BBCTurkish.com
NEWS
SPORT
WEATHER
Son güncelleme: 21 Ocak, 2005 - TSİ 08:29
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
21 Ocak 2005 Basın Özeti
Bugün İngiliz gazetelerinde Amerika Birleşik Devletleri Başkanı George Bush'un yemin törenine ilişkin haberler ve yorumlar öne çıkıyor.

İngiltere'de yayımlanan gazeteler

Independent, manşetinde ''Debdebe ve şatafat'' ifadesini kullanıyor.

Gazetenin ilk sayfasında iki fotoğraf var. İlk fotoğrafta, izleyiciler ve Amerikan bayrakları önünde konuşma yapan Bush'un görüntüsü yer alıyor.

Fotoğrafın altındaki yazıda ise; ''Washington'da, Bush, dünya çapında özgürlüğü yayma çabalarını arttırma yemini etti. 40 milyon dolara malolan yemin töreni daha bu güne kadar yapılanların en masraflısı'' ifadeleri yer alıyor.

Irak'tan, iki askerin bir Iraklının gözlerini bağlarken görüntülendiği ikinci fotoğrafın altında da; ''Seçimlere 10 gün kala, Musul, Kerkük ve Bağdat'ta saldırılar düzenlendi, Basra'daki intihar saldırısında beş İngiliz askeri yaralandı'' deniliyor.

Guardian, töreni Bush'un eşi ve kızlarınının kutlamalarını kabul ederken çekilmiş olan büyük bir fotoğrafla ilişkilendirdiği başlığıyla duyuruyor okurlarına...

Başlık ise ''Ailesine gülücükler, dünyaya ateşli uyarılar.''

Daily Telegraph gazetesi ise törenle ilgili haberinde, ''Meydan okuyan Bush savaştan söz etmedi'' diyor.

Haberinin girişinde, Bush'un dört yıl önce ''kazara başkanlığa seçildiğini'' belirten Times gazetesi ise, ''İkinci dönem misyonu: Yeryüzünde despotluğu sona erdirmek'' başlığıyla aktarıyor haberi okurlarına.

Irak'tan hiç söz etmedi

Konuşmanın rakamsal analizini yapan Times, Bush'un konuşmasının 2,083 sözcükten oluştuğunu aktarıyor. Gazeteye göre Bush bu konuşmasında, 42 kez özgürlük, 8 kez umut, 7 kez tarih, 5 kez de despotluk sözcüklerini kullanmış.

Gazete, Bush'un Irak'tan hiç sözetmediğini vurguluyor.

Bush'un konuşmasında yer almayan Irak, yemin töreniyle ilgili haber ve yorumların ağırlıklı konusunu oluşturuyor.

Yemin törenini ''Bush despotizmle savaşma yemini etti'' başlığıyla duyuran Financial Times, Irak seçimlerinin yeterli uluslararası gözlemciler olmadan yapılması riskine dikkat çekiyor.

Birleşmiş Milletler'den bir diplomatın, ''Kimsenin niyeti yok. Kimse çalışanlarını Irak'a göndermek istemiyor'' sözlerine yer veren gazete, seçim sonucuna ilişkin güvenilirliğin bir yandan süren kanlı direniş, seçmenlerin caydırılması ve Sünni Arapların boykotu diğer yandan da geniş kapsamlı gözlemcilerin görev yapamayacak olması nedeniyle tehdit altında olduğunu belirtiyor.

Gazetelerin yorum sayfalarında ağırlığı yine Bush'un konuşmasına ilişkin değerlendirmeler oluşturuyor.

Independent yazarı Johann Hari, Bush'un özgürlük ve demokrasinin yayılması sözlerini ''tatlandırılmış yalanlar'' olarak niteliyor.

''Bush, yemin töreninde Amerika Birleşik Devletleri'ni Uluslararası Af Örgütü'nün silahlı kanadı olarak sundu'' cümlesiyle başlayan yazısında Hari, Amerikan Bush'un söyleminin Amerikan yönetimlerinin politikalarıyla tam bir çelişki için olduğunu kaydediyor.

''Eğer Bush sözlerinde ciddiyse, demokrasi ve özgürlük ihraç etmeye desteklediği, parasal yardım sağladığı ve silah anlaşmaları yaptığı ülkelerden başlamalı'' görüşünü dile getiren Hari, yılda 2 milyar dolarlık Amerikan yardımı alan Mısır'ın 25 yıldır olağanüstü hal yönetimi altında olduğunu anlatıyor.

Mısır Cumhurbaşkanı Hüsnü Mübarek'in, kendisi görevden ayrılınca yerine oğlunu getirmek istediğini belirten İndependent yazarı Hari, Bush'un, Suudi Arabistan yönetiminin, baş kesme ve işkence uygulamalarını kınayıp kınamadığını soruyor.

