BBCTurkish.com
NEWS
SPORT
WEATHER
Son güncelleme: 07 Ocak, 2005 - TSİ 07:57
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
7 Ocak 2005 Basın Özeti
Mandela: oğlum Aids'ten öldü; Körfez ülkelerinin 'cimri' bağış vaatleri; Güney Asya'dan sular çekilirken, Irak gene su yüzüne mi çıkacak?; ve İsrail-Filistin anlaşmazlığında çözüm umutları...

İngiltere'de yayımlanan gazeteler

Tabu yıkan Mandela

İngiliz ve kimi diğer Avrupa gazetelerinden derlediğimiz basın turuna bu sabah tsunami felaketine ilişkin manşetlerden değil de, gene önsayfalarda yer alan başka bir haberden başlayalım. Güney Afrika'nın eski Cumhurbaşkanı Nelson Mandela'nın büyükçe bir fotoğrafı Daily Telegraph'ın ve Guardian'ın önsayfasında.

'Mandela yasta' diyor Guardian. Fotoğrafta, düşünceli, üzgün bir Mandela var. Daily Telegraph; efsanevi liderin dün gazetecilere söylediklerini aktarıyor manşetinde: 'Oğlum Aids'ten öldü'.

Mandela'nın Güney Afrika Cumhuriyeti'ndeki büyük bir tabuyu böylece kırmış olduğunu yazıyor Guardian. Gazete, 54 yaşında ölen oğul Mandela'nın Johannesburg'ta bir klinikte düne değin basına açıklanmayan hastalığı nedeniyle tedavi görmekte olduğunu bildiriyor.

Mandela'nın dün gazetecileri çağırıp ölüm sebebini neden açıkladığını, gene Guardian'ın satırlarından aktaralım. 'Güney Afrika'da 5 milyonu aşkın kişinin taşıyıcı olduğu Hiv virüsüyle mücadelenin tek yolu herşeyden önce açık açık konuşmaktan; Aids'in de sonuçta bir hastalık olduğunu anlatmaktan geçiyor'.

Geçmişteki vaatler çok umutlandırıcı değil

Independent'ın bu sabahki manşeti soruyor: '2 milyar doları aşkın bağış vaadedildi ama, dünya sözünü bu sefer tutacak mı?'

Önsayfada üç fotoğraf var; üçü de bir afet bölgesinde çekilmiş. Ama son tsunami krizinin fotoğrafları değil bunlar. Yakın zaman önce dünyanın diğer bölgelerini vurmuş doğal afetlerin.

1998'te Orta Amerika'yı yerle bir eden Mitch Kasırgası; Mozambik'te yüz milyonların hayatını alt üst eden 2000 yılının sel felaketi, ve neredeyse bir yıl önce İran'ın tarihi Bam kentinde taş taş üstünde bırakmayan büyük deprem. Bu üç fotoğrafın altında, her birine ne kadar para vaadedildiği; ama sonuçta felaket bölgesine ne kadarının ulaştığı yazılı.

Orta Amerika'ya 5 milyar dolara yakın para yardımında bulunacağız diyen sanayileşmiş ülkelerin cebinden topu topu 1 buçuk milyar doları biraz aşkın para çıkıyor. Mozambik'e gelince; Independent para vaadinin 200 milyon doları aşkın olduğunu; ancak selzedelere bunun hemen hemen yarısının gittiğini bildiriyor. Gazeteye göre Bam depreminde ise İran'a verileceği söylenen 17 milyon doların gene aşağı yukarı sadece yarısı somutlaşıyor. Independent, 'vaatlerinizi tutun' çağrılarının bu sefer tsunami felaketinde boşuna boşuna tekrar edilmediğini düşünüyor.

Fransız basınından Liberation da aynı konunun üzerine basıyor. 'Evet', diyor Liberation, 'sonuçta vaat yarışına girilmesi silah yarışına yeğ tutulur ama, şayet hükümetlerin yeniden yapılanma vakti geldiğinde ellerini cüzdanlarına atmalarını istiyorsak, medya ve kamuoyu olarak bu konunun peşini bırakmamız lazım.'

Körfez ülkelerinin bağışları nerede?

İspanyol basınından El Pais, Endonezya'nın başkenti Cakarta'da dün düzenlenen yardım konferansını değerlendiriyor. Gazeteye göre bu konferanstan çıkan en olumlu sonuç, Amerika'nın yaptıklarından ziyade, attığı bir geri adımdı...

Amerikan hükümeti ilk başta, Avustralya, Hindistan ve Japonya'nın yer aldığı bir yardım koalisyonuna önderlik edeceğini açıklamıştı. Fakat dün, bu koalisyonu lağvettiğini açıklayarak yetkiyi Birleşmiş Milletler'e devettti. El Pais, 'doğrusu da zaten buydu' diyor: 'Ve Bush hükümeti de Birleşmiş Milletler'in önderlik görevini kabul etmiş oldu.'

