Ankara'dan Halep açıklaması: 'Sorumlu Kandil; Türkiye'deki süreci etkilemeyecek'

Kaynak, REUTERS/Khalil Ashawi
- Yazan, BBC News Türkçe
- Bildirdiği yer, Londra
- Okuma süresi: 4 dk
Ankara'da güvenlik kaynakları, Halep'te Kürt nüfusun ağırlıkta olduğu Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerinde yaşanan çatışmalardaki sivil kayıplarıyla ilgili Kandil'i suçladı.
Kaynaklar, iktidarın "Terörsüz Türkiye" adını verdiği sürecin devam ettiğini ve Halep'teki gelişmelerin süreci etkilemeyeceğini belirtti.
10 Ocak'ta paylaşılan kapsamlı değerlendirmede, Suriye hükümetinin, Kürt güçlerinin Halep'teki Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerini çatışmasız şekilde terk etmesi için yaklaşık 10 aydır çeşitli seviyelerde siyasi müzakereler yürüttüğü belirtildi.
Ancak örgütün "masada zaman kazanmaya çalışırken sahada saldırılarını sürdürerek bölgeyi istikrarsızlaştırdığı" iddia edildi.
5 Ocak'ta başladığı belirtilen çatışmalarda, Milli İstihbarat Teşkilatı'nın (MİT), "ilk andan itibaren uzlaşı ve diyalog yolu ile çatışmaların sonlanması için yoğun çaba" gösterdiği belirtildi.
Kaynaklar daha önce MİT'in Suriye hükümeti ve ABD ile yakın temasta olduğunu açıklamıştı.
Buna göre SDG ile çeşitli kanallardan irtibat kuruldu.
Güvenlik kaynakları tarafından yapılan son bilgilendirmede, "SDG Genel Komutanı Mazlum ABDİ, Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi Dış İlişkiler Dairesi Eşbaşkanı İlham Ahmed ve bazı isimler uzlaşıya açık bir tavır sergiledi" ifadesi yer aldı.
DEM Parti: 'SDG yöneticilerini Ankara'ya davet edin, çözümü birlikte arayın'
DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan, Halep'te SDG ve Şam yönetimi arasındaki çatışmalara dair 11 Ocak Pazar günü bir basın toplantısı düzenledi.
Eş başkanlar, Şeyh Maksud ve Eşrefiye'de "geçici yönetim adı altında HTŞ ve ona bağlı çetelerin gerçekleştirdiği saldırıların" durdurulması ve SDG yöneticilerinin Ankara'ya davet edilmesi çağrısında bulundu.
Bakırhan, "Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın, 'ya güç görecekler ya da güç tehdidi' şeklindeki ifadeleri diplomasinin değil çatışmanın siyaset dilidir" diyerek eleştirdi.
Bakırhan bunu "İmralı'dan yükselen barış iradesini Suriye sahasında bastırma girişimi" olarak nitelendirdi ve şöyle devam etti:
"Halep'te çözümü baltalarsak Ankara'daki çözümü de baltalarız niyeti var burada. Bu tehlikeli oyunu herkes görmeli. Çözüm mümkündür ve ortadadır. Ne yapmak lazım? SDG yöneticilerini Ankara'ya davet edin, bir masada oturun, konuşun, çözümü birlikte arayın."
Halep'te varılan ateşkesin kalıcı hale gelmesinin önemli olduğunu belirten Hatimoğulları da, "Türkiye'de iktidarın ve devletin Suriye'deki çatışmanın değil diyaloğun tarafında olmalı, diyaloğun tesisi için görev ve sorumluluk üstlenmelidir" dedi.
'Kalın ve savaşın talimatı'
Harekatın ilk aşamalarında ciddi bir çatışma yaşanmazken, "Şeyh Maksud mahallesi kuşatıldıktan sonra Kandil yönetiminden bölgede sıkışan unsurlarına 'kalın ve savaşın' talimatı" geldiği iddia edildi.
Reuters haber ajansı, 10 Ocak'ta Suriye'deki üç güvenlik kaynağına dayandırdığı haberde, bazı Kürt savaşçılar, komutanlar ve ailelerinin ülkenin kuzeydoğusuna götürüldüğünü bildirdi.
