BBCTurkish.com
NEWS
SPORT
WEATHER
Son güncelleme: 28 Ocak, 2005 - TSİ 07:56
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
28 Ocak 2005 Basın Özeti
Yahudi soykırımını anma etkinlikleri bir haftadır olduğu gibi bugün de, tüm Avrupa gazetelerinde en dikkat çeken ortak tema.

İngiltere'de yayımlanan gazeteler

İspanya'da, El Periodico, İspanya'nın Auschwitz'deki anmaya sadece meclis başkanı düzeyinde katılmasını mazur gösterecek hiç bir bahane olamayacağını savunuyor.

Gazete dün Madrid'deki parlamentoda düzenlenen anma törenini memnuniyetle karşılıyor. Ancak bunu yine de "gecikmiş bir adım" olarak görüyor.

"Franco döneminde Hitler'i desteklemiş bir İspanya'nın, yıldönümünü anmak için bir taahhüt altına girebilmesi fazla uzun sürdü. Altı bin vatandaşını toplama kamplarında kaybetmiş, 45 bin vatandaşını da bu suçu işleyenlerin yanında savaşmaya göndermiş bir ülke, bu gibi konularda daha hassas olmalı."

Polonya gazetesi Trybuna, Devlet Başkanı Aleksander Kwas-niewski'nin törende yaptığı konuşmada kampı özgürlüğüne kavuşturanların, Sovyet askerleri olduğunu vurguladığına dikkat çekiyor.

"Bu altı çizilmesi gereken bir nokta. Çünkü ulusal medyamızda, 'kurtarma' kavramının yerini bütünüyle 'işgal' kavramı almış durumda. Bir işgalin yerini hiç bir yönden daha iyi olmayan bir diğerinin aldığını duyuyoruz. Oysa bu tarihin çarpıtılması demek. Hayalgücü en geniş olanlar bile, kimseyi Sovyet askerlerinin SS kasaplarından farksız olduğuna inandıramaz. "

Almanya'da Die Welt, soykırımı anmada bir "Avrupalılaşma" olduğunu belirtiyor. Gazeteye göre, Avrupa Yahudi soykırımına verdiği tepki üzerinden ortak bir kimlik yaratıyor.

"Sonuç olarak da, Auschwitz sadece Nazi suçlarının değil, milli tarih anlayışının Avrupalılaşmasının da simgesi haline geliyor" diye yazıyor.

Barzani: Kerkük'de taviz yok

İngiliz gazeteleri, Irak ile ilgili gelişmeleri yakından izlemeye devam ediyor.

Independent altı sayfasında, Irak'taki savaşın ardından gelinen noktayı tartışıyor. Gazetenin ortaya attığı sorulardan biri Kürtler devlet için girişimde bulunacak mı? Gazetenin yanıtı:

"Pek olası değil. Çünkü Kürtler, Saddam'ın devrilmesi ile istediğini alan belki de tek grup. Üstelik de kılpayı olarak."

"İşgalden hemen öncesine kadar Amerika, Türklerin, bir kuzey cephesi açmasına karşılık olarak, Irak'taki Kürdistan'ı işgal etmesi senaryosunu uygulamaya hazırdı. Türkler öneriyi reddedince Amerikalılar da Kürtlere dayanmak zorunda kaldı."

"Kürtler duygusal olarak bir devlete kavuşmayı isteseler de şimdi zaten, bağımsız bir devlet ilan etmenin tehlikelerine uğramadan bağımsızlığı fillen yaşıyorlar. Amerikalılar da Irak içinde bu kadar az müttefikleri varken onları terketmeyecektir."

Financial Times'a bir mülakat veren Erbil'deki Kürt yönetiminin başbakanı Neçirvan Barzani, Kerkük konusunda taviz olmayacağını söylüyor. Türkiye'nin bu konudaki uyarılarına dikkat çeken Financial Times, bu açıklama seçimden sonraki haftalarda bir gerginlik yaşanması olasılığını gündeme getirdi" diyor.

