|
26 Ocak 2005 Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Avrupa basınında Irak seçimleri, gazetelerin en geniş biçimde işlediği konu.
Almanya'da yayımlanan Der Tagesspiegel'e göre, "Irak'ta süren şiddet olayları sadece işgal güçlerini değil Orta Doğu genelinde demokrasiyi" hedef alıyor. "Pazar günü Irak'ta düzenlenecek seçim Arap dünyasında yıllardır yapılan en serbest ve demokratik seçim olacak. Başka hangi komşu ülkede kadınların erkeklerle eşit hakları var? Kamuoyu yoklamalarına göre Iraklıların yüzde sekseni tüm tehliklere rağmen seçime katılmak istediklerini söylüyor. Bu ne inanılmaz bir medeni cesaret!" İngiliz Independent ise aynı fikirde değil. Gazete Irak Elektrik Bakanı Ayham el Semarrai'nin "Seçime katılım sadece yüzde 25 olabilir. Bakanlığımdan 18 yetkiliye oy verecek misiniz diye sordum biri bile evet demedi" sözlerini aktarıyor. Independent ülke genelinde en geniş katılımın Kürtler denetimindeki Kuzey Irak'ta yaşanacağını vurguluyor. Gazete 'bu nedenle bu bölgede yaşayan Sünniler de, özellikle Kerkük'te gururu bir kenara bırakıp sandık başına gidecek' diyor. İsveç'de yayımlanan Expressen, Pazar günkü seçimler ardından Basra Körfezi'nde yeni bir Şii devleti oluşacağı tahminine yer veriyor. "Şimdiye dek Irak'ın hükümetinin polis gücünün askerlerinin üzerinde bir "Amerikan yapımı" damgası vardı. Şimdi ise yavaş yavaş bunun yerini "Necef yapımı" damgası alacak." "Bunun sonunda da" diyor Expressen, "petrol zengini Basra Körfezi'nde İran ve Irak'ın Şii yönetimlerinin hakimiyeti başlayacak. Tahran, Washington'dan Afganistan'da Taleban'ı, Irak'ta Saddam Hüseyin'i devirmesini rica etse ancak bu kadar olurdu." İngiltere'de Financial Times 'Irak'ın Arap komşuları için öncelik, iç savaşı önlemek' savına katılıyor. "Amerika'nın desteklediği seçimden rahatsız olsalar da, Arap hükümetleri için ne kadar sorunlu olursa olsun seçimi desteklemekten başka bir seçenek yok. Ürdün, Suudi Arabistan ve Mısır Sünnileri seçime katılmaya çağırıyor. Suudi Arabistan da dahil tüm Sünni komşuları, Şii hakimiyetinde bir Irak'ın, istikrarsızlıktan iyi olduğunu kabul ediyor." Blair'in Irak planları Financial Times ayrıca Başbakan Tony Blair ile yaptığı mülakata dayanarak "Blair, Irak seçiminden sonra denetim devrinin sinyallerini veriyor". diyor "Tony Blair, Pazar günkü seçimden sonra Amerika ve İngiltere'nin, Irak'ın önemli bölümünde denetimi Irak güvenlik güçlerine bırakacağının işaretini verdi. Böylece yeni seçilen hükümetin meşruiyeti vurgulanacak." "Blair, askerlerin ülkeden çekilmesi için kesin bir tarih vermenin söz konusu olmadığını söyledi ama, koalisyonun yeni hükümet ile denetim devri hakkında bir takvim hazırlamayı düşündüğünü kaydetti. Blair'e göre çekilmenin ne zaman gelebileceğini de, bu takvimin başarısı belirleyecek." Blair'in açıklamaları Irak ile sınırlı değil. Orta Doğu barış süreci için şöyle diyor İngiltere Başbakanı: "Önümüzdeki bir kaç hafta içinde Amerika'nın çok net bir yönelim ortaya koyduğunu göreceksiniz. Başkan Bush sözünün eridir. Ve koşullar uygun olursa bu süreci