|
4 Şubat 2005 Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Daily Telegraph gazetesinin iç sayfalarındaki bir haberin başlığı "Seçkin bir diplomatın çöküşü".
Haberde bahsedilen kişi, Birleşmiş Milletler'in Irak'a yönelik eski 'gıda karşılığı petrol' programının başkanı Benon Sevan. Programla ilgili bağımsız soruşturmanın ara raporunda Sevan, örgütün güvenilirliğini zayıflatmakla suçlanmıştı. Daily Telegraph muhabiri Francis Harris, raporun Sevan için ağır bir darbe olduğu görüşünde: "67 yaşındaki Benon Sevan, Kıbrıs'ta büyüyen bir Ermeni. 40 yıldır Birleşmiş Milletler'de çalışıyor. New York, Afganistan ve Endonezya'da görev yaparak Birleşmiş Milletler'de önemli görevler üstlendi. Eğer 'gıda karşılığı petrol' programıyla ilgili skandal patlak vermeseydi, Sevan yılda yaklaşık 55 bin dolar maaşla emekli olacaktı." Times ise haberi, Basralı iki kızın fotoğraflarıyla birlikte vermiş. "Irak petrolü bu kızlara gıda, Birleşmiş Milletler'e de, tarihinin en büyük skandalını getirdi" diyor gazete. Gazetenin New York muhabiri James Bone, dün yayımlanan raporla, yaklaşık 64 milyar dolarlık 'gıda karşılığı petrol' programında yolsuzluk yapıldığı iddialarının teyid edildiğini söylüyor. Bone şu noktaya da dikkat çekmiş: "Ancak Amerikan Merkez Bankası'nın eski başkanlarından Paul Volcker'ın hazırladığı rapor; Rusya, Fransa ve diğer ülkelerde politikacılara ödendiği iddia edilen paralarla ilgili önemli soruları yanıtlamıyor. Rapor ayrıca, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan'ın oğlu Kojo'nun, olaylardaki rolü hakkında da bir yorum içermiyor." Irak'ta polis akademisinden izlenimler Guardian'ın bugünkü manşetinde ise gazetenin muhabirlerinden Rory Carroll'ın Bağdat izlenimleri var. Carroll, Iraklı polislerin eğitildiği bir akademiyi ziyaret etmiş. Haberde eğitilen polislerin fotoğraflarının üzerinde şu spot yer alıyor: "İngiltere ve Amerika Birleşik Devletleri'nin, Iraklı isyancılarla mücadeleyi devralmalarını umduğu kişilerle tanışın. Tabii eğer yeterince uzun yaşarlarsa." Carroll eğitimleri sırasında polis adaylarına sorulan bir soruyu ve yanıt şıklarını da açıklamış: "Yakınınızda bir bombalı saldırı meydana gelirse ne yaparsınız: a) mümkün olan en hızlı şekilde kaçmak, b) vatandaşların çevreyi boşaltmasını sağlamak, c) bunun göreviniz olmadığını bilerek çok uluslu gücün durumu devralmasına izin vermek, d) yukarıdakilerin hepsi." Rort Carroll, "Belki de Irak'ın güvenliğinin geleceği bu soruya verilen yanıta bağlı" diyor ve ekliyor: "Eğer yanıtların çoğu a şıkkıysa, yeni hükümet sarsılacak, isyan hareketi güçlenecektir." İran'da Rafsancani'ye dikkat Independent'in iç sayfalarında ise İran'la ilgili dikkat çekici bir haber var. Haberin başlığı, "Tahran, Amerika'yla köprüleri inşaya çalışabilir". Habere bakılırsa, İran liderlerinin, George Bush'un ulusa sesleniş konuşmasına tepkilerine karşın, haziran ayındaki cumhurbaşkanlığı seçiminin favorisi eski başkan Haşimi Rafsancani, farklı bir üslup benimseyebilir. Yazıda, bu durumun gerekçeleri şöyle açıklanmış: "Rafsancani'yi destekleyen kesimler arasında, çok sayıda iş adamı, diplomat ve yetkililer var. Bu kişiler, 1980'deki rehine krizi sonrası İran'la Amerika'nın yollarının ayrılmasını büyük