KCK'nın Halep ve süreç açıklaması ne anlama geliyor?

Halep'te Kürt silahlı güçlere ait yanmış bir pikap araç. Aracın üzerinde ağır silah teçhizatı görülüyor.

Kaynak, Kasim Yusuf/Anadolu/Getty Images

Fotoğraf altı yazısı, Halep'teki çatışmalarda onlarca kişinin hayatını kaybettiği ve yaralandığı düşünülüyor.
    • Yazan, BBC News Türkçe
    • Bildirdiği yer, İstanbul
  • Okuma süresi: 5 dk

PKK ve çizgisindeki grupların çatı yapılanması konumundaki Kürdistan Topluluklar Birliği (KCK), yaptığı son açıklamada Suriye'deki Şam yönetiminin, Halep kentindeki operasyonlarını eleştirdi.

Operasyonlar konusundaki tutumu nedeniyle Ankara'ya da tepki gösteren KCK, yaşananların Türkiye'deki çözüm sürecini "sabote ettiğini" de savundu.

Bu, KCK'nın sürecin başından bu yana yayımladığı en sert açıklamalardan biri oldu.

Türk güvenlik kaynakları ise Türkiye'deki sürecin Halep'te yaşananlardan etkilenmeyeceğini ve devam edeceğini savunuyor.

AKP sözcüsü Ömer Çelik de "terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge sürecinin yoluna devam edeceğini" belirtiyor.

Halep'te yaşananlar üzerinden ortaya çıkan gerilim, Türkiye'deki çözüm süreci ile Suriye'nin kuzeyindeki gelişmeler arasındaki bağlantıyı yeniden ortaya koydu.

2013 ile 2015 arasındaki çözüm sürecinde de bu bölgede yaşananların önemli etkileri olmuştu.

Halep'te ne oldu?

Şam yönetimi ile SDG arasında 10 Mart 2025'te imzalanan mutabakat çerçevesinde, Kürtlerin kontrolündeki bölge ve güçlerin 2025'in sonuna kadar merkezi yönetime entegre edilmesi üzerinde uzlaşıldı.

Ancak sürenin dolmasına karşın anlaşmanın nasıl uygulanacağı konusunda net bir yol haritası ortaya konmadı.

Taraflar ayrıca 1 Nisan 2025'te Kürt silahlı güçlerinin Halep'teki bölgelerden çekilmesini öngören bir anlaşma daha imzaladı.

Çatışmalardan sonra Halep'teki Şeyh Maksud mahallesinin havadan görünümü. Binalar harabeye dönmüş durumda. Önde bir cami arkada ise apartmanlar var.

Kaynak, Bakr Al Kasem/Anadolu/Getty Images

Fotoğraf altı yazısı, Çatışmalardan sonra Halep'teki Şeyh Maksud mahallesinin havadan görünümü.

Taraflar birbirlerini anlaşmalara uymamakla suçlarken Şam yönetimi, Ocak ayında Halep'te operasyon başlattı.

Eşrefiye ve Şeyh Maksud mahallelerinde 6 Ocak'ta çıkan çatışmalarda onlarca kişinin hayatını kaybettiği ve yaralandığı düşünülüyor.

Reuters haber ajansına göre çatışmaların ardından 140 binden fazla kişi yaşadıkları bölgeleri terk etti.

11 Ocak'ta ateşkes ilan edildi. Bunun ardından silahlı Kürt güçler, iki mahalleden çekilerek Fırat'ın doğusuna tahliye edildi.

Salı günü Suriye ordusu ve SDG arasında Fırat'ın batısında başlayan çatışmalar, operasyonların devam etme ihtimaline işaret ediyor.

Ömer Çelik'ten 'terörsüz Türkiye, terörsüz bölge' açıklaması

Bu süreçte Ankara'dan yapılan açıklamalarda, yaşananlardan dolayı SDG eleştirildi.

Türk güvenlik kaynakları, çatışmalardaki sivil kayıplarla ilgili Kandil'i suçladı.

Kaynaklar, iktidarın "Terörsüz Türkiye" adını verdiği sürecin devam ettiğini ve Halep'teki gelişmelerin süreci etkilemeyeceğini belirtmişti.

2024'te başlayan çözüm sürecini AKP, "Terörsüz Türkiye" Abdullah Öcalan ve DEM Parti ise "Barış ve Demokratik Toplum" süreci olarak nitelendiriyor.

Demirören Haber Ajansı'nın (DHA) aktardığına göre ise Cumhurbaşkanı Recep Erdoğan, SDG güçlerinin Halep'ten tahliyesinin Suriye'de "kalıcı barış, huzur ve güvenliğin tesisi açısından önemli bir kazanım olduğunu" belirtti.

SDG'nin "maksimalist ve irrasyonel" taleplerde bulunduğunu savunan Erdoğan, buna karşın Şam yönetiminin "kuşatıcı bir anlayışla" hareket ettiğini ve bu yaklaşımın devam etmesinin Suriye halkının hayrına olacağını söyledi.

Ömer Çelik açıklama yapıyor. Arkasındaki duvarda AKP logosu gözüküyor.

Kaynak, Betul Abali/Anadolu/Getty Images

Fotoğraf altı yazısı, Ömer Çelik, "SDG'nin ortaya koyduğu tutum, terörsüz Türkiye ve bununla entegre olan, iç içe olan terörsüz bölge hedefini sabote etmeye dönük bir girişimdir" diyor.

AKP'li Ömer Çelik ise 12 Ocak'ta yaptığı açıklamada, "Terörsüz Türkiye konusunda Suriye'de SDG'nin ortaya koyduğu tutum, terörsüz Türkiye ve bununla entegre olan, iç içe olan terörsüz bölge hedefini sabote etmeye dönük bir girişimdir" dedi.