ilerleteceğini söyledi." Gazete İran konusunda, 'askeri seçenek gündeme gelir mi?' şeklinde bir soruyu "düşünülemez" diye yanıtlayan dışişleri bakanının aksine, Blair'in "İran teorik olarak başka şekilde durdurulamazsa askeri seçenek gündeme gelir mi?" sorusuna "Evet" yanıtı verdiğine de dikkat çekiyor. Blair ABD Başkanı Bush'un yemin töreninde demokrasiyi yayacaklarını söylediği konuşmasını da "gayet ilerici" diye niteliyor. "Amerikalılar bir demokrasi olması gerektiğini düşündükleri her ülkeyi işgal edemeyeceklerini biliyorlar. Ama insanları daha demokratik ve daha açık olmaya teşvik edeceklerini söylemekte yanlış bir şey yok." Blair, Bush'un iklim değişikliği konusundaki Kyoto Protokolü'nü imzalamayacağını kabul etmekle birlikte en azından bu konuda diyaloga açık olacağını vurguluyor. Forumlar sezonu Bu başlıklar bugün İsviçre'nin Davos kentinde başlayan Dünya Ekonomik Forumu'nda da gündeme gelebilir. Bir yanda Davos toplantıları bri yanda Porto Alegre'de Dünya Sosyal Forumu başlarken, Fransız Liberasyon, küreselleşmeyi "aynı başta iki farklı yüzü olan" mitolojik karakterlere benzetiyor. "Zengin Kuzey yarıküreye ait yüzü Davos'ta görebilirsiniz, diğeri ise Brezilya'da toplanan 'alternatif küreselleşmeciler' tarafından temsil ediliyor. Ama küresel köyün bir gecekondu mahallesine dönüşmesi tehlikesi anlaşıldıkça bu iki yüz yavaş yavaş birleşiyor." Gazeteye göre Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac'ın yoksulluğa karşı mücadele için özel bir vergi getirilmesi fikri; İngiltere'nin G-8 liderliğini kalkınmayı desteklemek için kullanma planı ve Afrika için Marshall Planı girişimi bunun kanıtları. İngiliz Times, Maliye Bakanı Gordon Brown'un bugün yoksul ülkelere bir milyar sterlin tutarında (2 milyar dolar) bir yardımı açıklayacağına dikkat çekiyor. "En yoksul ülkelerde çocukların aşılanması için 1 milyar sterlin vaadedilecek. Maliye Bakanı'nın 15 yılı kapsayan bu müthiş taahhüdü, dünyanın en zengin adamı Bill Gates'ün dün açıkladığı 750 milyon dolarlık bağışın iki katı. Brown bu şekilde beş milyon çocuğun hayatının kurtarılabileceğine inanıyor." Ancak gazete, girişim bu kadar uzun vadeli olduğundan, Brown ve Blair'in siyasi kariyerlerinden daha öteye uzanabilir ve bu nedenle gelecekte olası bir iktidar olacak Liberal Demokratların ve Muhafazakarların da desteğini almalı görüşüne yer veriyor. Almanya'da yüzleşme Yahudi soykırımı anma törenleri, Alman gazetelerinde hakim konu olmaya devam ediyor. Die Welt, Almanya'ya gelecekte düşen göreve dikkat çekiyor: "Bundan böyle her nerede ihlal ediliyor olursa olsun insan haklarını, hukukun üstünlüğünü ve özgürlüğü savunmak için savaşmalıyız." İngiltere'de Daily Telegraph, Başbakan Gerhard Schröder'in dün yaptığı açıklamaları memnuniyetle karşılayarak, "Almanya geçmişiyle yüzleşiyor" diyor. Independent ise ilk sayfasını Darfur'lu bir mülteciye ayırmış. Almanya'daki ve Ruanda'daki soykırımlar ardından verilen sözleri anımsatan gazete, manşetinde "Bir daha asla mı?" diye soruyor. Gazete "dünya Soykırım'ın yıldönümünü anmaya