|
4 Ocak 2005 Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Tsunami'nin Endonezya'ya 'siyasi' etkisi; Aceh ve Tamil Nadu'dan dehşetin iki öyküsü; Batılı ülkelerin bağış kampanyası ne kadar samimi?; ve kaybolan folklor...
'Başbakan döndü' Tsunami felaketi, bu sabah da manşetlerde. Daily Telegraph, dün Dışişleri Bakanı Jack Straw'un yaptığı açıklamayı ön sayfasına iri puntolarla taşımış: '200 İngiliz öldü' diyor Telegraph. Gazete haberin ilerleyen satırlarında bunun 11 Eylül saldırılarında ölen 67 İngilizin sayısını haydi haydi geçtiğini hatırlatıyor. Ölenlerin büyük çoğunluğu, Tayland'a tatile gitmiş İngilizler. Guardian, Tsunami felaketinin İngiltere'de iç siyasete yansımalarını öne çıkarıyor. Manşette, 'Blair döndü' diye okuyoruz. Döndüğü yer, Noel tatili için gittiği Mısır. Gazete, felakete tepkisi dolayısıyla Başbakan Blair'in artan eleştirilerin hedefinde olduğunu yazıyor. Muhalefetteki muhafazakarlar da, liberal demokratlar da Başbakanın bu küresel felaketin ciddiyetini anlamakta geç kaldığı kanısında; 'tatilini yarıda kesip Londra'ya çoktan dönmüş olmalıydı' diyorlar. Guardian, bağış yardımlarını artıracağı yönünde işaretler veren hükümetin, Blair'i hedefleyen eleştirileri ise reddettiğini yazıyor. Financial Times ise, Tsunami'nin afet bölgesinde hissedilen ilk siyasi etkilerini aktarıyor. Financial Times'a göre, dev dalgalardan en kötü etkilenen ülke olan Endonezya'nın, yerle bir olmuş Açeh bölgesinde uluslararası yardım kuruluşlarına kapıyı haylice aralaması, kayda değer siyasi bir değişim demek. Endonezya'dan önemli bir adım Financial Times, Tsunami'den hemen önceki durumla bir karşılaştırma yapıyor. Endonezya ordusunun 18 aydır Açeh'te ayrılıkçı asilere karşı sürdürdüğü askeri operasyonun insan hakları örgütlerinden sert eleştiriler topladığını yazan gazete, Cakarta hükümetinin bu nedenle Açeh'i dış dünyaya neredeyse tamamen kapalı tutmayı yeğlediğini ve bölgede faaliyet göstermek isteyen uluslararası yardım örgütlerine büyük kuşkuyla yaklaştığını belirtiyor. 'Oysa' diye devam ediyor Financial Times, 'şimdi aynı kuruluşlara Açeh'te geniş sorumluluklar devrederek Endonezya önemli bir adım atmış oluyor'. Independent gazetesinin Açeh'teki muhabirinin satırlarından dehşet verici bir tabloyu okuyoruz. Açeh'in batı kıyılarındaki Lam Puuk'tan izlenimler aktaran Independent, 'hayata dair tek bir işaretin alınmadığı bu bölgede, binalardan da geriye sadece beton temellerin kaldığını' yazıyor. Issızlaşan Sumatra 'Bundan 9 gün öncesine kadar burası bir cennet köşesiydi' diyor Independent: 'Bir tarafta Hint Okyanusu; diğer tarafta zümrüt gibi ormanlar. Ve gurubuyla meşhur bu kıyı boyuna dizilmiş irili ufaklı balıkçı köyleri, kasabaları.' Dün bu yöre üzerinde bir yardım helikopteriyle dolaşan Independent muhabiri, Lam Puuk ve çevresinde yaşayan 7 bin kişiden geriye sadece 100 kadarının sağ kaldığını söylüyor: 'Yerde toplanmadan yatan cesetleri ısıran birkaç sokak köpeğinden başka, bütün kıyı boyunca tek bir hareket yok.' Tsunami dalgaları çok