|
6 Ocak 2005 Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Sıra sözünü tutmaya geldi; verilen bağışlar İsviçre bankalarında son bulursa?; Irak'taki seçim ikilemi; yapılsın mı, ertelensin mi?; ve gazeteciler için kanlı geçen bir yıl, 2004.
Son birkaç gündür Tsunami felaketiyle ilgili haberlerinde aynı konuyu öne çıkaran Guardian, bugün de manşetinde iri puntolarla şu çağrıyı yapıyor: 'Sıra sözünü yerine getirmeye geldi'. Guardian'ın bununla kastettiği, bağış sözü veren sanayileşmiş ülkelerin bu vaatlerinden geri adım atmaması. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri, bunu üzerine basa basa vurguluyor. Kofi Annan'ın vaadedilen 2 milyar doların tsunami kurbanlarına eksiksiz iletilmesini istediğini yazan Guardian, Genel Sekreter'in bir noktanın daha altını çizdiğini bildiriyor: 'Bu paranın temini, başka krizlere ayrılmış bütçenin kısılması anlamına gelmemeli'. Ama Times'da yer alan yorum yazısına farklı bir kaygı hakim: 'Verdiğimiz yardımlar yoksul insanlara gitmeli; İsviçre'de bir banka hesabına değil.' Times'daki yazı, bir yandan Güney Asya hükümetlerinin bağış paralarına ne yapacağına kuşkuyla yaklaşıyor ama öte yandan, sanayileşmiş ülke hükümetlerine de eleştirileri var: 'Batılı liderler dünyayı kurtarmak adına nutuk atarken, kendi sanayilerini ve çiftçilerini korumak için koydukları gümrük duvarlarını indirmek konusunda tek bir kelime etmiyorlar' diye devam eden yorum yazısı, hayır kurumu Oxfam'ın yaptığı hesaplara göre yoksullukla uzun vadeli mücadelenin ticaret kurallarını değiştirekte yattığını vurguluyor. Oxfam'ın hesabına göre Afrika ülkelerinin dünya çapında ihraç mallarındaki payını yüzde 1 oranında yükseltmek demek, bütün verilen yardımların ve borç silmelerin 5 katı miktarda paranın Afrika'ya girişi anlamına geliyor... Times'ın bu sabah manşete çıkardığı konu ise, tsunami felaketiyle dolaylı yönden ilgili olsa da, asıl iç siyasetteki bir çekişme haberi. İşçi Partisi içinde Başbakan Tony Blair ile Maliye Bakanı Gordon Brown arasında bir liderlik yarışı yaşandığı, her iki siyasetçi tarafından basın önünde sık sık reddedilse de, birçok yorumcuya göre artık İngiltere'nin en çok konuşulan sırrı haline geldi. En azından Times kesinlikle bu kanıda. Manşete bakacak olursak, dün tsunami kurbanları için ülke çapında 3 dakika saygı duruşunda durulurken, etrafta İşçi Partisi'ndeki çekişmenin sesleri yankılanıyordu. Gazete, Maliye Bakanı ile Başbakan'ın ayrı ayrı basına verdikleri demeçte tsunami felaketine bağış konusunda sanki birbirleriyle yarışırcasına cömertlik çıtasını yükselttiklerini yazıyor. Times'a göre bugün aynı sırada iki ayrı yerde düzenledikleri basın toplantılarında bu yarışın nasıl bir hal alacağı merak konusu. Times, liderlik bayrağını Tony Blair'den devralmak isteyen Maliye Bakanı'nın, Başbakan ve çevresince 'kenara itilmemeye' gayret ettiğini yazıyor. Finlandiya'da ülkenin ikinci dili İsveççe yayınlanan Jakobstads Tidning, Güney Asya felaketinin insan tabiyatının hem iyi hem de kötü yüzünü bütün çıplaklığıyla ortaya serdiğini düşünüyor. İyi yüzü belli; dünya çapında afetzedelere gösterilen sempati; toplanan yüz milyonlarca yardım parası, ve siyasetçilerin attığı dayanışma adımları... 