BBCTurkish.com
NEWS
SPORT
WEATHER
Son güncelleme: 16 Ocak, 2005 - TSİ 19:52
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
16 Ocak 2005 Basın Özeti
İngiliz pazar gazetelerinde bu hafta Prens Harry'nin Nazi kostümüyle çekilen fotoğrafının basına sızması ardından başlayan tartışmalar öne çıkıyor.

İngiltere'de yayımlanan gazeteler

Observer gazetesi yazarlarından David Aaronovitch'in yorumundan aktaralım:

Başlık "Zavallı Prens".

Aaronovitch, "Harry bir faşist değil ama bizim Kraliyet üyelerine davranışımız insafsızlığın sınırlarında diye yazmış.Şöyle devam ediyor:

"Observer'da çalışanların oynadığı yeni bir oyun var. İngiltere'de bir partiye Nazi kostümüyle gidemeyecek ilk on kişiyi belirliyorlar. Listenin başını belki Almanya büyük elçisi ve din adamları çekiyor ama Kraliyet ailesi üyeleri baş takipçileri."

"Kendi yarattığını gösteri dünyasında gerçek insanları oynatıp ardından onlara işkence yapmanız sadizmin bir şeklidir. Maddi anlamda sahip oldukları ayrıcalıkların bir önemi yok, çünkü buna rağmen mutsuzlar ve biz de onların daha mutsuz olmalarına göz yumuyoruz. Eğlence yolumuz buysa eğer, o halde belki bizim içimizde Nazi Kostümü giyen prenste olduğundan çok daha büyük bir faşist yatıyor demektir. Eskiden beri söylenen doğru bir söz var, asil bir aileden gelmek özgür seçim hakkını elinizden alır. Üstelik hiçbir şeye tahammülü yoktur."

David Aaronoviç, bu noktada bir hayvan hakları birliğinin gelip Harry'i kafesinden çıkardığını ve serbest bıraktığını düşündüğünden bahsediyor. "Artık üçüncü sırada veliaht prens değilsin,git kendine bir iş bul, evlen ve bizi bir daha rahatsız etme."

Kilise ötenazi tabularını yıkıyor mu?

Observer'ın manşetten yer verdiği haber, kilisenin ötenazi konusundaki tabularını yıkmaya başladığı yönünde.

Aynı haber Sunday Telegraph'ta da işlenmiş. Observer'dan aktaralım.

Haberde, "Anglikan Kilisesi, dün üst düzeydeki bir görevlinin açıklamalarıyla ötenazi yani kişinin kendi rızasıyla yaşamına son vermesi konusunda radikal bir adım attı. Yetkili, ölümcül hastalığı olan kişilerin güçlü bir gerekçeleri olduğunu, bunun da altında merhametin yattığını söyledi. Katedral rahibi Profesör Robin Gill, ölmekte olan yakınlarının yaşamlarına son vermelerine yardımcı olan kişiler hakkında dava açılmaması gerektiğini belirtti." deniyor.

Observer, Gill'in açıklamasının, "Anglikan Kilisesi içindeki fikir değişikliğine işaret ettiği" yorumunu yapıyor. Ayrıca bu konuyu ele alan yasaların değişmesi için kampanya yürüten grupların da açıklamadan memnun olduklarını belirtmiş gazete.

Geçen hafta bir grup din adamı, Daily Telegraph gazetesine yaptıkları ortak açıklamada, ölümcül hastalığı olanlara yardım etme konusunu gündeme getirerek bu kişilere yardım etmenin dini inançlara ters düşmediğini dile getirmişlerdi.

Ancak Observer'ın haberine göre açıklamayı yapan Profesör Gill, bir noktaya özenle dikkat çekiyor: Ötenazi konusundaki yasaları gevşetmenin bir yararı olmaz. Ama Gill, bu konunun henüz çözümlenmediğini de belirtiyor.

'Irak'ta ayrılıklar kapıda'

Irak'ta ay sonunda yapılacak seçimler pek çok gazete tarafından yakın takip ediliyor.

Independent on Sunday yazarlarından Robert Fisk de bu süreci Bağdat'tan izleyen gazetecilerden.

Fisk, "Saddam bile bu seçimlerle gelecek bölünmeyi başaramazdı" başlığını kullanmış.

Fisk, "30 Ocak günü gerçek ile yalan benim tam anlamıyla karmaşa olmasından korktuğum bir şekilde bir araya gelecek. diyor.

Elbette, Irak'ın demokrasiye geçeceği söylenen bu tarihin, Amerikan macerasında yeni bir mihenk taşı olarak görüleceğine kuşku yok.

Kut el Amara Lordu Blair'in de "Irak için bir başka büyük gün" demesi muhtemel.

Tabii seçim merkezlerinde havaya uçacak ya da intihar eylemcileri sayesinde parçalara ayrılacak olan o değil.