uzun mesafeler boyunca hızla ilerleyen devasa bir enerji yükü demek. Fakat bu enerji denizin ortasında değil, kıyıya vurduğu zaman sahilde açığa çıkıyor. Ravi'nin öyküsü Güney Hindistan'ın Tamil Nadu bölgesinde yaşayan Ravi isimli balıkçının Independent'taki öyküsü, işte tsunamilerin bu özelliğine yürek sızlatan bir örnek. Independent, Hintli balıkçının arkadaşları ile sabah erkenden balığa çıkıp sahilden yaklaşık 5 mil açıldığını yazıyor. Endonezya'nın Sumatra adası yakınlarındaki okyanus depremini hiç duymadıkları gibi, daha sonra kayıklarının altından geçip giden tsunaminin de hiç ama hiç farkına varmıyorlar. Ravi ve diğerleri saatler sonra tekrar sahile yola koyuluyor ve döndüklerinde, yaşadıkları köyde taş taş üstünde kalmadığını görüyorlar. Independent, Ravi'nin karısını sağ olarak bulduğunu; ama dört çocuğunun hepsini kaybettiğini yazıyor. Kaybolan folklor Fransa'dan L'Express, 'sadece on binlerce kişi değil, beraberlerinde koca bir yerel kültür, folklor, kaybolmuş olabilir' diye yazıyor. Gazete, 'elbette', demiş, 'acil yardım bekleyen bunca işin arasında masallarla ve efsanelerle kim ilgilenecek?' 'Ama' diye ekliyor, 'en azından küresel ısınmaya ve salgınlara karşı mücadele ederek, insanın durdurabileceği felaketler üzerine eğilelim.' L'Express, 'bugün Sumatra kıyılarında bir kültür yerle bir olduysa, Amazonlar'da, Orta Asya çöllerinde, Orta ve Güney Afrika'da yaşayan tehdit altındaki toplumların da akıbetinin aynı olmaması için uluslararası topluluğun harekete geçmesi gerek' diyor. Almanya'dan Sueddeutsche Zeitung, karamsar. Tsunami felaketinin küresel yoksulluğa karşı mücadeleye ket vurabileceğini düşünüyor. Dayanışma ruhu sahici mi? Alman gazetesi, tsunami felaketinin dünyadaki yoksulluğa karşı zengin ülkelerin yaklaşımında bir tutum değişikliği yaratmayacağını; şimdi birden parlayıveren uluslararası dayanışma duygusunun uzun ömürlü olmayacağını tahmin ediyor. 'Hatta' diye devam ediyor: 'bu trajediye harcanan para, dünyanın diğer bölgelerinde acil yardım bekleyen halkların durumunu biraz daha zora sokabilir'. Sueddeutsche Zeitung, 'belki dünya kamuoyunun şu an için Güney Asya'ya odaklanmasını anlayabiliriz; ama kimse unutmasın ki, yer kürenin en büyük yoğun bakım ünitesi Asya'da değil, Sahra çölünün güneyinde uzanıyor' diye yazmış. Gazete, Afrika'da milyonları etkileyen Aids salgınını hatırlatıyor. Gazete, 'Almanya dahil Avrupa ülkelerinden akan bağış yağmurunu da sorgulamak gerek' diye yazıyor: 'Şayet bu tsunami sadece üçüncü dünyanın vatandaşlarını vursa, ve kuzey Avrupalı turistleri hiç etkilemeseydi, acaba Batı'nın tepkisi gene aynı mı olurdu?' Gene bir Alman gazetesi, Der Tagesspiegel, bu kuşkucu tavra karşı çıkıyor ama... Tagesspiegel, dev bağış kampanyalarının küresel boyutta bir dayanışma arzusunun dışa vurumu olduğunu; hatta belki birgün Güney Asya felaketine dönüp geri baktığımızda, bu olayı küreselleşmenin önemli bir mihenk taşı olarak değerlendirebileceğimizi düşünüyor. |
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||