|
Dolaylı görüşmelerden referanduma: Kıbrıs süreci | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Kıbrıs'ta 24 Nisan'da taraflara sunulan Annan Planı yıllardır süren uzun çalışmaların sonunda gelinen noktayı simgeliyor. Adada çözüm sağlamak amacıyla yaklaşık 30 yıldır toplumlararası görüşmeler yapılıyor. Bu görüşmeler 1974'te Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin aldığı bir karar doğrultusunda Genel Sekreter'in iyi niyet misyonu adı altında yürütülüyor.
O zamandan bu yana pek çok Genel Sekreter Kıbrıslı Rum ve Türk liderlerle çeşitli girişimler yaptı. Ancak bunların hiçbiri her iki tarafın da kabul edilebilir gördüğü bir çözüm formülü ortaya çıkmadı. Müzakerelerde son dönem Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan'ın girişimleri ile başladı. Dolaylı görüşmelerden, al - ver pazarlığına Bu konudaki çalışmalar özellikle son beş yıl içinde, Kıbrıs'ın Avrupa Birliği'ne üyelik çabalarının da gündeme gelmesi ile hız kazandı. 1999 Aralık ayından 2000 Kasım'ına kadar Glafkos Klerides ve Rauf Denktaş ile dolaylı görüşme turları düzenlendi. Bunu 2002 Ocak ayında başlayan doğrudan görüşmeler takip etti. İşte bu süreçte Kofi Annan, kamoyunda kendi adıyla anılan, ancak "Kıbrıs Sorununa Kapsamlı Çözüm için Zemin" başlığını taşıyan planı masaya getirdi. 11 Kasım 2002'de açıklanan ve pek çok kez gözden geçirilen bu planda, 16 Nisan 2003'ten yani Kıbrıs ve AB arasında katılım anlaşmaları imzalanmadan önce, adada planın referanduma sunulması öngörülüyordu. Avrupa Birliği'nin genişleme sürecinde takvimin ilerlemesi ile adadaki çözüm arayışları da hızlandı. Lahey'de buluşan liderler uluslararası toplumdan gelen yoğun baskılara rağmen, Birleşmiş Milletler'in önce 28 Şubat 2003'e kadar tanıdığı, ardından 10 Mart'a kadar uzattığı süre içinde, Annan Planı üzerinde uzlaşamadı.
Annan, Birleşmiş Milletler'e sunduğu raporda planın masada olduğunu ancak siyasi irade bulunmadıkça yeni bir girişim yapmayacağını bildirdi. 2003 yaz aylarında Türk tarafında, Kıbrıs'ta çözüm talebiyle geniş katılımlı gösteriler düzenlendi. 2004 yılı başında ise Türkiye'den gelen olumlu sinyaller ve adanın kuzeyinde 2003 sonunda yaşanan iktidar değişikliğinin etkisiyle Annan bir girişim daha yapacağını ilan etti. Böylece Kıbrıs için kritik bir yıl olarak kayıtlara geçen 2004 yılı yeni bir çözüm umuduyla başlamış oldu. 2004 yılı içindeki gelişmeleri adım adım takip etmek ve anımsamak için ilgili haberlerin üzerine tıklayın. Annan Planı masada BM Genel Sekreteri Kofi Annan özellikle Türkiye'den aldığı olumlu sinyaller ardından, bir sene boyunca donan Kıbrıs görüşmelerinde son bir hamle yapmak üzere tarafları 10 Şubat'ta müzakerelere davet etti.
Bu davet doğrultusunda iki tarafın liderleri 19 Şubat'ta Genel sekreteri'in Kıbrıs Özel Danışmanı titrini taşıyan Alvaro de Soto arabuluculuğunda yeniden masaya oturdular. Liderler daveti kabul ederken, Annan'ın çizdiği çerçeveye göre 22 Mart'a kadar taraflar plan üzerinde uzlaşamazsa, konunun dörtlü müzakereye taşınacağını, bunda da çözüm olmazsa ayrıntıların Genel Sekreter'e bırakılacağını baştan kabul etmişti. Kıbrıs müzakereleri Lefkoşa'ya taşındı New York görüşmeleri ardından liderler yeniden adaya dönerek plan üzerinde anlaşmaya varmak için yoğun bir müzakere programına başladılar ve BM yetkililerinin de katılımıyla Yeşil Hat'ta görüşmeler yaptılar. Hava geriliyor Mart ayının ilk günlerinde Denktaş çözüm için fazla şans görmediğini söylerken, Yunanistan iktidar değişikliği getiren bir seçim için sandık başına gidiyordu. Görüşmeler İsviçre'ye taşınıyor 24 Mart'ta İsviçre'nin Burgenstock kasabasında başlayan görüşmeler tarafların ilk kez dörtlü olarak, yani Türkiye ve Yunanistan'ın da başbakanlar düzeyinde masaya oturması açısından öncekilerden bir adım daha ilerideydi. Ancak bir hafta süren müzakerelerde taraflar anlaşma için bir nihai metin üzerinde uzlaşma sağlayamayınca, plan üzerindeki boşlukları daha önceden kararlaştırıldığı gibi BM Genel Sekreteri Kofi Annan doldurdu.
Referanduma geri sayım Annan planının masaya konmasından sonra taraflar adadaki iki halkı plan konusunda ikna kampanyalarına başladı. Avrupa Birliği ve BM yetkilileri planın kaçırılmaması gereken bir fırsat olduğunu her fırsatta tekrarladı. Ancak adadaki iki lider Rauf Denktaş ve Tassos Papadopulos'un tavrı ve beyanatları planın reddedilmesi gerektiği yolunda oldu.
Ay sonuna doğru düzenlenen Bağışçılar Konferansı hazırlık toplantısı da referandum öncesi vaatleri masaya getirmek için bir fırsattı. Bu toplantıda Avrupa Birliği, ada yeniden birleşirse iki tarafta uyum çalışmaları için beş yılda 2 milyar Euro tutarında kaynak aktarımı gerekeceğini bildirdi.
BM Güvencesi çabaları başarısız oldu Kıbrıslı Rumların en büyük partisi konumundaki AKEL'in planı desteklemek üzere Birleşmiş Milletler'den uygulama güvencesi istemesi, aksi halde plana hayır diyeceğini bildirmesi uluslararası toplumu harekete geçirdi. Avrupa Birliği bu tavra tepki gösterdi. Hatta genişlemeden sorumlu komisyon üyesi Günter Verheugen, Rumlar tarafından aldatıldığını söyledi. ABD ve İngiltere, BM Güvenlik Konseyi'ne adadaki barış gücünün yetkilerini artıran, adaya silah ambargosu getiren bir karar tasarısı sundu. Ancak Rusya, böyle bir karar alınmasının adadaki referandum sonucunu etkileyeceğini ve bir müdahale anlamına geleceğini savunarak kararı veto etti. Böylece adanın güneyindeki iki büyük iktidar partisinin sandık başına giderken tavrı 'hayır'dan yana oldu. |
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||