hazırlanırken, Darfur'da insanlığa karşı suç işlenmeye devam ediliyor" diyor ve şu rakamları veriyor: "Birleşmiş Milletler'de diplomatlar ne yapılacağını düşünedursun, Darfurlu mültecilerin yüzde 60'ı, ailelerinden birinin atlı militanlarca öldürülüşüne tanık olduklarını söylüyor. Beş kişiden dördü, köylerinin yıkılışını görmüş. Annan bu konudaki raporunu Pazartesi günü Güvenlik Konseyi'ne sunacak. Konsey'in güçlü üyelerinden İngiltere için şimdi karar zamanı" Guantanamo'dan dönüş İngiliz gazetelerinde günün konusu ise şüphesiz Guantanamo'da tutulan dört İngiliz vatandaşının ülkeye iade edilmesi. Independent "tutsakların dönüşü sevindirici ama alıkoyma ve işkence sürüyor" diyor. "Guantanamo'nun şimdi ülke dışındaki Amerikan gulagları arasında buzdağının görünen ucu olduğu açık. Suudi Arabistan'da, Afganistan'da ve Yemen'de terör zanlıalrını sorgulamak için benzer merkezler açılması düşünülüyor. Böylece Kızılhaç rahatsızlık verici ziyaretler yapamayacak. Bizim hükümetimiz ise yasadışı alıkoymaya karşı duracağına bunu uygulamaya girişti." Independent İngiltere'de terör zanlılarına süresiz gözaltı uygulamasını bu ifadelerle eleştirirken, Guardian hükümetin bu konuda geri adım atacağını duyuruyor. "İçişleri Bakanı Charles Clarke, kaygıların giderilmesi için 11 Eylül sonrası çıkarılan terörle mücadele yasasında değişiklikler önerecek. Öneriler terör zanlılarının süresiz gözaltında tutulması yerine interneti, cep telefonlarını kullanmalarına yasak getirecek. Yeni düzenlemeler belki ev hapsini de içerebilir." Saakaşvili'den taviz Financial Times Gürcistan lideri Mihail Saakaşvili'nin bugün Avrupa Konseyi'ne yapacağı ziyarette ayrılıkçı Güney Osetya bölgesi için 'geniş kapsamlı' bir özerklik planı açıklayacağını duyuruyor. "Saakaşvili Güney Osetya'ya eğitim, kültür ve asayiş konularında tam yetki ve dil konusunda teminatlar verecek bir iktidar paylaşımı planı önermeyi düşünüyor." "Tiflis'teki merkezi hükümet ise güvenlik, savunma, dış politika ve mali politikadan sorumlu olacak. Bu plan Saakaşvili'nin Rusya'yı kızdırmadan toprak bütünlüğünü sağlama çabaları açısından hayati." Güney Osetya lideri ise Eduard Kokoity ise önerilere pek sıcak bakmıyor. "Kokoity 'Saakaşvili trenin kalktığını anlamıyor. Güney Osetya bağımsız statüsünü 1995'teki referandumla kararlaştırdı" diyor. Adalet bu mu? Times'ta yer alan bir habere göre şempanzelerin insanlara benzeyen bir yönü daha ortaya çıktı: Adalet duygusu. Üstelik kendilerine adil davranılmadığında buna göz yumma oranları, duruma göre değişiyor. Uzmanlar bunu denemek için meyvelerle ödüllendirmeyi içeren bir deneme yapmış ve ödülleri dağıtırken pek de adil davranmamış. Vardıkları sonuç için "Nasıl insanlar kendileri yerine, kayırılan biri arkadaşları ya da akrabaları ise çok ses çıkarmayıp, bir yabancı ise tepki veriyorsa, şempanzeler de aynısını yapıyor." diyorlar. "Georgia Üniversitesi'ndeki bilimadamları bu tepkiyi, aynı gruba mensup şempanzelerin "bugün sana yarın bana" anlayışı olarak açıklıyorlar." |
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||