"Barzani, Amerika ve İyad Allavi'nin bu sorunu zamana bırakarak çözebileceklerini düşünmekle hata ettiğini savundu. 'Kürtlerin Kerkük konusundaki hassasiyetini ne Bağdat'ın ne Washington'un kavradığını anladık' diyen Barzani, 'Oysa bu Kürtlerin herhangi bir taviz vermeyeceği bir konu' dedi. "

Financial Times'a göre Kürt liderler 275 sandalyeli mecliste 75 sandalye kazanmayı ve bazı kilit görevlerin kendilerine verilmesini bekliyor.

Çıkış stratejisi

Guardian, İngiliz Savunma Bakanı Geoff Hoon ve ABD Savunma Bakanı Donald Rumsfeld Pazartesi günü Irak'tan çıkış stratejisi üzerinde anlaştığını yazıyor.

"Amerika ve İngiltere polis eğitimi alan Iraklıların sayısının iki katına çıkarılması ve polis ile asker arası bir görev yapacak yeni Irak birimleri kurulmasına dayanan bir Irak'tan çıkış stratejisi üzerinde gizlice uzlaştı."

"Plan, geçen ay Pentagon tarafından Irak'a göndeirlen emekli general Gary Luck'ın tavsiyeleri doğrultusunda hazırlandı. Bir İngiliz ordu kaynağı "Savunma bakanının şu anda tüm çalışmaları kamuya açıklanacak bir takvimi olmayan bir çıkış stratejisi geliştilmesine dayanıyor dedi."

Gazeteye göre Irak güvenlik kuvvetlerinin oluşturulması hızlandırılabilirse olası aşamalı çekilme tarihleri, anayasanın onaylanacağı 15 Aralık ve yeni genel seçime gidileceği 15 Aralık olabilir.

Independent'ta yazan BBC'nin eski genel müdürü Greg Dyke ise, bugünün BBC'nin Irak savaşı yayınları ardından başlatılan Hutton soruşturmasının yıldönümü olduğunu anımsatıyor.

BBC'nin Başbakanlığın Irak istihbaratını abarttığı yolundaki haberlerinin temelde doğru olduğunu savunan Dyke soruyor: "Savaşın başlaması üzerinden iki yıl, Hutton raporu üzerinden bir yıl geçti. Peki Blair neden hala istifa etmedi?

"Lord Butler vermesi gereken kararı vermekten kaçındı. Raporunda istihbarattaki hatalar dolayısıyla tek bir bireyin suçlanamayacağını ve bunun kolektif bir hata olduğunu belirtti. Lord Butler işin aslını kavrayan bir rapor hazırlamasına rağmen, Başbakan'a istifa etmesi gerektiğini söyleyecek cesareti bulamadı."

Ukrayna - AB ilişkileri

Almanya'da Der Tagesspiegel, Avrupa Komisyonu'nun Ukrayna'nın Avrupa Birliği'ne katılma arzusuna soğuk yaklaşmasını eleştiriyor.

Brüksel ile Kiev arasındaki ilişkilerin Yuşçenko öncesi dönemde olduğu gibi "buz gibi soğuması" tehlikesine işaret eden Der Tagesspiegel'e göre, Türkiye'ye üyelik umudu verip Ukrayna'yı bundan mahrum bırakmak "bir skandal".

Avusturya'dan Der Standard ise bu tavrı anlayışla karşılıyor. Aksi yönde bir adımın, Birliğin Gürcistan ve Fas gibi ülkelere ortaklık statüsü verme çabasını altüst edeceğini kaydediyor.

Der Standard, "Kiev'e de üyelik yolu umudu sunulursa, Tiflis, Rabat ya da hatta Trablus'u bile reddetmek zor olur." diye yazıyor.

BBC'ye eleştiri

Avrupa Birliği ilk anayasını referanduma sunmak için geri sayarken, İngiliz gazeteleri BBC'nin AB yayınlarının bağımsız bir komisyon tarafından eleştirildiğini aktarıyor.