"Demokrasi şehitleri", çok tehlikeli olduğu için uluslararası gözlemciler tarafından Amman'dan gözlenen seçimlerin parçası olmayı seçen Iraklılar olacak. "

Ancak Robert Fisk, seçim süreci, öncesi ya da sonrasındaki şiddet olayları asıl sorun değil diye de ekliyor:

"Irak nüfusunun yarısını içinde barındıran dört eyalette isyanın sürmesi ve bu eyaletlerde pek çok kasabanın da isyancıların elinde. Demokrasiye yönelik asıl tehdit, işte bu eyaletlerde durum böyleyken yapılacak seçimin Sünniler, Şiiler ve Kürtler arasında Saddam'ın bile başaramadığı bir ayrılığa yol açması olacaktır.

"Sünniler oy kullanmayacak olurlarsa, o zaman nüfusun yüzde 60'ını oluşturan Şiiler belki de Geçici Ulusal Meclis içinde ezici çoğunluğa sahip olacaklar. Başka deyişle, Amerika'nın Irak'ı işgaline karşı savaşmayan Şiiler, Amerikalıların himayesinde oylarını kullanırken, işgale direnen Sünniler, direnişçilerin deyimiyle işbirlikçilerin seçiminde yer almayacak. Kürtler seçimlere katılacak. Ancak oy kullansalar bile, sözde bağımsızlıklarını terk etmeyecekler. Her şey iyi güzel ama Sünnilerin olmadığı bir parlamento, geçmiştekilerden farklı olmayacak."

Robert Fisk, kaygı veren bir noktaya daha dikkat çekmiş: Direnişçiler...

Direniş devam etse de son günlerde düzenlenen intihar saldırılarında gözle görülür bir düşüş yaşandı.

Acaba neden? Eylemciler mi tükendi? Ya da intihar timleri büyük güne mi saklanıyor?

Truman Show gerçek oluyor

Bu arada Independent on Sunday, Türkiye'de Biri Bizi Gözetliyor, Benimle Evlenir misin ya da İkinci Bahar gibi çeşitli isimlerle yayınlanan programlara ilişkin bir habere yer vermiş.

Gazete Almanya'nın asla sonu olmayacak bir realite programının hazırlıklarını başladığını yazmış.

Gazetenin Berlin muhabirinin yorumu, bu tür programların boyutları şekil değiştiriyor şeklinde olmuş.

Programın yapımcıları, yıllar boyunca sürmesini planlandıkları bu program için Cologne kenti dışında bir köy inşa etmeye başlamışlar.

Ancak önceki programlardan farklı olarak bu yarışmaya katılanlar, bir ödül için yarışmayacaklar. Bu köyde uzun yıllar boyunca yaşamaları, evlenmeleri , boşanmaları ve nihayetinde de ölmeleri bekleniyor.

Oscar ödüllü "Truman Show" adlı filmde de yaşadığı hayatın bir film setinden ibaret olduğunu öğrenen bir adamın hikayesi anlatılıyordu.

Programın yapımcılarından Katya Hofem- Best "Yeni bir dünya yaratıyoruz " diyor.

Hatta bu dünyaya aynı Truman Show da olduğu gibi, köyün nüfusunu artırmak için gazetenin tabiriyle "gerçek insanların" da dahil edilmesi düşünülüyor.

Bazı uzmanlar ise bu tür programların artık itibarını kaybetmeye başladığı görüşünde.

Avrupa Medya Enstitüsü'nden Profesör Jo Groebel örneğin, böyle bir programın en fazla beş yıl süreceği tahmininde bulunuyor.

Ancak diyor Independent on Sunday,"İşsizliğin 4,4 milyonu bulduğu ve sıkı iş piyasası reformlarını yavaş yavaş etkilemeye başladığı ülkede, küçük, korunaklı bir toplumun içinde, üstelik de iş sahibi olarak yaşamak birçoklarına cazip gelebilir."

Gazetenin yazdığına göre daha önce bu tür programlara katılmış olan 23 yaşındaki Jerry Bejaoui'nin ilk aday olabileceğini yazmış.

Bejaoui, fabrikadaki işine uyum sağlayamamaktan şikayetçi ve bunun yerine yeni bir peri masalını tatmak istiyor.

İlgili haberler
BAŞLICA HABERLER
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
Programlarımız|Frekanslarımız|Türkçe Bölümü hakkında|İşbirliği|Bize ulaşın
BBC Copyright Logo^^ Başa dön
Haberler | Basın Özeti | Dünyaya Açılan Pencere | Özel Dosyalar | Haberlerle İngilizce
BBC News >> | BBC Sport >> | BBC Weather >> | BBC World Service >> | BBC Languages >>
Yardım|Görüşleriniz|Gizlilik