Buna göre yaklaşık 300 Kürt savaşçının Şeyh Maksud bölgesinde kalıp savaşmaya devam etmeyi tercih ettiği bildirildi.
Güvenlik kaynakları devam eden çatışmalardaki "tüm kayıpların" sorumluluğunun Kandil'de olduğunu belirtti.
Açıklamada, Suriye ordusunun Şeyh Maksud'un "tümünde kontrolü sağlamış olmasına rağmen hastane ve çevresindeki bazı binalara yerleşen PKK kadrolarının, sivil halkı ve hastaneleri canlı kalkan olarak" kullandığı belirtildi.
PKK'nın bölgedeki tüneller aracılığıyla saklandıkları noktalardan keskin nişancı atışları yaptığı iddia edildi.
Bunların pek çok Suriye güvenlik görevlisinin ölümüne neden olduğu belirtildi.
Suriye Demokratik Güçleri, X hesabından yaptığı açıklamalarda, çatışmada sivilleri hedeflediğine ve tünellerin kullanıldığına dair iddiaları reddetti.
Grup , bağımsız uluslararası insan hakları komitelerini hastaneyi ziyaret etmeye çağırdı.
SDG, Şam güçlerinin Halid Fecr hastanesindeki sivillere saldırılarda bulunduğunu ve bu iddialarla "suçlarını haklı çıkarmaya" çalıştığını iddia etti.
SDG, hastane saldırılarında Türkiye'ye ait Akıncı insansız hava araçlarının kullanıldığını da öne sürdü.
Ankara'daki güvenlik kaynakları bu iddialara değinmedi.
Bölgede yaşananların bir Arap - Kürt çatışması olmadığını söyleyen kaynaklar, PKK'nın "SDG üzerindeki baskısının Suriye'de siyasi uzlaşı zeminine zarar verdiğini" vurgulandı.
"Yaşanan tüm bu olaylara rağmen, Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'n liderliğinde başlayan Terörsüz Türkiye süreci devam etmekte olup, söz konusu bu olaylar süreci akamete uğratamayacaktır" denildi.
ABD'den mesaj: 'Tüm tarafları diyaloğa geri dönmeye çağırıyoruz'
Diğer yandan ABD'nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, Suriye'deki geçiş hükümeti lideri Ahmed Şara ve Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani ile Halep'teki son gelişmelerin de ele alındığı bir görüşme yaptı.
X hesabından açıklamalarda bulunan Barrack,"Tüm tarafları azami itidal göstermeye, derhal düşmanlıkları durdurmaya ve Suriye hükümeti ile SDF arasında 10 Mart ve 1 Nisan 2025 tarihlerinde imzalanan anlaşmalara uygun olarak diyaloğa geri dönmeye çağırıyoruz" dedi.
Suriye'de Şam yönetimiyle ülkenin kuzeydoğu bölgelerini kontrol eden Suriye Demokratik Güçleri (SDG) 10 Mart 2025'te anlaşmaya vardı.

Kaynak, X
Anlaşma, Suriye'deki tüm etnik ve dini azınlıkların haklarını güvence altına alıyor, SDG kontrolündeki bölge ve altyapıların Şam'a bağlanmasını ve SDG'nin Suriye Ordusu'na entegre edilmesini öngörüyor.
Ancak nasıl uygulanacağı konusunda henüz net bir yol haritasında anlaşma sağlanamadı.
1 Nisan'da varılan devam anlaşması ise Kürt silahlı güçlerinin Halep'teki bölgelerden çekilmesi öngörülüyordu.
Görüşmede ABD Başkanı Donald Trump ve Dışişleri Bakanı Marco Rubio'yu temsil ettiğini söyleyen Barrack, Rubio'nun ekibinin, Suriye hükümeti ile SDG arasında, "Suriye'nin birliğine saygı duyan, tek egemen devlet ilkesini savunan ve tek meşru ulusal ordu hedefini destekleyen kapsayıcı ve sorumlu bir entegrasyon sürecini ilerletmek için yapıcı bir işbirliğini kolaylaştırmaya hazır" olduğunu belirtti.
"Suriye'nin komşularını ve uluslararası toplumu bu vizyonu desteklemeye ve gerçeğe dönüşmesine yardımcı olmak için gerekli işbirliğini ve yardımı sağlamaya çağırıyoruz" ifadesini kullandı.