Times, "Komisyon raporu BBC'yi kasten Avrupa Birliği lehine yapmak konusunda aklıyor" diyor. Ama "kurumun kültüründe AB lehinde taraflı bir yaklaşım" olduğu hüküme varıldığını belirtiyor.

Rapora göre BBC haberlerinde "kurumsal anlayış, AB yanlısı varsayımların yeterince sorgulanamamasına" yol açıyor.

Hukuk devleti mi, panik devleti mi?

İngiltere'de en yoğun biçimde tartışılan konuların başında, yeni gündeme getirilen, "terör zanlılarına ev hapsi" uygulaması var.

Daily Telegraph'ın İngiliz İçişleri Bakanı Charles Clarke ile yaptığı mülakata bakılırsa, planlar sanıldığından çok daha geniş kapsamlı.

Bir suçla itham edilemeseler de terör zanlılarının aileleri ve arkadaşları da ev hapsine alınabilir; eve girenlerin aranması gündeme gelebilir. Gazetenin Clarke ile yaptığı mülakatta şu ifadeler dikkat çekiyor:

"Toplumumuzu yoketmek konusunda ciddi olan insalar var. Olağanüstü hal durumundayız. Benim öncelikli görevim insanları korumak. Hakları mutlak kavramlar olarak görmüyorum."

Gazete bu planların özellikle insan hakları savunucularının büyük tepkisini çekeceğini vurguluyor ve şu yorumu yapıyor:

"Bu plan devletin, özellikle barış zamanında kesinlikle emsali olmayan bir şekilde, haklarında suçlama bile olmayan insanların hayatına müdahale edeceğini gösteriyor."

Daily Telegraph, tartışmaları bir karikatüre de taşımış. Charles Clarke, adalet simgesi olarak resmedilmiş. Ama bu kez "adalet" bir elindeki teraziyi atmış, iki elinde de birer kılıçla saldırıya hazır.

İsviçre'de Le Tribune de Geneve, de gelişmeleri kaygıyla izliyor. Gazete, "batı demokrasileri birer hukuk devleti mi yoksa panik devleti mi?" diye soruyor.

"Teröristlerin insan hayatına kastetmekten bile daha öncelikli hedefi, demokratik düzen ve özgürlükleri baltalamak. Saldırılar ise bireysel özgürlükleri ciddi şekilde baltalayan yasalar yapılması çağrılarına yol açıyor."

Gazete bu bağlamda İngiltere'deki, yüksek yargıçların süresiz gözaltı uygulamasına itiraz etmesini övgüyle anıyor.

Chirac'ın partisinde çatlaklar

Fransa'da Liberation, iktidar partisi içinde oluştuğunu belirttiği çatlakları tartışıyor. Gazete partinin görünümünü 1939 - 1940 yılları arasında, yani Almanya'nın Polonya'yı işgali ile Fransa'ya yönelmesi arasında geçen dönemdeki, "sahte savaş" olarak adlandırılan ortama benzetiyor.

Gazeteye göre bu savaşta bir kampta Chirac'ı, diğer kampta partinin yeni lideri Nicolas Sarkozy'yi destekleyenler var.

"Her iki taraf da nezaket tebessümleri gerisine gizlenerek, en korkulan şeyin gerçekleşmeyeceğine inanmaya çalışıyor"

"Chirac, cumhurbaşkanlığından sonra kendisini nasıl bir hayatın beklediğini bilmiyor, partinin de Chirac'tan sonraki hayatla yüzleşme sorunu var. Parti üyeleri, eski mobilyalara duydukları sevgi ile daha modern bir dekorasyon yaptırma arzusu arasında sıkışmış kişiler gibi."

İlgili haberler
BAŞLICA HABERLER
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
Programlarımız|Frekanslarımız|Türkçe Bölümü hakkında|İşbirliği|Bize ulaşın
BBC Copyright Logo^^ Başa dön
Haberler | Basın Özeti | Dünyaya Açılan Pencere | Özel Dosyalar | Haberlerle İngilizce
BBC News >> | BBC Sport >> | BBC Weather >> | BBC World Service >> | BBC Languages >>
Yardım|Görüşleriniz|Gizlilik