|
27 Ocak 2005 Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Avrupa basınında bugün hakim konu, Yahudi soykırımı ve Ausschwitz kampında düzenlenecek anma törenleri.
Fransa'da Le Figaro, 44 dünya liderinin bugünkü törende buluşacağını anlatırken bunu "tüm zamanların en büyük suçunun kurbanlarını anmak için, görülmemiş büyüklükte bir tören" olarak niteliyor. Kapağıyla birlikte sekiz sayfasını bu konuya ayıran İngiliz Independent, Auschwitz - Birkenau kampında kimi günler, tek bir günde 20 bin kişinin öldürülüp yakıldığı tahminine yer veriyor. Gazete Yahudi soykırımından önce ve sonra, daha pek çok soykırım ve katliam yaşandığını belirtirken Nazi toplama kamplarının bunlardan farkını şöyle ifade ediyor: "Burada modern bir sanayi devletinin planlayıp organize ettiği bir soykırım var. Trenlerden zehirli gazlara modern çağın tüm imkanları seferber edilmiş. Başka hiç bir soykırımda insanlar, aranıp toplanıp yüzlerce kilometre öteye ölümlerine götürülmedi. Başka hiç bir soykırımda, ölenlerin cesetleri sanayii hammaddesi muamelesi görmedi." Gazete, "modern medeni bir toplumu Auschwitz'e götüren yolun kavşağı nerede başlıyor?" diye soruyor. Gazete soykırımı yaşamış olanların anılarına da yer veriyor. Bir tanık, "kampa vardığımızda yaşlılarla çocukları ayırıp bir kamyona bindirip götürdüklerinde 'Almanlar ne medeni insanlar diye düşünmüştük' diyor. Yürütmeyecekler onları... Oysa meğer onları doğrudan gaz odasına götürüyorlarmış." Bir diğer Polonyalı Yahudi, günlüğünde gaz odasından çıkan cesetleri nasıl ayırmak zorunda kaldıklarını anlatıyor. "Üç kişi cesetleri hazırlıyor. Biri altın dişleri söküyor, diğeri elindeki makasla saçları kesiyor. Üçüncüsü küpeleri ve yüzükleri gerekirse kerpetenlerle sökerek topluyor. Sonrada yığınlar halinde fırınların önüne yığılıyorlar. Yakma süreci ise 20 dakika kadar sürüyor" Fransız Le Nouvel Observateur "Toplumlar anmaları sever, peki soykırımın benzer olaylardan farklı olduğunu nasıl anlatacağız?" diye soruyor. "Basın bize her gün şiddet ve katliamlardan bir porsiyon sunarken, soykırımın tüm bunlarla karşılaştırılamayacak bir olay olduğunu nasıl anlatacağız? İnsanlara Auschwitz'de amacın, bu kişileri insanı insan yapan her şeyden mahrum bırakarak, onurlarını ellerinden almak olduğunu nasıl gösterebiliriz? İspanya'da El Pais de "bu gibi olayları yaratan kolektif deliliğin kökenindeki nedenlere karşı yılmaz bir savaş başlatmalı" diyor. Taraflar rollerini sorguluyor Auschwitz kampına giren ilk askerler, yani resmi ifadeyle kampı özgürlüğüne kavuşturanlar, Sovyet askerleriydi... Moskova'da Krasnaya Zvezda bu bağlamda batının Rusya'nın rolüne bakışını irdeliyor ve eleştiriyor: "Bu döneme ait tarih, siyasi hedeflere uydurulması için, edebiyatta, medyada ve film sanayiinde ya yanlış sunuluyor ya da çarpıtılıyor. Batıdaki okurların ve izleyicilerin büyük bölümü, bu nedenle Alman faşizminin yenilgiye uğratılmasında temel rolü Amerika'nın oynadığını düşünüyorlar. Kimileri "Rusya herhalde sadece etrafta dolanıyordu" derken, Almanya safında savaştığını düşünenler bile var." Almanya'da Frankfurter Rundschau, Alman kimliği ile ilgilil tartışmaların gelip hep Nazi dönemine dayandığına dikkat çekerek, Başbakan Schröder'in dünkü konuşmasıyla Alman kimliğine yaklaşımına yeni bir bakış getirdiğini savunuyor. Frankfurter Allgemeine ise soykırımı yeni Alman kimliğinin temel taşlarından biri haline getirmenin, iyi bir fikir olmadığı kanısında. " Böyle bir adım, bu suça haketmediği bir onur sağlamak olur " diyor. Avusturya'da Der Standard, Alman ve Avusturya hükümetlerinin soykırıma yaklaşımlarını karşılaştırıp, Almanya parlamentosunun bugün soykrımı anacağına dikkat çekiyor. "Avusturya'da bugün, bir anma ve yeis olacaksa bu bireysel olarak yapılacak. Ama hükümetimiz en kibar ifadeyle, bugünü yok varsaymaya niyetli görünüyor". Gazete Avusturya'nın da bir geçmişi hatırlama kültürü geliştirmesi gerektiğini savunuyor. Kendi rolünü sorgulayan bir diğer ülke de İngiltere... Times gazetesinde Sir Martin Gilbert, İngiltere "Auschwitz'deki dehşete son vermek için daha çok şey yapabilir miydi?" diye soruyor ve "demiryollarının bombalanması Yahudilerin kamplara götürülmesini engelleyebilirdi" diyor. İngiltere AB anayasası ve 'süresiz gözaltı'yı tartışıyor İngiliz gazetelerinde, terör zanlılarını süresiz gözaltında tutma uygulamasından vazgeçme kararı, günün en fazla tartışılan konusu. Guardian, terör zanlılarını süresiz gözaltında