Çelik, "Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge süreci, yoluna bilinen yol haritasıyla, terörden arınmış bir Türkiye ve bölge hedefine ulaşmak maksadıyla aynen devam edecektir" diye konuştu.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli de partisinin grup toplantısında, hem SDG'yi kendini feshetmeye çağırdı hem de SDG'lileri Ankara'ya davet çağrısı yapan DEM Parti tepki gösterdi.

KCK Yürütme Kurulu Eş Başkanı Bese Hozat oturarak bir açıklama yapıyor.

Kaynak, SHWAN MOHAMMED/AFP/Getty Images

Fotoğraf altı yazısı, KCK Yürütme Kurulu Eş Başkanı Bese Hozat

KCK'dan süreç konusunda eleştiriler

KCK ise Halep'te yaşananlardan dolayı Şam yönetimini ve Türkiye'yi suçladı.

Örgüt, operasyonların "Halep'i Kürtsüzleştirmeyi amaçladığını" savundu.

KCK, Halep'te yaşananların ve Türk yetkililerinin yaklaşımlarının "barış ve demokratik toplum sürecinin sabote edilmesi anlamına geldiğini" belirtti.

Ömer Çelik'in ifade ettiği "terörsüz Türkiye, terörsüz bölge" kavramlarının birlikte kullanılmasının da eleştirildiği KCK açıklamasında, "Bu saldırıların Kuzey-Doğu Suriye ve Kürtlerin yaşadığı tüm bölgeye yayılacağını ortaya koymaktadır" ifadeleri kullanıldı.

KCK, hükümeti ve devlet yetkililerini sürecin başarısı için gerekli adımları atmaya çağırdı.

Süreçle ilgili önümüzdeki dönemdeki olası yasal düzenlemeler konusunda ise, "Bu süreçte doğrudan hareketimizi hedef alan saldırılar, hazırlandığı söylenen özel geçiş yasasının da bir çözüm adımı olmayacağını göstermektedir" yorumu yapıldı.

Açıklamada "Halkımız ve demokrasi güçleri de Türk devletinin süreci sabote eden politikalarını durdurmaları için demokratik temelde mücadeleyi yükseltmelidir" ifadesi de yer aldı.

2013-2015 sürecinde Suriye etkisi

Türkiye'de 2013 ve 2015 arasında yürütülen çözüm sürecinin seyrinde Suriye'de yaşanan gelişmelerin önemli etkisi olmuştu.

Son yaşananlar da ortadaki bağlantıyı bir kez daha hatırlattı.

2015'teki çözüm sürecinin çökmesinden sonra Öcalan'la görüşmenin detayları olduğu iddia edilen notlar, Avrupa'da PKK'ya yakın bir yayınevi tarafından "İmralı Notları" adıyla yayımlanmıştı.

Bugüne kadar yalanlanmayan bu notlarda Öcalan'ın o süreçte, Suriye için "kırmızı çizgim" dediği aktarıldı.

3 Ekim 2025'te, DEM Parti milletvekili ve İmralı heyeti üyesi Pervin Buldan, Abdullah Öcalan'la yaptığı görüşmede, Öcalan'ın "Suriye ve Rojava kırmızı çizgimdir" dediğini aktardı.

2014'te, Diyarbakır'daki 6-8 Ekim olaylarında yaşanan bir sokak çatışması. Yerde eşyalar yanıyor. Yüzleri kapalı eylemciler ellerinde taşla yürüyor.

Kaynak, ILYAS AKENGIN/AFP via Getty Images

Fotoğraf altı yazısı, 2014'te, IŞİD'in Kobane (Arapça Ayn el-Arab) saldırıları sonra Türkiye'de 6-8 Ekim'de düzenlenen gösterilerde şiddet olayları yaşanmış, onlarca kişi ölmüştü.

Öcalan, son yayımlanan yeni yıl mesajında ise 10 Mart'ta imzalanan mutabakat çerçevesinde dile getirilen temel talebin "halkların kendi kendini bir arada yönetebileceği demokratik bir siyasal model" olduğunu vurguladı.

Öcalan, Türkiye'nin bu süreçte "kolaylaştırıcı, yapıcı ve diyaloga açık bir rol üstlenmesinin hayati önemde" olduğunu da ekledi.

Türkiye, SDG'yi PKK'nın bir kolu olarak görüyor ve PKK ile birlikte SDG'nin de kendisini fesh etmesi gerektiğini savunuyor.

Suriyeli Kürt temsilciler ise Suriye'deki şartların farklı olduğunu, ana konunun silah bırakmaktan ziyade entegrasyon olduğunu belirtiyor.

Ankara'dan son dönemde sık sık SDG'ye yönelik hem İsrail'le ilişkileri hem de 10 Mart mutabakatına uyum gibi başlıklarda sert eleştiriler geliyor.

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş açıklama yapıyor. Arkasında Türk bayrakları var.

Kaynak, Dilara Irem Sancar/Anadolu via Getty Images)

Fotoğraf altı yazısı, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş'a göre Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu "son eşiğine geldi".

Komisyonda son durum ne?

Süreç kapsamında Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) bünyesinde kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun 31 Aralık'ta dolan çalışma süresi, iki ay daha uzatılmıştı.

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, komisyonun durumuyla ilgili 24 Aralık'ta yaptığı son açıklamasında komisyonun son eşiğine geldiğini söylemişti.

Kurtulmuş'a göre bu son eşik, "ortak bir rapor yazılması ve bu raporun TBMM Genel Kurulu'na verilerek buradaki tekliflerin yasalaşması ve diğer tekliflerin yerine getirilmesiyle ilgili sürece öncülük edilmesini" içeriyor.

Komisyonun ortak rapor konusundaki çalışmalarının sürdüğü aktarılıyor.