|
19 Ocak 2005 Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
İngiltere basınında bugün, İngiliz askerlerin gözaltındaki Iraklılar'a yaptıkları işkencenin fotoğrafları öne çıkıyor.
İlk sayfasında dokuz adet işkence fotoğrafını yayımlayan Independent gazetesi, ''Bir İngiliz işkence albümü'' başlığıyla veriyor haberi. Times gazetesi'nin başlığı ise: ''Ordunun işkence utancı.'' İç sayfalarında, sanık askerlerin ''kendilerine verilen emirleri uyguladıkları'' yönündeki savunmalarını aktaran Times, ''küçük düşürülen Iraklılarla ilgili görüntülerin İngiliz ordusunun ününü lekelediğini'' aktarıyor. Gazete, başyazısında ise, dün gündeme getirdiği Irak'ta yaralanan askerlerin durumunu anımsatarak, şöyle devam ediyor: ''Askeri mahkeme tarafından yayınlanan utanç verici işkence uygulamalarıyla ilgili rahatsız edici görüntüler, dikkatleri hükümetin Irak'ta yaralanan askerlere yönelik sorumluluklardan uzaklaştırmasın. İngiliz askerlerinin şöhretinin bu yargılama sırasında zarar göreceğine şüphe yok, ama Irak'ta görev yapan İngiliz askerlerin büyük çoğunluğu şereflice hareket ediyor.'' Ebu Gureyb benzerliği tartışması Guardian gazetesi, İngiliz askerlerinin yargılandıkları işkence davasıyla, Amerikan askerlerinin yargılandıkları Ebu Gureyb skandalı arasında benzerlik kurarak görüntüleri 'şok edici' diye niteliyor. Financial Times gazetesi ise, birinci sayfasından aktardığı haberde, Ebu Gureyb skandalı ile son fotoğraflar arasında kurulan benzerliğin hükümet için yarattığı risklere dikkat çekiyor. ''İddialar, Irak konusunda geçmişte yaşanan tartışmaları alevlendirebilir. Bu da, seçimlere kısa bir süre kaldığı beklentilerinin gündemde olduğu bir dönemde, İşçi Partili seçmenleri hükümet aleyhine çevirme potansiyeli taşıyor. Ebu Gureyb'le kurulacak herhangi bir benzerlik, İşçi Partili milletvekillerinin Irak konusunda Bush yönetimine verilen destek konusundaki kaygılarını şiddetlendirebilir.'' Financial Times, son olayla Ebu Gureyb skandalı arasında ciddi farklılıklar bulunduğunu, İngiliz askerlerin yargılandığı davada herhangi bir sistemli işkence ya da örtbas suçlamasına yer verilmediğini de aktarıyor. ABD ile AB arasında yeni gerilim konusu Financial Times'ta yer alan bir başka haberin konusu ise, Amerika Birleşik Devletleri ile Avrupa Birliği arasında yeni bir gerilimin işaretleri. Bu kez gündemde Avrupa Birliği'nin Çin'e yönelik silah ambargosunu kaldırma hazırlığı var. Gazeteye demeç veren İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw, Avrupa Birliği'nin bu yöndeki bir kararının Atlantik'in iki yakası arasında yeni bir kriz yaratabileceğini kabul ediyor, ancak tarafların bu farklılıkların üstesinden gelmesi gerektiğini söylüyor. Straw, İngiltere'nin de ambargonun kaldırılmasından yana olduğunu sözlerine ekliyor. Financial Times, iç sayfalarında Türkiye'yle ilgili bir habere yer vermiş. Clinton ve Bush yönetimlerinin, Saddam Hüseyin'in petrol kaçakçığı yaptığını 1998 ve 2002 yıllarında Kongre'ye bildirdiğini yazıyor gazete. Haberin Türkiye'yi ilgilendiren bölümünde ise, her iki başkan döneminde de Türkiye'nin Ürdün'le birlikte, bu kaçakçılığa izin verdiğini savunan Dışişleri Bakanlığı belgelerinden alıntılar var. ''Türk hükümeti Irak'tan petrol ithaline izin veriyor, karşılığında da özel Türk girişimcileri Irak'a nakit para ve ticari mal aktarıyorlar'' denilen Dışişleri Bakanlığı belgesinde, Türkiye'nin kendisine yılda 22 milyar dolarlık ticari kayba neden olan ambargonun uygulanması konusunda çok önemli bir müttefik olduğu belirtiliyor. Dışişleri Bakanlığı, Kongre'ye hem terörle işbirliği hem de Amerika'nın yaşamsal çıkarları açısından Türkiye'ye mali yardımlara devam edilmesini öneriyor. Times gazetesinin iç sayfalarında Irak İçişleri Bakanı Falah Nakib seçimlere ilişkin Seçimlerde yer almamak vatana ihanetle eşdeğerdir. Irak'ı iç savaşa ve bölünmeye sürükler'' sözlerine yer veriliyor. Londra'da 'Türk lokumları' İngiliz gazetelerinde bugün öne çıkan haberlerden biri de, Londra'da Kraliyet Sanat Akademisi'nde cumartesi günü açılacak olan ''Türkler'' sergisi. Financial Times gazetesi, serginin yönetim ve finansman krizi yaşayan Akademi için umut olduğunu, yeni yönetimin Türkler sergisiyle, 2002 yılındaki Aztekler sergisindeki 430 bin ziyaretçi sayısına ulaşılmasını hedeflediğini söylüyor. Daily Telegraph yazarı Richard Dorment'in, sergiden fotoğraflarla süslenen yazısı şöyle başlıyor: ''Tavsiyemi dinleyin, Kraliyet Akademisi'nin çığır açan sergisini bir kere başından sonuna kadar gezdikten sonra yeniden gidin ve sergiyi yeniden görün.. Ama bu kez sonundan başına gidin, Osmanlılar’la başlayıp Timurlar’a, ardından Selçuklular’a. Zamanın sisine doğru ilerleyip gösterinin başladığı yere, göçebe kabilelerden oluşan Uygurlar’a uzanın.'' Dorment, daha önce Topkapı Sarayı'nın dışına hiç çıkarılmamış olan eserlerin, dünyanın en büyük sanat ürünleri arasında yer aldıklarını söylüyor. Daily Telegraph gazetesi başyazılarından birini de Türkler sergisine ayırmış. ''Türk lokumları'' başlıklı yazının sonunda, ''Cennete hazır olmayanlar için, serginin düzenlendiği Kraliyet Akademisi'nin Ana Galerisi fena bir taklit değil'' görüşüne yer veriliyor. Serginin tanıtım kataloğunun önsözünde Türkiye ve İngiltere başbakanlarının yazıları var. İngiltere Başbakanı Tony Blair, yazısında serginin de teması olan farklı kültürlerin etkileşimine işaret ediyor. Bu sözlere gönderme yapan Independent yazarı Philip Hensher, sergiye hakim olan anlayışı şu sözlerle eleştiriyor: ''Katalog hayranlık uyandırıcı ve dürüst olmasına karşın, sergiye ilişkin açıklamalar kendi başına garip. Fatih Sultan Mehmet'in İstanbul'u fethi, tarihin en önemli olaylarından biriydi. Burada sanki bu fetih batıya doğru barışçı bir hareketin bir parçasıymış gibi sunuluyor.'' Hensher yazısının sonunda, sergiyi gezecek olanlara ''Serginin keyfini çıkarın, ama sonra konuyla ilgili bir kitap okuyun. Zira bu kitaplar henüz hükümetler tarafından desteklenmiyor'' önerisinde bulunuyor. |
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||