tutmak yerine ev hapsine almanın önerildiğini belirtiyor. Gazete ev hapsi yönetiminin Napoleon'a karşı yapılan savaşta ve Birinci ve İkinci Dünya Savaşlarında kullanıldığını belirterek "bu planlar yasalaşırsa İçişleri Bakanı Charles Clarke, İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana en güçlü bakan olacak" diyor. Financial Times, teröristler süresiz gözaltında tutulmak yerine, gereğince adli kovuşturmaya tabi tutulmalı görüşünde. " Teröristleri durdurmanın en iyi yolu haklarında adli işlem yapmak. Yargı süreci yetersizse, o zaman yeni suç tanımları belirlenmeli ve kabul edilebilir kanıt kriterleri gevşetilmeli." Daily Telegraph İngiltere'nin Avrupa Birliği anayasası konusunda yapacağı referandumu manşetine çekmiş: Halka sorulması kararlaştırılan soru şöyle: "Birleşik Krallık, Avrupa Birliği için bir anayasa oluşturan anlaşmayı onaylamalı mı?" "Bahardaki genel seçimi İşçi Partisi kazanırsa referandum 2006'da, Muhafazakarlar kazanırsa bu sonbaharda yapılacak" diyen gazete, "Başbakan, seçmenlere Brüksel'e sırtlarını dönme şansı vermekten kaçınmaya çalışıyor" diyor. "Avrupa Birliği'nin ulus devletlerin serbest bir buluşması niteliğini korumak istiyorsak, anayasanın yeri çöp kutusu. Bunu sağlarsa, referandum, İngiltere'nin bağımsızlık deklerasyonu haline gelebilir." Independent ise, Başbakan'ın yeterince güçlü bir tavır göstermediğinden şikayetçi: "Blair görünüşe göre, Avrupa konusunu değil tartışmak, fısıldamak bile istemiyor. Referanduma tek yanıt evet olabilir ama bu yanıt, başbakan çıkıp kampanyaya başlamazsa gerçekleşmeyecek." AB Irak'ta eğitime hazırlanıyor Financial Times, Avrupa Birliği'nin Irak'ta eğitim misyonu üstleneceğini haber veriyor. "Avrupa Birliği gelecek ay Brüksel'i ziyaret edecek Başkan George Bush'a Irak'taki polis, kamu yöneticileri ve yargıçları eğitmeyi önerecek. Birlik, Irak'ın kurumlarını güçlendirmek için muhtemelen 700-800 üst düzey sivil yetkiliyi eğitecek." "Savaşa karşı çıkan Fransa bile eğitimin ilk bölümü AB içinde olacağından, planlara destek veriyor. Bu plan ilk olarak Irak'taki seçimlerden sonra, Pazartesi günü AB dışişleri bakanlarınca tartışılacak." Davos Forumu Davos Ekonomik Forumu başlarken, Times'ta Anatole Kaletsky, Başbakan Tony Blair'in temel sorunlar üzerinde 'küresel uzlaşma' olduğu savını eleştiriyor. "Tony Blair herhalde sadece iyi niyet ve samimiyetin dünyanın tüm zorlu meselelerini çözebileceğine inanıyor." diyen yazar, Blair'i küresel ısınma konusunda ciddi olmadığı ve bu konuda önemli hatalar yaptığı gerekçesiyle eleştiriyor: "Blair küresel ısınma gibi konularda ciddiye alınmak istiyorsa önce ısınma için kullanılan yakıtta vergi düşürme kararını, 2000 yılında benzine getirilen vergilerden protestolar ardından geri adım atmasını, nükleer enerjiyi aletrnatif olarak görmeyişini düşünsün. Ciddi olmadığının bir diğer kanıtı ise Washington ile ilişkisinde, Irak konusunda desteğini Bush yönetiminden daha işbirlikçi bir tavra bağlayamaması." Yine aynı gazetede Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac'ın yoksulluğu önleme planları şu başlıkla verilmiş: "Chirac dünyada yoksulluğu 1 dolarlık uçuş vergisiyle çözecek" Chirac'ın her uçak biletine 1 dolarlık ek vergiyle kaynak sağlama planı, gazeteye göre , "İngiliz Maliye Bakanı Gordon Brown'ın karmaşık finansman önerilerden daha cazip ve daha anlaşılır. Ama her ikisinin de planları ABD'den destek alamayacak." Independent ise bu konudaki haberi "Chirac Blair'in yoksulluğa karşı ortak mücadele umutlarını söndürdü" diyerek veriyor. Mofaz: İran dönüşü olmayan noktaya geliyor Guardian, Londra'yı ziyaret eden İsrail Savunma Bakanı Şaul Mofaz'ın İran'ın nükleer programı hakkındaki uyarılarına yer veriyor. Uranyum zenginleştirme programlarında bir yıl içinde dönüş olmayan noktaya gelineceğini savunan Mofaz, bundan sonra bir bomba yapmanın sadece bir kaç sene alacağını belirtiyor. Mofaz bir askeri operasyonu da ihtimal dışı bırakmıyor. Sınırda iris taraması Son olarak Times, İngiltere'nin çok yakında güvenlik gerekçesiyle ülkeye giren tüm yabancıların gözlerinin iris tabakasını taramaya başlayacağını haber veriyor. İris tabakasının taranması parmak izinden bile daha güvenli bir kimlik tespit yöntemi olarak niteleniyor. Bahar aylarında önce Londra'daki Heathrow Havalimanı'nda başlayacak uygulamayla, beş yıl içinde bir milyon kişinin kayıtlarının alınması öngörülüyor. |
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||