|
Kıbrıs: Heyetler Luzern'de bakanlar Brüksel'de | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
İsviçre’nin Luzern kentinde süren Kıbrıs pazarlığı iki günlüğüne Avrupa Birliği’ne üye ve aday ülkelerin liderlerini biraraya getiren zirve nedeniyle Brüksel’e taşındı.
Luzern’de bulunan Türkiye Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, Yunan muadili Petros Molivyatis ve Kıbrıs Cumhurbaşkanı Tassos Papadopulos, zirve için Brüksel’e gitti. Zirvede Kıbrıs konusunda ikili temasların yapılacağı belirtiliyor. Luzern’de ise Türk ve Yunan heyetleri arasında güvenlik ve garantiler konusuna ilişkin görüşmeler yapılıyor. Kuzey Kıbrıs Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş, Türkiye, Yunanistan ile Kıbrıs Türk ve Rum liderler arasındaki dörtlü görüşmenin Cuma akşamı yapılabileceğini söyledi. Serdar Denktaş, “Umarım Brüksel zirvesi sonrası süreç hızlanır” dedi. Rum ve Yunan heyetleri ise dörtlü zirve konusunda hiçbir şeyin kararlaştırılmadığını belirttiler. Birleşmiş Milletler kaynakları da henüz bu bilgiyi doğrulamadı. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan’ın Cuma gecesi Luzern’de olması bekleniyor. Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan ve Yunanistan Başbakanı Kostas Karamanlis’in de 29 Mart’ta Luzern’e belirtiliyor. Genel Sekreter, kısa bir süre için Luzern’den Tunus’a gidecek. Kıbrıs sorununa ilişkin gerçek pazarlıklar da Genel Sekreter’in dönüşünden sonra başlayacak. Luzern’deki görüşmelerde tarafların uzlaşamadığı noktalarda son sözü Genel Sekreter söyleyecek. Annan’ın referanduma sunacağı metni taraflara 31 Mart’ta ya da 1 Nisan’da sunacağı tahmin ediliyor. Taraflar, bu tarihten önce yapılacak görüşmelerde nihai belgede kendi tezlerinin yer alması için çaba harcayacak. Türkiye ve Yunanistan’ın yanı sıra Kıbrıslı Türk ve Rumlar da ortaya çıkacak metne göre 20 Nisan’da yapılacak referandum konusunda tavır belirleyecek. Türk tarafının müzakerelerde üzerinde durduğu en önemli konu varılacak anlaşmanın Avrupa Birliği’nin temel yasaları olarak kabul edilmesi. Türkiye ve Kuzey Kıbrıs, mağduriyetinin giderilmediğini düşünen Rum göçmenlerin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne gidebileceği endişesiyle böyle bir güvence istiyor. Türk tarafı ayrıca siyasi eşitlik ve iki kesimliliğin güçlendirilmesini ve Annan planındaki sınır hattının düzleştirilmesini talep ediyor. Rum tarafı ise daha çok sayıda göçmenin daha kısa süre içinde Kuzey’e dönmesini, Ada’da mümkün olduğu kadar az sayıda Türkiye kökenli KKTC vatandaşının kalmasını ve işleyebilir bir devlet mekanizmasının kurulmasını istiyor. |
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||