BBCTurkish.com
NEWS
SPORT
WEATHER
Son güncelleme: 03 Ocak, 2005 - TSİ 07:46
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
3 Ocak 2005 Basın Özeti
Cesetlerin sayılamadığı ada; para bağışları vaadedildi ama gidecek mi?; ABD'nin halkla ilişkiler atağı; ve Guantanamo kampına yenileri mi ekleniyor?

İngiltere'de yayımlanan gazeteler

Bir hafta sonra durum ne?

Manşetlerde, Tsunami felaketi var. Times'ın önsayfasını hemen hemen tamamen, Endonezya'nın Açeh bölgesinden bir fotoğraf kaplıyor.

Tek tük ağacın arasında yapayalnız duran bir caminin fotoğrafı bu. Resim altında, bölgeyi vuran dev dalgaların caminin etrafında ne kadar ev varsa alıp götürdüğü yazılı.

Üzerinde iri puntolarla, 'Yerle bir olan topraklara yardım ulaşmaya başladı' diye okuyoruz.

Ama Times, geçen bir haftayı yardımsız geçiren milyonlarca evsiz barksız kişinin, yeni bir haftaya da aynı şekilde girdiğini; uluslararası yardımların hızlandırılması için gayret sarfedildiğini yazıyor.

Independent, 'bir hafta geçti; Asya'nın normalleşme mücadelesi' diyor: Bu manşetin altında, tsunami felaketinin ülke ülke bilançosu çıkarılmış.

80 bini aşkın ölümle Endonezya hemen dikkat çekiyor. Daily Telegraph'ın manşetinde de bu sabah Endonezya var.

Çürüyen cesetler

'Ceset saymayı bırakan ada'... Daily Telegraph'ın işaret ettiği bu ada, Açeh bölgesinin de yer aldığı, ve Endonezya'yı oluşturan adalardan en büyüğü olan Sumatra.

Gazete, aradan bir hafta geçmesine karşın Sumatra'da hala toplanmayı bekleyen binlerce cesedin açıkta çürüdüğünü yazıyor.

Guardian'ın manşeti, bu karamsar tabloyu daha da karartıyor. '2 milyar vaadedildi' diyor Guardian: 'ama dünya sözünü tutacak mı?'

Birleşmiş Milletler yetkililerinin kaygılarını aktaran Guardian, zengin ülkelerin cömert gözükmek adına büyük bağış rakamları telaffuz edip, daha sonra bu paraların izine hiç rastlanmayabildiğini yazıyor.

Bundan önceki doğal felaketlerde ne vaadedildi; ve bu paranın ne kadarı somutlaştı diye bakacak olursak, Guardian'a göre, kaygılanmamak elde değil.

Geçmiş vaatler ne kadar tutuldu?

İran'ın tarihi Bam kentini yerle bir eden deprem, Güney Asya'daki tsunami felaketinden tam bir yıl önce gerçekleşmişti.

Guardian, İran hükümeti yetkililerinin, kendilerine ilk başta vaadedilen 1 milyar doları aşkın yardıma rağmen, ellerine sadece 18 milyon dolara yakın para geçtiğini söylediklerini yazıyor.

Benzer biçimde, 2000 yılında Mozambik'te yüzbinlerin hayatını mahveden sel felaketi ardından bu ülkeye vaadedilen yeniden yapılanma yardımı, 400 milyon doları aşkındı.

Ancak Guardian'ın aktardığına göre Mozambikli bir hükümet yetkilisi, ellerine geçenin bunun yarısından az olduğunu söylüyor.

Fakat Independent'a bakacak olursak, bu sefer durum farklı olabilir. Gazete, Amerika Birleşik Devletleri'nin bir anlamda 'halkla ilişkiler' atağına kalktığını düşünüyor.

Küresel bir felaket, 'küresel bir fırsat'

Independent'a göre, Washington felaketin hemen ardından verdiği ilk tepkisinde 'pinti' davranmakla suçlanmasına karşın, bu imajı tamir etmek için kolları sıvamakta gecikmedi, ve ordusunu kurtarma çalışmalarının hizmetine koşarak, şimdi 'yardımsever Amerikan askeri' imajını pekiştiriyor.

'Ve' diye devam ediyor Independent, 'Amerika'da yükselmeye başlayan kimi sesler, bölgeye bir tür Marşal Planı uygulanmasını istiyor'.

Gazete, bazı Amerikalı siyasetçilerin, ülkenin Irak savaşıyla zedelenen uluslararası itibarını kurtarmak için bu tür bir yardımın fırsat oluşturacağını söylediklerini bildiriyor.