'İnsan tabiyatının kötü yüzü içinse, fazla uzaklara gitmeye gerek yok' diye yazıyor gazete; İsveç'te olsun Finlandiya'da olsun kayıp turistlerin kimliklerine dair ayrıntılı bir bilginin polis tarafından hala yayınlanmadığını çünkü bu kişilerin öldüğünü öğrenen hırsızların harekete geçmesinden korkulduğunu belirtiyor. Gazete, öte yandan afet bölgesinde ise yetim kalan çocukların çetelerin eline geçerek fuhuşa zorlanmalarından, cinsel istismara maruz kalmalarından duyulan endişeye işaret ediyor. Irak'taki seçim ikilemi İngiltere'den Financial Times, Geçici Başbakan İyad Allavi'nin sözlerini haberinin başlığına çekmiş: 'Şiddet oylamayı engellememeli'. 30 Ocak'ta planlanan genel seçimlerin Irak'ta nasıl gerçekleşeceği, ortaya nasıl bir hükümetin çıkacağı, zaman giderek daralırken, gazeteleri meşgul eden bir konu. Sünni gruplar, seçimlere hiç sıcak bakmıyor. En başta Sünni Üçgen'deki güvenlik krizi ortadayken, buralarda oylamanın nasıl düzenlenebileceği kafalarda soru işaretleri uyandırıyor. Financial Times, bu sabahki baş makalesini Irak seçimlerine ayırmış. Seçimler ertelensin mi? 'Hayır' diyor Financial Times, 'kötü bir fikir olur'. Gazete, bir erteleme kararının İslamcı militanların kazanımı olacağını, ve çok sayıda Iraklıyı da öfkelendireceğini yazıyor. Financial Times'a göre, ortada bir gerçek var; Irak'ta nüfusun çoğunluğunu oluşturan Şiilerin yapılacak seçimden zaferle çıkacağı neredeyse herkesin tartışmasız beklediği bir sonuç. 'Demokrasi budur' diyor Financial Times; bu gerçeği kabullenemeyenlerin itirazlarına boyun eğilir ve seçim ertelenirse, demokrasinin zarar göreceğini savunuyor. Fransız gazetesi Liberation, 'tsunami felaketinden etkilenenlerin hayatını kurtarmak, Irak'ta halkın savaş ıstırabına çare bulmaktan daha kolay gibi görünüyor' diyor. Liberation'un satırlarından verecek olursak, 'artık Irak'ta bir demokrasiden ve müreffeh bir ülke yaratmaktan hiç bahsetmediği görülen Başkan Bush'un kafasındaki tek amaç askerlerini en kısa sürede bu kargaşanın içinden çekip çıkarmak'. Ama Bush'un bunu yaparken, altetmeyi bir türlü başaramadığı Milliyetçi-İslamcı Irak direnişine karş yenik düşmüş gibi görünmek de istemediğini yazıyor Liberation. Irak'ta şiddeti sona erdirmenin tek akla yatkın yolunu Bağdat'ta bütün Iraklıları temsil eden bir hükümetin iktidara gelişinde gören Liberation; 'ama bu nasıl olacak' diye soruyor. Gazeteye göre, 'savaş durumunda bir ülkede nüfusun yaklaşık beşte birinin ya terör yüzünden ya da boykot ettiği için sandık başına gitmediği bir seçimin sonucu, Sünniler tarafından meşru sayılmayacaktır'. Liberation, bu tablonun ise iç savaş tehdidini gündeme taşıdığını yazıyor. Gazeteciler için ölümcül yıl Guardian'da yer alan Sınır Tanımayan Gazeteciler örgütünün dün yayınladığı rapora ilişkin bir habere göre, '2004, muhabirler için ölümcül bir yıldı.' Örgüte göre 2004'te ya iş başında -örneğin Irak savaşını izlerken- ya da fikrini beyan ettiği için, dünya çapında en az 53 gazeteci hayatından oldu. Guardian'ın aktardığı rapor sonucuna göre, 19 muhabirin ve 12 medya asistanının öldüğü Irak geçen yıl hiç kuşku yok ki dünyanın gazeteciler açısından en ölümcül ülkesiydi. Gazete, 2004'teki ölüm sayısının son on yılın en yükseği olduğuna dikkat çekiyor. Guardian, raporun Türkiye bölümüne de işaret ediyor. Sınır Tanımayan Gazeteciler örgütü, Avrupa Birliği yolunda geçirilen yasaları Türkiye'de bir ilerleme olarak nitelemekle birlikte, 'ancak bu yasalar henüz uygulamada basın özgürlüğünü kayda değer şekilde iyileştirmedi' diyor. |
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||