Bush yönetiminin Özbekistan ve Kolombiya yönetimlerine verdiği desteğin altını çizen Hari ayrıca, Venezuella'da halk tarafından cumhurbaşkanı seçilen Hugo Chavez'e yönelik darbe girişiminin Bush yönetimi tarafından desteklendiğini savunuyor.

Hari Amerikan Savunma Bakanlığı'nın, Irak'taki direnişçilere karşı Salvador seçeneği olarak gündeme getirdiği ölüm ekipleri kurulması çalışmasına da dikkat çekerek ''Bu kadar insan hakları, bu kadar demokrasi'' diyor ve devam ediyor:

''Bush'un Amerikan değerlerini ve demokrasiyi yayma sözleri Amerikan sermayesinin ve stratejik çıkarlarının yayılması için bir tatlandırıcı. Tony Blair ve libarellerin yeni muhafazakarlıkla daha iyi bir dünyaya ulaşılabileceği düşüncesi bir aldatmaca. Acı ama, bir bir hayal aleminde yaşayamayız. Dünyanın en büyük devletinin kendisini demokrasiyi yaymaya ve kötü hükümetleri devirmeye adamasından daha büyük bir mutluluk olamazdı benim için. Ama tamamen tersini yapıyor. Bush yeni dönemine timsah gözyaşlarıyla başlarken şimdi uyanma zamanı.''

'Özgürlük Beyaz Saray'ın savaş sloganı'

Avrupa basınında Bush'un konuşmasına genel olarak eleştirel bir bakış var. Rusya'da yayınlanan Vedomosti gazetesi yorumunda, Bush'un konuşmasında yeni bir şey olmadığını savunuyor.

''11 Eylül'den bu yana'', diyor gazete, ''bu özgürlük Beyaz Saray'ın terörle savaşının sloganı oldu.''

Gazete, Bush'u eleştirenlerin, Amerika'nın kendisinin çok daha az özgürlükçü bir toplum olduğunu aktarıyor ve devam ediyor:

''Kim bilir, belki Afganistan daha özgür bir ülke olabilir, seçimlerin ardından Irak'ta da demokrasi yeşerebilir. Ama terörle savaş dünyanın kalanını daha az özgür kılıyor.''

Bush'un konuşmasıyla ilgili yorumlara burada nokta koyup geçiyoruz, Times'in Londra'da halkın ziyaretine yarın açılacak olan Türkler sergisiyle ilgili başyazısına:

''Türkler geliyor''

''Türkler geliyor ifadesi'' diyor gazete, ve devam ediyor:

''Hıristiyanlık dünyasını, düşman Osmanlılar'a karşı biraraya getirmek isteyenlerin savaş çığlığıydı. Bizansın yıkılışı, İnebahtı Savaşı, Malta kuşatması ve Viyana kapılarındaki son savaş, Avrupa'nın atalarından gelen anılarında derin kökler salmıştı.... Ve Türkler geldiler. Zincirli zırhlar, gümüş kasklar, çelik kamalar, yeşim taşlarıyla kaplı kılıç kınları ve turkuvaz Kraliyet Akademisinin galerilerindeki projektörlerinin ışığında pırıl pırıl parlıyor.''

Aynı zamanda serginin medya sponsoru olan Times, serginin görülmeye değer olduğunu vurguluyor.

Times gazetesi iç sayfalarında, İran'da Everest'e tırmanmayı hedefleyen iki İranlı kadının Times gazetesindeki öyküsü var.

İran Dağcılık Federasyonu'nun çağrısı üzerine başvuran 69 İranlı kadın arasından yapılan testler sonucunda seçilen iki kadından biri olan Leyla Bahrami, başarırlarsa Everest'e tırmanan ilk müslüman kadınlar olacaklarını söylüyor.

31 yaşındaki Bahrami, ekip arkadaşı Farhonde Sadık'la birlikte Everest'in kızı olarak bilinen Pumori dağına tırmanırken, 'Everest'e bakarak bir gün tırmanacağım'' dediğini aktarıyor.

Everest'e şu ana kadar 100 civarında kadın tırmanmayı başarmış. Bahrami'nin ekip arkadaşı Sadık, dünyanın zirvesine ulaşmanın İran kadını için çok önemli bir olay olacağını belirtiyor.

İlgili haberler
BAŞLICA HABERLER
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
Programlarımız|Frekanslarımız|Türkçe Bölümü hakkında|İşbirliği|Bize ulaşın
BBC Copyright Logo^^ Başa dön
Haberler | Basın Özeti | Dünyaya Açılan Pencere | Özel Dosyalar | Haberlerle İngilizce
BBC News >> | BBC Sport >> | BBC Weather >> | BBC World Service >> | BBC Languages >>
Yardım|Görüşleriniz|Gizlilik