Bu sabahki baş yazısını da aynı konuya ayıran Independent, Güney Asya'daki kurtarma operasyonuna bakıldığı vakit, İngiltere ve genelde Avrupa Birliği'nden liderlerin, Başkan George Bush'a kıyasla çok uyuşuk kaldıklarını; çünkü Beyaz Saray'ın bu felaketi bir fırsat olarak değerlendirmekte gecikmediğini yazıyor.

'Sonuç gözlerimizin hemen önünde' diyor Independent: 'Felluce'yi ve Irak'ın diğer kentlerini bombalayan Amerikan uçaklarının görüntüsü artık ekranlarımızdan gitti; bunların yerini Hint Okyanusu'nda imdada yetişen Amerikan donanması aldı. Ebu Gureyb hapishanesindeki zulüm ve işkencenin fotoğrafları; yerini yardım kargosunu indirmeye çalışan müşfik bir Amerikalı pilota bıraktı'.

Blair'e eleştiri

Independent'a göre, bu felaket karşısında dünya kamuoyunun hissiyatını ustaca anlayan; konunun küreselliğini kavrayan bir Amerikan hükümeti var Washington'da.

Gazete buna karşın Tony Blair'in ise sınıfta kaldığını düşünüyor; İngiltere'de kamuoyunun felakete gösterdiği büyük ilgi ve cömertliğe karşın, çıktığı tatilinden dönmeyen Başbakanın, halkından ve dünyadan kopuk bir lider imajı verdiğini yazıyor.

Birçok çevreye göre, Amerika'nın itibarını zedeleyen bir konu Irak ise, bir diğeri de Afganistan savaşının uzantısı olan Guantanamo kampı.

Sırada yeni Guantanamo'lar mı var?

Amerika'nın Küba'daki bu askeri üssünde tutulan yüzlerce El Kaide ve Taleban zanlısının durumu, uluslararası insan hakları örgütlerinin eleştiri yağmuru altında.

Bu kişiler avukatları ile görüştürülmediği gibi, haklarında resmi bir suçlama da yok.

Fakat Guardian'a göre Amerika'nın bu eleştirilere verdiği yanıt, Guantanamo'daki durumu değiştirmek yerine, çoğaltmak olabilir.

Guardian, Amerikan hükümetinin terörizm zanlılarını süresiz mahkemeye çıkarmadan tutmak amacıyla Guantanamo'da ve başka yerlerde yeni ve daimi esir kampları kurmayı planladığını yazıyor.

Washington Post gazetesinin sızdırdığı habere göre, Amerikan Dışişleri Bakanlığı aynı zamanda, Afganistan, Suudi Arabistan ve Yemen'de Amerika tarafından finanse edilen özel hapishanelerin inşa edilmesi kaydıyla, bu ülkelerin vatandaşı olan terör zanlılarının geri gönderilebilmesini öneriyor.

Guardian, halihazırda Guantanamo'da bulunan kampa ilişkin yaygın işkence iddilarını aktarıyor; Kızılhaç'ın basına sızan bir raporunda, Guantanamo'daki uygulamaların işkence diye tanımladığını yazıyor.

'Bir başkadır benim memleketim'

Söz ülkelerin itibarından açılmışken, son haberimiz de Daily Telegraph'ın aktardığı bir anket sonucu. İngilizlere, yaklaşık 25 ülke arasından, nerede yaşamak; nereye seyahat etmek, ya da nereye hiç gitmemek istedikleri gibi bir dizi soru sorulmuş.

Bu ülkeler arasında kendi anavatanları İngiltere de var. Ortaya çıkan tablo, İngiliz halkının dünyayı nasıl gördüğüne ışık tutuyor olabilir.

Anketi cevaplayanların neredeyse yarısı, 'bir ülkede yaşayacaksam bu ülke gene anavatanım İngiltere olsun' diyor.

Fakat seyahat etmek, gezip görmek istedikleri başlıca iki ülke var; Avustralya ve Amerika Birleşik Devletleri.

En dostane buldukları halk da, Avustralyalılar. Peki hiç hazzetmedikleri ülke mi? Çoğunluk İsrail diyor. Bunun hemen arkasından, Rusya.

En çok kimi soğuk bulduklarına gelince; Fransa ve Almanya başı çekiyor.

Daily Telegraph'ın haberine göre, en demokratik ülke hangisidir sorusuna gelince, burada da çoğunluk, gene kendi vatanlarından yana oy kullanmış; İngiltere demiş.

BAŞLICA HABERLER
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
Programlarımız|Frekanslarımız|Türkçe Bölümü hakkında|İşbirliği|Bize ulaşın
BBC Copyright Logo^^ Başa dön
Haberler | Basın Özeti | Dünyaya Açılan Pencere | Özel Dosyalar | Haberlerle İngilizce
BBC News >> | BBC Sport >> | BBC Weather >> | BBC World Service >> | BBC Languages >>
Yardım|Görüşleriniz|Gizlilik