet, güvenliği sağlamak ve halka en temel hizmetleri sunmaktan uzak. Irak seçimi, uzun Irak-İran savaşının da sonucu niteliğinde. İran, savaşı parmağını bile kaldırmadan kazanmış oldu. Gururun sisleri ortadan kalktığında, İran'ın gölgesi büyüyor. Tıpkı paranoyakların gerçek düşmanlara sahip olduğu gibi, kendini aşırı derece coşkulu hissedenler de, olaylarla mutluluktan uçabilirler. Ancak, gerçeklerle boğuşanların bildiği gibi, coşkuda ısrar etmek, bir rahatsızlık belirtisidir." Financial Times'ın yorum sayfalarında da Brown Üniversitesi'nden tarih profesörü Stephen Graubard'ın bir yazısı yer alıyor. Yazının başlığı "Tarihe yol gösteren Bush fantazileri". Graubard, Bush'un ütopik fantazilerinde ısrar edeceğini söylüyor. Amerikan hükümetine ise sert eleştirileri var: "Washington'da pek çok kişi, başkanın açıkladığı hedefleri hayata geçirecek strateji olmadığını biliyor. Ülkede radikal islama yönelik bilgiler, hem ilkel, hem de sadece lafta. Bush yönetimi; eski başkanlar Truman, Eisonhower, Kennedy, Johnson, Nixon ve Ford'un Soyvetler Birliği'ni anlamak için giriştikleri çabaları tekrarlamış değil. Federal yönetim henüz, önde gelen bağımsız düşünce kuruluşları ve üniversiteleri, son dönemdeki olaylarla dönüşüm geçiren dış poitikayı tartışma yolunda cesaretlendirmedi." Allavi'den İngiltere'ye teşekkür Geçici Irak Başbakanı İyad Allavi, Times gazetesindeki yazısında, İngiliz halkına teşekkür ediyor ve ekliyor: "Liderleriniz ve askeri güçleriniz olmadan, Irak'ın tarihi seçimi mümkün olmazdı." Independent'ta Adrian Hamilton imzalı yazının başlığı ise "Herkes Irak'ı, kendi amaçları için kullanıyor". Hamilton, Irak'ta pazar günkü seçimler sonrası olması gerekenin, dış güçlerin 'Orta Doğu'yu, kendi saplantılarının prizmasından görmeye son vermeleri' olduğunu söylüyor. Independent yazarı Washington'un, seçimlerin Irak, Suriye ve Basra Körfezi'ndeki müttefiklerinde bir zincirleme reaksiyona yol açmasından umutlu olduğunu belirtiyor. "Ancak İranlıların çoğu, hükümetlerinin nükleer silahlara sahip olmasını isteyebilir. Mısırlıların çoğu, İsrail'le tüm ilişkilere son vermekten mutlu olabilir. Suriye halkı, su hakları ve Golan Tepeleri konularında, İsrail'e taviz vermeyen hükümetlerinin arkasında. Suudi Arabistan vatandaşları da, Amerikalıları, petrol tesisleri ve üslerinde görmek istemiyor." 'Kerkük'te Sünni Araplar oy kullanamadı' Financial Times bir haberinde, Kerkük'te yaşayan Sünni Arapların, seçimden memnun olmadıklarını belirtiyor. Kerkük belediye meclisi üyesi Rakan Said Ali, Havja kasabasında, erken saatlerde oy pusulalarının bittiğini, Sünni Arapların çoğunun oy kullanamadıklarını söylüyor. Rakan Said Ali'ye göre bölgede yaklaşık 95 bin Sünni Arabın çoğu oy kullanamadı. 38 oy merkezinden gerçekte sadece 19'unda oy kullanılabildi. Irak Seçim Komisyonu, 100 binden fazla seçmenin bulunduğu bölgeye sadece 50 bin oy pusulası gönderdi. Guardian'daki bir haberse, seçimlerin sonuçlarıyla ilgili. Gazetenin iki muhabiri, üst düzey Iraklı bir yetkili ile Kürt bir siyasetçinin elindeki sonuçları aktarmış okurlarına. Bu sonuçlara bakılırsa Şii Arapların en büyük listesi Birleşik Irak İttifakı oyların yaklaşık yüzde 48-50'sini alacak, 275 üyeli mecliste 135-138 civarı sandalye kazanacak. Kürtlerin oyları yaklaşık yüzde 30, sandalye sayıları ise 85-90 civarında olacak. Geçici Başbakan İyad Allavi'nin liderliğindeki koalisyonun oy oranının yüzde 12 ile 15 arasında değiştiği sanılıyor. Dördüncü sırada ise Irak Komünist Partisi var. 