|
İsviçre’deki Kıbrıs zirvesini kim kazandı | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
İsviçre’deki Kıbrıs zirvesi beklendiği gibi anlaşmazlıkla sonuçlandı. BM Genel Sekreteri Kofi Annan, tarafları orta yolda buluşturmayı başaramayınca 24 Nisan’da referanduma sunulacak belgede son sözü kendisi söylemek zorunda kaldı.
Zirvenin bu şekilde noktalanması referandumlardan anlaşmaya evet çıkması olasılığını tehlikeye soktu. 19 Şubat’ta Kıbrıs’ta başlayan görüşmelerde anlaşma sağlanamayınca taraflar New York’ta Birleşmiş Milletler’e verdikleri söz uyarınca İsviçre’ye geldi. New York’taki mutabakata göre, burada Türkiye ve Yunanistan’ın da katılacağı görüşmelerde de anlaşma olmazsa, uzlaşma sağlanamayan konularda son sözü Genel Sekreter söyleyecekti. Görüşmeler, 24 Mart’ta Luzern kentine bağlı, Burgenstock adlı tatil beldesinde başladı. Burgenstock’taki üç otel de heyetler için kapatıldı. Bölgeye heyetlerin dışında kimsenin girmesine izin verilmedi. Gazeteciler, Burgenstock’taki gelişmeleri 3 kilometre ötedeki Furigen’den izlediler. Zaman zaman heyetlerin ve Birleşmiş Milletler’in sözcüleri Fürigen’e gelip ne olup bittiğini anlattılar. Türk tarafı Burgenstock’a şu taleplerle geldi:
Zirvede Türk tarafının talepleri bir ölçüde karşılandı. İki kesimliliğin güçlendirilmesi için Türk tarafına gelecek Rumların oranı yüzde 21’den 18’e düşürüldü. Türk tarafı bunun yüzde 12 olmasını istiyordu. Siyasi eşitliğin güçlendirilmesi için senatoda Türk kurucu devleti temsil edeceklerin Türk, Rum kurucu devletini temsil edeceklerin Rum olması şartı getirildi. Türk tarafı, ileride Kuzey Kıbrıs’a yerleşecek Rumların, Türk kurucu devleti kontenjanından senatoya temsilci göndererek dengeleri bozmasından endişe ediyordu. Avrupa hukuku için güvence Türk tarafının en önemli kaygılarından biri de varılacak anlaşmanın Avrupa mahkemeleri tarafından Avrupa Birliği ilkelerine aykırı bulunarak delinmesiydi. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ndeki davaların Kıbrıs’a yönlendirilmesi ve Avrupa Konseyi’nin anlaşmayı bir uyum senediyle Avrupa Birliği temel hukukuna dahil edeceği konusunda Avrupa Birliği’nden söz alındı. Türk tarafı daha ilk günden harita konusundaki ısrarından vazgeçti. Bir Türk diplomat, bu kararı alırken “Tarihi Türk köylerinin Türk tarafında kalmasının daha uygun olduğunu düşündük” sözleriyle açıkladı. Zirvede ayrıca Türkiye’nin Avrupa Birliği üyesi olmasından sonra da Ada’da 650 Türk, 950 Yunan askerinin kalması kararlaştırıldı. Rum tarafının başlıca talepleri ise şunlardı:
Başkanlık konseyinin yapısı ve federal devletin işleyişi konusunda Rum tarafının talepleri doğrultusunda değişiklikler yapıldı. Takvimler kısaltıldı. Karpaz'a özel düzenleme Rum tarafı daha çok Rum göçmenin Kuzey’e gelebilmesi için Ada’nın doğu ucundaki Karpaz bölgesinin Rum kurucu devletinde kalmasını istiyordu. Türk tarafına kalacak toprakları yüzde 36’den yüzde 29,2’ye düşüren harita değiştirilmedi.