bir stratejik hata olarak görüyor. Amerika'yla diplomatik ilişkilerin yenilenmesi ve İran'a Amerikan yatırımının cesaretlendirilmesinden yanalar." Rice'ın Avrupa'ya mesajları İngiliz gazeteleri, Amerika Birleşik Devletleri Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice'ın bugün İngiltere'de başlayacağı Avrupa ve Orta Doğu turuna da geniş yer ayırmış. Financial Times'a göre Rice'ın Avrupa'daki temaslarında ana gündemi iki konu oluşturuyor: İran ve Çin. Gazete, Rice'ın İngiltere Başbakanı Tony Blair'le yapacağı görüşmelerde; İran'ın nükleer programı ve Çin'e yönelik silah ambargosunun öncelikle ele alınacacağını belirtiyor. Financial Times'a bakılırsa Rice'ın getireceği mesajin özü şu: "İttifaklar ve diplomasi, Amerikan dış politikasının köşe taşları olacak". Gazetenin bugünkü başyazılarından birinin başlığı ise "Atlantik Yaklaşımları". Financial Times, Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa'nın, Orta Doğu'da birlikte çalışabileceklerini söylüyor, ancak şu hususu da eklemeden geçmiyor: "Amerika ve Avrupa arasındaki ruh halini yansıtan müzik, bugünlerde çok daha iyi. Washington, savaş değil, diplomasi davulu çalmak istiyor. Ancak George Bush bir konuda çok açık: Hala, istediklerini müttefiki olarak seçecek. Görev, koalisyonu belirleyecek. Uluslararası ittifaklara inananlar için de, bu pek güven verici değil." Aynı gazetenin yorum sayfasında ise Washington merkezli Amerikan Enterprise Enstitute'ün başkan yardımcısı Danielle Pletka'nın bir yazısı var. Yazının başlığı, "Avrupa Bush"un ezgisiyle dans etmeye başlıyor". Pletka, Amerikalı ve Avrupalı yetkililerin; İsrail-Filistin sorunundan İran'a, Türkiye'den Ukrayna'ya aynı görüşleri dile getirmeye başladıkları görüşünde. Pletka'nın yazısında Türkiye'ye değindiği satırlar ise şöyle: "Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne üye olması gerektiğine yönelik mantık ve aksi takdirde Türkiye'nin Orta Doğu bataklığına çekileceğine yönelik vizyon, bugün Brüksel'de de daha bilge şekilde karşılanıyor. Türkiye'yi peşin ret yok Times gazetesinde ise Almanya'da ana muhalefetteki Hristiyan Demokrat Parti'nin lideri Angela Merkel'le yapılmış bir mülakat var. Yazıda, Merkel'in İngiltere'de genellikle Almanya'nın Margaret Thatcher'ı olarak görüldüğü belirtiliyor. Mülakatı yapan Bronwen Maddox ise Merkel'in Türkiye'nin Avrupa Birliği üyeliğine yönelik tutumuna dikkat çekmiş. "Türkiye'nin üyeliğini Almanya Başbakanı Gerhard Schröder hararetle destekliyor, Merkel ise buna karşı çıkıyordu. Ancak Merkel daha önceki açıklamalarının aksine, Hristiyan Demokrat Parti'nin iktidara gelmesi halinde, Almanya'nın bu konudaki politikasını değiştirmeye çalışacağını söylemedi." Londra'da rekor defile Daily Telegraph gazetesinde ise tarihe geçtiği belirtilen bir defilenin haberi var. Gazete dün Londra'da More dergisince düzenlenen bir defilede 28 mankenin, sabah dokuzdan akşam yediye kadar podyumda toplam iki mil, yani yaklşaık 3,2 kilometre yürüdüklerini söylüyor. Organizatörler, İngiliz Uluslar Topluluğu Klübü'ndeki defilenin, 'en uzun moda şovu' olarak 2006'da Guiness Rekorlar Kitabı'na girmesi için çalışmaya başladıklarını belirtiyor. |
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||