'İran ve Çin'e füze satıldı' Financial Times'ın ilk sayfasındaki haberlerden birinin başlığı, "Kiev, İran ve Çin'e füze satmış olabilir". Haberde, Ukrayna Parlamentosu Mafyayla Mücadele Komisyonu'nun eski başkanı Grigory Omelçenko'nun çarpıcı açıklamaları var. Omelçenko, Ukrayna gizli servisince yürütülen bir soruşturmada, İran ve Çin'in ülkeden uzun menzilli füze satın aldıklarının tespit edildiğini söylüyor. Ukraynalı politikacı, 1999-2001 yılları arasında, Kh-55 tipi füzelerden yasa dışı olarak İran ve Çin'e altışar tane satıldığını iddia ediyor. İleri teknoloji ürünü bu füzelerin menzili 3000 kilometreye uzanabiliyor. Böylece İsrail, İran'ın menzilinde kalıyor. Yine Financial Times'ta, İran'ın nükleer programıyla ilgili müzakeleri yürüten en üst düzey yetkili Hüseyin Musavyan'la yapılmış bir mülakat var. Musavyan, Avrupalı ülkelelerin, uranyum zenginleştirme programlarını askıya almaları sonrası sözlerini tutmadıklarını söylüyor. "Şu ana kadar işbirliğimizde önemli ölçüde bir ilerleme sağlayamadık. Görüşmelerimizde, Avrupalıların çabuk sonuç almaya yönelik ciddi bir kararlılık gösterdiklerine dair herhangi bir işaret yok." 'Clinton genel sekreterliğe aday olsun' Independent başyazısında, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan'ın, eski Amerikan Başkanı Bill Clinton'ı, tsunami felaketzedelerine yardıma yönelik çalışmalarıyla ilgili özel elçisi olarak seçmesine değinmiş. 'Cazip görev' diyor gazete ancak kendince Clinton'a daha da 'cazip' bir görev teklif ediyor. "Annan'ın görev süresi gelecek yıl sona erdiğinde, Clinton'ın Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliği'ne aday olmaması için hiçbir neden yok. Washington'da bazı çevrelerin muhalefetini kışkırtsa da, bu yönde bir girişim hem Amerika, hem Birleşmiş Milletler için iyi olacaktır. Böylece, felaket Irak işgalinin açtığı yaraların sarılmasına bile başlanmış olabilir." Gönülsüz baba Brando Independent'ın iç sayfalarindaki bir haberin başlığı ise "Gönülsüz Baba". Haberde geçen yıl ölen ünlü aktör Marlon Brando'nun, unutulmaz filmi Baba'daki rolünü birkaç kez geri çevirdiği belirtiliyor. Yakın arkadaşı Budd Schulderberg'e göre Brando başta filmde oynamayı reddederken şunları söylemiş: "Film mafya hakkında. Mafyayı yüceltmek istemiyorum." Independent ise filmin başarısına vurgu yaparak Baba'dan unutulmaz bir sahneyle yorumlamış Brando'nun baştaki gönülsüzlüğünü. "Bu, reddedemeyeceği bir teklifti." 'Şarap-seks ilişkisi gözardı edilmemeli' Daily Telegraph gazetesinin başyazılarından birinin başlığı "Gazap üzümleri". Başyazı, ünlü Fransız fotoğrafçı Catharine Gachet'nin, bir şarap reklamındaki fotoğrafını, 'çok seksi' bulunduğu için yeniden çekmek zorunda kalmasıyla ilgili. Fransa'da 1991'de kabul edilen bir yasaya göre şarap satmak için seksi kullanmak, kanunlara aykırı. Daily Telepraph bu durumu 'çılgınlık' olarak nitelendiriyor ve ekliyor: "Fransa'da birşeyler çok yanlış. İnsanlığın mutluluğuna en büyük iki katkısı, şarap ve zina olan bir ülkeden bahsediyoruz. Yasa ise seks ve şarap arasındaki tarihi ilişkiyi gözardı ediyor." |
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||