Ancak Karpaz’daki dört Rum köyü için özel düzenlemeler yapıldı. Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, görüşmelerin başlatılması için öneride bulunurken “Rum-Yunan tarafından hep bir adım önde olacağız” demişti. Gerçekten de öyle oldu. Diplomatlara göre, Burgensock’taki taktik savaşını Türk tarafı kazandı. Rum halkı Annan planına karşı olmasına rağmen, Kıbrıs Türk toplumu lideri Rauf Denktaş’ın açık muhalefetinden cesaret alan Rum tarafı önerilerin ortaya atıldığı 11 Kasım 2002 tarihinden bu yana sürekli “Plan temelinde müzakelere hazırız” diyerek uzlaşma isteyen taraf görüntüsü çizdi ve uluslararası topluluğu etkilemeyi başardı. Rum tarafı, bu politikayla Annan planı üzerinde hiçbir taahhüde girmeden Kopenhag Zirvesi’nde Avrupa Birliği üyeliği vizesi almayı başardı. Burgenstock’ta ise Rumlar uluslar arası topluluğun gözünde Annan planına karşı olan taraf durumuna düştü. Zirve boyunca Rum ve Yunan heyetlerinde müzakere taktiğini aşan bir memnuniyetsizlik gözlendi. Rum ve Yunan liderler sürekli Genel Sekreter’in Türkler lehinde tavır koyduğunu, kendi görüşlerinin dikkate alınmadığını öne sürdüler. Hatta bazı Rum yetkililer, uluslararası topluluğun empoze ettiği bir çözüm yerine Kıbrıslıların kendi alternatiflerini üretmesi gerektiğini söylediler. Genel Sekreter, referandumlardan evet çıkma olasılığını artırmak için anlaşmanın burada imzalanması ya da en azından referanduma götürülmesi konusunda taraflardan imza istedi. Rumlar bunu reddetti. New York mutabakatına göre zaten anlaşma referanduma götürülecekti. Ancak sembolik de olsa böyle bir imza Kıbrıslı Türkler ve Rumlar üzerinde olumlu etki yapacaktı. Liderlerin değerlendirmesi Görüşmelerden sonra Başbakan Erdoğan, memnuniyetini gizleyemedi ve Türk tarafının taleplerinin karşılandığını söyledi ve referandumda Türkiye’nin tavrının evet olacağını ima etti. Erdoğan’ın konuşmasında herkese tek tek teşekkür ederken Denktaş’tan hiç bahsetmemesi Rum gazetecilerin dikkatini çekti. Erdoğan, bu soruya gülerek “Denktaş zaten ev sahibi” diye cevap verdi. Yunanistan Başbakanı Kostas Karamanlis, “Maalesef anlaşma olmadı. Kararı Kıbrıslılar verecek. Umarım bunu sağduyu ve uzak görüşlülük anlayışı içinde yaparlar” demekle yetindi. BM Genel Sekreteri Kofi Annan, liderlere “Bu fırsatı kaçırmayın” çağrısında bulundu. Genel Sekreter’in Kıbrıs Özel Temsilcisi Alvaro de Soto, görüşmelerden sonra hayatının en zor basın toplantısını yaptı. Öfkeli Rum gazetecilere kaçamak cevaplar verdi. Alvaro de Soto, “Niçin hep Türklerin dediği oldu” diyen bir Rum basın mensubuna “Anlaşmada kalıcı sınırlamalar yok. Binlerce Türk askeri geri çekilecek. Yüz binden fazla Rum evine dönecek”dedi. Alvaro de Soto salonda Rum gazetecileri ikna etmeye çalışırken, salonun yaklaşık 20 metre ötesinde bir Türk diplomat, etrafını saran Türk gazetecilere “Maalesef Yunanlılar kaybetti” diyordu. Burgenstock zirvesi devam ederken Ada’nın Rum kesiminde yapılan anketlerde plana bu haliyle evet diyenlerin oranının yüzde 4’e kadar düştüğü ortaya çıktı. Kıbrıs Türk toplumu lideri Rauf Denktaş da anlaşmada Türk tarafı lehine bazı değişiklikler yapıldığını ancak bunların yeterli olmadığını söyledi. Şimdi Kıbrıs’ta kritik bir süreç başlıyor. 24 Nisan’da Ada’nın iki tarafında da ayrı ayrı yapılacak referandumlar, BM’nin envanterindeki en eski uluslar arası sorun olan Kıbrıs meselesinin kaderini belirleyecek. |
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||