El Pais bu sabah aynı zamanda Arap ülkelerine çatıyor; daha doğrusu petrol zengini Körfez ülkelerine.

Gazete, Körfez ülkelerinin 'cimriliği' konusunda söyleyecek birşey bulamadığını yazıyor. Bu bölgeden bağış vaatlerini 'çok az' diye eleştiren El Pais'e göre, 'Körfez'deki Arap ülkeleri Güney Asyalı göçmenlerin işgücünden faydalanmasını nasıl biliyorsa, şimdi bu ülkelerin uğradığı felakete ilgi göstermesini de bilmeliydi.'

Mucizeye bak!

İsviçre basınından Tribune de Geneve, 'şaşkınlık' içinde. 'Bu tsunami ile ortaya bir mucize çıktı' diyor: 'Karşımızda uluslararası düzene saygılı cömert ve merhametli bir Amerika duruyor'.

Tribune de Geneve, Avrupa basınında 'kötü adam' rolüne iyice oturtulmuşken, George Bush'un Güney Asya krizinde yepyeni bir karaktere büründüğünü düşünüyor. Gazete, 'acaba' diye sormadan edememiş; 'Irak'ta işler sarpa sararken kendisini giderek yalnız hisseden Amerikan yönetimi, tsunamiyi fırsat bilip yeni bir imaj mı pazarlıyor?'

'Belki olabilir' diye devam ediyor İsviçre gazetesi. Ama Tribune de Geneve'e göre, önemli olan ne yapıldığı; ve Amerikan hükümetinin yardımları da ortada. Gazete, 'George Bush'u iyi adam rolünde görmek öyle ender birşey ki, haliyle insanın dikkatini celbediyor' diye yazıyor.

Irak'ta 'kayıp' Fransız muhabir

Fakat İngiltere'den Times gazetesindeki bir yorum yazısı, 'Güney Asya'da sular çekildiği zaman, Irak'taki şiddet bir kez daha gündeme oturacak' diyor.

Fransız basını ise, bir kez daha, Irak'taki bir Fransız gazetecinin durumundan evhamlı. Liberation, Bağdat'taki muhabirinden ve yanındaki tercümandan çarşamba sabahından beri haber alamadıklarını kamuoyuna duyurmaya karara vermiş.

'Çarşambadan bu yana haber alamadık' diye yazıyor Liberation, 'aradan alarmı çalmak ve endişelerimizi kamuoyuyla paylaşmak için yeterli zaman geçtiğini düşünüyoruz'. Liberation'un yazı işleri müdürü, 'muhabirimizin ismini bu şekilde duyurmaya karar verdik; çünkü başına birşey gelmişse daha iyi korunacağını umuyoruz' diyor.

Bundan daha önce Irak'ta kaçırılan iki Fransız gazeteci, yaklaşık 4 ay rehin tutulduktan sonra, sürpriz biçimde geçenlerde serbest bırakılmış, ve her ikisi de ülkelerine geri dönmüştü.

Orta Doğu'da barış için şans yılı

Basın turumuza son vermeden önce, pazar günü Filistin topraklarında yapılacak olan seçimlerle ilgili yorumlara da göz atalım. Filistinliler sandıklarda Yaser Arafat'ın koltuğunu kimin dolduracağına karar verecek ve favori aday, eski Başbakan Mahmud Abbas. Avusturya basınından Die Presse, 2005 yılını Orta Doğu'da barış için şans yılı' diye niteliyor.

Die Presse'ye göre, saldırı ve misilleme saldırı şeklinde sürüp giden kısır döngüden bir fayda sağlanamayacağı giderek daha çok anlaşılmaya başlandı. Fakat Avusturya gazetesi, Mahmud Abbas seçilirse kendisini yeni Filistin lideri olarak zor bir sınavın beklediğini vurguluyor.

Çünkü Die Presse'ye göre, barış projesi, bir yanda İsrail'in atacağı adımlara dayanıyorsa, diğer yanda da Filistinli radikal militanların Mahmud Abbas'ın sözünü dinleyip dinlemeyeceklerine kilitlenmiş durumda.

BAŞLICA HABERLER
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
Programlarımız|Frekanslarımız|Türkçe Bölümü hakkında|İşbirliği|Bize ulaşın
BBC Copyright Logo^^ Başa dön
Haberler | Basın Özeti | Dünyaya Açılan Pencere | Özel Dosyalar | Haberlerle İngilizce
BBC News >> | BBC Sport >> | BBC Weather >> | BBC World Service >> | BBC Languages >>
Yardım|Görüşleriniz|Gizlilik